36: KİTAP YORUMU : Küçük Prens

Şubat 09, 2016
Kitap Yorumları,  Küçük Prens, Antoine De Saint-Exupéry, Ferhat Çınar, Panama Yayıncılık
Kitabın Adı: Küçük Prens
Yazar: Antoine De Saint-Exupéry
Baskı Tarihi: 2015
Sayfa Sayısı: 151
İSBN: 9786059127141
Kitabın Türü: Hikaye (Öykü), Çocuk, Edebiyat
Orijinal Adı: Le Petit Prince
Çeviri: Ferhat Çınar
Dil: Türkçe
Yayınevi: Panama Yayıncılık

KİTAP HAKKINDA


Fransız yazar ve pilot Antoine de Saint-Exupêry tarafından 1943 yılında yazılan Küçük Prens, dünyanın en çok satan ve okunan kitaplarından biridir. Bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyasının anlatıldığı kitap, uçağıyla çöle düşen pilotun, B612 astreoidinden gelen Küçük Prens'le tanışmasıyla başlar.

İlerleyen bölümlerde Küçük Prens'in yaptığı gezilerde gördüğü yetişkinlerin eleştirisi yapılır. Otorite tutkunu bir kral, kendini beğenmiş bir sanatçı, umutsuz bir sarhoş, sahip olma hevesinde bir işadamı, sorgulamaksızın görev düşkünü bir fenerci, kimin için bilim yaptığını unutan bir bilim adamı. Son durak da dünyadır ve burada görünüşleriyle değer kazandığını sanan insanlarla karşılaşır. Her yerden mutsuz ayrılan Küçük Prens yaşadığı hayal kırıklığını ardında bırakarak bir gün pilottan ayrılıp gider… (Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan Herkese Merhabalar…

İlk defa A101’den bir kitap aldım. “Pişman mıyım?” diye soracak olursanız hiç değilim. Kitabın oldukça uygun bir fiyata olması ve okumayı istediğim bir eser olması nedeniyle aslında oldukça mutluyum. İlerleyen günlerde A101’den bu anlamda yeni alışverişler yapabilirim.

  1. İçerik Yorumu

Kısa girizgahın ardından hemen asıl konuya gelelim. Küçük Prens okumam bitti. Aslında önceki gün bitmişti ancak iki gündür arkadaşlarımla dışarı çıkmamdan dolayı ancak bu gün yorumu sizlerle paylaşabiliyorum.

Küçük Prens ile alakalı olarak bildiğim tek şey sosyoloji yüksek lisansı yapan arkadaşımın bana kitabı derste okuduklarını söylemesiydi. Bu kitabın koca üniversitelerde okutulacak kadar neyi var acaba diye merak ediyordum açıkçası ve merakımı gidermek için uygun fiyatlı da bulunca kaçırmadan aldım.

Küçük Prens bir çocuk kitabı olmasına rağmen Antoine De Saint-Exupéry büyüklere de çok şeyler anlatıyor gerçekten. Daha ilk sayfalardan başlayan büyüklere öğütler, son sayfaya kadar sizinle birlikte yola devam ediyor.

Küçük Prens’in maceraları boyunca aslında ne kadarda büyük hatalar yaptığınızı anlıyorsunuz hayatı yaşarken. Gerçekten de kitapta da dediği gibi büyükler kendi başlarını yollarını bulmakta bir hayli zorlanıyor sanırım, kitabı okudukça bunun daha fazla farkına vardım.

Kısa, okuması kolay ama derinliği bence oldukça fazla olan bir kitap olarak hafızama yerleşecek artık Küçük Prens. Gerçekten bu kadar çok anlamlı olduğunu bilsem şimdiye kadar bu kitabı 100 kez falan okurdum sanırım. İlerleyen zamanlarda bir büyük olarak hataya düştüğümü düşündüğüm zamanlar Küçük Prens2i okumaya karar verdim. Böylece belki biraz olsun çocuk kalıp hayatta daha çok önem verilmesi gereken konularla ilgilenmeyi akıl edebilirim.

  1. Yazım Dili Yorumu

Antoine De Saint-Exupéry’nin yazım dilinin çevirideki başarı oranında oldukça sade ve akıcı olduğunu belirtmek lazım. Bir çocuk kitabından beklenilecek sadelikte ve akıcılıkta ilerliyor kitap. Bunun yanı sıra Ferhat Çınar’ın çevirisinin de başarılı olduğu kanısındayım. Yoksa bu kadar anlamlı olamazdı bu eser.

