YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

Aralık 09, 2016

haydar-colakoglu-yolo-uygulama

Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.

YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.

YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.

haydar-colakoglu

YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor. 

haydar-colakoglu-teb-genel-mudur

haydar-colakoglu-teb

haydar-colakoglu-teb-genel-mudur

Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;

“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.

YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir. 

Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.

haydar-colakoglu-yolo-turkiye

Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.

Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”

GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

6 FİLM YORUMU : Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları

Aralık 09, 2016
Film Yorumları, Kitap Uyarlaması Filmler, Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları, Ransom Riggs, Tim Burton,
Vizyon tarihi: 30 Eylül 2016 (2s 3dk)
Yönetmen: Tim Burton
Oyuncular: Eva Green, Asa Butterfield, Samuel L. Jackson devamı
Tür: Macera, Aile, Fantastik
Ülke: Abd, Belçika, İngiltere

SENARYO

Senarist: Jane Goldman
Orijinal fikir: Ransom Riggs

MÜZİKLER


Besteci: Michael Higham
Besteci: Matthew Margeson

FİLMİN KONUSU


Küçük Jacob ipuçlarını izleyerek gizemli bir adaya gider. Bu adada Miss Peregrine's Home For Peculiar Children adında bir evin kalıntılarını bulur. Evin içini gezdikçe evde bulduğu şeylerin inanılmaz güçlere sahip olduğunu keşfeder ve onları kurtarmak ister. Fantastik filmin yönetmenliğini Tim Burton üstleniyor. Ransom Riggs'in romanından uyarlanan Miss Peregrine's Home For Peculiar Children'ın senaristi Jane Goldman. Filmin başrollerinde Eva Green, Asa Butterfield, Samuel L. Jackson, Allison Janney, Chris O'Dowd gibi isimler yer alıyor.

FİLM YORUMU


Cahil Okur’dan herkese merhabalar.

Bu gün ne yazık ki iyi bir yorum ile karşınızda olamayacağım. Neden mi? Kitabını büyük bir heyecanla okuduğum Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları Filmini izledim!!! Lakin bu kadar kötü bir uyarlama daha önce izlediğimi hatırlamıyorum. Halbuki fragmanları izlerken ne kadarda umutluydum.

Filmi anlatmak bile gelmiyor içimden. Neresinden başlasam ne söylesem gerçekten bilmiyorum. Bir kere filmi izleyenler “Kitap bunları mı anlatıyormuş, ikinci film öncesi kitabını okuyayım bari!” gibi düşüncelere kapılmasın. Kitap ile film o kadar alakasız ki!

Ana karakterimiz Jacop kitaba göre Emma’ya aşık ki büyükbabasının da aşkı kendisi. Jacop ve dedesi arasındaki benzerlik Emma’nın ona aşık olmasını sağlıyor hatta. Bu çelişkileri kitapta görebiliyorsunuz. Lakin filmde Emma’nın yerini Olive alıyor! Bunu gördüğüm an hemen koşup kitaba baktım. “Nasıl yani ya?” dedim birkaç dakika kendi kendime.

Bu noktadan sonra filmi kapatma isteğim artsa da “hadi bakalım izleyeyim de daha ne kadar saçmaladılar göreyim” dedim. O kadar saçmalamışlar ki Ransom Riggs’in nasıl oldu da bunlara izin verdi anlamadım açıkçası.

Hadi filmin devamını çekmek gibi bir niyetiniz yok bunu anlarım, hikayeyi de hızlandırmanız gerekir (Son kitabı henüz okumadan bunları söylüyorum) ancak aradaki onca ayrıntıyı nasıl bu kadar kolay bir şekilde söküp atabildiniz hikayeden.

İkinci kitabı okuyanlar bilir, Jacop ve arkadaşları adadan kayıkla ayrılıyor, filmde ise denizin dibindeki gemiyi Olive hava gücüyle çıkartıyor. Hikaye o kadar hızlanmış ki tüm “Kuşlar” ı kurtarıyorlar. Baron ölüyor vs… Ha bu arada kitapta Baron diye biri de yok!

