dünyada en çok okunan kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dünyada en çok okunan kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16: KİTAP YORUMU: Aylak Adam

Kasım 11, 2015

 

Aylak Adam


Yazar: Yusuf Atılgan
Yayınevi : Yapı Kredi Yayınları

Her şeye "karşı" duran, "karşı" çıkan, "karşı" olan bir adam... Aylak Adam... Bir adı bile yok. "C." diyor Yusuf Atılgan kısaca.

İnsan her şeye bunca "karşı"yken kendine de "karşı" olmadan nasıl sürdürülebiler bir "karşı" yaşamı?

C., sıradanlığa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç mi hiç katlanamıyor. Hem farklıyı, hem doğru olanı arıyor. Çabasının boşuna olduğunun da farkında üstelik.

Zor bir karakter, zor bir yaşam, yalın bir roman.

Sayfa Sayısı: 164
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe

KİTAP YORUMU

 

Cahil Okur’dan herkese merhabalar…
 Kayb-ı Kelam’ın yapmış olduğu çekilişte kazandığım kitapların ikincisi ile karşınızdayım. Daha önce hiç tanımadığım bir yazarın kitabı bu. Yusuf Atılgan aslen Manisalı bir yazarımız ve benim hemşerim oluyor. Kendisiyle bu kitap ile tanıştım ve tanıştığıma da çokça memnun oldum.
Lafı fazla uzatmadan hemen kitap hakkındaki görüşlerime geçmek istiyorum. Bildiğiniz gibi Amok Koşucusu’nu okurken oldukça zorlanmıştım. Bu zorlanma türü sevmememden değil de daha çok kitabın derinliğinden kaynaklanmaktaydı. Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam eseir de aynı derinliğe sahip olduğuna inandığım bir kitap.Adını bile bilmediğimiz C’nin toplum hakkındaki sorgulamaları sizi gerçekten düşünmeye itiyor. Gerçekten de bir çok öngörüsüne katılmamak elde değil. Sırf “Başkaları ne der?” diye yapmak isteyip de yapamadığınız neler var? Sırf başkalarının ahlak kurallarına uymadığınız için kaç kere dışlandınız?
Aslında düşündüğünüzde Aylak bir adam olmanın o kadarda kötü olmadığı kanısına varıyorsunuz. Ancak netice de aylak adam olmanız sizinde C gibi “kafasını  sıyırmış bir meczup” görünümüne bürünmenize neden olabilir.
Konu ve anlatım tarzıyla oldukça beğendiğim bir eser oldu Aylak Adam ancak ne yazık ki sonunda bir boşluk hissine kapıldım. “Bu muydu?” dedim içimden elbette sonrasında sırf bizim ön yargılarımız sebebiyle mutlu son olmaması gerektiği kanısına vardım.
Aylak Adam’ı alın ve okuyun, emin olun sizden bir parça muhakkak bulacaksınız.

 

SEÇTİĞİM SÖZLER

·         Yoksa her şey ben olmadığım zaman, benim olmadığım yerlerde mi oluyordu? (Sayfa 11)
·         Bir yazarın dediği gibi: “Kadınsız hikaye tuzsuz aşa benzer” (Sayfa 25)
·         Kadınların neden evlendiklerini anlayabiliyorum: “Yalnız kalabilmek için” (Sayfa 35)
·         Yaşamanı9n amacı alışkanlıktı. (Sayfa 41)
·         Bu kelimenin harfleri ile başkası da yapılabilir. (Sayfa 42)
·         - Galiba sizi anlıyorum
-          Yanılıyorsun “Siz” anlanamaz, “sen” anlanır. (Sayfa 61)
·         Anlıyorsun ya turist! Bir yakışmama, iğretilik duygusu… (Sayfa 104)
·         Aynı anda ortak duygula ancak iki etin birbirine dokunmasıyla başlıyor. (Sayfa 112)
·         Sus bağırma! Sonra böyle olduğuna inanırız. İnsanlar haksızken daha çok bağırırlar. (Sayfa 132)

 

 

DİĞER YORUMLAR

Tadı Damağımda'nın yorumu
Kitap Gurmesi'nin yorumu
Beyaz Kitaplık'ın yorumu


09: KİTAP YORUMU: Olimpos Kahramanları - Kayıp Kahraman

Temmuz 27, 2015
Olimpos Kahramanları - Kayıp Kahraman
Jason, Perccy Jakson, Leo, Olimpos

