O bloggerdan çektiklerim :)

Temmuz 30, 2016
Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Yine bu aralar hiç istemesem de biraz uyku halinde blogum. Yoğun çalışma temposu ve yaz çalışma saatleri nedeniyle ne okumaya ne de blog a girmeye vakit bulamıyorum. Bu nedenle de buraları boş bırakıyorum biraz.

Lakin sosyal medya da birçok arkadaşımla görüşüyorum. Bu günde size o güzel insan ve sosyal medya üzerinden yapılan yazışmalarımız neticesinde başıma gelenleri anlatayım dedim.

Geçtiğimiz günlerde blogger arkadaşım sosyal medya şu paylaşımı yapmış;

Biliyorum kimse profil durumumu okumayacak, fakat bazı zamanlar sıkıldığımda tütümü giyip, kafama kocaman boynuz takıp, her yerimi köpüklere bularım ve mutfakta sihirli tek boynuzlu bir at gibi sekerim... :) :)

 Paylaşım hoşuma gidince altına yorum atmıştım. Lakin hemen özel mesajdan şu geldi;

Bunu sana yaptığım için üzgünüm....fakat şimdi sıra sende - oyuna var mısın?
Sevgili tek boynuzlu at arkadaş,
Üzgünüm ki şimdi senin de kaybettiğin gibi bu tek boynuzlu at oyununu kaybettim! Göğüs kanseri farkındalığı için durumumu beğenen ya da yorum yapan her kimse bu oyunun devamını sağlamalı (tabii espri anlayışını kaybetmediyse) şimdi aşağıdaki paragrafı sen de profil durumuna kopyalamalısın. Sen de bu akıma destek ol ve devamını sağla. Bu durum güncellemeni beğenen ya da yorum yapanlara bu yazıyı mesaj atmalısın. Bir erkeğin bu güncellemeyi paylaştığını görmek harika olurdu; Göğüs kanseri herkesi etkiler. Aşağıdaki güncellemeyi profilene kopyalayıp, yapıştırmayı ve sonra beğenen ya da yorum yapanlara bu mesajın tamamını göndermeyi unutma. Günün muhteşem geçsin. İşte o güncelleme;
Biliyorum kimse profil durumumu okumayacak, fakat bazı zamanlar sıkıldığımda tütümü giyip, kafama kocaman boynuz takıp, her yerimi köpüklere bularım ve mutfakta sihirli tek boynuzlu bir at gibi sekerim.

Gördüğünüz gibi güzel bir amaca hizmet etmesi, mesajın çok iddialı olması ve de arkadaşımı kırmak istemediğim için paylaşımı bende yaptım. Lakin benim gibi kaba saba bir adam her ne kadar paylaşımı tırnak içinde yapmış olsa da espriler havada uçuştu.

Ben gibi bir adamın “tütü” giymesi zaten başlı başına bir kahkaha sebebi iken “şekerim” gibi güzel bir kelimeyi kullanması… Neyse daha fazla yorum yapmayayım. : )

Bu kadarla biter mi? Bitmez elbette. O güzel insan kalmış bu günde nametests’den bir test yapmış. “Hangi 20 insan senin meleğin?” testi… Listede 19 kişi bayan, 1 erkek var. O erkek de bu şansla elbette benim. Neyse ki etiketleme yok. Yoksa “melek” olarak yeni kahkahalara sebep olabilirdim :D


Peki kim bu arkadaş? Elbette ki Kırmızı Rujlu Blog sahibesi sayın Blana K. Akşam akşam gülmeme sebep oldun iyi yürekli arkadaşım. Umarım sende hep gülersin. 

Çekiliş Sonuçlandı

Temmuz 11, 2016
Cahil Okur'dan herkese selamlar...

Evet arkadaşlar şuradaki çekilişimiz sonuçlanmış durumda. Gecikmeli bir açıklama oldu lakin umarım beni affedersiniz...

Çekilişe 41 arkadaş katıldı ve toplamda 86 çekiliş hakkı vardı. (Bu konuda çekiliş yazısında uyarmama rağmen linkleri vermeyen arkadaşlar vardı. Umarım atladıklarım olmamıştır.)

Ve gelelim sonuca...

Çekilişi kazanan arkadaşımız Calimero'nun defteri blog sahibi Calimero...

Yedek talihli ise Kırmızı Rujlu Blog sahibesi sayın Blana Karaman :D ...