Gerçekten yorum yapma isteği dahi bırakmadılar bende. Son zamanlarda izlediğim en kötü kitap uyarlaması filmdi. Hem senarist Jane Goldman’ı hem de o güzel hikayesinin bu kadar değiştirilmesine izin veren Ransom Riggs’i esefle kınıyorum. Gerçekten sınıfta kaldılar!


54: KİTAP YORUMU : Komik Bir Hikaye

Aralık 01, 2016
Komik Bir Hikaye, Ned Vizzini, 9789759999278, It's Kind of a Funny Story, Ebru Sürmeli, Go Kitap, Roman, Edebiyat, Kitap Yorumları,




Kitabın Adı: Komik Bir Hikaye
Yazar: Ned Vizzini
Baskı Tarihi: Ocak 2016
Sayfa Sayısı:448
ISBN:9789759999278
Orijinal Adı:It's Kind of a Funny Story
Çeviri:Ebru Sürmeli
Yayınevi:Go Kitap
Kitabın Türü:Roman, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


New York şehri sakinlerinden on beş yaşındaki Craig Gilner hayatta başarılı olmaya kararlıdır. Bunun için de önce doğru liseye, sonra doğru üniversiteye, sonra da doğru işe girmelidir. Ama olaylar hiç de umduğu gibi gelişmez ve Manhattan’ın en zorlu liselerinden birine kabul edilmesiyle birlikte hayatı çekilmez bir hal alır. Depresyona giren Craig yemek yiyemez, uyuyamaz ve bir gece kendini öldürmeye karar verir.

İntihar kararıyla birlikte acil servisin yolunu tutan Craig kendi isteğiyle psikiyatri kliniğine yatar ve seks bağımlısı travesti, makasla yüzünü kesen genç kız, yerçekiminden korkan çocuk gibi birbirinden ilginç karakterlerden oluşan hastaların arasına karışır. Craig burada, onu yiyip bitiren endişelerinin kaynağıyla yüzleşme fırsatı yakalayacaktır.

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Ayın ikinci kitabı ile karşınızdayım. Yıl sonu yaklaşırken ne yazık ki geçtiğimiz yılın çok gerisinde kaldığım bir aşikar. Bakalım kaç sayfa okumuş olacağım ya da kaç kitap. Lafı uzatmadan hemen “Komik Bir Hikaye”nin yorumuna geçiyorum. İyi okumalar şimdiden.

  1. İçerik Yorumu

Kitaba büyük umutlarla başlıyorsanız şimdiden diyeyim ilk sayfalarda istediğinizi bulmanız biraz zor. Benim gibi sizde “Gene o hiçbir şey vermeyen gençlik kitaplarından biri mi acaba?” sorusunu sorarken bulabilirsiniz kendinizi. Lakin ilerleyen sayfalarda durumun böyle olmadığını anlayacaksınız onunda sinyalini vereyim.

Gerçekten Craig’in başına gelenleri ve onun düşündüklerini birçok defa bizlerde ergen olduğumuz dönemlerde düşünmüşüzdür. Özellikle intihar hakkındaki bölümlerde “Evet ya bende böylesi saçma düşüncelere girmiştim” dediğim oldu. Ancak sonrasında yaşadıkları ve bizlere aktardıklarında alınacak bir hayli ders olduğu kanısındayım.

Özellikle intihar hattını araması sonrası yaşananları ve kendi kendine durumu ile ilgili yaptığı yorumları sağlam kafayla düşünmenizi tavsiye ediyorum sizlere. Benim için “kafa açan” bir kitap olarak hafızama yer etmesine sebep oldu diyebilirim.

