104: KİTAP YORUMU : Yerdeniz Büyücüsü

Salı, Haziran 19, 2018


Kitap Yorumları, Yerdeniz Büyücüsü, Ursula K. Le Guin, Yerdeniz Üçlemesi 1, Edebiyat, Fantastik, Roman, A Wizard Of Earthsea, Çiğdem Erkal İpek, Metis Yayınları,

Adı:
Yerdeniz Büyücüsü
Yazar:
Ursula K. Le Guin
Alt başlık:
Yerdeniz Üçlemesi 1
Baskı tarihi:
Kasım 2011
Sayfa sayısı:
188
ISBN:
9789753420570
Kitabın türü:
Edebiyat, Fantastik, Roman
Orijinal adı:
A Wizard Of Earthsea
Çeviri:
Çiğdem Erkal İpek
Yayınevi:
Metis Yayınları

KİTAP HAKKINDA

"Sanırım Yerdeniz Büyücüsü'nün en çocuksu yanı, konusu: Büyümek.
Büyümek, benim yıllarımı alan bir süreç oldu; bu süreci otuzbir yaşımda tamamladım-ne kadar tamamlanabilirse; o yüzden de çok önemsiyorum. Çoğu genç de önemser. Ne de olsa esas işleri budur: Büyümek." (Arka Kapak)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Bayram tatilini geride bırakmamıza rağmen benim dinlenemediğim gibi bir gerçek varken, “blog beklemez” diyerek yeni yorumumla karşınızdayım. Bu gün Ursula K. Leguin’in ölümsüz eseri Yereniz Büyücüsü’nü değerlendireceğiz.

İçerik Yorumu

Ursula K. Le Guin’i kaybedeli henüz çok bir zaman geçmedi… Ancak ben aynı Steig Larsson’da olduğu gibi bu büyük yazarla ölümü sonrası tanıştım. Bazen kendime acıyorum… Yukarıda da dediğim gibi Le Guin’in Yerdeniz Büyücüsü kitabı ile karşınızdayım bugün ve lafı uzatman yoruma geçiyorum.

Serinin ilk kitabı Yerdeniz Büyücüsü’nün bende bıraktığı ilk izlenim çok farklı bir kitap olduğu yönündeydi. Nedense ilk defa bir kitabı tam anlamıyla sevip sevemediğimi anlayamadım. Tadına tam vakıf olamadığım bir yemek gibi geldi bana Yerdeniz Büyücüsü

Şu bir geçek ki Ursula K. Le Guin serüvenin kalan kısımlarında daha güzel maceralar vaat ediyor. Yerdeniz Büyücüsü’nde bunun sinyallerini alıyorsunuz. Bu anlamda hemen karar vermek yanlış olacağı kanısındayım. Okuyan arkadaşlarım ilk kitap ardından ne düşündüler merak etmekle birlikte, kalan kitaplar için heyecanlı olduğumu belirtmem lazım.

İçerik anlamında sadece canımı sıkan nokta kahramanımız Ged ile Gölge’nin karşılaşmasının beklediğimden daha az heyecanlı geçmesiydi. Bunun dışında herhangi bir sorun yoktu benim adıma.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,8

Yazım Dili Yorumu

Ursula K. Le Guin ile ilk tanışmam Yerdeniz Büyücüsü ile oldu lakin diline çabuk ısındım. Beni zorlayan bir anlatımı yoktu. Kitap okumayı alışkanlık haline getirenler içinde durumun farklı olmayacağı kanısındayım. Yeni başlayanlar için ise biraz sıkıcı gelebilir “bence”…

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,7

Yapısal Yorum

Metis benim için vazgeçilmez olan Yüzüklerin Efendisi serisinin yayıncısı olan yayınevidir Bu nedenle de benim için özel bir yayınevidir. Yerdeniz Büyücüsü’nde de kalitesini ortaya koymuş. Farklı bir tasarım ve hatasız bir baskı…

