46: KİTAP YORUMU : Şeker Portakalı

Mayıs 31, 2016
Kitap Yorumları, Şeker Portakalı,  José Mauro De Vasconcelos, O Meu Pé De Laranja Lima, Aydın Emeç, Can Yayınları, Roman, Çocuk, Edebiyat,
Kitabın Adı: Şeker Portakalı
Yazar: José Mauro De Vasconcelos
Baskı Tarihi: Mart 2014
Sayfa Sayısı: 186
ISBN: 9789750719400
Orijinal Adı: O Meu Pé De Laranja Lima
Çeviri: Aydın Emeç
Yayınevi: Can Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Çocuk, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Yazarlıkta karar kılıncaya kadar, boks antrenörlüğünden ressam ve heykeltıraşlara modellik yapmaya, muz plantasyonlarında hamallıktan gece kulüplerinde garsonluğa kadar çeşitli işlerde çalışan Jose Mauro de Vasconcelosun başyapıtı Şeker Portakalı, "günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü"dür. Çok yoksul bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen, dokuz yaşında yüzme öğrenirken bir gün yüzme şampiyonu olmanın hayalini kuran Vasconcelosun çocukluğundan derin izler taşıyan Şeker Portakalı, yaşamın beklenmedik değişimleri karşısında büyük sarsıntılar yaşayan küçük Zezenin başından geçenleri anlatır. Vasconcelos, tam on iki günde yazdığı bu romanı "yirmi yıldan fazla bir zaman yüreğinde taşıdığını" söyler.

Aydın Emeçin, güzel Türkçesiyle dilimize armağan ettiği Şeker Portakalının başkahramanı Zezenin büyüdükçe yaşadığı serüvenleri, yazarın Güneşi Uyandıralım ve Delifişek adlı romanlarında izleyebilirsiniz.
(Tanıtım yazısından)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Okuma hızım geri gelmişken hiç arayı soğutmadan okumaya devam ediyorum. Bu sefer yine bir çocuk kitabı okudum. Adına her ne kadar çocuk kitabı deseler de bence çok ama çok daha fazlasını hak eden bir kitap. Bu nedenle kendisinden bu yazıda çocuk kitabı olarak bahsetmeme kararı aldım. Lafı uzatmadan hemen yoruma geçeyim.

  1. İçerik Yorumu

Kitabımız sevgili Zeze hakkında. Henüz 6 yaşında olan (tamda 6 yaşında değil aslında ama…) bir Kızılderili melezi bir arkadaşımız. Ablaları ve abisi ve kardeşi ile birlikte yaşıyor ve hayat onlar için oldukça zorlu. Açlıkla mücadele ediyorlar desek yalan olmaz.

Zeze’nin en büyük özelliği bence “Büyüyüp de küçülen” çocuklardan biri olması. Hayata bakış açısı, merakı, sorgulamaları hepsi olgun bir erkeğin yapacağı sorgulamalar. Bununla birlikte çok büyük hedefleri ve bir o kadar daha büyük bir hayal gücüne sahip.

Zeze’nin sizi çoğu noktada verdiği cevaplarla sizi kahkahalara boğacağına eminim. Hele şairlik ve kelebek boyun bağı hakkında dediklerine çok güldüm. Ama gerçekten kelebek boyun bağı takmadan şair olunabileceğine bende inanmıyorum desem : )

Bununla birlikte José Mauro De Vasconcelos’un küçük kahramanı Zeze sizi kahkahaların yanı sıra göz yaşlarına da boğacaktır. “Bir kitap okurken ağlamak mümkün olur mu?” deseler  buna cevabım kesinlikle hayır olurdu.Lakin Zeze’nin başından geçenleri okuduğumda ağladım. Saklamıyorum ciddi ciddi ağladım. Böyle bir bünyeye yakışmasa da bunu yaptım.

 Lakin şunu da söylemeden geçemeyeceğim; şimdi kafalarda büyük ihtimal bir “Küçük Emrah” parodisi gelmiş olabilir lakin Zeze’nin hayatına girdiğinizde olayların bu kadar da düz mantık ile idrak edilemeyeceğini şimdiden söyleyeyim.

  1. Yazım Dili Yorumu

José Mauro De Vasconcelos’un şu an okuduğum tek kitabı “Şeker Portakalı” lakin kısa zaman içinde diğer eserlerini de okumayı planlıyorum. Kitabın çocuklara yönelik olması nedeniyle dili oldukça sade. İnanın kitabın nasıl ilerlediğini anlayamıyorsunuz.akıcılık ve kendine bağlama adına kitaba kesinlikle tam not verdiğimi belirtmem lazım.