Yazar : Rick Riordan
Çeviri : Belgin Selen Haktanır Us
Yayınevi : Doğan ve Egmont Yayıncılık

Yunan efsaneleri günümüzde yaşamaya devam ediyor! Percy Jackson ve Olimposlular macerasından sonra yepyeni bir seri başlıyor: Olimpos Kahramanları. İlk beş kitabın sonunda, büyük bir savaşın ardından Melez Kampı'nda bıraktığımız dostlarımız, yen, melezlerle birlikte yepyeni bir serüvene adım atıyorlar. Ancak büyük bir sorun var: Perccy Jackson kayıp! İşte Olimpos Kahramanları serisinin ilk kitabı Kayıp Kahraman'da tanışacağımız üç yeni melez:
JASON'ın bir sorunu var. Hafızasını tamamen kaybetmiş. Jason buraya nasıl geldi? Burası neresi? Hatta Jason kim? Hiçbir şey bilmiyor ama bir şeyden çok emin. Bu işte bir terslik var.
PIPER bir sır saklıyor. Ünlü bir kişi olan babası üç gündür kayıp. Jason ve Leo'yla birlikte Melez Kampı adlı bir yere götürülüyor. İçinden bir his burada her şeyin açıklamasını bulacağını söylüyor ama her şeyi öğrenmek isteyip istemediğinden emin değil.
LEO ok becerikli. Melez Kampı'na yerleştirildiği, alet edavatla dolu kulübeyi görünce kendini hemen evinde hissediyor. Kulübe arkadaşları bir tanrının oğlu olduğunu iddia edyor. Bunun sürekli hayaletler görmesiyle bir ilgisi olabilir mi acaba?

Sayfa Sayısı: 552
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe

KİTAP YORUMU

Herkese Merhaba…
Blogumun 9. yorumu ile sizlerleyim. Rick Riordan’ın Olimpos Kahramanları serisinin Kayıp Kahraman isimli ilk romanını sonunda bitirdim. Sonunda diyorum çünkü kitabı çok sevmeme rağmen yoğun iş temposu nedeniyle kitabı bir türlü bitirememiştim.
Hemen kitaba geçelim. Kitabımızın Jason, Piper ve Leo adındaki kahramanlarının yolculukları bir okul gezisinde kesişir. Jason o geziye nasıl geldiğini, daha önce nerede olduğunu bilmez. Ancak Piper ve Leo’nun Jason’un hakkında bildikleri ya da daha doğrusu bildiklerini sandıkları çokça şey vardır.
3 kahramanımız fırtına bulutları ile başlayan maceralarında yolları daha sonraları ogreler, kurtlar, avcılar ve tanrılar ile kesişir. Görevleri Hera’yı kurtarmak ve gigant kralını alt etmek zorundadırlar. Oldukça zorlu geçen bu yolculuk süresince Jason yavaş yavaş kim olduğunu ve neden melez kampında olduğunu hatırlamaya başlar.
Tanrıların kendilerini Olimpas’a kilitlediği bir dönemde 3 melezimiz önce sahiplenilmelerini bekler, ardından göreve başlayarak dünyayı kurtarmaya çalışırlar. Ve kitap boyunca süren birde Percy Jackson bilmecesi vardır. Büyük kahramanımız kayıptır ve nerede olduğunu kimse bilmez. Elbette Jason hariç…
Konuyu kısaca anlattıktan sonra yorumuma geçebilirim; kitaba bir kere bayıldığımı ifade etmem lazım. İlerleyen yaşıma rağmen zevk alarak okuduğum eserlerden biri olarak kitaplığımda yerini almış durumda. Macera hiçbir an bitmiyor. Ve her sayfada yeni şeyler öğrenmeye devam ediyorsunuz. Özellikle benim gibi mitolojik tanrılara meraklı bir okursanız ve macerayı seviyorsanız kesinlikle okumanız gereken bir eser.
Kitap Percy Jakson serisinin yan serisi niteliğinde ancak başlı başına sağlam bir seri gibi algıladığımı ifade etmeliyim. Percy Jakson serisini okumadığımı belirtmeliyim. Ancak filmini izlediğim için az ya da çok karakterleri tanıyordum. Kitabın ana karakterleri ise Percy Jakson serisinden farklı isimlerdi. Bu nedenle de herhangi bir uçuruma maruz kalmadım. Percy Jackson serisini okumadım diye kesinlikle kitaptan uzak durmayın.
Kitabın yapısal özellikleri ile ilgili herhangi bir sıkıntı yaşamadım. Kitap kapağı oldukça hoşuma gitti. Ancak içerisinde birkaç tasvir olsa daha güzel olabilirdi diye de aklımdan geçirmedim desem yalan olur.
Karakterlerden en çok hoşuma giden ise Leo oldu. Kendisi Hephaistos’un oğullarından birisi. Festus’un sahibi olduğu bölümler beni oldukça eğlendirdi. Bazen bende neden bir ejderham olmasın diyorum kendime. İlahi bronzdan ya da etli kanlı olması fark etmez J Kehanette kendisine verilen önem gibi akurlarında önem vermesi gereken bir karakter. Leo bu kitapta benim asıl kahramanımdır.
Hera’ya gelirsek bana çok anaç geldi. Beklediğim ve geçmiş dönemdeki izlediklerim ve okuduklarımla hiç bağdaşmadı diyebilirim. Daha gaddar ve daha acımasız bir Hera bekliyordum.