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,8

SEÇTİĞİM SÖZLER


Güç, sadece ihtiyaç olduğunda ortaya çıkmaz; Bilgi de olması gerekir. Sayfa 16

Duyabilmek için susmak gerekir. Sayfa 24

Akıllıya soru gerekmez; aptal ise boşuna sorar Sayfa 38

Bir mum yakan bir gölge yaratır... Sayfa 48

Yorgun adam aptal olur Sayfa 75

Kötü bire yol, insanı iyi bir sona ulaştırabilir. Sayfa 114

103: KİTAP YORUMU : Beyaz Diş

Perşembe, Haziran 07, 2018

Kitap Yorumları, Beyaz Diş, Jack London, Dünya Klasikleri, Edebiyat, Roman, White Fang, Aylin Yıldız, Venedik Yayınları

Adı:
Beyaz Diş
Yazar:
Jack London
Baskı tarihi:
 Mart 2017
Sayfa sayısı:
258
ISBN:
9786053600138
Kitabın türü:
Dünya Klasikleri, Edebiyat, Roman
Orijinal adı:
White Fang
Çeviri:
Aylin Yıldız
Yayınevi:
Venedik

KİTAP HAKKINDA


Jack London’ın Issız Diyarı, yabanı, buz kalpli Kuzey Toprakları’ndaki hayatı konu edindiği ikinci romanı Beyaz Diş’tir. Vahşetin Çağrısı’na kendini bırakmış bir annenin yavrusu Beyaz Diş’in diyarıdır anlatılan. Onun hayranlık uyandırıcı zekası ve içgüdüleriyle kendini var edişinin ve "insan tanrılar"ın yaşamına geri dönüşünün enfes hikayesi... (Arka Kapak)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

6 gündür bilgisayara başına oturup oturup kalkıyorum ve tek satır bir kelam yazamamış durumdayım. Artık bu gece kendime “yeter” diyerek sıradaki yorumumu sizlerle paylaşmaya karar verdim. Bu gün sizlerle Jack London’ın Beyaz Diş kiabınıdilim döndüğünce yorumlaya çalışacağım…

İçerik Yorumu

Beyaz Diş benim lise yıllarında okuduğum, TV ekranında rast geldiğimde filmini izleme şerefine nail olduğum bir kitap. Jack London’ın öyle çok fazla kitabını okumuş olmasam da sevdiğim bir yazar olduğunu belirtmem lazım.

Kitabın içeriğine dair ilk dikkat çeken ve beklide beni sıkan tek konu uzun monologların olması. Durun hemen kızmayın, yarın tarzının bu olduğunu biliyorum lakin ben diyalogları okumayı daha çok seven bir adamım. Sorun kitapta değil bende aslında.

Bu sıkıcılığa rağmen beni en çok etkileyen konu ise bu uzun monologların bir hayvanın bizi “insanları” nasıl gördüğünü anlamak açısından oldukça açıklayıcı olmasıydı. Kendimizi Beyaz Diş’in gözünden görmek beni insanlardan biraz daha uzaklaştırdı sanırım.

Az önce dediğim gibi kitabı ikinci defa okuyorum belki yıllar sonra tekrardan okurum. İlk okumam da beni Beyaz Diş’in ne kadar etkilediğini bilmiyorum ama bu sefer gerçekten hayran kaldım kitaba.

Bu kitap için biri bana “okunmalı mı?” dese kesinlikle okunmalı derim artık. Ben A101’in sattığı basımı aldım ama sizlere daha kaliteli basımlar almanızı öneririm.

Ve bu kitabın bencileyin bir özelliği daha var artık onu da belirteyim. Evlilik sonrası bitirdiğim ilk kitap Jack London’ın Beyaz Diş eseri oldu. Bunu da paylaşayım istedim…

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,7

Yazım Dili Yorumu

Jack London’ın bahsediyorsak eğer fazlaca söze gerek yok. Çevirmen Aylin Yıldız’ın Türkçeleştirmesi de benim adıma oldukça başarılıydı. Notlarımda Aylin hanımın çevirisinin okumaya katkılı olduğunu belirtmişim.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,7

Yapısal Yorum

Kapağı hiç sevmedim. Daha farklı olabilirdi. Her zamanki gibi ticari kaygılar ve özensiz işçilik… Kapak harici yapısal olarak herhangi bir sorunla karşılaşmadım.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,1