Kazanan arkadaşımız Çarşamba günü saat 23:59'a kadar cahilokur@gmail.com adresine adres bilgilerini ve istediği kitabı (41. Yorum ila 50. Yorum arasında geçen kitaplardan bir tanesini)
belirtir bir mail atmazsa hak Blana Karaman'a geçecektir.

50: KİTAP YORUMU : FAHRENHEIT 451

Temmuz 09, 2016
Fahrenheit 451, Ray Bradbury, Korkut Kayalıoğlu, Zerrin Kayalıoğlu, İthaki Yayınları, Roman, Bilim-Kurgu, Edebiyat, Kitap Yorumları,
Kitabın Adı: Fahrenheit 451
Yazar: Ray Bradbury
Baskı Tarihi: Şubat 2012
Sayfa Sayısı: 242
ISBN: 9789756902219
Orijinal Adı: Fahrenheit 451
Çeviri: Korkut Kayalıoğlu, Zerrin Kayalıoğlu
Yayınevi: İthaki Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Bilim-Kurgu, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Guy Montag işini seven bir itfaiyeciydi. On yıldır kitap yakıyordu. Gecenin bir yarısında yola çıkışlarını, alevlerin kitapları yutuşunu hiç sorgulamamıştı... Hiç sorgulamamıştı, insanların korkusuzca yaşadıkları bir geçmişi anlatan o 17 yaşındaki genç kızla karşılaşana dek... Montag'ın hayatındaki bütün yanlışlar doğrularla yer değiştirir o andan sonra... İşini, eşini, yaşayışını yeni bir gözle değerlendirir. Önünü alamadığı duyguları onu, asla tahmin edemeyeceği şeyler yapmaya iter.

Sansüre, totaliter yönetimlere, kültür endüstrisine ve uzunca bir süredir sürdürdüğümüz yaşam tarzına yönelik en keskin eleştirilerden biri. Okuyun ve kendinizi yeni baştan kurun.
(Arka Kapak)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Öncelikli olarak geçmiş bayramlarınız mübarek olsun arkadaşlar. Bayram öncesi yoğun tempo nedeniyle bayramda buralarda olamadım. Bu nedenle yorum biraz gecikti lakin beni affedersiniz sanırım. Bayram ve tatil bir arada geçirdim ve gerçekten ihtiyacım olan buydu. Kafayı dinledim ve şimdi biraz daha iyi durumdayım.

  1. İçerik Yorumu

Lafı uzatmadan hemen kitap yorumuna geçelim :) Ray Bradbury deyince herkesin aklına muhakkak ki öncelikli olarak Fahrenheit 451 geliyordur. Kitabın adının neden Fahrenheit 451 olduğu ile başlamak istiyorum. Fahrenheit kavramını liseden hatırlarsınız bir sıcaklık birimidir. Ve 451 Fahrenheit kitap kağıdının yanma sıcaklığıdır. Kitaplar hakkındaki bir kitap için belki de verilebilecek en güzel isim budur. Ben bu anlamda Ray Bradbury’nin bu tercihini oldukça güzel buldum.

İsmi hakkında konuşurken söylediğim gibi kitabın konusu kitaplar ve bize hissettirdikleri olarak özetleyebiliriz.Yukarıdaki tanıtım yazısında tanıştığınız dostumuz Montag bir itfaiyeci lakin  bildiğimiz türden bir itfaiyeci değil. Onun işi yangın söndürmek değil yangın çıkarmak. Ve kitapları yakıyor…

Lakin okunması için yazılan kitaplar neden yakılır? Bu soru ile birlikte kitabın türü anlamında bazı çıkmazlara girebilirsiniz.Birçok kitap satıcısı Fahrenheit 451’i bilim-kurgu kategorisinde değerlendirse de bence tam bir hiciv niteliğinde.

Bu yorumu size Huxley’in “Cesur Yeni Dünyası” yorumunda da yapmıştım. Ancak bilim-kurgu anlayışım bu değil benim. Bradbury eserinde kitapsız bir evrenin yönetenlere getirdiği faydaları oldukça güzel bir dil ile gözleriniz önüne sürmekte.

“Kitaplar hakkındaki bir kitap” olarak özetlediğim bu eseri özellikle kitap okumayı çok seven arkadaşlarımın mutlaka okuması gerektiği kanısındayım. Kitabın roman olmasına rağmen içerisinde taşıdığı felsefi değerde bence oldukça önemli. Az sonra yaptığım alıntılardan da anlayacağınız üzere kitap okumanın değerini bu eserle bir kez daha anlamış oldum diyebilirim.