  1. Yapısal Yorum
Benim elimdeki baskı eski bir baskı ve kitabı ikinci el olarak 2 TL’ye aldım Yeni baskısı oldukça güzel. Can Yayınları’nın eski basımlarını da sevdiğim için memnunum yapısal olarak kitapta. Sadece içerikte birkaç kelime hataları vardı ki o kadarını artık normal karşılamaya başladım.

SEÇTİĞİM SÖZLER


-Neden kelebek boyun bağı?
-Çünkü kelebek boyun bağı olmadan şair olunamaz. (Sayfa 14)

Sizce gelecek hafta büyümüş olur muyum? (Sayfa 23)

Elbette ki, yaşayan bütün yoksullar güzel şeyler de vermezler  (Sayfa 45)

Yaşamak için çok yaşlılar, her şeyden yorulmuş bir görünüşleri var. (Sayfa 53)

Uyuyalım. İnsan uyudu mu her şeyi unutur  (Sayfa 54)

Son gözyaşı damlasını da içime akıtarak ve en iyi dayak ilacının yatak olduğunu düşünerek karanlıkta öylece yattım  (Sayfa 72)

Büyükler bir takım masallar anlatıyorlar ve çocukların her anlattıklarına inandıklarını düşünüyorlar.  (Sayfa 115)

Boşuna zahmet etme, Godoia. En güzeli ilk yapılan balondur. İlki başarılı olmazsa bir daha yapamaz insan ya da yapmak istemez.  (Sayfa 151)


Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi.  (Sayfa 190)

Game Of Thrones 6. Sezon / 6. Bölüm İncelemesi

Mayıs 30, 2016
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 6 sezon 6. bölüm, Game Of Thrones 6. Sezon, Game Of Thrones Yorum,
Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Öncelikli olarak klasikleşen 6. bölüm olayları “bence” ne yazık ki gerçekleşmediğini belirtmek istiyorum. Bu noktada dizinin yönetmenleri biraz bizleri şaşırtmak istemiş olabilir diye düşünüyorum. Daha farklı ve daha heyecanlı bir 6. Bölüm beklemiştim ama elimizdeki ile yetinmek zorundayız. Lafı daha fazla uzatmadan hemen yoruma geçeyim.

Öncelikli olarak geçtiğimiz hafta Bran’ın kaçışında kalmıştık ve yeni bölümde oradan başlıyor.  Meera, Bran’ı taşımak için büyük bir uğraş verirken gizemli savaşçımız yardımlarına koşuyor ki sonradan görüyoruz bu kişinin Benjen Stark olduğunu. Onu unutmadınız sanırım, Stark hanedanının ilk kargası olur ve Ned’in küçük kardeşi. Aslında Benjen’in artık ortaya çıkacağını bekliyorduk ki, bence bu ortaya çıkış Jon ve Bran’i de uzun vadede bir araya getirecek bir birleşme oldu. Üç gözlü karganın ölümü sonrasında Bran’e birilerinin sahip çıkması lazımdı.
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 6 sezon 6. bölüm, Game Of Thrones 6. Sezon, Game Of Thrones Yorum

Ve Sam evine geri döndü. Gilly ile eve yaptıkları ziyaret iyi başlasa da sonunda babası ile karşılaşacaktı ve oldu da. Gerçekten kötü bir aile yemeğiydi. Lord Tarly’i kitapta okuduğumda da hiç sevmemiştim yine sevmedim. Adam tam bir leş yiyen.
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 6 sezon 6. bölüm, Game Of Thrones 6. Sezon, Game Of Thrones Yorum

Sam Gilly ve Küçük Sam’i orada bırakacaktı ve gerçekten buna üzülmeye başlamıştım ki fikrini değiştirdi ve ikisini de oradan götürmeye karar verdi. Yürek Felaketi’ni de yanına aldı ki buna çok sevindim. (Bu arada bu kitap ve dizideki kılıç isimlerine hayranım.) Bu küçük aileyi artık çok farklı bir hayat bekliyor. Sam, hisara gitmekten de vaz geçebilir. Bunu ilerleyen bölümlerde göreceğiz.
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 6 sezon 6. bölüm, Game Of Thrones 6. Sezon, Game Of Thrones Yorum