SEÇTİĞİM SÖZLER


İnsan, yaratıkların en harekete alışkın olanıdır, durağanlığa karşı sürekli bir başkaldırma içindedir. Sayfa 7

Korku, hiçbir yaratığın kaçmayacağı, reddemeyeceği yabani bir mirastı. Sayfa 74

Ölüm, bilinmeyen yabancı gücün ta kendisiydi; o başına gelebilecek felaketlerin tümüydü! Sayfa 84

Bütün korkaklar gibi o da acımasızdı. Sayfa 178

#1 SERİ DEĞERLENDİRMESİ Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları

Perşembe, Mayıs 31, 2018

Seri Değerlendirmesi, Kitap Yorumları, Ransom Riggs, Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları, Gölge Şehir, Ruhlar Kütüphanesi, Tuhaf Masallar,


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Uzun zaman önce yapmaya karar verdiğim lakin bir türlü elim değip de yazamadığım bir konu ile karşınızdayım. Sürekli olarak seri okuyan bir okur olarak sizlerle artık bitirdiğim serilerin değerlendirmesini de paylaşacağım.
O zaman lafı uzatmadan hemen değerlendirmemize geçelim…

İlk kitabın heyecan dolu başlangıcının ardından durağanlaşması beni gerçekten şaşırtmıştı. Ayrıca konuların tahmin edilebilir olması ve gelişecek olayların önceden çokça ipuçlarının verilmesi beni rahatsız etmişti bile diyebilirim.  Benim için yeni bir dünya ve yeni karakterlerin kapısını açan ilk kitapta beklentilerimin birazda yüksek olması nedeniyle sanırım hayal kırıklıklarına uğradığım çokça oldu. Ama elbette ki bu benim okumamı engellemedi. Kitabı bitirdim ve bende kalan tadı biraz eksikti, sanki baharatsız bir yemek gibiydi. Doyurucu lakin sadece doyurucu…

İkinci kitapta Ransom Riggs bu konuda eleştiriler almış olacak ki, ilk kitabın aksine “işte bu” dedirtecek satırlarla çıktı karşımıza. Benim seride beklide en çok sevdiğim kitap oldu. Üçüncü kitapa bu konuda zirveyi paylaşırlar. Olay örgüsü ve anlatılan konular beni kazanmasını ve iştahla her satırı okumama neden oldu.

Son kitapla hikaye nihayete ererken, benim için çok güzel bir hikaye geride kalmış oldu. Başından beri kahramanlarımızın peşinde olduğu olaylar düğümü çözülürken, son kitapta ki özellikle mekan tasvirleri ve akıl almaz hayallerin nakşedildiği satırlar beynimde yeni ufukların açılmasına neden oldu. Güzel bir seri olmasının yanı sıra benim için artık Bayan Peregrin’nin Tuhaf Çocukları etkileyici bir seri olarak aklıma yer etmişti.

Serinin tamamlanması ardından yayınlanan Tuhaf Masallar ise nedense beklentilerimi karşılamadı. Elbette ki o güzel serinin ardından beklentilerim yükselmiş, Riggs’den çok farklı bir lezzet bekler olmuştum. Tuhaf Masallar’da ise sadece ticari kaygılarla yazılan bir eser tadı aldım. Ancak yine de seride adı geçen bir kitaba sahip olmak, kahramanlarımızla kurulacak empatide benim adıma artı bir özellikti.

Serinin filmi inde iki satır bir şey söylemek gerekirse eğer; tam bir fiyaskoydu. Kitapları ile alakasız çok film izledim lakin bu kadar kötüsünü ilk defa gördüm diyebilirim. Karakterlerin özelliklerinin birbirine karıştırılması, olay örgülerindeki farklılıklar, kitabın sonu ile filmin sonunun birbiriyle alakası olmaması ve daha nicesi. Bir okur olarak benim adıma facia bire filmdi.