SEÇTİĞİM SÖZLER

  • Annabeth: “Güvenli bir yere. Bizim gibiler için güvenli olan tek yere. Melez kampına…” (Sayfa 29)
  • Leo: Ona göre insan geçmişini asla fazla kurcalamamalıydı. Tek bir yerde uzun süre kalmamalıydı. Kederin önüne bir tek bunlar geçebiliyordu.  (Sayfa 66)
  • Jason: “Çok güzelsin, Piper, sen… Tam bir afetsin.” (Sayfa 132)
  • Tia Callida (Hera): Henüz vakit gelmedi küçük kahraman. Bir gün sana bir görev verilecek. Kendini öğrendiğinde bu zorlu yolculuğun ne anlama geldiğini anlayacaksın. (Sayfa 437)
  • Piper: “Sakın öleyim deme. Bana bu kötülüğü sakın yapma.” (Sayfa 455)
  • Tristan McLean: “Canavarların olduğu bir dünyada yaşıyorum.” (Sayfa 464)
  • Jason: “Jack London, Merker’ün yani Hermes’in oğludur. Kendisi tüm dünyayı gezip dolaşmış bir maceracıdır. Hatta bir süre bir berduş gibi yaşadığı da söylenir. Sonra yazarlığa başlamış ve bir servet yapmış.” (Sayfa 473)

KAYIP KAHRAMAN İÇİN DİĞER YORUMLAR

Yorum Cadısı’nın yorumu
Kördüğüm Hayaller’in yorumu
Geveze Kitap Kurdu’nun yorumu


06 KİTAP YORUMU - Hobbit

Temmuz 10, 2015
hobbit yorumu, hobbit kitabı

Hobbit

Yazar :J.R.R. Tolkien
Çevirmen :Gamze Sarı
Yayınevi :İthaki Yayınları

Tolkien'in ünlü eseri, şimdi de Alan Lee'nin Hobbit için özel olarak çizdiği illüstrasyonlarla zenginleşti.
Bir İngiliz Edebiyatı Profesörü olan J.R.R. Tolkien bundan yaklaşık yetmiş yıl kadar önce dünyaya bir kitap hediye etti. Bu kitapla birlikte insanlar ilk defa hobbit denen ahaliyle karşılaşıyordu. Cücelerden bile kısa boylu, yemeye, içmeye ve eğlenmeye düşkün, iyi yürekli, mutlu ve kendi küçük köylerinde her tür maceradan uzak yaşayan bir ahaliydi hobbitler. Ta ki büyücü Gandalf onları ziyaret edene kadar. "Hobbit", diğer hobbitlerden aslında hiç de farklı olmayan bir hobbitin, Bilbo Baggins'in fantastik maceralarından oluşuyor. Bilbo Baggins, büyücü Gandalf ve cücelerle birlikte, cücelerin hazinesini kötü ejderha Smaug'dan geri almak için aslında hiç de istemediği bir yolculuğa çıkar. Ama yine de hobbitin içinde henüz keşfedemediği maceracı bir yan vardır ve yolculuk ilerledikçe Bilbo Baggins kendi cesaretinin ve gücünün farkına varmaya başlar.
Tolkien'in aslında çocuklar için kaleme aldığı "Hobbit", çok geçmeden yetişkinlerden, özellikle de 60'ların asi gençliğinden büyük ilgi gördü. Bunun üzerine Tolkien hobbitlerin, elflerin, cücelerin ve insanların goblinler, troller, kurtlar ve her tür kötü ve çarpık yaratıkla olan mücadelesini anlatmaya devam ederek "Yüzüklerin Efendisi"ni yarattı. Bugün "Hobbit"le birlikte "Yüzüklerin Efendisi" fantastik edebiyatın kült eserleri arasında yer alıyor.