Konuya fazla girmek istemediğimi devamlı takipçilerim artık biliyorlardır. Lakin Clarisse McClellan’ın akıbeti hakkında bilgisi olan varsa ve benimle paylaşırsa çok mutlu olurum.

  1. Yazım Dili Yorumu

Ray Bradbury’nin okuduğum ilk kitabıydı Fahrenheit 451… Ben yazarın dilini oldukça güzel ve sade buldum. Derin felsefe yaptığı bazı cümleleri tekrar okumak gerekse de bence okurken sizi yormayacak bir kitap. Bu nokta da çevirmenler Korkut Kayalıoğlu, Zerrin Kayalıoğlu’nu da tebrik etmek gerekiyor.

  1. Yapısal Yorum

İthaki’nin farklı bir formda bastığı bir eser Fahrenheit 451… Kitap klasik İthaki kitaplarından daha küçük boyutlu lakin bu okuma hızını artıracak nitelikte olduğu için benim hoşuma gitti. Amacı anlamasam da güzel bir değişim olmuş.
İç sayfalarda birkaç küçük tashih olsa da sorunsuz bir basımdı bana göre. Kapak tasarımını da beğendiğimi belirtmem lazım. Birçok farklı kapak içinde en güzeli bence İthaki’nin ki olmuş.

SEÇTİĞİM SÖZLER


İnsanların başlarına getirip yücelttikleri bir liderleri her zaman vardır... bu, işte sadece bu, zorbaların türediği kaynaktır; ilk ortaya çıktığı zaman, o bir koruyucudur.  (Sayfa 7)

İnsanlar daha çok bir meşaleye benziyorlardı; birileri üfleyinceye kadar yanarlardı. (Sayfa 33)

Aniden her şeyin yanlış olduğunu anladığı için ağlamaya başladı, ölüm için değil, fakat ölüm karşısında ağlayamadığı düşüncesi için... (Sayfa 76)

Kitaplarda bir şeyler olmalıydı, hayal edemeyeceğimiz şeyler, kadının yanan bir evde kalmasını sağlayacak bir şeyler; orada bir şeyler olmalı. Bir hiç için kalamazsın. (Sayfa 85)

Her zaman bilinmeyenden korkarsınız. (Sayfa 95)

Hiç de, ana yasının dediği gibi; kimse eşit ve özgür doğmamıştır, herkes eşit yapılır. (Sayfa 95)

Kitaplar bir tür depo gibidir ve biz onlarda unutacağımızdan korktuğumuz şeyleri saklarız. (Sayfa 126)

Soylu düşüncelerin eşlik ettiği adamlar hiçbir zaman yalnız değildir. (Sayfa 159)

Cildine bakarak bir kitap hakkında hüküm verme. (Sayfa 224)


Büyükbabam herkes öldüğü zaman geride bir şey bırakmalı derdi. Bir çocuk, bir kitap, bir resim, bir ev, yapmış olduğu bir duvar ya da bir çift ayakkabı. Yada ekili bir bahçe… (Sayfa 226)

Game Of Thrones 6. Sezon / 10. Bölüm İncelemesi

Temmuz 01, 2016
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 6 sezon 10. bölüm, Game Of Thrones 6. Sezon, Game Of Thrones Yorum,
Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Game Thrones’un 6. sezonu sona erdi. Gecikmeli bir son bölüm yazısı ile karşınızdayım. Yoğun geçen hafta nedeniyle anca bulabildim zaman özür dilerim. Lafı uzatmadan hemen yoruma geçeyim…

Öncelikle 6. sezonun bütün olumsuzluklarını bir bölümde silebildiler mi sorusunun cevabını vermek istiyorum. Çünkü herkes bunu merak ediyor ve ili döndüğünce cevaplıyor. Benim bu soruya cevabım evettir. Belki o eski sıkıntıları atlatabilmiş değiliz lakin, son bölüm gerçekten alışılmış bir standardın üstüne çıktı.

Son bölüm mahkeme sahnesi ile başlıyor ve yaklaşık bir 15 dakika hiç replik duymadık. Ancak o dakikaların anlattıkları bize yetti sanırım. Mahkemede beklediklerim oluyor derken bir anda Tommen’in intihar edişi beni şaşırttı. Aslına tahtın artık boş kalacağı spoilerını duymuştum ama fazlaca ihtimal vermemiştim. Tommen’in o atlayışına a ayrıca bir parantez açmak istiyorum. İnsan hiç düşünmez mi? Çok kötü bir oyunculuktu bence, son bölümde biraz daha farklı bir ölüm olabilirdi…

Balackfish hakkında son bölümde verilen bilgiler dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. Lakin büyük bir savaşçının normal askerler tarafından öldürülmesinin garipsenmesi dikkatinizi çekmiştim sanırım. Bu anlamda ben daha önce de dediğim gibi ölümüne şahit olamadığımız Blackfish bir yerlerden çıkabilir. Şimdiden söyleyeyim.