ARTILARI


Serinin en büyük artısı gerçek fotoğraflarla olayların beslenmiş olmasıydı bence. Bu tür kitaplarda sıkça kendi kendimize dediğimiz; “bunların hepsi hayal ürünü” uyarısını bu sefer yapamadım kendime. Acaba tuhaflar gerçekten var mı diye sorarken buldum kendimi birçok defa…

EKSİLERİ


Yeni maceralarla seri devam ettirilebilirdi. Az geldi… Başka bir eksisi yoktu.

Geçen Ay Neler Oldu? - Mayıs 2018

Perşembe, Mayıs 31, 2018

Aylık Rapor, Estikçe, Mayıs 2018

Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

2018 son hız ilerliyor. Hangi ara Mayıs bitti de Haziran’a girdik arkadaş… Neyse bu ay neler yapmışız bir bakalım.

NELER OKUDUM?

Beyaz Diş

Klasik bir eser… Benim için bir tekrar okuma. Ama yine çok sevdim, yine çok etkilendim. George Orwell ve Jack London’ın benim için yerleri çok farklıdır. Geçtiğimiz aya Jack London ile başlamıştım, güzel de bir karar vermişim.


Yerdeniz Büyücüsü

Ursula K. Le Guin yeni tanıştığım bir yazar ama bence geç kalmışım. Serinin ilk kitabı güzel geçti, yeni eserlerde beni ne bekliyor zaman gösterecek.

Gece Nöbeti

Bu türü severim aslında ama nedense Tess Gerritsen’e hep uzak durmuştum. Yanlış yapmışım. Şimdi daha iyi anlıyorum.  

NELER İZLEDİM?

Bu ay filmlere biraz film izledim. Galaksinin Koruyucuları 1 ve 2’nin yanı sıra Örümcek Adam Eve Dönüş ve Çin Seddi filmlerini izledim. Çin Seddi ve Örümcek Adam Eve Dönüş güzeldi… Galaksinin Koruyucuları için aynı şeyleri söyleyemiyorum

Bu Ay Okuduğum Kitap Sayısı: 3
En uzun eser: Gece Nöbeti(464)
En kısa eser: Yerdeniz Büyücüsü (188)
Toplam Okunan Sayfa Sayısı: 910Sayfa
Genel Toplam Sayfa 2018: 3280 Sayfa
Günlük Ortalama Okunan Sayfa Sayısı: 30 Sayfa (Yaklaşık)
En Beğendiğim Eser: Gece Nöbeti



102: KİTAP YORUMU : Erkekler Hep Yalnız Ağlar

Çarşamba, Mayıs 30, 2018


Erkekler Hep Yalnız Ağlar, Ahmet Selçuk İlkan, Neden Kitap, Şiir, Kitap Yorumları,
Fotoğraf konusunda pek iyi değilim :) Bu kadar oluyor...
Yazar: Ahmet Selçuk İlkan
Baskı Tarihi: 2009
Sayfa Sayısı:192
ISBN: 9758800933
Yayınevi: Neden Kitap
Kitabın Türü: Şiir

KİTAP HAKKINDA


“İhanet Makamında” vedalardan, “Hasret Makamında” sevdalardan ve “Asi Makamında” isyanlardan süzülen duyguların çığlık gibi kanayan şiirleri bunlar...
bir yerde buz yastıkların, bir yerde taş duvarların, bir yerde karanlık gecelerin, bir yerde sırtımıza saplanan hançerlerin ipek bir mendil olup gizlediği gözyaşlarımızın en saf sığınağı bu mısralar...
Evet, herkes bir yerde mutlaka ağlar.
Ama unutmayın ki;
“Erkekler Hep Yalnız Ağlar...”
Kimi zaman dönüşü olmayan bir meleğin, kimi zaman zehirli bir çiçeğin, kimi zaman yasak bir sevdanın, kimi zaman ulaşılmaz birkadının ardından ağlar... Ve bir yangına tutuşur tepeden tırnağa...
İşte o yangından alevler...
(Arka Kapak)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Bu gün yine bir şiir kitabı ile karşınızdayım lakin pek iyi şeyler söylememi beklemeyin. Uyarıyorum aşağıdaki satırlarda biraz insafsız davranmış olabilirim. Lafı uzatmadan Ahmet Selçuk İlkan’ın Erkekler Hep Yalnız Ağlar eserini değerlendirmeye başlıyorum.

