24: KİTAP YORUMU: Allah Beni Böyle Yaratmış - Pucca Günlük 3. Kitap

Aralık 23, 2015
Pucca Günlük, Allah Beni Böle Yaratmış

Allah Beni Böyle Yaratmış - Pucca Günlük 3. Kitap

Yazar: Pucca
Yayınevi : Okuyan Us Yayınları

Sanal âlemin en bilinen isimlerinden PuCCa, hikâyelerine kaldığı yerden devam ediyor. İlk kitabı "Küçük Aptalın Büyük Dünyası" ile bol bol güldüren, ikinci kitabı "Ve Geri Kalan Her Şey" ile yer yer hüzünlendiren PuCCa, serinin üçüncü kitabı "Allah Beni Böyle Yaratmış"ta "Ayaklarına kadar uzanan simsiyah montu ile Kenan İmirzalıoğlu'nun içerisine bisiklet pompasıyla hava basmışlar gibi duruyordu" diye tanımladığı, şimdiye kadar hiç yazmadığı Ankaralı'yla ilişkisini ve üniversite hayatını anlatıyor...

"Yediğini, içtiğini, gezdiğini gördüğünü değil, bize başına neler geldiğini söyle" dedirten tek yazar olma özelliğini kimselere kaptırmayan PuCCa, bu kez de ilk paragraftan itibaren onu neden bu kadar sevip merak ettiğimizi bize yeniden kanıtlıyor.

Bu arada, bizden duymuş olmayın ama, yine çok güleceğiz!

Sayfa Sayısı: 341
Baskı Yılı: 2012

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Yaklaşık olarak 2 hafta kadardır internette yaşadığım sıkıntılar nedeniyle maalesef okuduğum kitapların yorumlarını sizlerle paylaşamadım. Ama sanırım artık herhangi bir sıkıntı yaşamam.

Bildiğiniz gibi son olarak PuCCa Günlükleri’nin 3. kitabı olan Allah Beni Böyle Yaratmış’ı okuyordum. Bir geri dönüş kitabı olan Allah Beni Böyle Yaratmış’da PuCCa, şu meşhur Ankaralı ile geçen döneminden bahsediyor. Ankaralı’nın yanı sıra  PuCCa’nın üniversite maceralarından da az da olsa haberiniz oluyor. Ve elbette her üniversitelinin yaşadığı “stajyer” dönemlerinden tabii ki.

Hazır stajyer dönemleri demişken kafama takılan ve aslında pek de hoşlanmadığım bir bölümden bahsederek kitabı yorumlamaya başlayalım. PuCCa 2. kitabında radyo stajyerlik yapmaya başladığı ve sonrasında gece kuşağında program sahibi olduğu dönemden bahsettiği bölümün sonlarında radyodan kovulmasından da bahsetmekte. Konu hakkında detaylı bir bilgi vermeyeceğim spoiler olmaması açısından ancak, anlattıkları bana biraz kurgusal olarak geldi maalesef. Belki gerçekten yaşadığı bir şey olabilir ancak aynı sektörde belli bir mesai harcadığım için o hatayı kimsenin yapacağını düşünemiyorum. Yapmamalı ya da yapmamalıydı en azından J

Dediğim gibi bu kitapta PuCCa genel olarak Ankaralı ile birlikte olduğu dönemden bahsetmekte. İkili arasındaki birçok olaya PuCCa’nın anlatımıyla bizde şahitlik ediyoruz. PuCCa’nın o bildiğimiz gel git durumları bu dönemde de oldukça fazla olduğunu görmekteyiz. Ancak zeki bir kız olduğuna inandığım PuCCa’nın hangi akıl ve mantıkla Ankaralı ilerleyen dönemlerdeki davranışlarına boyun eğdiğini anlamış değilim ne yazık ki… Sanırım kendisini gözümde biraz fazla büyüttüm ya da aşk gerçekten insanın gözünü kör edebilmekte.

Değinmek istediğim bir diğer konu ise PuCCa’nın zaman zaman diğer kitaplarında yaptığı çocukluk dönemine ait anlatımlar. PuCCa’nın geride bıraktığımız 3 kitabında da bu bölümler en çok dikkat edilmesi gereken ve tekrar tekrar okunması gereken bölümler olarak düşünüyorum ben. Evet genel anlamıyla “eğlencelik eser” olarak nitelendireceğimiz PuCCa Günlükleri’nin bu bölümlerinde PuCCa’nın anlattıkları “duygusala bağlamanıza” neden olabilir.