Sam sonunda istediğine ulaşıyor sanırım. Bu gerçekten güzel. Lakin hisarda tek balına kalmak zoruna olması ciddi bir sıkıntı yaratabilir. Neticeleri artık 7. sezonda göreceğiz.

Daenerys, Tyrion’ı “el” ilan etti. Bu görece ikinci defa gelen tek isim dizi  de Tyrion… Ayrıca bu göreve gelip de canlı kalan tek kişi de Tyrion. Gerçekten bu adam dizinin en güzel karakteri bence. Tyrion – Daenerys birlikteliği gelecek sezon adına çok güzel dakikalar vaat etmekte. Bunu bir kenara yazın bu işten en fala zararı Cersei görecektir. Bende bunu zevkle izleyeceğim.

Arya konusuna da bir parantez açmak lazım. Walder Frey’in o güzel ölümü…. Arya’nın karakterine büründüğünü kızı gördüğümde onda bir şeyler olduğunu anlamıştım. Sonuçta da altından da Arya çıktı ama o kadar mesafeyi Arya nasıl bu kadar hızlı aldı. Belirli bir zaman kavramı verilmiyor dizi de ama yine de algıda sürenin kısalığı var. Sanırım o konu atlanmış biraz.

Jon ile Sansa konusuna da biraz değinmek istiyorum. Bu konunun gelecek sezonda çok kurcalanacağını düşünüyorum. Sayın Serçeparmak  özellikle bu konuda Sansa’yı bir hayli gazlayacak ki bunu bu bölümde de gördük. Sansa her ne kadar politik bir cevap verse de kendisinin de Kışyarı’nda gözü olduğu aşikar. Ancak Lady Mourmont’un da dediği gibi “Bir Piç olsa da Kuzeyin Kralı kesinlikle Stark kanı taşımalı” Bu arada Jon’un arkasını hep bir Mourmont kurtarıyor farkındasınız demi? Jon kral olursa Kral Eli’de Mourmont olabilir. Ne dersiniz?

Bran, Meera ve Benjen arasındaki diyalogda bize gelecek sezon adına güzel ipuçları verdi. Ölüleri  gelecek sezon daha çok göreceğiz lakin, o duvarın birde büyülü gücü var ise ölüler o sınırı nasıl geçecek? Bran ile ilgili bir diğer konu ise artık Jon’un Lyanna Stark’ın oğlu olduğunu bize gösterdi. Jon muhtemel bir Stark – Targaryen kırması. Piç olması konusu değişir mi bilmiyorum ama bu durumun gün yüzüne çıkması sonrası Jon ile Daenerys evliliği bana mantıklı gelmeye başladı. Sonuçta Targaryen’lerde aile içi evlilik doğal , Jon’da garip saçlı kızlardan hoşlanan bir isim. Kim bilir Azor Ahai de bu ikisinin çocukları olabilir.

Ve son olarak Cersie artık demir tahtta… Lakin o koltuk kimseye iyi gelmediği için çok mutluyum. Gelecek sezon Cersie’den de kurtulabiliriz. :D


Ciddi bir yorgunluk neticesinde dilim döndüğünce anlatacaklarım bu kadar. Umarım gelecek yıl Nisan çabuk gelir. 

MİM 5 : Kimdir bu Cahil Okur?

Haziran 23, 2016
MİM, Kimdir bu Cahil Okur,
Cahil Okur’dan selamlar…

Sevgili Serhat Ocak kardeşimin beni bir hayli zaman önce mimlediği lakin yoğun gündem nedeniyle bir türlü başına oturamadığım Mim yazım ile karşınızdayım. Öncelikli olarak kendisinden özür dileyerek bu Mim yazısına başlamak istiyorum;

“Serhat kardeşim gecikme için özür dilerim, son Mim yazısındaki küçük iğnelemen neticesinde artık bu yazıyı geciktirmemem gerektiğini anladım :D Umarım beni affedersin.”

Lafı fazlaca uzatmadan hadi hemen Mim yazısına geçelim.

BEN KİMİM?