İçerik Yorumu

Daha önce sizlerle paylaştığım şiir kitaplarında; şiiri sevdiğimi, elimden geldiğince karalamalar yaptığımı belirtmiştim. Genel de serbest stil yazmayı ve okumayı severim. Ahmet Selçuk İlkan’ın Erkekler Hep Yalnız Ağlar eseri de serbest stil şiirlerin toplandığı bir eser, lakin… Ama lakini var işte.

Öncelikli olarak iki yazarlı şiirlere değinmek istiyorum. Bu konuda birkaç örnek var kitapta. Ama şiirin özel olduğu kanısında olan bir adam olarak bunu pek de hoş karşılamadığımı belirtmek isterim.

Şiirlerindeki sürekli bir laf sokma telaşının oluşunu icra ettiği müzikle de alakalı olduğu kanısındayım. Şiir seslendirmeleri hoşuma giden sanatçının yazdıklarında o kadar da başarılı olmadığı kanısındayım. En azından bana hitap etmediğini belirtmem gerekiyor.

Posta Gazetesi’ndeki bencileyin amatör şairlerin şiirleri yayınlanır, muhakkak görmüşsünüzdür. Kitaptaki Trafik Polisi şiirini görünce inanın hemen aklıma o geldi. “Adı Gül’dü” isimli şiirde ses benzeşmesinden faydalanarak oluşturulan satırlar ise beni gerçekten kitaptan uzaklaştırdı. “Gönlün Kiralık” eseri ise ayrı bir konu. Duvar yazıları okur gibi oldum.

Eseri okurken aldığım notlarımı aynen şöyle sonlandırmışım, “Uzun süre şiirden uzak durabilirim.” Sanırım bir süre için doğru olanda bu olacak.

İçerik Puanım 5 üzerinden 3,7

Yazım Dili Yorumu

Ahmet Selçuk İlkan basit bir dil kullanıyor. Ağdalı değil lakin ses olaylarından faydalanarak yazdı satırlar gerçekten sizi “üzebilir” Neyse fazla yermeye gerek yok. Haddimi aşmayayım ben gene…

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 3,9

Yapısal Yorum

Eserde yazım yanlışı pek görmedim, sadece kapağa ve kitabın sonundaki gazete sayfası alıntılarına takıldım biraz. Tatmin etmeyen bir tasarım bir okuyucu açısından.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,1

SEÇTİĞİM SÖZLER


Şunu bil ki
Dünyada bütün mezarlıklar
Senin gibi vazgeçilmezlerle doludur... (Sayfa 17)

Sen uçmaya devam et
O ipek kanatlarınla gökyüzünde
Ben zaten boğulmuşum
Gözlerinin denizinde (Sayfa 35)

Gel gör ki
Her limanda bir izin kalmış
Benim için
"Çok kalabalıksın" (Sayfa 39)

Bir sana yalvarmayı öğrenemedim
Bir de seni unutmayı (Sayfa 69)

Öyleyse aşk da biter
Ya uzakta!
Ya kucakta!..  (Sayfa 122)

3. yaşım kutlu olsun!

Salı, Mayıs 29, 2018

Estikçe, Cahil Okur, Kimdir bu Cahil Okur,

Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Bu gün blogumun 3. yılı dolmuş durumda. Yani 3. yaşımı geride bıraktım ve 4. yaşımdan gün almaya başladım.

Yeni yeni emeklemeye başlayan, dertlerini yeni yeni anlatmaya başlayan bir çocuk benim için artık blogum. Ne zaman ve nereye kadar bilmiyorum ama ben burada olmaktan mutluyum. Sizlerle olmaktan, fikirlerimi ve duygularımı paylaşmaktan memnunum.

İşin özü ve kısaca anlatmak gerekirse; iyi ki varsınız blog ailem sizlerle olmak çok güzel…

Blogger tarafından desteklenmektedir.