Üvey Babası ve Annesi ile yaşadıkları gerçekten insanı hüzünlendiren cinsten. PuCCa’nın o döneme ait anlattıklarını okudukça bende kendisi gibi zatı muhteremlere rahmet okudum. Ancak yıllar sonrasında üvey babası nedeniyle annesi ile yeniden karşılaştıkları bölümde ise PuCCa’nın o kadar da lay lay lom bir insan olmadığına şahit olacaksınız.

Anlattıkları hakkındaki bu değerlendirme ardından ise kitabın geneli hakkındaki değerlendirmeme gelirsek; sanırım yazdıklarının değer görmesi neticesinde bu kitapta PuCCa biraz zoraki yazmış gibi geldi bana. Belki yaşadıklarından böle bir zorlanma hissetmiş olabilirim ama düşüncem bu maalesef.

SEÇTİĞİM SÖZLER


  • Biz öyle tembel bir nesildik ki, açıkcası en büyük korkumuz devamsızlıktan sınıfta kalmaktı. (Sayfa 18)
  • Hiçbir ilişki mükemmel değil, hep sorun var… (Sayfa 276)
  • Çocukken o kadar çok dayak yerdim ki, büyüdüğümde geçecek diyordum, büyüyünce de güçsüzlüğümden faydalanan hayvanlar çıkıyormuş meğerse… (Sayfa 315)


SERİNİN DİĞER KİTAPLARI

Küçük Aptalın Büyük Dünyası
ve geri kalan herşey





Nisan'a ne kaldı ki?

Aralık 08, 2015
Diğer milyonlarca kişi gibi bende ciddi bir Game Of Thrones hayranıyım elbette. Yeni sezona dair fragmanlar yayınlanmaya başladı. Nisan'da macera kaldığı yerden devam edecek. Sanırım o güne kadar okumam gereken kitaplar var. (Kitaplarının henüz sadece 3'ünü okudum da :( ) Ancak şimdilik fragmanla yetineceğiz gibi duruyor.


23: KİTAP YORUMU: Devrimin Kızı

Aralık 08, 2015
Ivy Westfall, Bishop Lattimer, Kitap Yorumları,

Devrimin Kızı

Yazar: Amy Engel
Çevirmen: Aslı Tümerkan
Yayınevi : Yabancı

en ıvy westfall. Kurucunun kızı.

Nükleer bir savaş sonrası hayatta kalan az sayıdaki insandan biriydim. 16 yaşında kendimi bir güç savaşının ortasında buldum. Annemin katilinin oğluyla evlenmeye zorlandım. Görevim o kadar da zor değildi. Devrime öncülük edebilmem için kocamı öldürüp ailemin yönetimi ele geçirmesini sağlamalıydım, o kadar…

Ben Ivy Westfall. Artık sistemin kurbanı değilim. Görevim artık eskisinden daha zor. İnandığım şeyler uğruna, her şeyimi kaybetme pahasına savaşacağım…

İsmim Ivy Westfall. Ben Devrimin Kızı'yım.

"Okurları kesinlikle tatmin edici bir son bekliyor. Engel harika bir iş çıkarmış!"
-Outlawpoet (Amazon top100 reviewer)-

"İlk kitaba yaraşır bir devam kitabı. Aksiyonu yüksek bir macera. Bastır Ivy!"
-Mary Brebner (Amazon Vine Reviewer)-

"Harika bir devam kitabı ve yazarın bir sonraki kitabının ne olacağını heyecanlı bekliyorum, çünkü kesinlikle okuyacağım!"
-Bookworm (Amazon Vine Reviewer)-

"Kaldığı yerden devam eden hikâyede tempo bir an bile düşmüyor. Bu seriyi genç ve yetişkin, herkese kesinlikle öneriyorum."
-Melissa A. Palmer (Amazon Vine Reviewer)-

"Gerçekçilik ve dikkatle yaratılan detaylar bu romanı bir kitabın ötesine taşıyarak okuyanların keyif alacağı bir maceraya çeviriyor. Amy Engel sizi karmaşık bir dünyaya doğru bir yolculuğa çıkaran ve küçücük detayları dahi düşünerek sizi bu dünyanın içine, adeta içinde yaşıyormuşsunuz gibi çekmeyi başarabilen nadir yazarlardan birisi."
-BookWhisperer'dan Jax-
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 264
Baskı Yılı: 2015

