Criminal Minds Sezon 1 Bölüm 8

Ocak 02, 2016
Cahil Okur'dan merhabalar...

BÖLÜM 8


Robert Oxton Bolton “İnanç yalnız aklın egemen olduğu bir fikir değil, akla egemen olan bir fikirdir”

BAU ekibimizi yine yoğun bir gün beklemekte. Texas’a doğru giden trendeki yolcular bir akıl hastası tarafından kaçırılır. Ve trende ekibin en yeni üyesi olan Elle’de vardır.

Olay yerine giden ekip çalışmalarına ofisten çıkmadan hemen önce başlar.Bu adam ne istemektedir? Hedefi nedir? Yerel FBI ofisi ile yapılan görüşmede en yetkili kişi ile görüşmek istediğini belirtir. En yetkili kişi kimdir peki?

Gideon en yetkili kişi olmasalar da bunun zanlının bilmediğini ve onu kandırmanın bir yolunu bulur. Olay yerine gidildiğinde hemen araçtan inilmeyecek ve de inildiğinde asla trene bakılmayacaktır. Sirenler açılarak olay yerine gelinir ve 2 dakika sonra araçtan inilir. (Burada kafa takılan tek soru şu oldu;  “En yetkili kişi”nin aracından 5 kişinin inmesi… Beklide Türk olmamızdan kaynaklıdır bu sorunun oluşması bizim makam araçlarından bu kadar kalabalık bir ekip asla inmez.)



Yapılan görüşmeler sonrasında zanlı Dr Bryar “O’nun çıkartılmasını” ister. “O” nedir peki? Görüntüleri inceleyen BAU ekibi Dr. Bryar’ın kolundaki kesikleri görünce istediğinin kolundaki çipin çıkartılmasını anlar. Ancak gerçekte çip yoktur! Buna inanan bir adamı (akıl hastası) çipin olmadığına inandırmak is kesinlikle imkansızdır. Dr. Reid çipi çıkarma operasyonuna talip olur ve üniversiteden kalma bir el çabukluğu ile bu işi çözeceğini söyler. Reid içeri girer…

Çipin sahte çıkarılma operasyonu başarılı gider ancak Reid içeri girmeden önce alınan bir an önce dışarı çıkma kararı maalesef uygulanamaz ve Reid’de Elle ile birlikte rehin alınan ikinci FBI ajanı olur.

Dr. Bryar (zanlı) Reid’e ikinci bir çip olup olmadığını sorar, cevap elbette ki hayırdır. Ancak kendisini buna inandırmak için Dr. Bryar’ın hayali dostu Leo’dan yardım alan Reid sonunda zanlının üstüne gider. Onu zorlar… İyice yaklaşması ardından Reid’in Bryar’ın üzerine atlaması anında SWAT ekibi operasyona başlar ve bir silah sesi duyulur. Görüntüdeki yolculardan biri elindeki silahla şunu söyler; “Yapmak zorundaydım, bizi öldürecekti.” Dr. Bryar yaralı olarak ele geçirilir, ekip zayiat vermeden kurtulur.



GÜLÜMSETEN SAHNE


Elle: Reid muhtemel orada hayatımı kurtardın
Reid: Muhtemelen mi? Kesinlikle hayatını kurtardım. Ve bunun kaydedildiğinden kesinlikle eminim.

DÜŞÜNDÜREN SAHNE


Gideon: İyi misin?
Elle: Evet, iyiyim babacığım
G: Elle
E: Evet

G: Bana bir daha asla baba deme



Criminal Minds Sezon 1 Bölüm 7

Ocak 02, 2016
Cahil Okur'dan merhabalar.... 

Criminal Minds izlemeye devam ediyorum. Bu diziye kesinlikle hayranım :) Lafı uzatmadan değerlendirmeye geçeyim. 


BÖLÜM 7 / Tilki

“Tilkilere karşı tilki olmak gerekir…”

Yeni bir olay ve yeni bir macera... 

Bir zanlı düşünün; tatile çıkmaya çalışan ailelerin evine giriyor ve ailenin her ferdini öldürüyor. Sanırım hayal etmesi bile oldukça kötü ve dehşet verici bir durum.  Peki ekibimiz bu konuda neler yapıyor?