Sevgili Arya ile devam edelim. Arya sizce neden o kadını öldürmedi. Bunun altında yatan sebep sadece onurlu bir kız olması mı yoksa başka nedenlerde mi var? Cersei’yi canlandıran bu kadını rahatlıkla öldürmesi gerekirdi oysa. Ama artık başı belada. Her ne kadar iğneyi yanına alsa da Yüzsüz Adamlar’a karşı olmak biraz sıkıntılı bir durum. Ama sonunda o sarı kadını öldürüp yine Yüzsüz Adamlar tarikatına dahil olabilir. Ben o potansiyeli görüyorum onda.
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 6 sezon 6. bölüm, Game Of Thrones 6. Sezon, Game Of Thrones Yorum

Ve Yüce Sept’de olanlara gelelim. Bu nasıl bir ayak oyunudur arkadaş. O kadar bölümdür bu olayı beklesem de istediğim olmadı ve kılıçlar kınında kaldı. Ki halen 6. sezonda Dorne Hanedanı dışında bir kılıç göremedik. Olaylar ne zaman patlak verecek merak ediyorum. Artık sabrım da kalmadı.
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 6 sezon 6. bölüm, Game Of Thrones 6. Sezon, Game Of Thrones Yorum

Sept’de olanlar gerçekten beyin yakacak nitelikte. Yüce Rahip işleri çok karıştırdı ve Diken Kraliçesi’nin de deiği gibi Yüce Rahip oyunu kazanan kişi oldu. Kral ve Kraliçe artık bir arada ve Krallık ile Din bir arada… Lannisterlar’ın işi artık daha da zor.

Bu arada herkesin hedefinde Brynden Tully’nin var. Nehir Ova’yı yeniden ele geçiren Karabalık’ın peşinde hem Walder Frey ve çocukları var hem de Kral, Jamie’yi onun üzerine salıyor. Nehir Ova önemli bir kale ve belki de beklediğimiz savaş orada gerçekleşir. Bekleyip göreceğiz. Frey’lerin elinde Edmure Tully de var bu arada…


Ve Ejderhaların Annesi yavruları ile buluştu. En azından biriyle ve bölüm finali de buydu. Drogon’un üzerindeyken Daenerys Targaryen’in yaptığı konuşma bir harikaydı. Khalı onu zirveye taşıyacak büyüklükte lakin Euron Greyjoy’un elinde geçekten öyle bir güç varsa gerçekten kötü olur.
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 6 sezon 6. bölüm, Game Of Thrones 6. Sezon, Game Of Thrones Yorum

Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 6 sezon 6. bölüm, Game Of Thrones 6. Sezon, Game Of Thrones Yorum

Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 6 sezon 6. bölüm, Game Of Thrones 6. Sezon, Game Of Thrones Yorum

Game Of Thrones 6. Sezon / 5. Bölüm İncelemesi

Mayıs 30, 2016
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 6 sezon 5. bölüm, Game Of Thrones 6. Sezon, Game Of Thrones Yorum,
Cahil Okur’dan herkese selamlar…


Geçmiş bir Game Of Thrones yazısı ile karşınızdayım. Bu yazıyı okuduğunuzda belki de 6. bölümü izlemiş olacaksınız ama haftanın yoğunluğu nedeniyle bir hayli geciktiğim için sizlerden özür dilerim.

Fazla uzatmadan lafı hemen kısa bir yorum yapacağım. Öncelikle Hodor ile başlamak  istiyorum. Hakkında o kadar teori olan Hodor’un ölümü bize gösterdi ki her şeyi o kadar ince ayrıntılı düşünmeye gerek yok.  O kadar tahminin hepsi çöpe gitti. Hodor sadece “Hold The Door” (Kapıyı Tut) demekmiş. Eh be sayın yazarlar olmadı bu!
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 6 sezon 5. bölüm, Game Of Thrones 6. Sezon, Game Of Thrones Yorum

Hodor’un ölümü bize bir şeyi daha gösterdi bu arada. Asıl kaçırılan ve konuşulmayan bu bence; Bran’ın geçmişe gidişlerinin aslında bir şeyleri değiştirebileceğini gördük.  Babasının halasını kurtarmaya gittiğinde bunun sinyalleri verilirken, Hodor’un ölümü bunu kesinleştirdi. Açıkçası bu Hodor konusu beni hiç tatmin etmedi. Böylesini de hiçbirimiz tahmin etmiyorduk. Kimse ben biliyordum demesin lütfen : )
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 6 sezon 5. bölüm, Game Of Thrones 6. Sezon, Game Of Thrones Yorum


Sansa hakkında size giderek Cersei’ye benzediğini daha öncede söylemiştim ki Baelish ile konuşması ve bunu Jon’dan saklaması ile bunu bir kere daha kanıtladı. Bu kız sonunda Jon’a da bir yamuk yaparsa Stark Hanedanı’nın gedikli yüz karası olacak şimdiden söyleyeyim.
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 6 sezon 5. bölüm, Game Of Thrones 6. Sezon, Game Of Thrones Yorum