Aslında bu sorunun cevabını hakkımda kısmında kısa da olsa anlatmıştım. Şimdi olayı bir daha detaylandırıp anlatalım ki gecikmeyi de bir nebze olsun affettirebililelim. Bendenizin gerçek adı; bir çoğunuz aslında biliyor ama, Nihat Erdoğan.

Egeli bir adamım. Ege deyince herkesin aklına İzmir gelir ama ben Manisalıyım, Manisa’nın en kuzey ilçesi olan Soma’da doğdum. 1987 doğumlu bir yaz çocuğuyum. Bizim buralarda yaza yaz demezler; “of piştim” derler.  İşte öyle bir zamanda Ağustos ayının 5’inde dünyaya gelmişim. 3 kardeşin en büyüğü olarak…
MİM, Kimdir bu Cahil Okur,


Ne güzel bir tesadüftür ki annem doğum zamanı hep şu şekilde anlatır; “Kurban Bayramı’nın ilk günüydü, insanlar namazdan çıkarken sen doğdun.” Kurban Bayramı’nda doğmanın neticesinde de ebe tarafından da göbek adı olarak “Kurban” ismi koyulan bir adamım.  Bedişim (annem) öyle anlatıyor en azından.

İlk okulu baya bir farklı okullarda farklı hocaların ellerinde tamamladım. 5 yıllık ilköğretim hayatımı M. Akif Ersoy İÖO, Kurtuluş İÖO, Merkez Maden İÖO ve Canlar İÖO’da tamamladım. Orta okulu da yine Canlar İÖO okudum. Liseyi ise “Ben öğretmen olmayacağım, istemiyorum öğretmen olmak” diyerek Rıfat Dağdelen Anadolu Lisesi’nde okudum. Hangi akla hizmet bu işi yaptığımı bilmiyorum.

Üniversite sınavına iki kez giren o güzel insanlardan biri de benim. İlkine ne yazık ki başaramadım. İkinci yılda aklımdaki bölüm için biraz ders çalışmaya çalıştığım doğrudur ve Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Lisans Bölümü’ne kaydımı yaptırdım. Üniversite hayatımın nasıl geçtiğini hep aynı kelimeyle anlatırım ben; “Çalışarak”

MİM, Kimdir bu Cahil Okur,

Gerçekten de üniversite hayatım boyunca da Selçuk Üniversitesi Televizyonu’nda çalıştım. İşe Yayın ekibinde kameraman olarak başladım, sonrasında Spor Servisi’ne dahil oldum ve kariyerimi burada devam ettirdim. Önce kameramanlık, sonra muhabirlik ve kurgu ve neticesinde de bölüm şefi olarak ÜnTV’deki kariyerimi sonlandırdım.

MİM, Kimdir bu Cahil Okur,

MİM, Kimdir bu Cahil Okur,

MİM, Kimdir bu Cahil Okur,



Okul bitince de çalışmaya 1 hafta ara ardından hemen başladım. Konya Postası ve Merhaba Gazeteleri spor servislerinde çalıştım. Radyo sunuculuğu, Tv Program yorumculuğu, Program yapımcılığı ve Dergi Editörlükleri de bu süre zarfında uğraştığım işler oldu. Spor Gazeteciliği yaptığım dönemde yaklaşık olarak bin kadar futbol maçını canlı olarak takip ettim sanırım. Kimisinde foto muhabiri olarak, kimisinde kameraman olarak, kimisinde ise muhabir olarak görev yaptım. Konyaspor’un tarihindeki 3 şampiyonluktan 2’sinde saha içindeydim ve o heyecanı sizlere anlatamam. Benim için hep özel kalacaklar.
MİM, Kimdir bu Cahil Okur,

10 yıllık bir gazetecilik hayatı ardından ise ailevi bazı durumlar nedeniyle Soma’ya geri döndüm. Burada esnaflık yapıyorum. İyi ki de dönmüşüm diyorum. Elbette o günleri özlesem de bu gün annem ile bir aradayım ve onun varlığı her şeyin üstünde benim için. Ve elbette kardeşlerim Ferhat ve Serap birde yengem Elif… Ailemle olmak beni her zaman güçlü hissettirmiştir.
MİM, Kimdir bu Cahil Okur,

KİŞİSEL ÖZELLİKLERİM

Aslında öyle çokta üstün bir adam falan değilimdir. Sıradan sade bir kulum. Kişisel özellik olarak sizlere bana göre olumlu ve olumsuz yanlarımı şöyle sıralayabilirim;