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese merhabalar…


Devrimin kızı okumam bitti. 264 sayfalık kitabın nasıl bittiğini anlayamadım desem yerdirir. Dün gece ve bugün sabah yaklaşık olarak 4 saatlik bir okuma sonrasında sona geldim.
Amy Engel’in ikinci kitabında macera kaldığı yerden devam ediyor. Bildiğiniz gibi Ivy son olarak çitlerin dışına çıkartılmıştı. Bishop ile olan evlilikleri de yok hükmüne geçmişti ancak her şey elbette bu şekilde son bulmadı.  Tahmin edileceği gibi Ivy dış dünyada sanılandan farklı olaylarla karşılaşıyor ve Westfall’a geri dönmek zorunda kalıyor. İşler oldukça karışıyor ve beklenmedik olaylar yaşanıyor. (Konu hakkında spoiler olmaması için detaylı bir açıkla yapmak istemiyorum.)

Olay örgüsü anlamında Kurucunun Kızı’nda olduğu gibi bu kitapta da ciddi bir basitlik gözüme çarptı. Ne yazık ki kitabı sevdiğimi söyleyemeyeceğim.  Ne yazık ki Amy Engel’in okuduğum iki romanında da sanki bir şeyler eksikti.

Yaratılan dünya açısından kusursuz olabilecek güzel olan roman olayların akışı anlamında ne yazık ki istediğimi bir türlü veremedi. Olayların okuyucunun istediği kadar grift bir yapıya ve sürpriz sonuçlara açık bir durumu yoktu. Birde sanki kitap hızlı bir şekilde anlatılıp sonlandırılmak istenmiş gibi bir izlenime kapıldım.

Kitabın teşekkür kısmında Amy Engel imzalı yazının başlangıç cümlesi aslında kitabın bende bıraktığı buruk tadın nedenini açıklıyor; “Yazmak yalnız bir iş ama …”

Diğer taraftan serinin devam edeceğini ve sonunda beni tatmin edecek bir neticeye varacağını umut etmeden duramıyorum doğrusu. Okunması kolay ve akıcı olan serini sonraki kitabında Amy Engel’in gerçekten tatmin edici bir son ile karşımıza çıkmasını temenni ediyorum.

Kitabı yapısal özellikler bakımından da değerlendirmezsem haksızlık edermişim gibi geliyor. Yabancı Yayınları’nı gerçekten baskı kalitesi ve cilt konusunda oldukça başarılı olarak görüyorum. Serinin beni en mutlu eden tarafı sanırım bu J Elbette kitapları kaplarına ya da kağıt kalitesine göre değerlendirmiyorum ancak bunun okuma zevki açısında da önemli olduğunu belirtmem gerekiyor.



SEÇTİĞİM SÖZLER


  • Çitin dışında kalmanın zor olmasını bekliyordum. Ayrıca da tehlikeli. Ama ne kadar acımasızca boş olacağını kestirememiştim.
  • Ask: Ama sevgi budur zaten değil mi? Sırf biri seni hayal kırıklığına uğrattı diye onu sevmeyi bırakamazsın.
  • Bishop: Kendisine neye mal olursa olsun, bu kızın beni sevecek kadar cesur olduğunu biliyorum.
  • Callie bir keresinde bana hiçbir devrimin kurban verilmeden kazanılmadığını söylemişti ve haklıydı. 


SERİNİN DİĞER KİTABI

Devrimin Kızı, Amy Engel, Aslı Tümerkan, YabancıYayınları, Kurucunun Kızı

22: KİTAP YORUMU: Kürk Mantolu Madonna

Aralık 06, 2015
Yapı Kredi Yayınları,

Kürk Mantolu Madonna

Yazar: Sabahattin Ali
Yayınevi : Yapı Kredi Yayınları

"Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor, rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum "Kürk Mantolu Madonna"yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum."

Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz. Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor.