Yakalanan ilk zanlı öldürülen ailelerden birinin eski bir üyesi yani kadının eski kocası... Üzerinde maddi deliller var ancak konuşmaktan uzak duruyor. Dr. Reid'i zanlı ile konuşması için odaya sokuyorlar ve pısırık zeki oğlanımız kendisinden korka korka içeri giriyor. Adam bir hayli heybetli, gerçekten korkulacak kadar var. Ancak Reid'in bu davranışın oyun olduğunu adamı konuşturmaya başladığında öğreniyoruz. 
Ajan Jason Gideon ve Derek Morgan son katledilen ailenin evine gidiyorlar. Morgan her zamanki kendisini zanlının yerine koyuyor ancak içinden çıkamadıkları bazı durumlar var. Gideon üst kata çıktıklarında “Help me!” diye bağrıyor ve tüm mahalleyi ayağa kaldırıyor. Sonrasındaki soru ise şu “Neden kimse onları duymadı?”
Araştırmalar neticesinde son katledilen iki ailenin de aile terapistlerine gittikleri anlaşılıyor. Ancak şöyle bir sıkıntı var; profile göre zanlının beyaz erkek olması lazım. Ancak terapist bir kadın. Yapılan araştırmalar sonrasında bayan terapistin 1iş yoğunluğu nedeniyle bazı dosyaları yarı zamanlı çalışan bir meslektaşına aktardığı öğreniliyor ve zanlının peşine düşüyorlar.
Zanlı eşiyle ayrılmış ve iki çocuk babası. Ancak belirlenen adreslerde yok. Sonrasında dosyalar araştırılmaya başlanıyor ve aile bulunuyor ve operasyon ile zanlı ele geçiriliyor. Ancak bir sıkıntı var; elde maddi delil yok. Hem de hiç.
JJ ve Gideon sorgu odasına girerken şu konuşmayı yapıyor;

JJ: İtiraf etmediği sürece onu içeri atamayız.
G: İçerisini istediğim hale getirdiniz mi?
JJ: Evet
G: O zaman bir şansımız var.

Sorgu başlıyor ve her şey zanlının lehine. Ancak onu rahatsız eden bir şey var. Arkasında olaylarla ilgili olarak asılı olan resimlerin yerleri farklı. Olması gereken yerde değiller. Sonunda adam duramıyor ve bunu dile getiriyor. Gideon elbette can alıcı soruyu soruyor;

- Sen bunu nasıl bilebilirsin ki?

Ve olay çözüme kavuşur, zanlı itirafta bulunur. Gerçekten senaristlerin aklına hayran kalmış durumdayım. Bu diziyi bu kadar uzun zamandır neden izlemedim bilmiyorum. Başından kalkamıyorum.

GÜLÜMSETEN SAHNE


Dr. Reid ve Penelope maktullerin sağlık kayıtlarını inceliyorlar.

DR. Reid: - Sağlık bakanlığının veri tabanına mı girdin? Bu yasadışı değil mi?
Penelope: Evet küçük pislik. İkimizi de içeri atacaklar ve sen birinin or…pusu oalcaksın.

DÜŞÜNDÜREN SAHNE



Olay çözülür ve ekip masadadır. Aaron Hotchner’ın bulduğu maddi kanıtlar masadadır. Gideon masadaki kutulardan birinin içindekileri boşaltır ve masaya 8 adet alyans dökülür…

Criminal Minds Sezon 1 - Bölüm 1-2-3-4-5-6

Aralık 31, 2015
Cahil Okur'dan herkes merhabalar...

Yeni bir bölümle karşınızdayım. Aslında uzun zamandır izlediğim dizileri yorumlama noktasında bir hayalim vardı ama nasip bugüneymiş diyelim. Blogumun bu bölümüne Criminal Minds ile başlamak istedim..

Criminal Minds uzun süredir takip ettiğim ancak bir türlü düzenli olarak izleyemediğim bir diziydi. 2016'ya girdiğimiz şu günlerde artık başlamanın vakti geldi diyerek diziye sıfırdan başlayarak izlemeye başladım. Kısaca diziden bahsedecek olursak şunları söyleyebiliriz.;

Criminal Minds, ilk yayınına 22 Eylül 2005 tarihinde başlayan ABD'nin CBS kanalında yayını süren polisiye dizisi. Seri, Quantico, Virginia merkezli bir FBI Davranış Analiz Birimi'ndeki (BAU) profilcileri ele alır. BAU Şiddet Suç Analizi, FBI Ulusal Merkezi'nin bir parçasıdır.