Olumlu Özellikler

-          Karar Verme: Karar verdim mi bundan pek geri dönmem. Bu huyumu seviyorum. Karar vermeden önce çok düşünürüm ama bir şeye olumlu veya olumsuz karar verdi mi de bunu bir şekilde hayata geçiririm.
-          Pişman Olmama: Bu güne kadar yaptığım hiçbir şey için “keşke” demedim. Bu hata yapmadım demek değil. Yapsam bile bunun bana katkısını görmeye çalıştım.
-          Çalışmaktan Yılmama: Bir işe girdiğimde en iyisini başarabilmek adına elimden geleni yaparım. Çalışmaktan yılmam.
-          Fedakarlık: Bunu nasıl anlatmak gerekir bilmiyorum. Konu sevdiklerim ise bu ailemde olur, dostum saydığım insanlarda, onların yararına olan bir şey benim zararıma  olsa bile bundan vazgeçmem. Kendimden önce onları tercih ederim. Zaman zaman bunun zararlarını görsem de bu huyumu seviyorum. Onlar buna değer.

Olumsuz Özellikleri
-          Kırılganlık: Ne yazık ki böle kötü bir huyum var ve bazen bunu çok abartıyorum. Küçük laflara takık bir adamım. Çabuk somurturum.
-          Dağınıklık: Bence dağınık bir adam değilim ama annem öyle olduğum konusunda ısrarcı :D
-          Sinir: Sinir halinde yanımda pek insan bulunmasını istemem. Çünkü bazen sınırı gerçekten aşıyor ve normalde demeyeceğim sözler söylüyor, yapmayacağım işler  yapıyorum. Genelde böyle durumlarda inanlardan uzaklaşmayı tercih ederim huyumu bildiğimden.

HOBİLERİM

Kitap okumak kesinlikle ilk ve en önemli hobim.Hobiden de ziyade artık benim için bir hayat tarzı. Halen okumadığım yüzlerce kitap olsa da kendimi iyi okurların arasında görüyorum.

Blog yazmak ise diğer bir hobim. Buradaki arkadaşlarımı seviyorum. Gerçekten insanların halen çıkarsız olarak birbirlerinin sözlerine değer verebildiklerini bana kanıtlayan bir ortam burası.

Puzlle yapmak ise sayabileceğim diğer bir hobimdir. Ciddi anlamda uzaklaşmış olsam da büyük bir arşivi geride bıraktığımı söyleyebilirim.

MİM, Kimdir bu Cahil Okur,

Atkı koleksiyonu yapmak ise diğer bir hobim. 4 büyük takım dışındaki tüm Anadolu Kulüpleri’nin atkılarını biriktiriyorum. Bu benim için özel bir uğraş ve mesleki bir hastalık da diyebilirim. Halen istediğim seviyede olmasa da atkı koleksiyonuma devam ediyorum. Bunların yanına çeşitli forma ve bereler de ekliyorum.

MİM, Kimdir bu Cahil Okur,


Motosiklet ile sürüş ise son zamanlardaki hobim. Yeni bir motosiklet aldım ve onunla gezmeyi çok seviyorum. İşim biraz müsaade etmiş ola çok farklı planlarımda var bu noktada….

BİTERKEN…

İşte böyle bir adam Cahil Okur… Kendini ifade etme noktasında sıkıntı çeken bir adamım ama umarım olmuştur. Benim Mimlediğim isimler ise şu şekilde;


Yapmayan ve unuttuğum arkadaşlar kendilerini de eklenmiş saysınlar lütfen!


Hoşçakalın…

49: KİTAP YORUMU : Kafes

Haziran 22, 2016
Kafes, Sakın Gözlerini Açma, Josh Malerman, 9786053754718, Bird Box, Aslı Dağlı, İthaki Yayınları, Roman, Edebiyat, Korku-Gerilim, Kitap Yorumları,

Kitabın Adı: Kafes - Sakın Gözlerini Açma
Yazar: Josh Malerman
Baskı Tarihi: Ağustos 2015
Sayfa Sayısı: 336
ISBN: 9786053754718
Orijinal Adı: Bird Box
Çeviri: Aslı Dağlı
Yayınevi: İthaki Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Edebiyat, Korku-Gerilim

KİTAP HAKKINDA


2014'ün en çok ses getiren, haftalarca kendi türünde Amazon'da 1 numarada kalan, 16 ülkeye satılan ve Universal Studios'un film haklarını aldığı Kafes, şimdi Türkçe çevirisiyle raflarda!