Sayfa Sayısı: 164
Baskı Yılı: 2015

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Sonunda bende Kürk Mantolu Madonna’yı okudum. Uzun zamandır istediğim bir kitaptı aslında. Hatta yıllardır okumayı planladığım ama bir türlü okuyamadığım eserlerden birisiydi. Bir arkadaşımdan temin ederek sonunda bu klasiği de okudum.

Sabahattin Ali’nin okuduğum ilk romanı Kürk Mantolu Madonna… Kendisi ile bu güzel roman ile tanıştığım içinde memnunum. Ben ciddi bir Reşat Nuri Güntekin hayranı olsam da Sabahattin Ali’de artık benim vazgeçilmez Türk yazarlarımdan biri olacak gibi duruyor.

İşlenilen konu sizi gerçekten kendisine bağlamakta. Toplum içinde romanda geçen Raif Bey gibi kendi içerisine kapanık, kendi dünyasında yaşayan oldukça fazla insan var. Bu nedenle onu gözünüzde canlandırmakta zorluk çekmiyorsunuz.

Maria Puder ise çoğu blog yorumcusu arkadaşımın dediğinin aksine Raif Bey’in aynısı değil bana göre. Ondan daha farklı, dünyayı daha bir başka gören bir kişi. İkisi arasında beklide tek ortak nokta birbirlerine olan sevgileri. Gerçi onun bile aynı olduğu kanısında değilim ki Raif Bey bunu kendi kalemi ile zaten belirtmekte.

Konuya daha fazla girip okumayan arkadaşlarımızın heyecanını köreltmek istemediğim için hemen kullanılan dile geçmek istiyorum. Elimde YKY’nin 54. baskısı var. Kitap ilk yazılmış şekli ile basılmış. Bu nedenle birçok Arapça ve farsça kökenli (Bunu tahminim üzerine söylüyorum. Kelime köklerini tam bilmiyorum) sözcükler mevcut. Ancak bunları cümlenin bütününe bakarak anlamanız mümkün. Ayrıca her kelimenin günümüz Türkçesindeki karşılıkları sayfa altlarında verilmekte. Bu aşina olmadığınız kelimeler nedeniyle okuyuşta bazen zorlansanız da konu bu eksiği giderecek türden.

Anlatımın ayrıntılı oluşu ise beni çeken bir diğer nokta. Öyle bir betimleme mevcut ki gerçekten o an, o satırlarda anlatılan sokaklarda ya da otel odasındaymış gibi hissetmeniz mümkün.

Son olarak ise kitabın yapısal olarak eserle muhakeme edilemeyecek kadar bana hitap etmediğini belirtmek isterim. Sanırım giderek gözlerimdeki bozulma artıyor. Yazıların puntolarının küçük oluşu nedeniyle okumada bu nedenle zorlanmalar yaşadım. Yakında gözlüklenmem gerekebilir.


SEÇTİĞİM SÖZLER


  • İnsanlar nedense daha ziyade ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri araştırmayı tercih ediyorlar. (Sayfa 11)
  • Onun yaşadığı yerde yaşamak, onun gibi yaşamak demek değildi. (Sayfa 37)
  • Bütün kadınlar gibi her şeyi çabucak unutuyordu. (Sayfa 40)
  • Bir kadın, herhangi bir şekilde hoşuma gidince ilk yaptığım iş ondan kaçmak olurdu. … boğucu bir utanma ile dünyanın en zavallı bir insanı haine gelirdim. (Sayfa 59)
  • Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz? (Sayfa 86)
  • Hayat ancak bir kere oynanan bir kumardır, ben onu kaybettim. (Sayfa 159)




21: KİTAP YORUMU: Olimpos Kahramanları 2 - Neptün'ün Oğlu

Aralık 03, 2015

Percy Jackson, Hazel Levesque, Frank ZhangNeptün'ün Oğlu

Yazar: Rick Riordan
Yayınevi : Doğan ve Egmont Yayıncılık

Denizler tanrısı Poseidon'un oğlu Percy Jackson, uzun bir uykudan uyanıyor ve aniden kendini yılan saçlı iki kadınla yüz yüze buluyor. Sorun şu ki, bu yaratıklar ölmek bilmiyor.
Ancak bu, Percy'nin sorunları arasında belki de en önemsizi. Çünkü Percy gizemli bir yaşlı kadın tarafından bir kampa götürülüyor. Melezlerle dolu bir kampa. Percy'nin hayatında ilk defa gördüğü bir kampa. Ne yazık ki Percy geçmişinden yalnızca tek bir kişiyi hatırlıyor: Annabeth.
Kesin olan bir şey var ki, Percy'nin daha yapacak çok işi var. İki yeni melez arkadaşı Hazel ve Frank'le birlikte, bugünedek hiç görmediği kadar ağır bir görevle karşı karşıya:
Yediler Kehaneti.
Bu yolda başarısız olurlarsa zarar görecek olan tek şey kamp değil ne yazık ki. Tehlikede olan, Percy'nin eski yaşamı,tüm sevdikleri, tanrılar ve elbette ki tüm dünya...

