İklim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İklim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Baba Kız Zamanı!

Ocak 09, 2025

 

Estikçe, İklim, baba-kız zamanı

Cahil Okur’dan selamlar,

 

Bu dünya da insanın ulaşabileceği en güzel makam bence anne ve baba olmaktır. Oldukça zorlu bir görev olsa da arada yaşanan küçük anlar ve bir süre birlikte oyun oynamanın verdiği mutluluk hem çocuk için hem de anne ve babalar için paha biçilmez.

 

İşte böylesi bir güzel anı paylaşmak adına geçtim bugün klavye başına. Geçtiğimiz günlerde İklim’imin aklına güzel bir oyun geldi. Kendisinin cebren benden aldığı kalemlerimizle boyama yapmaya karar verdik. 12’li setin içinden ikimizde gözlerimizi kapatarak (burası önemli) 3’er kalem seçecek ve resim yapacaktık. Birlikte geçirilecek güzel bir anın başlangıcı işte bu fikir oldu.

“Yorgun baba” kozumu oynayarak biraz kolaycılığa kaçtığımı itiraf etmeliyim elbette bu noktada. Resimleri tamamen aklımızdan çizmektense seçtiğimiz renklerle boyama yapmayı teklif ettim ve melek kalpli kızım babasının yorgunluğunu geçerli mazeret sayarak teklifimi onayladı ve başladık boyamaları yapmaya…

 

Burada ilk resmimizi görüyorsunuz. Her ikimizin de seçtiği üç renk…

 

Estikçe, İklim, baba-kız zamanı


Ve sonuçlar…

 

Estikçe, İklim, baba-kız zamanı

İkinci boyamalarda ise renk sayısını dörde çıkarma kararı aldı meleğim. Başta siyah geldi diye üzülür sanmıştım ama ara kural değişikliği ile siyah ile işi bittiğinde başka bir renk ile değiştirdi.

 

Estikçe, İklim, baba-kız zamanı

İkinci boyamalarımız ise bu şekilde oldu;

 

Estikçe, İklim, baba-kız zamanı

Resim ve renklendirme konusunda hangimizin daha başarılı olduğu kişiye göre farklılıklar gösterebilir ama ben kızımla geçirdiğim 40-45 dakikalık baş başa zamandan oldukça fazla zevk aldım. Bu zamanın ondan fazla bana terapi gibi geldiğinin altını çizmem lazım.

Evlatlarımla vakit geçirmeyi seviyorum. Bazen günün yorgunluğu ve iş stresinden buna vakit bulamasam da onlarla geçirdiğim her dakika gerçekten özel. Kızıma bir kez daha buradan da bana vakit ayırdığı için teşekkürlerimi iletiyorum.

 

Peki siz miniklerle nasıl vakit geçiriyorsunuz? Paylaşıp yeni fikirler edinmemi sağlarsanız mutlu olurum.

İşte buradayım!

Haziran 09, 2019


baba olmak, iç dökmece, İklim,
Cahil Okur’dan herkese selamlar…

“Uzun zamandır yoktum” diyerek sizleri yeni bir dönüş yazısıyla karşı karlıya bırakmayı istemezdim ancak ne yazık ki öyle olmak zorunda. Ve ne yazık ki artık dönüşlerimde sabit kalamamak üzüyor beni. Ancak bu sefer kararlıyım sanki… Ben yokken buralarda olan, eski veya yeni demeden yazılarımı okuyan ve yorumlayan dostlara öncelikli olarak teşekkür etmek istiyorum. İyi ki varsınız!

Yeni bir “İKLİM”

Neydi o ilk okulda öğrettikleri iklimler, hatırlıyor musunuz… Ben pek hatırlamıyorum aslında ama yazları sıcak olan, kışları ılık geçen yerler vardı mesela… Soğuk ve yağışlı geçenler, 4 mevsim sıcak olan yerler sonrasında… Belki bu satırları okuyanlarda böylesi güzel iklimlerde, ya da daha zorlu iklim şartları altında… 

Benim için ise yeni bir iklim var artık, göz bebeğim, aşkım, her şeyim olan; kızım İKLİM… İlk göz ağrım, canım, cennet kokulum. Hangi cümleler ile tarif edilebilir, hangi kelimeler yeter ona olan sevgimi bilmiyorum ama evladımı çok sevdiğimi söyleyebilirim sadece. 26 Mart günü  13:27’de ilk defa gördüm onu. Ve artık hiç ayrılmayacağız Allahın izniyle…

baba olmak, iç dökmece, İklim, “Babalık farklı bir şey…”