Sevgili Arya’mız ise eğitilmeye devam ediyor. Kesin itaat kavramı içerisinde Yüzsüz Adamlar’da kendine yer dinmeye çalışsa da verilen görevi yerine getirmekte biraz zorlanacak gibi. Ayrıca o tiyatro gösterisi neydi öyle? Gerçekten kendi adıma Ned’in o hala düşürülmesinden üzüldüm.
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 6 sezon 5. bölüm, Game Of Thrones 6. Sezon, Game Of Thrones Yorum

Demir Adalar’da is işler bir hayli karışık durumda. Euron Greyjot tahtın yeni sahibi ilan edilirken, “Ölen bir daha ölemez!” lafını canlı olarak izledik. Yeni kralın ilk emri ise yeğenlerinin öldürülmesi. Lakin geç kalıyor. Bu arada Euron’un, Khaleesi ile evlenme planını da burada duymuş olduk. Nette gördüğüm birkaç yerde Euron’un boynuz bir borazan ile Ejderhaları kontrol etmek gibi bir planı olduğunu duydum.Dizide geçtiyse de kaçırmış olabilirim. Bilmiyorum ama bana saçma geldi.
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 6 sezon 5. bölüm, Game Of Thrones 6. Sezon, Game Of Thrones Yorum

Ve şimdi asıl kafamı kurcalayan nokta ve sizlerinde fikrini almak istediğim yer. Bildiğiniz gibi Yaz’a da veda ettik. Ak Gezenler tarafından öldürüldü.  Lakin görüntüyle ilgili bazı şüphelerim var nedense.

Şu sahneyi görmemle birlikte Jon’un ulu kurdu Hayalet nerde diye sordum kendi kendime. Bu bölümde Hayalet’î hiç görmedik. En son Jon’un canlanma sahnesinde yarı ölü bir vaziyette görmüştük kendini.
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 6 sezon 5. bölüm, Game Of Thrones 6. Sezon, Game Of Thrones Yorum

Gelelim asıl kafa karıştıran noktaya. Ak gezenlerin üzerine bir kurt atlıyor ki kendisi şu şekilde görülüyor.
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 6 sezon 5. bölüm, Game Of Thrones 6. Sezon, Game Of Thrones Yorum

Hayalet’e sizce de çok benzemiyor mu? Benim kafam çok ama çok karıştı. Çünkü Yaz’ın birde şu görüntüsü mevcut!
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 6 sezon 5. bölüm, Game Of Thrones 6. Sezon, Game Of Thrones Yorum

Öyle yada böyle bir kurda daha veda ettik. Şu an sadece Hayalet ve Nymeria yaşıyor ki Nymeria’dan da emin değiliz. Bu işi sevmedim hiç.
6. Bölümde görüşmek üzere….

45: KİTAP YORUMU : Metal Fırtına 4 – Turan

Mayıs 29, 2016
Kitap Yorumları, Metal Fırtına 4 – Turan, Orkun Uçar, Altın Kitaplar, Roman, Fantastik, Edebiyat,
Kitabın Adı: Metal Fırtına 4 – Turan
Yazar: Orkun Uçar
Baskı Tarihi: Şubat 2008
Sayfa Sayısı: 368
ISBN: 9789752109520
Yayınevi: Altın Kitaplar
Kitabın Türü: Roman, Fantastik, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


"Ekip lideri kolunu diğerlerine uzatıp parmaklarını açtı. Yumruk yaptığı anda ateş başlayacaktı. Diğerleri onu gözlüyordu ama birdenbire liderlerinin kafasının boynundan kayıp yere düştüğünü gördüler, ardından bedeni yana devrildi. Tam önündeki toprak sanki canlanmış ve onun canını almıştı.
"Kızıl Şaman Koray çıplak vücudu kurbanlarının kanıyla boyanmış halde ayakta duruyordu. Elindeki kısa kılıçtan hâlâ kan damlıyordu. Çekik gözlü cansız suratlara baktı. Çin gizli istihbarat servisi GRI'ya bağlı ölüm timiydi bu. Bekliyordu bu saldırıyı. Ama kurdun inine böyle girilemezdi."
Binlerce insan geride iz bırakmayan bir katil tarafından yok ediliyor.