İşin kısası Ned Vizzini herkesin başına gelen veya gelebilecek olayları, herkesin göremediği bir şekilde işlemiş. Alınacak dersler olduğuna inandığım bir eser oldu. Okunması gereken kitaplar listesindeki yerini aldı.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,7

  1. Yazım Dili Yorumu

Ned Vizzini’nin yazım stilini oldukça beğendim. Kitabın içeriği akıcı ve kişiyi bunaltmayan bir yapıya sahip. Eğer iyi bir okuyucuyum diyorsanız, ki ben buna hayır diyorum kendi adıma, kitabı oldukça kısa bir sürede sonlandırabilirsiniz.
Çevirmen Ebru Sürmeli’yi de takdir ederim. Geçekten kullanılan deyimlerin Türkçe karşılıkları olabilecek deyimler “cuk” diye oturmuş yerine.

Yazım Dile Puanım 5 üzerinden 4,5

  1. Yapısal Yorum

Benim için hem iyi hem de kötü bir arada. Go Kitap! ın kitaplarının tasarımlarını gerçekten çok beğeniyorum. Lakin bu kadar fazla tashih hatası olması beni üzüyor.  Bu nedenle kitapla ilgili en fazla puan kırdığım kısım sanırım burası olacak. Yine de bu güzel eser için Go Kitap! a teşekkür ederim.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4

SEÇTİĞİM SÖZLER

Bu kitaplar ciltli olmak zorundadır. Deli doktorlarının muayenehanesinde, karton kapaklı kitap bulamazsın. (Sayfa 14)

Yataktan uzun süre çıkmazsanız, birileri gelip yatağınızı elinizden alır. (Sayfa 18)

Bir insanın yiyecekle olan ilişkisi, onun hayatla kurabileceği en önemli ilişkidir. İnsanın annesi babasıyla olan ilişkisinin bu kadar önemli olduğunu sanmıyorum. (Sayfa 36)

Kolaydı. Bu tür şeyler her zaman kolaydır. Büyüklerin yapmamanızı söylediği şeyler, her zaman en kolayıdır. (Sayfa 93)

Çocukken kendini öldürmeyi düşünmeyen var mıdır? Böyle bir dünyada büyüyüp de kendini öldürmeyi düşünmemek mümkün müydü? (Sayfa 107)

Bir başka hayatım olacaksa, geçmişte geçmesini dilerdim. Geleceğin kolay olacağını sanmıyordum. (Sayfa 138)

Yaşamanın iyi hissetmekle alakası yok. Önemli olan görevini yerine getirmek. (Sayfa 163)

Şu an okuduğum Hayvan Çiftliği'ndeki gibi. Bütün hayvanlar eşit yaratıldılar ama bazıları diğerlerine göre daha eşit, değil mi? Burada, gerçek dünyada, bütün eşitler hayvan yaratılmış ama bazıları diğerlerine göre daha hayvan. (Sayfa 204)


"Hayat iyileştirilmez, Bay Gilner, idare edilebilir." (Sayfa 238)

Düşler siz uyanıp onları gerçekleştirene kadar düş olarak kalır. (Sayfa 287)

Kimse dinlemiyormuş gibi şarkı söyleyin ve kimse bakmıyormuş gibi dans edin. (Sayfa 336)

"Seni üçkağıtçı"
"Ben de adamım sonuçta"
"Ben erkeklerden nefret ediyorum"
"İyi de adamlar farklı..."
"Belki, bir parça." (Sayfa 370)

İnsan gerçeği dile getirdikçe güçleniyordu. (Sayfa 419)


Özgür bir insandım. evet, reşit değildim ama insan hayatının 1/4'ünü çocuk olarak geçiriyordu, o yüzden en iyisi tadını çıkarmaktı belki de. Özgür bir çocuktum. (Sayfa 446)