Sevdiğim bazı kişilerle babalık hakkında konuşurken, “kucağına aldığın ilk anda başlar babalık” demişti. Bense daha annesinin karnındayken bile çok seviyordum kızımı ve “farklı ne olabilir ki?” sorusunu soruyordum kendime. Ancak farklıymış gerçekten. İlk kucağıma alışımla başladı babalık serüvenim. O duygu, o his gerçekten de kucağınıza aldığınız anda başlıyor.Ebenin size puset içinde getirdiği ilk anda, ilk görüşte, kokusunu içinize ilk çektiğiniz anda  farklılaşıyor her şey. Babalık işte tamda o anda başlıyor bence de…

Her şey güzel olmayabiliyor

Elbette ki ailenin yeni üyesi ile tanıştığımız bu dakikalarda farklı duyguları da beraberinde yaşadık ne yazık ki. Şükür bu günümüze ama o anları da anlatmak içimi dökmek istiyorum sizlere.

Yavrumuzu başarılı bir operasyon neticesinde kucağımıza aldık ama canımın canı yanımızdaydı lakin annesini görememiştim ne yazık ki. Kendimizi o denli normal doğuma hazırlamıştık ki doktorumuz Özgecan hanımın “İkinizin sağılığı için sezaryene alacağız” teklifi ile yaşadık ilk şoku. Neyse ki eşim de bende bu noktada kararı doktora bırakmamız gerektiğini önceden konuşmuştuk.  Netice de operasyon başlamış, belirli bir süre ardından kızımızı görmüştüm. Annesiyse hala yoktu.

Yaklaşık olarak iki saat kadar ameliyathane önünde bekledikten sonra doğumhane başhemşiresinin yanında aldım soluğu. Sağ olsunlar hepsi güler yüzlü insanlardı, karımın çıkmadığını belirtmem ardından hem beni sakinleştirmek hem de latife yaparcasına “Rahat ol sen bir şey olsa önce benim haberim olurdu.” dedi. Dedi ama bende ki tedirginliği de sezecek olacak ki “ Sen git, ben geliyorum bakarız bakalım ne yapıyormuş hanım efendi” dedi.

Ardımdan ameliyathaneye girerek eşime baktı ve beni de bilgilendirdi. Eşime yapılan epidural anestezi sanırım çabuk etkisini kaybetmiş ve tamamen uyutmak zorunda kalmışlar. Böyle olunca da uyanma süreci biraz uzamış. Bunu duymaksa beni rahatlattı. Aklım başıma geldi ve kızıma bakmak için doğum servisine yöneldim.

Ömrümün en uzun koridoru

baba olmak, iç dökmece, İklim, Eşimi beklemeye ara verdikten sonra soluğu kızımın yanında aldım. İlk kontrolleri ardından kızımda odaya yeni gelmişti. Annem vardı sadece yanına ve bir ebe… Ebe bir şeyler anlatıyordu lakin ben anlamamıştım. Benim gelmememin ardından ebe odadan ayrıldı. Bense annemin yüzüne bakıyordum. Normal değildi, bir şey vardı hissediyordum.  Annem lafı uzatmadan olanları anlattı. Ne yazık ki kızımın ayağında bir sorun vardı, kendimi odadan nasıl dışarı attım bilmiyorum. Doğum hane servisinden çıktığım gibi yığıldım yere, ağlamaya başladım. Annem başımdaydı, ben yavruma üzülüyordum o da yavrusuna… Yaklaşık 30-35 metrelik koridorun sonundaki çocuk doktorunun odasına gidene kadar ömrümden ömürler gitti. Durumu sordum ve çok şükür ki korkulacak bir şey olmadığını söyledi. Karşılaşılan bir durum olduğunu ifade eti ve uzmana göstermemizi söyledi. Söylenenleri yaptık ve sadece periyodik masajlar ile derdimiz geride kaldı çok şükür. Ama halen o koridorda attığım adımları hatırladıkça bir farklı oluyor her şey. Ağır geliyor nefes almak, görülmeyen yüklerin altında eziliyorum.


Sarılık ve kısa süren ayrılık

baba olmak, iç dökmece, İklim, Çocuğunuz varsa eğer az çok anlayabilirsiniz beni… Doğum üçüncü günü de küveze alındık, sarılık olmuştuk. Elbette biliyordum doğan çocukların sarılık denen illete yakalanma riskinin fazlalığını ama üzülüyordum. Kızımı göremedim uzun süre. Annesi odada kalırken o doğumhane içerisinde olan odadaydı. Telefonla arıyorlar, “Erdoğan bebeğin annesi gel” diyorlardı. Koşa koşa gidiyorduk eşimle. İki aşkım içerde hasret giderirken ben kapalı jaluzilerin arasından az da olsa onları görmeye çalışıyordum. Şükür ki atlattık onu da, Salı günü girdiğimiz hastaneden Pazar günü çıktık ve evimizin yolunu tuttuk.