Dünya korku içinde.
Tek umut Gökhan Birdağ liderliğindeki Türk timinde!
Kızıl Şaman Koray ne saklıyor?
Şaman kehanetlerindeki kıyamet "Kalgançı Çak" geldi mi?!
(Tanıtım Yazısından)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Rutin okuma tempoma sonunda kavuştum sanırım. Öyle ki yorumlanmayı bekleyen bir kitap daha var. Lafı uzatmadan hemen yorumlamaya geçeyim  en iyisi.

  1. İçerik Yorumu

Metal fırtına Serisi’ni tekrar okuduğumu sizlere daha önceki kitaplarda belirtmiştim. Gökhan Birdağ’ın maceralarına “Turan” ile devam ediyoruz.

Orkun Uçar, kahramanımız Gökhan’ın yolunu yine Gri takımdan Koray ile kesiştiriyor. Bu sefer hedef Çin!. (Daha önceki kitaplarda sırasıyla düşmanlar; ABD, İsrail ve Rusya’ydı.) İşin içinde birde Beyaz Piramit olayı var ki kendisi Türkler tarafından yapıldığı varsayılan piramittir.

Konu hakkında fazlaca detay vermeden yorumuma devam etmek istiyorum. Bu kitapta sizleri bekleyen Gökhan ve Koray yakınlaşmasıdır. Her ne kadar eski takım arkadaşları olsalar da, daha önceki kitapları okumamışsanız diye söylüyorum, araları biraz açıktı. Bu kitabın genel gidişata katkısı bu oluyor.

Kitabın kesitlerinde sizi bekleyen çok büyük sürprizler çok büyük olaylar yok maalesef. Gökhan’ın yine o bildiğimiz kahramanlıklarına tanık olarak devam ediyoruz okumaya. Lakin genel anlamda “idare eder” nitelikte olduğunu söyleyebilirim.

Orkun Uçar’ın yazdığı seride bence şimdiye kadar okuduğum en gelişi güzel yazılmış olan eserdi bu. Kitapta beni cezbeden tek konu “Beyaz Piramit” konusuydu ki, yaptığım birkaç küçük araştırmada konunun net bir durum olmadığını da öğrendim. Birde kitabın sonlarına doğru karşılaşacağınız bir kurt sürüsü olayı var ki; bence daha realist olması gereken bir kitapta biraz sırıtmış gibi.

Sonuç olarak okunabilecek, lakin okunmadığında da çokça şey kaybetmeyeceğiniz bir kitap olduğunu söyleyebilirim.

  1. Yazım Dili Yorumu

Orkun Uçar’ın okuduğum 4. kitabı… Yazım diline oldukça alıştım. Basit bir anlatım şekli var. Kelimeler okurken sizi yormuyor pek. Bu anlamda hızlı okumanıza faydası olacaktır.

  1. Yapısal Yorum

Altın Kitaplar yayınevinden çıkan eserleri okumayı sevdiğimi daha önce demiştim sizlere. Klasik bir Altın Kitaplar baskısı. Kapak tasarım dışına herhangi bir sıkıntı yaşamadım kitapla yapısal anlamında. Ne yazık ki Metal Fırtına Serisi’nin kapak tasarımlarını hiç sevemedim. Hep bir şeyler eksik gibi geliyor.

SEÇTİĞİM SÖZLER


Böyle bir şeye destek vermek için epey bir mide gerekiyordu ve beyni düzgün çalışan insanların mideleri o kadar güçlü değildi. (Sayfa 230)

Hiçbir devlet aile bağlarının arasına giremezdi. (Sayfa 293)

Hiçbir devlet aile bağlarının arasına giremezdi. (Sayfa 293)



SERİNİN DİĞER KİTAPLARI

Kitap Yorumları, Metal Fırtına 4 – Turan, Orkun Uçar, Altın Kitaplar, Roman, Fantastik, Edebiyat,

Kitap Yorumları, Metal Fırtına 4 – Turan, Orkun Uçar, Altın Kitaplar, Roman, Fantastik, Edebiyat,

Kitap Yorumları, Metal Fırtına 4 – Turan, Orkun Uçar, Altın Kitaplar, Roman, Fantastik, Edebiyat,

44: KİTAP YORUMU : Küçük Ağaç'ın Eğitimi

Mayıs 22, 2016
Kitabın Adı: Küçük Ağaç'ın Eğitimi
Yazar: Forrest Carter
Baskı Tarihi: Nisan 2012
Sayfa Sayısı: 280
ISBN: 9789754680942
Orijinal Adı: The Education Of Little Tree
Çeviri: Şen Süer Kaya
Yayınevi: Say Yayınları
Kitabın Türü: Anı-Mektup-Günlük

KİTAP HAKKINDA


Sevgiyi, duyarlılığı, dürüstlüğü, samimiyeti
Kızılderili mantığıyla işleyen muhteşem bir kitap...