Sayfa Sayısı: 312
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe

KİTAP YORUMU


Benim için geç kalmış bir okuma ile karşınızdayım. Maalesef “Yüzüklerin Efendisi” üçlemesinin ciddi bir taraftarı olmama rağmen Hobbit’i daha yeni okudum. Aslında uzun zamandır kitaplığımda yer almasına rağmen daha yeni fırsat buldum. Üzgün müyüm? Kesinlikle evet!
Gelelim asıl konuya; kitap hakkındaki görüşlerime. Bildiğiniz gibi Hobbit, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin öncesindeki olayları anlatan bir kitap. Kitabın yazılma amacı bir çocuk kitabı olması ve olayların anlatımı da buna uygun olarak masalsı bir şekilde gerçekleştirilmiş. Ancak bu demek değil ki kitabı büyükler okuyamaz. Eğer ki Yüzüklerin Efendisi üçlemesini sizde benim gibi çok sevmişseniz bu kitabı kesinlikle okumanız gerekmekte.
Bilbo Baggins’in gençlik yıllarında geçen bu hikayede Biblo bir hırsız olarak hizmetlerini Thorin Meşekalkan ve arkadaşlarına sunmaktadır. Bu serüvenin başlangıcını elbette ki Gandalf yapmaktadır. Kendisinin Bilbo ile tanışıklık hikayesini de Hobbit içerisinde öğreniyoruz.
Bilbo Baggins, Thorin Meşekalkan ve diğer 12 cüce ile birlikte Yalnız Dağ’ı ve içerisindeki hazineleri ele geçirmek adına çok ciddi bir serüvene atılırlar. Ejderha Smaug ise çok ciddi bir engel olarak karşılarında durur. Elbette tek sorun  Smaug değildir ve bunu kitabı okuduğunuzda göreceksiniz.
Başlarından geçenleri burada ayrıntılı olarak anlatmak istemiyorum. Filmleri izlemişseniz bu konuda birazda olsa bilginiz vardır. Ancak kitap ile filmdeki olay örgülerinin tam anlamıyla örtüşmediğini belirtmek de fayda var. Benim gibi bazı beklentiler ile kitaba başlarsanız ciddi anlamda üzüleceğinizi belirtmek isterim. Filmde yer alıp kitapta yer almayan karakterlerin başında Legolas gelmekte. Kendisinden kitapta hiç bahsedilmiyor. Thranduil ise kitapta sadece Elf Kralı olarak geçmekte. Tauriel ve Kili’nin aşkı ise hiç hesapta yok.
Diğer farklılıkları ise şu şekilde sırlayabilirim;
  • Hobbit Kavuğu (Bilbo Baggins’in evi) filmden çok çok büyük ve lüks olarak anlatılmakta kitapta.
  • Gandalf’ın mavi şapkasından bahsedilmekte kitapta. Ancak filmlerin tamamını izlemiş biri olarak Gandalf’ın hiç mavi bir kukuleta taktığını görmedim.
  • Bilbo ve cücelerin fıçılar vasıtasıyla Orman Elfleri’nden kaçışını hatırlıyorsunuzdur. Film ile kitap arasındaki ciddi bir farkta burada yatmakta. İki anlatım arasında dağlar kadar fark var.
  • Filmde geçen Azog, Thorin Meşekalkan karşılaşmasında kitapta hiç bahsedilmemektedir.
Bu ve benzeri farkları sizde kitabı okuduğunuzda göreceksiniz. Ancak şunu unutmayın ki kitabın kesinlikle daha güzel olduğunu söylemem gerekiyor.
Sadece Kayseri şivesi ile konuşan Troller garibime gitti. O kadar kusur kadı kızında da olur J