Ekip insan davranışları noktasında etkili bir bilgiye sahiptir. Peşinde oldukları katiller, tecavüzcüler, bombacılar vs tüm kötü adamların karakter analizlerini yaparak buna göre hareket ediyorlar. Bu da sizin insanların aslında ne kadar açık bir şekilde kendilerinin ne olduğu noktasında size bilgiler sunduğunu anlamanıza yardımcı oluyor.

Dizinin en çok sevdiğim kısmı ise kesinlikle kitaplardan yaptıkları alıntılar. Aklınıza hangi ünlü düşünür ya da yazar geliyor? Hepsini bu dizide bulabilirsiniz. 
Ekibe kısaca göz atacak olursak;

Ajan Jason Gideon (Mandy Patinkin) : Ekibin başı konumunda. Bizim arka sokaklardaki Rıza Baba misali. Nedense diziyi izlerken sima olarak da Rıza Baba ile Ajan Gideon’un birbirlerine oldukça fazla benzediklerini fark ettim. Ancak Ajan Gideon bilgileri ve sezgisiyle hareket ederken Rıza Baba biraz daha duygusal davranıyor. Ne de olsa o bizim Rıza Babamız J

Aaron Hotchner (Thomas Gibson): Ekibin ikinci adamı. Net kararlar verebilme ve soğuk bir görünüme sahip. Ancak bildiğim şudur, peşine düştükleri adamı yakalamadan rahat etmeyen bir adam. Peşinde oldukları adamlar gibi kendisinin de “biraz” sorunları olduğu kanısındayım.

Elle Greenaway (Lola Glaudini): Ekibin bir parçası olmaya çalışan genç bayan rolünde. Aslında stajyerlik gibi bir durumu var sanıyorum. Diğer üyelere nazaran daha pasif bir role sahip.

Derek Morgan (Shemar Moore): Bu adamın kadınlarla ilgili bildiği bir şey var ama ne? Dizideki kadınların hepsi kendisinden hoşlanıyor. Yakışıklı da bir arkadaş açıkçası. Dizide kötü adamların neler düşündüğünü anlamaya çalışan adam olarak tanımlayabilirim kendisini. Sürekli olarak olay mahallinde kötü adamlar gibi düşünmeye çalışırken kendisini görebilirsiniz.

Dr. Spencer Reid (Matthew Gray Gubler): İşte en beğendiğim adam bu… Dr. Reid dizinin dahi çocuğu konumunda. Gerçekten de oldukça zeki ve her konuda bilgisi olan bir adam. Ve acayip hızlı okuma yeteneğine sahip. Bu adamın yerinde olmayı istedim açıkçası…

Jennifer "JJ" Jareau (A.J. Cook): Biraz geri planda kalan bir isim… Daha çok profili çıkartılan suçlular hakkında açıklama yaparken ya da ekibe yeni bir iş getirirken kendisini görüyoruz. Perdenin arkasındaki patron gibi bir şey…


Penelope Garcia (Kirsten Vangsness): Dr Reid eğer dizinin zeki çocuğu ise Penelope ise kesinlikle Bilgisayar kadın olmalı… Bu kadının bilgisayar ile yapamayacağı şey yok sanırım. 

Gelelim ilk 6 bölümden aklımızda kalanlara.... 

  • Geride kalan bölümlerde beni en çok etkileyen kısım sanırım 4 bölümün sonunda (tam emin değilim) Ajan Gideon'un bombacı ile yaptığı pazarlık sahnesiydi. Gideon bombacıdan ve onun yüzünden ölüme gönderdiği ajanların ailelerinden özür diliyordu. bunun karşılığında ise bombacı taklitçinin bombasını imha etmelerine yardım ediyordu. Ancak bir sıkıntı mevcut; kırmızı tel mi mavi tel mi? Bombacı kırmızı dese de Gideon mavi teli kestiriyor. Sebebi mi? Bombacı ile yapılan ilk görüşmede bombacının söylediği bir cümle; "Buraya kapatılacağımı ve hayatımın yeniden mahvolacağını bilsem de o düğmeye yine basardım. O hazzı yaşamaktan vazgeçmezdim" Basit bir cümle ancak bir çok hayatı kurtarıyor. 
  • 6. Bölümün sonunda Aaron Hotchner ve Dr. Reid arasında yaşananlarda oldukça güzeldi. Beklediğiniz bir hamle olsa da suçluyla oynadıkları oyun oldukça zevk veriyor. Hotchner, Reid'e birçok defa yardım etse de silah konusunda bir ilerleme kaydetmediği için kızıyor. Zanlı gibi kendisininde mükemmel olduğunu ancak iş arkadaşlarının onu yavaşlattığından ve başarısızlığa sürüklediğinden bahsediyor. Reid'i tekmelemek için zanlıdan izin alıyor ve tekmelemeye başlıyor. Sonunda Reid, Hotchner'in ayak bileğindeki silah ile zanlıyı öldürüyor. Son sahnedeki konuşma ise mükemmel; - Güzel atıştı + Ayağına nişan almıştım (Zanlı alnından vurularak öldü... )