Egemenlik ve güç tutkusu peşinde koşan Beyaz Adam'ın acımasızca yok ettiği Çeroki'lere ithaf edilen bu kitap, insanı 'umursayan', acılarını 'paylaşan', yaşamın bütünselliğini 'savunan' bir kültürün mesajı... Evrensel dostluk ve barışın hikâyesi... İnsani duyarlılığın görkemli direnişi... Yüzeysel ve mekanik ilişkilerin hâkim olduğu günümüzde, yitirilen değerlere saygı duruşunda bulunma denemesi... Heidi, Küçük Prens, Şeker Portakalı ya da Martı'daki samimiyeti, dürüstlüğü özleyenler; coşmak, sevmek, özgür olmak, hüzünlenmek, doya doya ağlamak isteyenler için... En çok da kitle iletişim araçlarının kölesi olanlar, yaratıcılığı körelten eğitimi sorgulamak isteyenler için...

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Okuyamam hastalığımı atmak için verdiğim uğraş halen devam etmekte. Yılın yarısı biterken bu yılki okuma hedefimin sadece çeyrek dilimini tamamladım. Biraz daha hızlanmam gerekiyor.

Forrest Carter’ın ilk kitabını okumuş bulunmaktayım. Serhat’ın blogundaki MİM yazısında görmüştüm kitabı.  Kendisi de kitabı okuyup yorumlamıştı. Ancak kitabı okumadığım için yorumunu okumamıştım. Serhat’ın MİM yazısı için buraya, Küçük Ağaç’ın Eğitimi hakkındaki yorumu için buraya tıklayabilirsiniz.

Biz bunları konuştuktan sonra Uzun bana “Bu kitabı okumalısın” diyip getirdi ve güzel bir tesadüf neticesinde kitabı tamamlamış oldum. Lafı daha fazla uzatmadan artık yoruma geçebilirim sanırım.

  1. İçerik Yorumu

Küçük Ağaç anne ve babasını kaybetmiş olan bir yetim ve Kızılderili olan Büyükanne ve Büyükbabası ile yaşamaya başlıyor. Elbette ki bu yaşama süreci onunda eğitim süreci oluyor. Doğaya, hayvanlara, insanlara karşı nasıl davranması gerektiğini, nelerden çekinip nelerle yakınlaşması gerektiğini bu süreçte öğreniyor. Bu süreçteki eğitim hem ruhunu hem zihnini geliştirmesiyle sürüp gidiyor.

Kitabın sayfalarını çevirdikçe sizde Küçük Ağaç ile birlikte belli bir eğitimden geçiyor hissine kapılıyorsunuz. Gerçekten hayata bakış açınızı değiştirebilecek nitelikte bir kitap olduğu kanısındayım. Bunu öylesine bir söylem olarak kabul etmenizi önermem, eğer kitaba kendinizi verebilirseniz, ki bu çok önemli, size gerçekten hayata dair fark etmediğiniz birçok noktanın ip uçlarını verecek nitelikte.

Büyükbaba’nın hayata bakış açısı bu noktada asıl önemli olan konu aslında. Onun söylediği laflar bazen safsata olarak gelse de bazen durup düşündüğünüzde “Ben bu güne kadar neden bunu fark etmedim?” sorusunu sormanıza neden olabilecek türden. Bu noktada Büyükbaba’nın her çözümlemesi sonrası Küçük Ağaç’ın “Ki öyleydi” onaylamaları da hem sizi gülümsetecek hem de sizde tıpkı onun yaptığı onaylamayı yapacağınıza eminim.

Büyükanne’ye gelince onun kitaptaki rolünün daha gizli kaldığı kanısındayım. Koruyan e gözetleyen bir anne konumunda. Az konuşuyor, ancak konuştuğunda gerçekten ruhunuza dokunuyor. Yan karakterleri de oldukça beğendiğimi belirtmem lazım. Hepsinin temsil ettikleri insanın ruhuna işleyen kavramlar.

Yukarıda kitap künyesinde yazılanları 100 Kitap’tan aldığımı daha önce belirtmiştim. Kitap her ne kadar “Anı-Mektup-Günlük” kategorisine alınsa da ciddi de bir hiciv niteliği taşımakta. Hem Çerokilere yapılan zulmü hem de politikacıların nasıl sözlerini tutmayan insanlar olduğunun bir kanıtlanma sürecini anlatıyor. Bu nedenle yukarda sayılan türlerin yanına birde hicvi eklemek doğru olacaktır.