Seçtiğim Satırlar

Bu kitaptan seçtiğim sözler ise şu şekilde;
  • Bir hobbit kavuğuydu ve bu da konfor demekti. (Sayfa 7)
  • İlerledikçe ne kadar az soru sorarsan başını belaya sokma olasılığında o kadar az olur. (Sayfa 53)
  • “Bir sakıncası yoksa nereye gittiği sorabilir miyim?” dedi Thorin Gandalf’a yan yana giderlerken,
“İleriye bakmaya” dedi beriki.
“Ya seni tam zamanında geriye döndüren neydi?”
“Arkaya bakmam” dedi Gandalf. (Sayfa 67)
·         Bir şey bulmak istiyorsan, aramak gibisi yoktur. (Sayfa 85)
·         “Hırsıs, hırsıs, hırsıs! Baggins! Nefret ediyoruss ondan, nefret ediyoruss ondan, nefret edeceğiss ondan sonsusa dek!” (Sayfa 127)
·         “Bir hobbit boyunda ve gece vakti kartal yuvasındaysanız, bir kartala küstahlık etmemeniz gerekir.” (Sayfa 157)
·         “Gün gelecek can verecekler ve ben geri döneceğim” (Sayfa 166)
·         Yine de elfdiler ve hala da öyledirler, bu da İyi Kimseler demektir. (Sayfa 238)
·         “Üstelik burada iplere gerek yok” dedi. “Bir kez içeriye getirilenlerin büyülü kapılarımdan kaçmasına imkan yoktur” (Sayfa 243)
·         Ama dağın görüntüsünden zerre kadar hoşlanmamıştı. (Sayfa 266)
·         Bir cücenin intikam için veya kendisine ait olanları geri almak uğruna nelere cüret edebileceği bilinmez. (Sayfa 280)
·         Cüceler kahraman değil, paranın değerini çok önemseyen, hesapçı bir halktır. (Sayfa 297)
·         “Asla canlı ejderhalara gülme, Bilbo, seni ahmak!” (Sayfa 317)

·         Savaşları anlatan bir sürü şarkı dinlediğimde yenilginin de şanlı olabileceğini anlamıştım. (398)

HOBBİT İÇİN DİĞER YORUMLAR


03- KİTAP YORUMU: Can Dostu

Haziran 18, 2015

Can Dostu
Can Dostu Kitap Yorumu

Yazar :Yücel Sarpdere
Yayınevi :Evrensel Basım Yayın

Yücel Sarpdere, büyük ilgi gören ve bugüne dek 20 binlik bir satış rakamına ulaşan "Vatandaş Abuzer"den sonra, ikinci romanı "Can Dostu" ile okur karşısında. Can Dostu, özgün bir dostluk, bağlılık ve mücadele romanı. Zihinsel gelişmini tamamlayamamış, anasız babasız bir genç ile onu yanların alan olgun bir devrimci karı koca olan Oya ile İbo arasındaki dostluk ilişkisi bizi yoksul bir gecekondu mahallesinin yaşamının ve olaylarının içine çekiyor. Deli dolu işçi kız Serpil, fabrika düdüğü kadar dakik Kör Kamil, mahallenin iyi kalpli "entel"i Prof, içkiyle arası hoş gönül adamı Ayakkabıcı Macit, ticaret dünyasında kendine bir yer arayan, ruh hali de ticari performansına paralel olarak değişen "keskin solcu" Yaşar ve ötekiler... canlı, zaman zaman öne çıkan mizah unsurlarıyla zenginleşen bir üslupla anlatılıyor.

Sayfa Sayısı: 184
Dili: Türkçe

Kitap Yorumum

Kitap yorumumdan önce şunu söylemekte fayda var; kitabı bir tanıdıktan ödünç alarak okudum. Aslında ödünç almaktan ziyade zorla okutuldum demek daha doğru olur. 22- Britanya Yolu'nu dükkanda çalışırken bitirdiğim sırada komşumuz ile yaptığım kitap sohbeti sonrasında "Can Dostu" tavsiye edildi ve okumaya başladım. Ödünç kitap almaktan veya vermekten hiç hoşlanmadığımı belirtmekte fayda var. Ancak dostlarda kırılamaz elbette.