Biraz uzun bir yazı oldu ama diziyi de kısaca tanıtmış oldum. İlerleyen bölümlerde daha kısa ve spoiler olmadan yorumlamaya çalışacağım umarım beğenirsiniz. 


Aralık'ın Ardından

Aralık 31, 2015
Cahil Okur'dan herkese merhabalar...

Bir senenin daha sonuna gelmiş durumdayız. Aynı zamanda da Aralık ayı Soma'ya ülke genelinde olduğu gibi karla veda ediyor. Açıkçası her dışarı baktığımda daha çok üşüdüğümü söylemem gerekiyor. Bu aya oldukça hızlı başlasam da sonuna doğru kitaplardan biraz uzaklaştım. bunda balıklarımın büyük etkisi var. son günlerde zamanımın büyük bölümünü onlarla geçiriyorum. Bu arada yeni yıla yeni yavrular ile giriyorum. 17 tane yeni yavru aldım ve sırada bekleyen hamile balıklarım var. Yeni yıl bana biraz bereketli geliyor sanırım :)

Neyse lafı fazla uzatmadan geride kalan ayda okuduklarıma genel bir bakış atmaya geçelim...


İlk kitaptan aldığım zevki ne yazık ki bu kitapta alamadım. ancak yinede sevdiğim eserler arasında yerini aldı. 

Bu ay okuduğum klasiklerden bir tanesi.... Arkadaşlarımla çokça makarasını yaptığımız eserlerden bir tanesiydi. Okumak şimdiye nasip oldu. ancak hala sonunu düşündükçe bir şeyler eksik kaldı hissine kapılmıyor değilim. 

Bu seriyi okuyanların hala neyi bu kadar abarttıklarını anlayabilmiş değilim ne yazık ki... Okuduğum her satırda ha şimdi bir şeyler olacak, ha şimdi derken kitabı bitirdim. İstediğim gibi bir kitap olmadı ilk kitap gibi. 

PuCCA okumayı seven bir erkek mi? O benim sanırım. Ancak serinin en az beğendiğim kitabı bu oldu. Ankaralıya ısınamamış olmamın etkisi bunda büyük sanırım. 

PuCCa Günlükleri'nin dördüncü kitabı... Serinin güzel parçalarından bir tanesi. Okuduğunuzda zevk alacağınızdan eminim. Ancak diğer kitaplarında yaptığım uyarıyı yine yapayım; sadece gülüp geçmeyin PuCCa'nın ailesi olan bağlarını ve geçmişini anlamaya çalışın derim. 

Son olarak Kavgam'a başlamıştım ancak sanırım onu okumaktan vazgeçeceğim. Son 7-8 gündür kitap okuyamamış olmamanın bir başka nedeni de kendisi. Bu gece kitap okumak yok, Yarın yeni bir kitap ile yeni yıla başlayacağım. 

26: KİTAP YORUMU: Ay Hadi İnşallah! - Pucca Günlük 4. Kitap

Aralık 24, 2015

Ay Hadi İnşallah! - Pucca Günlük 4. Kitap

Yazar: Pucca
Yayınevi : Okuyan Us Yayınları

"Ne anneler, ne eski sevgililer ne de etrafta dolanan s.tükler! Bu kez başaracam, bu kez o duvağı takcam! Hiçbir şey önüme engel olamayacak… Sen bile! Kaderimde yokmuş, falımda çıkmıyormuş, o adam bana göre değilmiş… Hiiiiiiiiiç anlamam, dinlemem, o adam buraya gelecek! Ayy hadi inşallah!"