Diriliş: Ertuğrul – 3. Sezon 66. Bölüm İncelemesi

Kasım 28, 2016

Diriliş, Diriliş 65. Bölüm, Diriliş 65. Bölüm inceleme, Diriliş 66. Bölüm, Dizi, Dizi Yorumları, Ertuğrul,
Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Geç kalan bir bölüm yorumlaması ile karşınızdayım.  Yeni bölümümüze İbnü’l Arabi’nin “Beyin mahareti belanın sağdan mı soldan mı yaklaştığını bilmekten geçer” öğüdüyle başladık. Tam bu sahne de Ertuğrul’un bir Simon’a bir Ural Bey’e bakışı ise oldukça güzel bir ayrıntıydı. Lakin bu sefer bela iki taraftan birden gelmekte ne yazık ki…

Bölümde ilk dikkat çeken nokta Ertuğrul’un Söğüt hakkında yaptığı açıklamaydı bana göre. Osmanlı Devleti’nin temellerinin atıldığı Söğüt’ün öneminden bahseden Ertuğrul’un gelecek bölümlerde burayı alma adına yapacağı hamleleri izlememiz mümkün olabilecek gibi.

Ancak konuyla ilgili konuştuğum bazı arkadaşlarım dizinin oralara kadar sürmeyeceğini ifade ediyor. Şimdilik bilemiyorum ama umarım devam eder.

Diriliş, Diriliş 65. Bölüm, Diriliş 65. Bölüm inceleme, Diriliş 66. Bölüm, Dizi, Dizi Yorumları, Ertuğrul,

Turgut Alp hakkındaki tahminim doğru çıktığını görmek güzel. Kendisinin obaya ihanet edeceğini zaten hiç düşünmemiştim. Lakin bu sefer Ertuğrul olmadan oyun kurması ise Turgut Alp karakterinin etkinliğinin giderek artabileceğinin bir göstergesi.

Diriliş, Diriliş 65. Bölüm, Diriliş 65. Bölüm inceleme, Diriliş 66. Bölüm, Dizi, Dizi Yorumları, Ertuğrul,

Turgut’un Maria ile olan çekişmeleri ise izlemeye değer. Maria, Turgut’a oyun kurarken, Turgut zaten Maria’ya oyun oynamakta. Bu bağlamda Simon içinde çember giderek daralmakta ki Ertuğrul’un onun işini sezon sonuna kadar görmeyeceğini düşünüyorum.

Bu arada Bamsı’nın Turgut’un hain olmadığını öğrendiği sahnedeki haline bayıldım. Gerçekten bu adamın bu tip davranışları diziyi farklı bir boyuta geçiriyor bence. O epik tarzdan kopup daha karmaşık ve bizden hale gelen bir dizi oluyor bir anda.

Diriliş, Diriliş 65. Bölüm, Diriliş 65. Bölüm inceleme, Diriliş 66. Bölüm, Dizi, Dizi Yorumları, Ertuğrul,

Bu bölümde değinilmesi gereken bir diğer nokta ise sanırım Aslıhan’ın Ertuğrul’a olan duyguları. Şu aşk işini bir sokmasınız şu işlere süper olacak gerçekten. Bu durum dizinini bayan izleyicileri için olduğu o kadar aşikar ki. Şu var kİ bu kadar Hak yolunda olan insanların bu kadar ahlaka mugayit işler düşünmesini anlamıyorum. “Muhteşem Yüzyıl” tadı alıyorum konu ne zaman kadın-erkek ilişkileri olsa.

Son olarak Sadettin Köpek yine sahnede. Beklediğim buydu ama şunu da söylemeden edemeyeceğim muhakkak ki yine paçayı sıyıracaktır. Gelecek bölüm fragmanı da bunun sinyallerini veriyor zaten.

Diriliş, Diriliş 65. Bölüm, Diriliş 65. Bölüm inceleme, Diriliş 66. Bölüm, Dizi, Dizi Yorumları, Ertuğrul,

Son olarak gelelim dizinin hatalarına… Ne yazık ki bu kadar güzel bir dizi, birçok tarihsel hatayla dolu. Aynı zamanda sinematografi hataları da mevcut. İşte onlardan biri; Simon’un mektup yazarken kalemin kağıda değmiyor oluşu acaba sadece benim mi dikkatimi çekti. Diğer bir konu ise mürekkebin o denli hızlı kuruması o devir için mümkün değilken Simon hemen mektubu mühürledi ki bence bu da dikkatli izleyiciler ile dalga geçmekten başka bir şey değil.