This Is Horror Ödülü - En İyi Roman
Michigan Notable Book Ödülü
Bram Stoker Ödülü - En İyi İlk Roman Finalisti
Goodreads En İyi Korku Romanı Finalisti
James Herbert Korku Ödülü Finalisti
Shirley Jackson Korku Ödülleri Finalisti

"Bir oturuşta ve parmakların arasındaki çıtırtılar hissedilerek okunması gereken bir kitap. Buna benzer bir korku öyküsü şimdiye kadar hiç anlatılmadı. Josh Malerman bu işi biliyor."
-Hugh Howey-

"Çok iyi, çok başarılı ve doğrudan yazılmış büyük bir takdirle okuduğum çarpıcı bir roman. Josh Malerman, işini hızlı konuşan ve ne yaptığını bilen bir meleğin edasıyla yapıyor."
-Peter Straub-

"Tüyler ürperten bir ilk kitap. Malerman okuyucuyu soğukkanlı ve acımasız anlatımıyla diken üstünde tutuyor. Hitchcock'un Kuşlar'ı, Stephen King'in en iyi işleri ve Jonathan Caroll'la karşılaştırılmayı hak eden sarsıcı bir macera."
-Kirkus Reviews-

"Stephen King hayranları bayılacak."
-Publishers Weekly-

Dışarıda bir şey var…

Görülmemesi gereken korkunç bir şey… Ona atılan bir bakış kişiyi ölümcül bir deliliğe sürüklüyor. Ne olduğunu ve nereden geldiğini ise kimse bilmiyor.

Malorie ve iki çocuğu, olayların başlangıcından beş yıl sonra hayatta kalmayı beceren bir avuç insan arasındaydı. Nehrin kenarındaki terk edilmiş bir evde çocuklarıyla yaşayan Malorie, ailesinin güvende olabileceği bir yere gitmenin hayalini kuruyordu. Fakat onları bekleyen yolculuk tehlikelerle doluydu. Tek bir yanlış hamle ölümlerine yol açabilirdi. Ve onları takip eden bir şey vardı.

Bu bilinmeyene doğru gözbağının karanlığında yaptığı yolculukta Malorie sık sık geçmişi hatırlıyordu. Bilinmez tehlikenin karşısında bir araya gelerek hayatta kalmaya çalışan, kendisini de aralarına kabul ederek onu da kurtaran ev arkadaşları teker teker aklına geliyordu: Bir zamanlar yabancı olan bir grup insanın birer birer kapısını çaldığı evde kurdukları ortak hayat... Ancak sağ kalan ve kapılarını çalan insanlar arttıkça ortaya yüzleşmeleri gereken bir soru çıkmıştı: Herkesin aniden delirdiği bir dünyada kime güvenilebilirdi?
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Dağınık Anne’min ısrarları ve benimde merakım neticesinde Kafes okuması sona ermiş durumda. Lafı çok fazla uzatmadan hemen yoruma geçeyim.

  1. İçerik Yorumu

Bendeniz ne korku ne de gerilim filmi izlemekten hoşlanmayan, bunu istese de başaramayan bir adamım. En son sanırım “Teksas Katliamı” isimli filmi izlemiştim bu dalda ki onda da 3 arkadaştık ve filmle dalga geçe geçe zaten korku-gerilim oldu komedi… Bu nedenlerle kitabı okumayı bir hayli erteledim. (Bu itiraf aramızda kalsın olmaz mı?)

Josh Malerman’ın Türkiye ziyaretini sosyal medyadan takip ettiğimden beri bu adamın nasıl olurda korku-gerilim yazdığını anlayamamıştım. Ama kitabı okuyunca korku-gerilimin hakkını verdiğini söylemeliyim.

Malorie’nin başından geçenler gerçekten büyük bir kaos olarak nitelendirilebilecek olaylar. Kitabı okurken bazen “ben olsam ne yapardım” diye düşünmedim değil. Lakin buna cevap vermek oldukça zor ve imkansız. O durumda olmayı da hiçbirinizin istemeyeceğinden eminim.

Konu hakkında detaya girmeyi sevmediğimi takipçim olan arkadaşlar bilir lakin burada kısaca bahsetmek gerekirse, o yaratıkların ne olduğunu gerçekten merak ediyorum. Ve neden görüldüklerinde insanlara o yaşananlar oluyor? Kafanızda nasıl bir canavar canlandı okuyan arkadaşlarla bunu tartışmaktan zevk duyarım.