"İskambil kâğıtlarından ev yapıyorum kendime Vale'yi saklıyorum, Kız'ı kıskanıyorum, As'la hayaller kuruyorum. Hep birşeyler eksik kalıyor, sayılar başımı döndürüyor. Fal bakıyorum maça aramızı bozuyor, papaz kaçıyor. Ve ben kâğıttan evin içine bir türlü sığamıyorum…"

Bu kitabın okuyucularına bir uyarısı olsaydı, o da "Pucca bu, anılarını mutlaka okuyun ama sakın ola ilişkinizde uygulamayın!" olurdu… Sosyal Medya'nın kraliçesi Pucca, 4. kitabı Ay Hadi İnşallah'ta yine kadın zekâsını, komikliğini, sinsiliğini, şaşkınlığını ve hani o bildiğimiz, "Ne onunla ne onsuz!" aşkı en yalın haliyle yazdı… İlk kitabından itibaren başına gelen her şeyi tüm samimiyetiyle anlatıp çoğu zaman, "Sanki beni anlatmışsın…" dedirten Pucca'nın günlüğünde bu kez en bilinen aşkı Ceri ile olan hikâyesini okuyacağız.

Her durumdan bir kavga çıkaran, her kavgada ayrılan, her ayrılıktan 10 dakika sonra barışan Pucca ve Ceri'yi okurken, bakalım siz hangi tarafta yer alacaksınız?
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese merhabalar arkadaşlar.

Sizlerden ayrı kaldığım dönemde okuduğum kitaplardan biri de PuCCa Günlükleri’nin 4.’sü olan Ay Hadi İnşallah’tı…

Kitap sizi kapağındaki “Nereye kadar seveceksin? Ne kadar seveceğin umrumda değil…” sözleriyle karşılıyor. 3. kitabın ardından yeniden günümüze dönüyoruz ve PuCCa’nın Ceri ile olan ilişkilerine şahit olmaya devam ediyoruz.

PuCCa ve Ceri’nin ilişki terapisti olduğunu tahmin ettiğim bir doktoru ziyareti ile başlayan kitapta PuCCa yaşadığı çetrefilli ilişkileri anlatmaya devam ediyor. Bu arada PuCCa fal meraklısı bir kadın haline gelmiş durumda. Fala inanma falsız da kalma misali hayatında da baktırdığı falların etkisi bir hayli fazla oluyor elbette.

Okuduğum kitaplarda konuya fazla girmeyi sevmediğimi, spoiler vermekten kaçındığımı  artık biliyorsunuz diye düşünüyorum. Ancak konuya girmeden de bu kitap nasıl anlatılabilir bilmiyorum açıkçası. PuCCa’nın hayatına dair anlattıkları gerçekten sizi kendisine bağlamaya yetiyor. Bazen PuCCa hakkında “ne kötü kızmış bu ya!” diyorsunuz, bazen de “İnsan evladı bu kızın yanında yaşlanmaz!” diyorsunuz.

Geride kalan 4 kitapta da beni en çok etkileyen bölümler PuCCa’nın ailesi ile olan ilişkilerini anlattığı kısımlar oldu. Gerçi ailesi demek genel bir tanım oldu daha doğrusu bunun annesi ile arasındaki ilişki çıkmazları ve geçmişine dönük anlattıkları demek daha doğru olur. Ay Hadi İnşallah’ta merakla beklediğim karşılaşma oldu. PuCCa annesi ile bir araya geldi. Zodyaklı (küçük kız kardeşi olur kendisi) da onlarla beraberdi.

Onun annesi ile benimse babamla olan bazı problemler nedeniyle görüşmememiz nedeniyle daha bir dikkatli okudum bu kısımları diyebilirim. Sanki daha bir yakın gördüm kendime o satırlarda PuCCa’yı… Ancak annesinin anlattıklarının benim açımdan bir geçerli tarafı olmadığını belirteyim. Bu kadar basit olmamalı her şey diyorum. Bu kadar basit olmamalı, olamamalı…

Velhasıl kelam PuCCa’nın annesi ile buluştuğu kısımları ve PuCCa’nın bize o satırlarda anlattıkları hafiften duygusala bağlanmanıza neden olabilir, şimdiden uyarıyım. Ailesi ile ilgili olarak ilk defa bu kitapta göreceğiniz bir diğer ayrıntı ise erkek kardeşinden bahsetmesi. Zodyaklı gibi kendisine bir takma ad uydurmasa da merakla beklediğim bir gerçeği de bu kitapta öğreneceksiniz sizde. Sürekli kardeşlerim diye bahsederken geride kalan kitapların hiçbirinde kendisinden bahsetmemişti. Gerekçesini kendisi belirtiyor, okuduğunuzda hak vereceğinize eminim.