Kitapta anlatılan kişinin Forrest Carter olduğu söylenmekte. Bununla birlikte bunun olamayacağını ve Forrest Carter’ın tamamen kurgusal bir roman yazdığını iddia eden de bir hayli fazla. Carter’ın Ku Klux Klan örgütünün aktif üyesi olması nedeniyle bende yazılanların bir kurgu olduğu kansında olanlar arasındayım. Kim bilir beklide Küçük Ağaç sadece çok yanlış topraklarda kök salmıştır. Bu yorum tamamen size kalmıştır. 

  1. Yazım Dili Yorumu

Carter’ın okuduğum ilk romanı olduğu için pek bir yorum yapmak istemiyorum. Kitabın Küçük Ağaç isimli ir çocuğun dilinden anlatılması bazen anlatımı çok sıradanlaştırsa da genel olarak iyi bir kitaptı.  Çevirmen Şen Süer Kaya’yı da bu noktada tebrik etmek gerekir sanırım. Ben yazım dilinden memnun kaldım.

  1. Yapısal Yorum

Say Yayınları’ndan kitap okumayalı bir hayli zaman olmuştu. Kitabın kapağı hoşuma gitti. Tasarım oldukça güzel.Kullanılan kitap kağıdının aşırı kalın oluşu bazen canımı sıksa da iç tasarım ve kaliteden de memnun kaldım. Sadece kitabı okuduktan sonra aklıma şu geldi; hiçbir zaman bir Kızılderili kampında yaşamayan Küçük Ağaç’ı anlatan bir kitapta neden acaba bir Kızılderili kampı görseli kullanılma ihtiyacı hissedildi?

SEÇTİĞİM SÖZLER

Bir şeyi yitirdiğin zaman yorulmak iyi gelir. (Sayfa 10)

Yalnızca Tirbi yani "arı" kullanabileceğinden fazlasını depolar... Bu yüzden ayı tarafından soyulur. Rakun ve Çerokiler tarafından da... Paylarından fazlasını depolayan ve kendilerini besleyen insanlar içinde bu böyledir. Ellerindekini kaptırırlar. Bu konuda savaşlar olur. Uzun konuşmalar yaparak paylarından fazlasını ellerinde tutmaya çalışırlar. Bir bayrağın onlara bunu yapma hakkını verdiğini söylerler. Erkekler, sözler ve bıçaklar yüzünden ölürler ama Gidişat'ın kurallarını değiştiremezler. (Sayfa 17)

Büyükbaba dedi ki, daha az sözcük olsaydı, dünyada bu kadar çok sorun olmazmış. (Sayfa 51)

Her zaman arkada kalmak, bir tür yalnızlıktı. (Sayfa 81)

Yaşlandığın ve sevdiklerini hatırladığın zaman yalnızca iyiyi hatırlarsın. Kötüyü hatırlamazsın hiçbir zaman ki bu da kötünün hiçbir şeye değmediğinin kanıtıdır. (Sayfa 99)

Büyükbaba, yalnızca bir tek kesin şeyin olduğunu söyledi. Yerliler hiçbir zaman kontrolü ele geçiremeyeceklerdi, bu mümkün görünmüyordu. (Sayfa 109)

Büyükbaba dedi ki, anlamak gerekirmiş. Ama birçok insan anlamak istemezmiş, çünkü anlamak zahmetli işmiş.  (Sayfa 123)

Vahşi ortamda yetişen her şey, ehlileştirilmiş şeylerden yüz misli daha güçlüdür. (Sayfa 127)

Güz doğanın merhamet zamanıdır. Sana ölmekte olanlar için işleri düzene sokma şansı verir  (Sayfa 209)

Ne kadar uzağa gittiğini bilmiyorsan, çok uzaktır  (Sayfa 225)

Forrest Carter, Kitap Yorumları, Küçük Ağaç'ın Eğitimi, Say Yayınları, Şen Süer Kaya, The Education Of Little Tree,

Game Of Thrones - 6. Sezon / 5. Bölüm Beklentileri

Mayıs 21, 2016

Cahil okur’dan herkese selamlar…

Game Of Thrones 6. Sezon son hız devam ediyor. Artık klasikleşen olayların patlak verdiği 6. bölüme az bir zaman kala heyecan dorukta sanırım. Bende durumlar böyle çünkü. Peki 6. bölüme az bir zaman kalmışken 5. bölümde bizleri neler bekleiyor ve bendeniz olayların seyrini nasıl görüyor kısaca bahsedelim o zaman