  1. Yapısal Yorum

2 lira 95 kuruşa alınmış bir kitaptan bahsediyorum arkadaşlar burada! Yapısal olarak ne dememi bekliyorsunuz ki. Öyle çok büyük güzellikle beklemeyin ama şunu demem lazım kitaplıkta hiç sırıtmıyor. Baskıda bazen Magenta’nın (Kırmızı renk) fazla kaçtığı da gözüme çarpsa da ben memnunum baskıdan.

SEÇTİĞİM SÖZLER


  • Her yetişkin önce çocuktu... Ama pek azı bunu hatırlıyor. (Sayfa 7)

  • Büyükler zaten bir şeyi kendi başlarına hiç anlayamazlar. Onlara daima açıklama yapma mecburiyetinde olmak da çocuklar için oldukça can sıkıcı. (Sayfa 11)

  • İnsan, akıl sır erdiremediği bir şeye maruz kalırsa ona karşı koymayı pek göze alamaz. (Sayfa 15)

  • İnsan istese bile fazla uzağa gidemez. (Sayfa 24)

  • Neticede iyi tohumların iyi otları, kötü tohumlarında kötü otları olacaktı. (Sayfa 34)

  • Biliyor musun, insan üzgün olduğu zaman gün batımını çok sever. (Sayfa 39)

  • Gözyaşları ülkesi öylesine gizemlidir ki... (Sayfa 45)

  • En zoru da budur. İnsanın kendisini yargılaması, başkasını yargılamasından daha zordur. Kendini iyi yargılamayı başarırsan gerçek bir bilge olduğunu kanıtlamış olursun. (Sayfa 65)

  • Rüzgar, nereye, insanlar oraya. Kökleri yoktur. Bu yüzden yaşam, onlar için zordur. (Sayfa 101)


  • İnsan gerçeği ancak yüreğiyle görebilir. Gözler, hiçbir şeyin özünü göremez. (Sayfa 117)
Kitap Yorumları,  Küçük Prens, Antoine De Saint-Exupéry, Ferhat Çınar, Panama Yayıncılık

35: KİTAP YORUMU : The 100 – 21. Gün

Şubat 07, 2016
Kitap Yorumları, The 100 - 21. Gün, Kass Morgan, Arın Zengin, GO kitap, GO!,
Kitabın Adı:The 100 - 21. Gün
Yazar:Kass Morgan
Baskı Tarihi:Mart 2015
Sayfa Sayısı:312
İSBN:9789759998028
Kitabın Türü:Roman, Edebiyat
Çeviri:Arın Zengin
Dil:Türkçe
Yayınevi:GO!

KİTAP HAKKINDA


Dünya'da Yalnız Olduklarını Sanıyorlardı Yanılmışlardı

Yüz grubunun Dünya'ya ayak basmasının üzerinden 21 gün geçmiştir. İçlerinden birinin uğradığı ölümcül saldırının ardından Dünya'da yalnız olmadıklarını anlayan grup üyeleri yaşadıkları şoku atlatamadan birer birer hastalanmaya başlarlar. Belirtiler radyasyon zehirlenmesini işaret etmektedir. Aynı gün ele geçirecekleri Dünyalı kızın onlara söyleyeceği çok şey vardır. Onların, Dünya'ya ayak basan ilk Koloniciler olmadığı gibi…

Wells, grubun güvenliğini sağlamak için canla başla çalışırken Clarke diğer Kolonicileri bulmak için kamptan ayrılacak, Bellamy ise ne pahasına olursa olsun kız kardeşini bulacaktır. Gemide kalan GLASS ise hayatının aşkı ile kendi hayatı arasında bir seçim yapmak zorundadır.

New York Times çoksatarı THE 100 kitabının devamı olan 21. Gün'de sırlar bir bir açığa çıkarken inançlar sınanıyor ve ilişkiler sınavdan geçiriliyor.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan Herkese Merhabalar…

Şubat okumalarına The 100’ın 2. kitabı olan 21. Gün ile devam ediyoruz. Kitabı bitireli birkaç saat oldu. Taze tazede hemen yorumu sizlerle paylaşayım istedim. Lafı uzatmayalım ve hemen yoruma geçelim. İyi okumalar…

  1. İçerik Yorumu

The 100’ın ilk kitabında da bahsettiğim gibi kitabın evreni oldukça hoşuma gidiyor. Gerçekten o savaşı bir kenara bırakırsak öylesi bir dünyada yaşamayı isterdim. İkinci kitapla birlikte o ilk kitaptaki karakterleri takip edemem hastalığım büyük orana geride kaldı.  Bu da kitaptan daha fazla zevk almamı sağlayan konulardan başlıcası oldu.