Sayfa Sayısı: 472
Baskı Yılı: 2015

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Olimpos Kahramanları serisinin ikinci kitabı olan Neptün’ün Oğlu ile karşınızdayım. Aynı zamanda Rick Riordan’ın okuduğum ikinci kitabı olan Neptün’ün Oğlu’nda kahramanlarımız maceralarına kaldığı yerden devam etmekte.

Bu macerada Jason Grace, Leo Valdez ve Piper McLean ile değil Percy Jackson, Hazel Levesque ve Frank Zhang ile birlikteyiz. 7’ler kehaneti giderek şekillenmeye başlıyor. Ancak serinin bu kitabının ilk kitaba göre daha az heyecanlı olduğunu belirtmek isterim.

İlk kitaptaki aksiyon ve olay kurgusunu ne yazık ki ikinci kitapta göremedik. Bunun eksi bir yan olmasına rağmen Frank Zhang karakterine karşı beslediğim sempati bunu fazla kafama takmamama sebep oldu diyebilirim. Percy Jackson ise (kendisi ile ilgili olan seriyi okumamış olsam da filmden dolayı tanıyorum kendisini) yine bildiğimiz gibi. Hazel karakteri ise sanki tam oturmamış gibi.

İkinci kitaptaki karakterleri ister istemez serinin ilk kitabındaki karakterler ile karşılaştırıyorsunuz Percy – Jason, Hazel-Piper, Frank-Leo karşılaştırmalarına ister istemez girmektesiniz. Genel olarak da birbirlerinin eşiti olarak görülmekte. Karakterlerin ağırlığı bakımından bir değerlendirme yapıldığında aynı seviyelerde olduklarını görmek mümkün.

Olay örgüsü açısından kitaba yaklaşıldığında tamda istediğim gibi değildi. Biraz daha girift bir yapı beklerken, sıranda bir iyi adam kötü adam çatışması ile karşı karşıya kaldım. Karşılaşılan zorluklara karşı kahramanların vermiş olduğu tepkiler biraz daha ayrıntılı bir şekilde verilebilirdi diye düşünmeden edemiyorsunuz. Bunu söylüyorum çünkü ilk kitaptaki ekibin yaptıkları okuyanlarca malumdur.

Sonuç olarak ikinci kitap benim için serinin üçüncü kitabı öncesi bir hazırlık gibi oldu. Sanırım Athena’nın İşareti’nde işler oldukça fazla karışacak. Kahramanlarımız bir araya gelip güzel işler başarır diye umut ediyorum.

SEÇTİĞİM SÖZLER


  • Hazel: Bir Roma hamamına girene kadar yaşamış sayılmazsın. (Sayfa 36)
  • Frank: Romalılar, Yunan geleneklerini alıp mükemmelleştirdiklerine inanırlar. (Sayfa 98-99)
  • Artık endişelenmesi gereken tek mesele gelecekti. Tabii, bir geleceği olacaksa. (Sayfa 274)
  • Ölüm: Ölümde adalet aramayın. (Sayfa 396)



SERİNİN DİĞER KİTAPLARI


Kasım'ın Ardından

Aralık 01, 2015
Cahil Okur'dan herkese merhabalar...

2 aylık aradan sonra Kasım ayı birlikte yeniden bloga yazmaya başladım. Bu ay oldukça güzel geçti. Her telden bir şeyler okudum. İşte bu ay biterken geride bıraktıklarımız şu şekilde...

  • 16: KİTAP YORUMU: Aylak Adam
  • Okurken ciddi anlamda zorlandığım bir kitap oldu. Ancak okuyucuyu ciddi bir sorgulama içerisine sokan bir kitap. 
Blogger tarafından desteklenmektedir.