Diriliş, Diriliş 65. Bölüm, Diriliş 65. Bölüm inceleme, Diriliş 66. Bölüm, Dizi, Dizi Yorumları, Ertuğrul,

Bir diğer hata ise zaten Güzdüz’ün ölümü. Kayı ve Candar Beyliği kadınlarının saldırıya uğradığı sahneyi gördünüz. Normalde Osman Bey’in kardeşi olan Güzndüz'ün zaten ilk çocuk olarak doğması bir hatayken şimdi de öldürdüler küçük yaşta. Hoş belli değil henüz daha ama büyük ihtimal öldü. Nasıl öldüğünü de anlamazsak da bu da bir hata olarak karşımıza dikilmiş durumda.


Şimdilik bu kadar haftaya görüşmek dileğiyle…. 

Diriliş: Ertuğrul – 3. Sezon 65. Bölüm İncelemesi

Kasım 17, 2016

Dizi, Dizi Yorumları, Diriliş, Ertuğrul, Diriliş 65. Bölüm, Diriliş 65. Bölüm inceleme, Diriliş 66. Bölüm
Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Yeni yayın dönemine gireli fazlaca bir zaman olmadan geçtiğimiz sezon aklımda olan lakin bir türlü yapamadığım bir Türk Dizisi’nin incelemesini sizlerle paylaşmak istiyorum. İzlediğim ender Türk dizilerinden biri olan Diriliş Ertuğrul dizisi ile karınızdayım.

Diziyi ne kadar takip ettiğinizi bilmiyorum lakin ben oldukça beğeniyorum. 3. sezon ile birlikte oyunculuklar noktasında bazı hoşlanmadığım konular olsa da yine de severek takip ettiğim dizilerden biri olmaya devam ediyor Diriliş dizisi.

Dizi, Dizi Yorumları, Diriliş, Ertuğrul, Diriliş 65. Bölüm, Diriliş 65. Bölüm inceleme, Diriliş 66. Bölüm
Lafı uzatmadan hemen az önce sonlanan 65. Bölüm ile ilgili incelememi sizlerle paylaşmaya başlayayım. Beklediğim gibi Candar Bey ile Ertuğrul arasında ticari bir ortaklık oluştu. Bu noktada her ikisi de anlaşmanın altındaki gizli nedeni bilseler de şimdilik sessiz kalma kararındalar. Lakin Candar Bey’in oğlu Ural Bey ve Çolpan Hatun bu ittifakı bozmak adına ellerinden geleni yapacaklarına eminim.

Diğer taraftan Simon’un Alaeddin’in adamını bulma çabaları zekice bir oyun ile alt edildi. Belediğim gibi Kurt postunun altından Doğan Alp çıktı. Lakin Doğan’ın görevi noktasında halen bir ipucu bulunmuyor. Daha büyük bir sebep için şimdilik obadan uzak kaldığına eminim. Bu sürenin artması Halime Sultan ile Balçiçek’i daha birçok defa karşı karşıya getirebilir.

İzleyenlerinizin dikkatini çekti mi bilmiyorum lakin Turgut Alp’in bu değişimi de bana oyun gibi geliyor. Yaralanması ardından Ertuğrul Bey, Simon’un yakınında bir adamının olmasının iyi olacağını belirterek kendisini handa bırakmıştı. Ertuğrul Bey ile Turgut Alp arasında gizli bir bilgi alışverişi gelecek bölümlerde ortaya çıkabilir. Bunu 66. Bölüm fragmanında gösterilen Turgut Alp ile Bamsı arasındaki kavga görüntülerine rağmen söylüyorum. Sadece ikisinin bildiği bir durum olduğundan eminim bile diyebilirim.