100 kişilik mahkum grubunun Dünya’da başlarına gelenler anlamında beni öyle çokça şaşırtan bir konu olmadı ancak. Hemen hemen bu konuyu işleyen her film ve kitapta yaşanabilecek olaylarla karşılaştıklarını söyleyebilirim. Ancak burada Kass Morgan’ın hayal dünyasına bir yergi söz konusu değildir, bunu da hemen belirteyim.

Olay örgüsü oldukça beklenir olmasına karşın Kass Morgan karakterler üzerinden hikayeyi anlatma sürecinde sizi kendisine bir şekilde bağlamakta. Bu da kitabın bana göre en güzel taraflarından birisi.

Diğer taraftan son kitapta işlerin biraz daha karışacağı izlenimine de kapılmış durumdayım. 21. Gün’de verilen bazı ipuçları beni hemen Eve Dönüş kitabını okumaya itiyor açıkçası. Bu anlamda elinizden bırakamayacağınız bir kitap olacağına eminim.

Bunların yanı sıra ne yazık ki bana Türk Filmlerini hatırlatan bir kurgu ile de karşılaşmak aslında gülümsememe neden oldu. Malum satırları okurken (olayın sürpriz olmasını istemem nedeniyle burada ne olduğunu açıklamıyorum.) Kas Morgan acaba Yeşilçam hayranı falan mı diye düşündüm. Bahsettiğim sayfalara geldiğinizde eminim bana hak vereceksiniz.

İçerik anlamında 21. Gün benden ciddi bir puan almış durumda. Ben oldukça beğendim umarım sizde beğenirsiniz.

  1. Yazım Dili Yorumu

İlk kitapta da bahsettiğim gibi Kass Morgan’ın sizi yormayan bir anlatım dili var. Gerçekten okurken sizi zorlamayacak ve kendisine bağlayacak bir yazım diline sahip. Bununla birlikte kullanılan akıcı dil nedeniyle kendinize “Kitap hangi ara bitti?”  diyebilirsiniz şimdiden uyarıyım.

  1. Yapısal Yorum

21. Gün kitaplığımdaki ikinci Go! eseri. Bu adamların kitap dizaynlarına gerçekten hayranım. Birilerinin kendilerinden örnek alması gerektiği kanısındayım. Yapısal olarak kitaba yapılabilecek fazlaca bir yorum yok. Benden tam not aldı. Kitaptaki bazı yazım hatalarına rağmen J

SEÇTİĞİM SÖZLER


·         Yanılmışlardı...
Bazıları buradan hiç ayrılmamıştı (Sayfa 6)

·         Cennet nerede olduğunu hayal ediyorsak oradadır  (Sayfa 24)

·         Lider olmak demek doğru bildiğini yapmak demekti. (Sayfa 111)

·         Eğer birbirimizle ilgilenemeyeceksek bu onların hakkımızda yanılmadığı anlamına gelir.  (Sayfa 140)

·         zaman neden gemideki herkes aynı dili konuşuyordu? (Sayfa 160)

·         Güzelden daha fazlası olacaktı. O, güçlü olacaktı. (Sayfa 190)

·         "Bu bir veda değil, tatlım. Annenle birlikte seni cennette göreceğiz."
Cennet? Clarke düşündü, allak bullak olmuştu. Şu eski şarkı sözü aklına gelmişti. Cennet Dünya'da bir yerdir  (Sayfa 206)

·         İnsan, çocuktan sonra gerçek bir terfi anlamına geliyor. Gerçi ikisinin de aynı türden olduğuna emin değilim  (Sayfa 228)

·         Dileklerini hiçbir zaman kimseye söyleyemezsin. Bir sır olarak kalmalılar.  (Sayfa 229)

·         Sadece kendimiz için doğmadık. (Sayfa 232)

·         Dünya'da yalnız değildi. Ailesi hayattaydı.  (Sayfa 289)