Gelelim kitap yorumuna; 

Yücel Sarpdere'nin diğer kitaplarında da olduğu gibi bu öyküsünde de solculuk temellerine dayalı bir yaşam gözler önüne serilmekte. Paylaşmak, direnmek, sendikal haklar vb solcuların kullandığı birçok terim ve duygu kitapta sıklıkla geçmekte. Kitabın siyasi misyonunu bir yana bıraktığınızda anlatılan mahalle ve insanlar her zaman gördüğümüz insanlardan diyebilirim. Gariptir ki solculuk ile uzaktan yakından bir ilgim olmasa da Yücel Sarpdere'nin bu öyküsünün insanı içine çeken bir tarafı var.

Kitaptaki karakterler oldukça samimi; Kör Kamil Emmi, Muza, ve Prof benim en beğendiklerim. Kör Kamil ve Muzo'nun sohbetleri daha ilk sayfalardan sizi güldürmeye yetiyor diyebilirim. Gerçi Muzo'nun bulunduğu her sohbette  muhakkak ki yüzünüzde bir gülümseme yer alıyor. Özellikle Muzo ve yumurta aşkı görülmeye değer bir durum.
Muzo'nun yer aldığı bölümlerin ne kadar mizah içerdiğini söylesem de bazen bende onun gibi çevremi tanımlamaya çalıştığımı ifade etmem gerekiyor. Kitabın sanırım 100. sayfasından sonraki bir bölümde yer alan yıldızlar hakkındaki derin bilimsel açıklamaları dikkate almalısınız. Muhakkak ki sizde benim gibi bu türden bilimsel çıkarımlar içinde bulundunuz.

Can Dostu'nda Muzo ve Prof'un aşk betimlemeleri de dikkatinizi çekecektir. Muzo'nun yumurtaya olan aşkının farkına vardığı an ise gülmemek için kendinizi tutmayın, koyverin gitsin derim. Aşk demişken Prof'un aşık olduğu zamanlarda yaşadıklarını hepimiz yaşadık. Hatta diyebilirim ki Can Dostu'ndaki Prof karakteri gibi bizlerde birçok defa şiir defterleri tuttuk. Gecede yazılan 3-5 şiir ise bizim için gündelik durumlardan başka bir şey değildi.

İbo, Oya ve Serpil gibi karakterler ise Can Dostu'nun daha çok solcu kimlikleriyle ön plana çıkan karakterleri. Tabi buna Yaşar'ı da ekleyebiliriz. Her ne kadar parayı seven bir solcu olsa da solcu solcudur. Sevdiğim bir diğer karakter ise Ayakkabıcı Macit karakteri. Can Dostu'nun gizli kahramanlarından biri bence. Kendisi her ne kadar vurdumduymaz gibi görünse de mahalle eşrafı söz konusu olduğunda taşın altına elini sokan abilerimizden.

Uzun zamandır Türk Yazar okumamıştım bu nedenle keyif verici bir macera olarak adlandırabilirim bu romanı. Okumaya değer bir eser, bir göz atmanızda fayda var. 

Diğer Yorumlar:


  • Yücel Sarpdere'nin birazkitap.blogspot.com.tr tarafından yayınlanan Vatandaş Abuzer yorumu iste tam burada...

GÜNCELLENDİ: 13 Temmuz 2015

Merhaba

Mayıs 29, 2015
Herkese benden merhaba. Okuduğum kitapları paylaşmak adına açtığım bu blogda sizlere zevk aldığım kitapları dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım. Öyle çokça kitap bilgini bir halim yoktur baştan söyleyeyim.. Beklentileri yükseltmemek adına şimdiden uyarmış olayım.. Annemin deyimiyle bir kitap canavarı sayılabilirim aslında..  Yine de cahil bir okurum ve alınacak çokça yol var :-) Umarım yazdıklarım az da olsa okuyacaklara fikir verir...
Blogger tarafından desteklenmektedir.