Genel olarak aşk hayatını anlatan PuCCa’nın bu kitabında; Ankaralı, Erik, Pekmez ve Ceri’den sonra Adam ile tanışıyoruz. Adam kim mi? Okuduğunuzda ben gibi kendisine karşı bir antipati besleyebilirsiniz ancak anladığım kadarıyla şu an evli olduğu kişi oluyor bu Adam.

Serinin 4. kitabı da geride kaldı. 4 kitap arasında beğenime göre bir sıralama yapmam gerekirse eğer 2 – 4 – 1 – 3  derim ben. Beşinci kitap şu an beni bekliyor ama bu kadar kahkaha ve hafif duygusallıklar ardından ciddi bir kitap okumak istiyorum. Sıradaki kitabım Adolf Hitler’in “Kavgam” kitabı… PuCCa acaba bunu duysa ne derdi diye de geçmiyor değil aklımdan J
Bu arada bir şey daha demek istiyorum PuCCa’nın şu anda Hürriyet’te yazdığını biliyorum. Belki okuduğum tüm isimlerin gerçeklerine ulaşmak artık çok kolay ama araştırma yapmadan okumaya devam etmek istiyorum. Nedendir bilinmez böylesi daha güzel geliyor şu an gözüme. Belki seri bittikten sonra PuCCa’nın gazetede ve dergide yazdığı yazılara da bakarım.

Ve son olarak bir erkek okur olarak PuCCa hayranı olmak biraz abes mi olur? Ne dersiniz?

SEÇTİĞİM SÖZLER



  • Medeni olmak bildiğin gavatlık bence (Sayfa 11)
  • En sevdiğim şey sonu bir yere varmayan kadın dergisi testleri… (Sayfa 104)
  • Bir insanı değiştirebilirim diye girme o yola, ben bunun bu huyuna katlanabilir miyim diye düşün. Kimsenin huyu değişmez. (Sayfa 187)
  • Ne kadar güçlü olursan ol, birinin seni düşündüğünü bilmek kadar huzurlu bir şey yokmuş meğersem… (Sayfa 321)

SERİNİN DİĞER KİTAPLARI





25: KİTAP YORUMU: Yandaş

Aralık 23, 2015

Yandaş, Veronica Roth, Yandaş


Yazar: Veronica Roth
Çevirmen: Uğur Mehter
Yayınevi : Artemis Yayınları

Tek bir seçim
Seni dönüştürebilir

Tek bir seçim
Seni yok edebilir

Tek bir seçim
Kim olduğunu belirler

Birinin korkularını çekip aldığınızda, merhamet duygusunu da almış olursunuz.

Tris Prior'ın bir zamanlar inandığı topluluk sistemi çöküşün eşiğinde. Bu nedenle Tris, yeni bir dünya keşfetme fırsatını tereddütsüz kabul ediyor. Çünkü Tobias'la birlikte çitlerin ötesinde yalanlardan, iç içe geçmiş ilişkilerden ve acı hatıralardan uzak, yeni bir hayat kurma şansı olabilir. Oysa Tris'in öğreneceği gerçekler, ardında bıraktıklarından çok daha tehlikeli. Bildiği her şey anlamını hızla yitirirken, Tris insanın karmaşık doğasını anlamak için savaşmak zorunda. Tabii cesaret, dostluk, fedakârlık ve aşk gibi imkânsız seçimlerle de karşı karşıya.
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 528
Baskı Yılı: 2015

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Uyumsuz Serisi’nin üçüncü kitabı olan Yandaş’ı da artık okumuş bulunmaktayım. Kuralsız’ın nasıl bittiği hepinizce malum. Tris ve arkadaşları artık başka bir dünyanın olduğundan haberdar durumdalar. Bu da yeni bir sorunu meydana getirmekte; “Bizim dışımızdaki dünya nasıl bir yer?”

Elbette ki 16 yaşındaki Fedakarlık kızımız Beatrice Prior ya Cesur kızımız Tris (Artık onu ne şekilde görmek istiyorsanız) bu kendileri dışındaki dünyada neler var bilmek istiyor. Bu da maceranın başlangıcı anlamına geliyor.