Kitap Yorumları, The 100 - 21. Gün, Kass Morgan, Arın Zengin, GO kitap, GO!,

 SERİNİN DİĞER KİTAPLARI

Kitap Yorumları, The 100 - 21. Gün, Kass Morgan, Arın Zengin, GO kitap, GO!,


2 FİLM YORUMU : Life of Pi / Pi’nin Yaşamı

Şubat 05, 2016

KÜNYE

Vizyon Tarihi  28 Aralık 2012 (2s 5dk)
Yönetmen:      Ang Lee
Oyuncular:      Suraj Sharma, Irrfan Khan, Adil Hussain, Tabu, Rafe Spall, Gérard Depardieu, Ayush Tandon, James Saito,   Andrea Di Stefano, Wang Bo-Chieh
Tür:     Macera , Dram
Ülke:   ABD

SENARYO

Senarist:          David Magee
Orijinal fikir:   Yann Martel

FİLM MÜZİKLERİ

Besteci: Mychael Danna

FİLMİN KONUSU


İzleyiciye çok farklı bir deneyim yaratacak olan LIFE OF PI, bizleri genç bir çocuğun inanılmaz macerasına sürüklüyor – heyecan verici, spiritüel, keyifli, tüyler ürpertici, espirili ve aynı zamanda trajik bir hikaye. Pi Patel’in Hindistan’daki egzotik bir hayvanat bahçesinden Pasifik’e uzanan yolculuğunda yaşadığı gemi kazası sonucu bir sandalda bir sırtlan, kırık bacaklı bir zebra, bir orangutan ve üç yüz kiloluk bir Bengal kaplanı ile hayatta kalan tek insan olarak yaşadığı akıl almaz hikayesini sunuyor. Pi, uçsuz bucaksız okyanusta bir sandalda başbaşa kalan bu enteresan dörtlünün arasında hayatta kalma savaşı verirken, zekası sonucu besin zincirine kurban gitmemeyi başarır ve sonunda Kaplan Richar Parker ile başbaşa kalır. Pi hayatta kalmak için bu devasa kaplana büyük bir anlayışla yanaşmak zorundadır ve inanılmaz masalları böylece devam eder. Bu akıllara durgunluk veren yolculuğu sona ermeden, büyülü bir adaya varır.

FİLM YORUMU


Cahil Okur’dan herkese merhabalar.

Uzun zamandır izlemeyi planladığım, ki bu çok çok uzun zaman demek oluyor, ancak bir türlü fırsat bulamadığım Pi’nin Yaşamı filmini sonunda izledim. Bu gün Manisa’da yaşanan yağmur nedeniyle eve erken gelmemin de bunda ciddi bir etkisi var elbette.

Neyse Pi’nin Yaşamı’nın bu kadar etkileyici olduğunu bilsem gerçekten çok daha önce izlerdim. Yaklaşık bir aydır tam anlamıyla bir film izleyememiştim ancak Pi’nin Yaşamı ile film izlemeye dönmek gerçekten insanın bir filmden beklentilerini çoğaltıyor.

Pi ve kaplanı Richard Parker’ın filikada yaşadıkları dönemi anlatan filmde insan ile doğa arasındaki mücadeleyi net bir şekilde görebiliyorsunuz. Her ne kadar konuya tam manasıyla inanmak biraz hayalcilik olacak olsa da verilmek istenen mesajın “İnsan doğayı yener” şeklinde olduğunu algılamak oldukça mümkün. Film posterindeki bir yazı aslında film hakkında ciddi bir görüş vermekte; “İnanılmayacak olana inan”

Diğer taraftan kahramanız Pi’nin şu farklı dinlere inanma durumu beni etkileyen bir başka konu oldu. Gerçekten düşünmeden edemiyorsun, insan hem Müslüman, hem Hıristiyan hem de Hindu olabilir mi? Aslında temel soru ne olduğunuzdan da ziyade burada sanırım Allah (Yaratıcı) ile aranızdaki bağda. O yarattığı sizi anlıyor, sizde onu anlıyorsanız eğer aradaki asıl sorun aşılmış mı oluyor? Bunu düşündükçe beyin “EROR” verecek sanırım.

Dediğim gibi ben filmi gerçekten çok sevdim. 2012 yapımı olan bu filmi izlemek için neden bu kadar beklediğimi de inanın bilmiyorum. Daha önce izlemem gereken bir filmmiş gerçekten. İzlemenizi önemle tavsiye ettiğim bir film tabi hala izlemeyen kalmışsa!