Bu sezon diziye girmiş ve benim favorilerimden biri olan Haçaturyan Usta’ya gelirsek; kendisi sonunda altını buldu. O dönemde gerçekten Anadolu’da böylesi bir altın arama durumu var mıydı bilmiyorum. Lakin onca uğraş sonrası bulunan bu altın yatağı obayı refaha kavuşturma adına ciddi bir adım olacaktır.
Dizi, Dizi Yorumları, Diriliş, Ertuğrul, Diriliş 65. Bölüm, Diriliş 65. Bölüm inceleme, Diriliş 66. Bölüm

Bu sezon favorilerimden bir diğeri olan Aliyar Bey’e de dikkat çekmekte fayda var. Gerçekten de isminin anlamı gibi ulu bir kimse olduğunu geçtiğimiz bölümlerde kanıtlayan bir karakter. Hz. Ali’yi kendisine rehber seçtiğini kaftanından ve taşıdığı Zülfikar benzeri kılıç ve kamadan anlamak mümkün. İlerleyen bölümlerde Ertuğrul’u da vazifelendiren o meşhur ihtiyarlar tarafından görevlendirilmiş bir kimse çıkma durumu yüksek. Artuk Bey gibi obasından vazgeçip Ertuğrul Bey’e de katılabilir.


Genel anlamda 65. bölüm oldukça güzel ve heyecanlıydı. İlerleyen bölümlerde daha fazla Alpleri izleyeceğimizden eminim. Glecek hafta yayınlanacak 66. Bölüm ile ilgili olarak şunu söyleyebilirim, işler genel anlamda Ertuğrul’un istediği gibi  ilerleyecektir. Yaşanan kavgalar ve o ağır lafların (fragman bazında konuşuyorum bunları) sadece Simon Efendi’yi kandırmak için olduğuna eminim.


66. Bölüm Fragmanı



53: KİTAP YORUMU : Gölge Şehir - Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları Serisi 2

Kasım 14, 2016
Kitabın Adı: Gölge Şehir - Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları Serisi 2
Yazar: Ransom Riggs
Baskı Tarihi: Nisan 2016
Sayfa Sayısı: 440
ISBN: 9786053755456
Orijinal Adı: Hollow City
Çeviri: Aslı Dağlı
Yayınevi: İthaki Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Fantastik, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları'nın Macerası Gölge Şehir'de Devam Ediyor!

3 Eylül 1940.

On tuhaf çocuk, ölümcül canavarlardan oluşan bir ordudan kaçıyor. Ve onlara Yardım edebilecek tek kişi var, o da bir kuşun bedenine hapsolmuş durumda.

Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları'nda başlayan olağanüstü yolculuk, Jacob Portman ve arkadaşlarının, dünyanın tuhaf başkenti olan Londra'ya yaptıkları yolculukla devam ediyor. Orada, müdireleri Bayan Peregrine'e yardım etmenin bir yolunu arayan tuhaf çocukları, savaş yüzünden yaralanmış bu şehrin karanlık köşelerinde korkutucu sürprizler bekliyor. Serinin ikinci kitabı Gölge Şehir de merak uyandıran eski fotoğraflarla heyecan verici bir hikâyeyi bir araya getiren, eşsiz bir kitap. Gölge Şehir'e yapılacak bu yolculukta siz de yerinizi ayırın!

“Gergin, duygusal ve tuhaf mı tuhaf. Fotoğraflar ve metin birbirini tamamlayarak unutulmaz bir hikaye yaratıyor.”

– John Green, Aynı Yıldızın Altında'nın çoksatan yazarı

“Tuhafın tadını almışları heyecanlandıracak bir macera…”

– Kirkus Reviews

“İlk kitabın hayranları, bu kitabın içindeki ganimetlere bayılacak.”

– School Library Journal

“Güçlü bir devam kitabı, ilki kadar sürükleyici ve bağımlılık yaratıcı.”