Kitaba da adını veren ve yeni kurulan Yandaş topluluğu ile birlikte oluşturulan küçük bir grup Dostluk yerleşkesinin ilerisinde neler olduğunu bulmak için yola çıkıyorlar. Elbette bu yolculuk tam anlamıyla istedikleri gibi gittiğini söylemem. Konuya dair daha fazla bilgi vermemek adına burada konuyu değiştirmek gerekiyor sanırım.

Veronica Roth’un yazdığının serinin ilk iki kitabına göre bariz bazı farklar gözünüze çarpacak Yandaş’ı okurken. Önceki iki kitapta olaylar tamamen Tris’in gözünden anlatılırken, Yandaş’ta Tobias ya da Dört olarak bildiğimiz karakterde anlatıcı konumuna geçmekte. Ancak burada beni rahatsız eden durum şu oldu; eğer ki kitabı dikkatli okumuyorsanız bazen “Tris mi anlatıyordu, yoksa Tobias mı?” diye düşünmeden edemiyorsunuz.  Bunun temel nedeni ise her iki anlatım arasında herhangi bir farkın bulunmaması. Sonuçta iki karakteri de Roth konuşturuyor olsa da bazı farklılar olsa daha güzel olabilirdi diye düşünmeden edemiyorum.

Anlatılan konu bakımında aslında çok ta beklemediğim bir olayla karşılaştım ya da burada beni şaşırttı diyeceğim bir olay olmadı. Olaylar tahmin ettiğim düzlemde devam etti. Sadece  kitabın sonunda dış dünyada yaşayan insanlara olanları pek beklemiyordum. Daha vahşice bir son bekliyordum açıkçası. (Spoiler vermemek adına böylesi saçma bir kelime kurdum. Özür dilerim. ) Tris için seçilen kader ise; ne bileyim olmamış sanki. Daha farklı bir şey olabilirdi.Yakışmadı, yakıştıramadım açıkçası maalesef.

Ve kitabı okuduğum ilk günden beri aklımda olan ve okuyanların aklında bir soru işareti var. Uyumsuz serisi Açlık Oyunları serisi ile bariz bir benzerlik taşımakta. Olayların neticelenmesi bile bu çağrışımı yapmanıza neden oluyor. İki seri hakkında karşılaştırma yapılmasını başta garipsesem de, seri tamamlandığında bu benzerlik beni biraz düşündürdü. Ne diyelim iddialar söyleyenleri bağlar ve olmaması gereken bir durum meydana gelmişse bunun vebali sayın yazarların boynuna J

Serinin dördüncü kitabı denir mi bilmiyorum ama bu seri ile alakalı olduğu için dört kitabını da okuyacağım. Dört’te Tobias’ın anlatıldığını biliyorum sadece içerik hakkında bir araştırma yapmadım. Bakalım Veronica Roth orada bize neler anlatacak. Şimdilik bu kadar, hoşça kalın…

SEÇTİĞİM SÖZLER


  • Tris: Uyumsuz olmam,genlerimin iyileştiği anlamına geliyor. Safım. Sağlıklıyım. (Sayfa 123)
  • Tobias: Çaresizlik insanlara şaşırtıcı şeyler yaptırabiliyor (Sayfa 171)
  • Tobias:Eğitimsiz insalara kendilerini geliştirme imkanı vermeyen bir sistem adil değildir. (Sayfa 193)
  • Christina: Bir şeylere hayatını iyileştirdiği için değil, gerçek oldukları için inanırsın. (Sayfa 253)
  • Tris: Gurur insanı kendi benliğine karşı körleştirir. (Sayfa 304)
  • Johanna: Bazen barış için savaşmamız gerekir. (Sayfa 311)
  • Tobias: Birinin sana olan sevgisini göstermesinin son yolu kendini feda etmesiyse, bunu yapmasına izin vermelisin. (Sayfa 403)
  • Tobias: Cesaret bazen acıya dayanabilmek için dişlerini sıkmak, her güne yeniden başlamak ve daha iyi bir hayata ağır adımlarla ilerlemektir. (Sayfa 497)
  • Tobias: Hayat hepimizi her birimizi kırıyor. Hiçbirimiz hasardan kaçamıyoruz. Ama şu anda öğrendiğim bir şey daha var: İyileşebiliriz. (Sayfa 514)

SERİNİN DİĞER KİTAPLARI

Artemis Yayınları, en çok okunana kitaplar listesi, Kitap Yorumları, Kuralsız,

Kuralsız, Uğur Mehter, Yandaş, Veronica Roth,

Blogger tarafından desteklenmektedir.