Film Hakkında

Pi'nin yaşamı sinemaya uyarlanmadan önce tiyatroya uyarlandı. Keith Robinson tarafından yönetilen oyun Andy Rashleigh tarafından yazılmıştı, ve oyunun galası 2003'te İngiltere'de Bradford Alhambra Theatre 'da yapıldı

Çekim Detayları

Film Hindistan'ın farklı bölgelerinde (Munar, Pondicherry, India), Kanada (Montreal) ve Tayvan (Taichung) 'da çekildi .

Oyuncular Hakkında..

3000 aktör arasında yapılan seçimlerden sonra yönetmen Ang Lee , Suraj Sharma'yı seçiyor. 17 yaşında genç bir öğrenci olan Sharma sinema dünyasına bu film ile tanıtılıyor.

Uyarlama

Film, İspanyol yazar Yann Martel’in çok sevilen aynı adlı romanından David Magee tarafından uyarlandı. 2002 yılında kurgu dalında Kanada'da Man Booker ödülüne layık görülen roman dünya çapında 7 milyondan fazla satış gerçekleştirdi. Roman ayrıca yakalaşık bir sene New York Times'ın En Çok Satanlar listesinde kaldı.

Ölmeden Önce İzlemeniz Gereken 1001 Film - 2000'ler


Yapım, "Ölmeden Önce İzlemeniz Gereken 1001 Film" listesinin son versiyonunda yer alıyor.

34: KİTAP YORUMU : Mesnevi’den Öyküler

Şubat 02, 2016
Mesnevi’den Öyküler, Sadık Yalsızuçanlar, Mevlana, Timaş Yayınları, Kitap Yorumları,
Kitabın Adı: Mesnevi’den Öyküler
Yazar:Sadık Yalsızuçanlar
Baskı Tarihi:2005
Sayfa Sayısı:192
İSBN: 9752632459
Kitabın Türü: Hikaye (Öykü), Edebiyat
Dil: Türkçe
Yayınevi: Timaş Yayınları

KİTAP HAKKINDA


Mesnevi bir giz bahçesidir. Bu hikmet bahçesinde birbirinden güzel ve hikmetli öyküleri bir arada bulacaksınız. Doğu'dan Batı'ya bütün hikmet aşıklarını meftun eden Mevlana'dan ibretli öyküler. Sadık Yalsızuçanlar bu eşsiz bilgelik kaynağının eserlerinden özenle derlediği öyküleri yine büyük bir zevkle okuyacaksınız. (Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan Herkese Merhabalar…

Şubat ayı benim için oldukça güzel devam ediyor. Bu aya biraz hızlı başladım ve 2 kitap bitirdim şimdiden. Bu beni mutlu ederken, geride kalan iki kitabında güzel eserler olması ayrı bir mutluluk kaynağı. Lafı uzatmadan hemen yorumlamaya geçeyim.

  1. İçerik Yorumu

Konya kaldığım dönemlerde ki yaklaşık olarak 10 yıllık bir süreçten bahsediyorum Mevlana Hazretleri ile alakalı oldukça kitap okumuştum. Kardeşim Çiko’nun kitaplığında da bu kitabı gördüğümden beri bir göz atmak istiyordum. Bu nedenle Dede Korkut Hikayeleri ardından birde Mesnevi’den Öyküleri okuyayım diyip dün başladım kitaba.

192 sayfalık eserde kısalı uzunlu toplamda ellinin üzerinde hikaye bulunmakta. Bazıları sadece yarım sayfa iken bazıları 3-4 sayfayı buluyor. Her hikayede kendi içerisinde bir öğüde sahip elbette.

Mevlana’nn en büyük eseri olan Mesnevi’den alıntıların yer aldığı eser için hemen hemen bir baş ucu kitabı diyebilirim. Ancak daha detaylı olarak Mevlana’yı okumak ve bilmek isterseniz Mesnevi’den Hikayeler kitabı size göre değil demem gerekiyor. Ancak Mevlana’yı öğrenmek adına iyi bir başlangıç olabilir.

Hikayelerin çoğunda hayvanların ön planda olduğunu belirtmem gerekiyor. Aslında bu durum beni biraz şaşırtsa da George Orwell’ın Hayvan Çiftliği’nde olduğu gibi Mesnevi’den alınan bu hikayelerdeki hayvanlarda bizlere insanın farklı yönlerinin zuhur ettiği varlıklar olarak karşımızda durmakta.