– Hypable

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Çok çok uzun bir zaman sonra yeniden buralara dönmüş bulunuyorum. Buralardan kopmak istemiyorum ama kimseye de bu konuda söz vermeyeceğim. İnşallah her şey istediğim gibi gider ve içerik yayınlamaya devam ederim.

  1. İçerik Yorumu
“Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları” serisinin 3. kitabı yayınlanmışken ben henüz daha 2. kitabı okuyabilmiş durumdayım.  İlk kitaba göre biraz daha heyecanın üst seviyede olduğu bir kitaptı diyebilirim.

Öncelikli olarak olayların akışı ilk kitaba nazaran daha tahmin edilemez ve sürükleyiciydi. Birçok yerde olayları takip ederken “İşte bundan sonra da bu olacak?” gibi çıkarımlar yapsam da genelde ters köşeye yattığım itirafında bulunmam lazım. Bu anlamda hepinizin hoşlanacağı bir kitap olacağından eminim.

Sevgili kahramanımızın bu kitapta artık “tuhaflar”ın dünyasına daha da alıştığını ve olaylar karşısında o ilk kitaptaki şaşkınlığını geride bıraktığını görüyoruz. “Gölge Şehir”e yapılan yolculuk esnasında çok fazla mesafe alınması ve bu yollarda karşılaşılan “tuhaf” ve tuhaf olmayan kişi sayısının fazlalığı bazen sizi yorsa da akıcılık her zaman tam deminde seyrediyor.

İçerik anlamında kötü veya eksik olarak nitelendirilebilecek pek fazla bir şey olmamakla birlikte sadece “geçit”ler nedeniyle bazen zaman ve mekanı çözmekte sıkıntı yaşayabileceğinizi ifade etmekte fayda var.

Son olarak da küçük bir ön bilgi vereyim size; bildiğiniz gibi ilk kitabımızda Bayan Peregrine kuş suretine hapsolmuştu. Bu olayın gizemi çözüldüğünde gerçekten çok şaşıracak ve aklınızda yepyeni sorular oluşacak.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,5

  1. Yazım Dili Yorumu

İlk kitabın yorumunda bu konuda ne yazdıysam aynen geçerlidir. Ransom Riggs’in yazımı ve  Aslı Dağlı’nın çevirisini oldukça beğendim. Her ikisine de teşekkür etmek lazım.

Yazım Dile Puanım 5 üzerinden 4

  1. Yapısal Yorum

İthaki Gölge Şehir’de de kalitesini göstermiş. Baskı kalitesi ve kitabın yapısal özellikleri oldukça iyi. Kitabı uzun süre arabada taşımam ve farklı nedenlerle biraz yıpratmış olsam da bana dayanabildiğini ve hala ayakta olduğunu söyleyebilirim.
Sadece kapak resminde neden bu kızın kullanıldığını anlayamadım. Hikayede oldukça küçük bir yeri var.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,5

SEÇTİĞİM SÖZLER


"Nasılsın?" diye sordu.
Bu sorunun yanıtını verebilmek için lise düzeyinde matematik bilmek ve tartışmak için de en az bir saat gerekliydi. (Sayfa 49)

Konu hayattaki büyük şeyler olduğunda tesadüf diye bir şey yoktur. Her şeyin bir sebebi vardır.Burada olmanın bir sebebi var ve o, başarısız olup ölmek değil. (Sayfa 51)

Ne kadar garip diye düşündüm, nasıl oluyordu da hayallerimizle kabuslarımızı aynı anda yaşamayı beceriyorduk? (Sayfa 160)

Ne kadar garip diye düşündüm, nasıl oluyordu da hayallerimizle kabuslarımızı aynı anda yaşamayı beceriyorduk? (Sayfa 160)

Onlar geçmişe ait ve ne şekilde müdahale edersek edelim geçmiş daima kendisini onarır. (Sayfa 308)


Ağlamak işleri nasıl daha iyi yapmazsa, gülmek de daha kötü yapmayacaktı. (Sayfa 331)


SERİNİN DİĞER KİTAPLARI



Blogger tarafından desteklenmektedir.