Kitapta okuduğunuz diğer kitaplardan farklı olarak bir kahramanın gerçekten ön plana çıktığını göremeyeceğinizi belirtmek isterim. Kişilerden çok olaylar sizi kitaba bağlayan unsur olacaktır. Bu nedenle de kitap bittiğinde “Şu karakterden ayrılamadım, şu karakterle yollarımız umarım tekrar kesişir” gibi durumlar yaşamayacağınızı şimdiden söyleyeyim.

İçerik anlamında söyleyeceğim son şey ise kitabın finali hakkında. Kitap için son zamanlardaki okuduğum en güzel kitap demiştim sosyal medyada. Bunun sebebi kesinlikle kitabın sonudur. Ve inanıyorum ki bu kitabın devamı gelecektir. Sonuçta o yaratıkların sonunun ne olacağını merak eden insanlar olabilir!! (Ben, ben, ben, ben ve yine ben.)

  1. Yazım Dili Yorumu

Josh Malerman’ın ilk kitabı Kafes. Bu anlamda anlatım tarzının acemiliğine rağmen oldukça iyi olduğunu belirtmek isterim. Aslı Dağlı’nın çevirisi de bunda kesinlikle etkili bir unsur. Türkçeleştirme oldukça başarılı, konu anlatımı akıcı ve kendine bağlayan bir yapıya sahip.

  1. Yapısal Yorum

İthaki’nin kapak ve kitap tasarımlarını son zamanlarda çok beğeniyorum.Benim gençliğimdeki İthaki ile şimdiki arasında ciddi oranda olumlu anlamda değişim var. Önceleri buna pek dikkat etmeyen bir okuyucu olsam da şimdilerde benim için önemli bir konu yapısal durumlar.

Kitap içerisinde tashih gerektiren birkaç kelime dışında bir baskı hatası görmedim. Bu anlamda da İthaki’yi tebrik ederim.

SEÇTİĞİM SÖZLER


"Sorun" her ne olursa olsun kişinin bir şeyler görmesiyle başlıyordu. (Sayfa 35)

Yaratıklar... sonsuzluk... algımızın da bir sınırı var Malorie... bu şeyler... onlar algımızın ötesinde... üstünde... onları anlayamıyoruz... onları... (Sayfa 58)

"Biliyorsun, zaman bir yerden sonra anlamını yitiriyor. Ama eskiden yaşadığımız hayatı bize anımsatan tek şey o."
"Akıp giden zaman mı?"
"Evet. Ve onunla ne yaptığımız." (Sayfa 63)

Dört yılı aşkın süredir ona musallat olan şeyler, yaratık değildi. Bahçelerde yaşayan sümüklüböcekler yaratıktı. Kirpiler birer yaratıktı. Ama perdelerle örtülü pencerelerin arkasında pusu kuran ve onu gözlerini bağlamak zorunda bırakan şeyler, böcek ilaçlarının yok edebileceği türden değildi. (Sayfa 67)

Bebeğiniz sandığınızdan daha zekidir. (Sayfa 103)

Gözlerinizi açamadığınız bir dünyada sahip olmayı umut edebileceğiniz tek şey bir göz bağı değil miydi?  (Sayfa 137)

Eğer karşımızdaki, beynimizin algılamakta zorlandığı bir tür yaratıksa bunu hak ettik demektir. Kendimi bildim bileli aptallığımız yüzünden sonumuzun geleceğini düşünürdüm.  (Sayfa 137)

Dört yıl boyunca bekledin çünkü bu yolculukta, aklını kaçırmış insanların ve kurtların kol gezdiği, yaratıklar tarafından kuşatılmış bu nehirde dört yıldan daha uzun bir süredir yapmadığın bir şey yapmak zorunda kalacaksın.
Bugün gözlerini açmak zorunda kalacaksın.
Hem de dışarıda.  (Sayfa 176)

Bunu yapabilirsin. Çünkü bunu yapmaya mecbursun. (Sayfa 176)

Göz bağına uzanırken Malorie'nin tek yapabildiği umut etmekti. (Sayfa 219)

Her şey birbirini takip etti, her adım bir sonrakinin habercisiydi. Çünkü tembellik etmedik. Risk aldık. (Sayfa 224)

Köpeklerin bağışıklığı yok. Onlar da akıllarını kaçırabiliyor. (Sayfa 233)


İnsanoğlu aslında korktuğu yaratığın ta kendisidir. (Sayfa 238)

ÖNEMLİ NOT: Kitap çekilişi için katılımlar devam ediyor. 50. Kitap yorumunun yayınlanması sonrası çekiliş tamamlanacak. Küçük bir hatırlatma yapmış olayım. Çekiliş için buraya tıklayınız. 
Blogger tarafından desteklenmektedir.