Ayrıca Peygamber Efedimiz ve Allah tarafından gönderilen bir çok diğer Peygamberler hakkında da oldukça fazla hikaye bu eserde mevcut. Alt kısımda gördüğünüz seçtiğim sözlerde kitabın ne kadar değerli olduğunu görebileceğiniz kanısındayım.

  1. Yazım Dili Yorumu

Sadık Yalsızuçanlar kitabı hazırlarken oldukça sadeleştirmiş ve günümüz Türkçesine yakınlaştırmış. Bu nedenle okurken asla zorlanmayacağınız bir eser. Hikayelerin sadeleştirilmiş olması ve Mevlana’nın gönlünden akan sular olması okunmasını bir hayli kolaylaştırıyor. Ben oldukça beğendim.

  1. Yapısal Yorum

Bir önceki yazımda sizlerle paylaştığım Dede Korkut Hikayeleri eseri hakkında yaptığım yorumlar bu eser içinde geçerli. (İkisi de aynı serinin parçaları.) Yapısal beğenmediğim tek konu her hikaye başında kullanılan resimler oldu. Ne tam olarak isimlendirmek mümkün değil ama olmasaydı daha iyi olurdu sanki.

SEÇTİĞİM SÖZLER


·         Kazandığınız bilgilerin tamamı, bize kendimiz hakkında bir gerçeği öğretir. Bu gerçek ise bizim ilahi hakikat ile olan bağımızdır.  (Sayfa 8)

·         Elim ayağım bağlı benim. Yüreğim bağlı değil. Gönlüm özgür olduktan sonra tutsak olmuşum ne çıkar!  (Sayfa 27)

·         Hırs, bütün kötülüklerin kaynağıdır, kimse bulduğu ile yetinmekten ölmemiş ama hırstan ölen çoktur  (Sayfa 60)

·         Zengin; gırtlağına kadar kusura gömülmüş kişiye denir  (Sayfa 68)

·         Toprak altında bedeni ölü, gönlü diri kişi; yüreği ölmüş, vücudu diri kişiden daha hayırlıdır.  (Sayfa 74)

·         Soruda bilgiden doğar, yanıt da  (Sayfa 89)

·         Ona bal olan, sana zehir olabilir. Biz dile değil, cana bakarız. Aşıklar her solukta farklı yanarlar.  (Sayfa 122)

·         Bağışta bulunursanız kar edersiniz (Sayfa 124)

·         Aşkın temeli ölmektir  (Sayfa 129)

·         Akıl da durgun görünür, ama söz ondan depreşir. (Sayfa 141)

·         Yavaş davranmak Allah'tandır, acele iş lanetlenmiş şeytandan.  (Sayfa 162)


·         Kim başkasının eşine kötülük etmek isterse, kendi eşine kötülük etmiş olur  (Sayfa 178)


33: KİTAP YORUMU : Dede Korkut Hikayeleri

Şubat 02, 2016
Kitap Yorumları, Timaş Yayınları, Dede Korkut, Dede Korkut Hikayeleri, Sadık Yalsızuçanlar
Kitabın Adı: Dede Korkut Hikayeleri
Yazar: Sadık Yalsızuçanlar
Baskı Tarihi: 2005
Sayfa Sayısı: 224
İSBN: 9752632289
Kitabın Türü: Hikaye (Öykü), Edebiyat
Dil: Türkçe
Yayınevi: Timaş Yayınları

KİTAP HAKKINDA


Dede Korkut hikâyeleri Türklerin Orta Asya’daki yaşam tarzlarını, inançlarını, aralarındaki ilişkileri, savaşlarını, kahramanlıklarını, hayat görüşlerini ve kullandıkları dilin özelliklerini yansıtan en önemli metinlerden biridir. Dede Korkut isimli bilge tarafından anlatılan, olağanüstü varlıklar ve olaylarla süslü bu hikâyeler, içeriğinin yanı sıra renkli ve eğlenceli anlatımıyla da Prof. Fuat Köprülü’nün “Terazinin bir kefesine Türk edebiyatının tümünü, diğer kefesine de Dede Korkut’u koysanız yine de Dede Korkut ağır basar” sözünü haklı çıkarır mahiyettedir.

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan Herkese Merhabalar…

Uzun zamandır okumayı planladığım Dede Korkut Hikayeleri’ni okudum sonunda. Ne kadar memnun kaldığım tartışılsa da okunması gereken bir eser diye düşünmekteyim. Hemen yoruma geçelim.