Öncelikli olarak ben Tyrion’dan başlamak istiyorum ki, ortada durumlar biraz karışacağa benziyor. YouTube’da sıkı takipçisi olduğum Ezgi’nin Kanalı’ndan da edindiğim bilgiye göre fragmanda gördüğümüz ve Tyrion ile konuşan kadın bir Kırmızı Rahibe. Melisandre ardından bir Kırmızı Rahibe’miz daha oluyor yani. Aynı Melisandre gibi olaya çok ağır giriş yapıyor ve hedefindeki isim Lord Varys… “Bilgi seni güçlü yapmış, ama daha bilmediğin çok şey var” diyor yeni Kırmızı Rahibemiz sevgili Örümcek’e… Gerçekten de tam Melisandre’nin ilk zamanlarından bir replik gibi… Bu kadının Tyrion’nın yanında yer alıp almayacağını ya da Daenerys’in destekçilerinden biri olup olmayacağını merak ediyorum. Hem Kırmızı Rahibe’nin hem de Daenerys’in ateşlerle arasının iyi olması nedeniyle birlikte hareket edilebilecek olmalarını beklemek en doğalı. Lakin bura Ejderhaların Annesi’nin yabancılara karşı tutumu devreye giriyor. Sanırım bu ilişki pek de parlak olmayacaktır.

Bu güzel bölüm ardından da Greyjoy’larla devam edelim. Tahta kim oturacak merak konusu. Balon Greyjoy’un ölümü sonrası ve Theon’un eve dönmesi ile işler baya bir karışık. Theon ve ablasının bir önceki bölümdeki konuşmaları hala hafızalardayken, tahta oturacak isim noktasında belirsizlik sürüyor. Theon ablası Asha’ya ona destek olmak istediğini söyledi lakin, Demir Adalar’daki görüntülerde Asha dışında pek kadın gören olmadı sanırım. Bu noktada halen Theon’un tahta oturmakta ablası Asha’dan daha fazla şansı olduğu kanısındayım. Fragman’da Asha tahta aday olduğunu söylese de bu işin sonunun Theon’un Demir Adaları’n yeni kralı olmasıyla sonuçlanacağı kansındayım.

Ve Sansa – Lord Baelish  karşılaşması sonunda gerçekleşiyor. Sansa’nın yanında Brienne’da var ki bu çok önemli bence. Brienne sonunda Cateleyn Stark’a verdiği sözleri tutmaya başlayabiliyor yavaş yavaş. Neyse çok dallandıramadan devam edeyim; Sansa’nın ilk sorusu oldukça manidar; “Ramsay’den haberin var mıydı?” Aklıma gelen ilk şey Sansa’nın giderek Cersei’ye benzemeye başladığı. Bu durum beni sevindirse de biraz da ürkütüyor açıkçası. Sansa – Jon ittifakın Baelish’in getireceği Ary Hanedanı askerlerine ihtiyacı varken bu işin nasıl çözümleneceği merak konusu bende. Ama tahminimce Sansa’nın bir süreliğine Lord Baelish’in görmezlikten gelebileceği kanısındayım.

Sevgili Arya’mız bir bölüm aradan sonra yine aramızda. Gözleri açılmış ve eğitim alıyor. Bu kız çok ama çok tehlikeli biri olarak yeniden diğerleri arasına karışacak. Bu sezon olmasa da gelecek sezonda çok can yakacağı kanısındayım.

Ve en güzeli en sona sakladım. Bran Stark… Kendisi Ak Gezenler ile karşılaşıyor. Meera kendisini sarsarak uyandırmaya çalışsa da bu karşılaşmanın gerçekten uyurken mi yoksa gerçekte mi olduğu bence net değil henüz. Bran’ın sonunda istediği her şeyi kontrol edebilecek bir Warg olması durumunu teorileri acaba doğru mu diye düşünmeye başladım. Ak Gezenler’in sonunda bir tarafta yer alacağı kesin, ama hangi tarafta yer alacaklar?


NOT: Çekimler esnasında Jon Snow’un giydiği bir elbise ciddi anlamda Ned Stark’ın idam edilirken giydiği elbiseye benzemekte. Bir çok forumda Jon Snow, Jon Stark mı oluyor gibi yorumlat mevcut. Bu duruma pek ihtimal vermesem dahi eğer bu olay gerçek olursa, bu elbisenin Lord Baelish tarafından Jon’a hediye edileceği kanısındayım. Bu adam çok ekstrem bir tahmin olsa da şurada dursun.  
Blogger tarafından desteklenmektedir.