  1. İçerik Yorumu

Dede Korkut Hikayeleri bildiğiniz gibi atalarımızın Anadolu denilen bu topraklara gelemden önceki yaşayışları ve hayatları hakkında bizlere en fazla bilgi sunan kaynaklardan bir tanesi. Bence her Türk evladının bu eserleri okuması gerekmekte.

Okumuş olduğum eserde 14 farklı hikaye anlatılmakta. Hepsinin de içeriği birbirinden farklı olsa da genel anlamda kahramanlık, savaş ve benzeri unsurların yoğun olarak geçtiğini belirtmek gerekiyor. Anlatılanlarda mübalağa oldukça fazla ancak geçmişimizin kahramanlıklarla dolu olduğunu düşününce bunların ne kadarının gerçeği ne kadarının abartıyı içerdiğini bilemiyorum.

Hikayelerin genel olarak başlangıçları ve bitişleri aynı şekillerde. Her hikayenin sonunda Dede Korkut otağa çağrılıyor ve yapılan şenlik sonrası gazilerin hikayelerini anlatıp, Allah’a dua ediyor. İslam etkisinin yoğun olarak yaşandığı bir dönemin anlatıldığının da yeri gelmişken altını çizelim.

Adını birçok hikayede duyduğumuz tek Bamsı Beyrek, Deli Dumrul ve tek gözlü dev gibi karakterler Dede Korkut hikayelerinin kahramanları olduğunu da belirterek, içerik hakkındaki yorumu burada bitireyim.

Elimdeki eserin kapsamının tam olmadığını düşünsem de bu güne kadar okumam gereken bir eseri geç okuduğum için üzgünüm açıkcası.

  1. Yazım Dili Yorumu

Günümüz Türkçesi ile karşılaştırmak oldukça yanlış bir kanı olacaktır. Bilemeyeceğiniz bazı kelimelerin çıkacağı aşikar ancak benim okuduğum basımda kelimelerin Türkçeleri de sayfa altlarında verilmekteydi. Bu nedenle anlamakta bir zorluk çekmedim.

Hikayelerin sonlarındaki bazı tekerleme vari bölümleri bazen sıksa da okuması rahat yürüyen bir eser. Ayrıca hanların, beylerin deyişlerinin aktarıldığı bölümler de bazen yorabilmekte. Karşılıklı atışma gibi yazılan konuşma bölümleri bazen ipin ucunu kaçırmanıza neden olabilir.

  1. Yapısal Yorum

Timaş Yasyınları’ndan çıkan basım, basım tekniği açısından bence oldukça güzel. Kağıt kalitesi ve yazıların boyutları beni memnun etti. Ancak kapakla ilgili olarak kafama takılan bir konu var; kapakta Dede Korkut’u tasvir eden çizim sanki biraz bizdend eğil gibi. Daha çok Çinlilere benziyor gibime geldi.

SEÇTİĞİM SÖZLER


·         Hesap gününde cuma, cuma gününde hutbe güzel.
Kulak kesilip dinleyen ümmet güzel (Sayfa 14)

·         Kese kese yemeye yahni güzeldir
Kesme gününde kumandan hızlı güzeldir
Devam eden saadet güzeldir
Bildiğini unutmayan akıl güzeldir.  (Sayfa 158)



Ocak'ın Ardından

Şubat 01, 2016
Cahil Okur'dan herkese selamlar...

Oldukça soğuk bir Ocak ayı geride kaldı şükürler olun. Oldukça yorucu bir ay oldu, üstüne de soğuklar bol olunca pek öyle hoşlaştığım bir ay olarak gözümde canlanmıyor ocak. Neyse lafı uzatmadan değerlendirmemize geçelim.


Gelelim bu ay ilk defa yapacağım Ay değerlendirmesi ekstralarına....

Bu Ay Okuduğum Kitap Sayısı: 6
En uzun eser: Kılıçların Fırtınası (624 Sayfa)
En kısa eser: Hayvan Çiftliği (152 Sayfa)
Toplam Okunan Sayfa Sayısı: 2318 Sayfa
Günlük Ortalama Okunan Sayfa Sayısı: 75 Sayfa (Yaklaşık)
En Beğendiğim Eser: Hayvan Çiftliği (5/5)
En Beğenmediğim Eser: Metal Fırtına (3,5/5)
Blogger tarafından desteklenmektedir.