Artık üç kişiyiz

İki kişi olarak elimizde çantalarla ayrılmıştık evimizden. Karımın karnı burnundaydı, bense heyecandan ölüyordum. Üç kişi olarak döndük sonrasında evimize. Ben, güzel eşim ve hayattaki en büyük şansımız kızımız, İklim. Artık daha farklı bir havası var evin, her şeye daha farklı gözlerle bakıyoruz. Eşim daha bir olgunlaştı anne olduktan sonra, narin yapısının yerini daha korumacı daha cesaretli bir hal aldı. Bense hala duygusalım, baba olduktan sonra bu durum biraz daha arttı.

Anlayacağınız iki güzelle paylaşıyorum artık bu hayatı, değmeyin keyfime…




Sayılı günler kaldı…

Mart 15, 2019



Cahil Okur’dan herkese selamlar efendim…

Bu gün biraz kitap dışı bir konu ile karşınızdayım. Biraz kendimden, biraz eşimden, biraz kızımdan ve baba olmaktan bahsetmek istiyorum. Kısacası içimi dökeceğim bir yazı geliyor dikkatinize…

ZAMAN DARALIYOR

Belli bir zamanı beklemek ne kadar zormuş… Evliliğimin üzerinden daha bir sene geçmemesine rağmen, yine bir geri sayım süreci içerisine girdik. Bu sefer biricik eşimle beraber kızımızı bekliyoruz. Zaman daraldıkça da benim heyecanım artıyor elbette. Bir de evhamın tabii ki. Ne yazık ki bu tedirginliği atamıyorum üstümden, çok mutluyum ve de çok tedirgin.

Sayılı günlerimiz kaldı başta da belirttiğim gibi ve artık çalan her telefonda, karımın her arayışında bir şeyler olduğunu düşünmekten yaşlanıyorum. Biliyorum ki bir anda olacak bir şey değil doğum ve bir sürecin başlangıcını haber verecek sadece bana ama yine de tetikte ve tedirginim.

BABA OLMAK, OLABİLMEK…

Anne olmanın nasıl bir duygu olduğunu, insanın neler yaşadığını, neler hissettiğini bu mecrada birçok farklı arkadaşımın satırlarından okudum. Daha farklı mecralarda da buna benzer yazılar, videolar ve konuşmalara şahit oldum. Peki ya baba olmak?

Kimisi “Kucağına almadan hissedemezsin” diyor, “kimisi içinden gelecek bir şey” diyor… Herkes bir şeyler diyor. Bense baba olmaktan ziyade baba olabilecek miyim diye düşünüyorum. Babasıyla sıkıntılı bir adam olarak, babasız bir adam olarak baba olabilir miyim? Bilmiyorum… Bildiği tek şey kızıma rabbim ömür verdiği sürece onun bana yaşattıklarını yaşatmayacağıma şimdiden söz verdim. Umarım ki bir gün büyüyüp bu yazıları okuduğunda “İyi ki babamsın” lafını ağzından duyabilirim.

CAN OLMAK

Yukarıda bahsettim ya heyecanlı ve tedirginim diye; eşim, Mavim e ben kadar heyecanlı. Onun hisleri benden daha yoğun doğruyu söylemek gerekiyorsa. O kızımızı hissediyor, duyuyor ve inanıyorum ki kızımda bir şekilde onu hissediyor ve anlıyor. Gerçekten bir mucize olan hamilelik ve doğumun harika yanlarını görüyorum prenseslerimde. Annesi kızıma can veriyor, hayat oluyor. İkisinin de sağ sağlim doğumu da atlatmaları ile bende hayata döneceğim. Kızımla hepimiz yeniden doğacak ve mutlu olacağız inşallah.

TOPLUMSAL ZIRVALAR

Aslında başka bir yazıda daha detaylı anlatacağım ama küçük bir ön giriş olsun bu da… Bırakın kardeşim çocuğumun cinsiyetini, kilosunu, odasını, mamasını, annesini emip emmemesini… Bizim bir kızımız oluyor ve inanın çok mutluyuz. Sizin tahmin edemeyeceğiniz kadar…

Bu satırlara kadar gelip iç dökmemi okuduysanız teşekkürlerimi iletirim.  Az bir zamanımız kaldı, bizim için küçük bir dua ederseniz daha da mutlu olurum.

Görüşmek üzere…

Merhaba...

Şubat 21, 2019
Estikçe, İklim, Ben geldim


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Uzun zamandır buralarda yoktum, aslında geri dönüp dönmemeyi bile kafamda çok ölçüp biçmişken bir anda yeniden yazmak istedim. Şimdi buradayım ve neler yapıyorum kısaca anlatmayım istedim.

İŞ DEĞİŞTİRDİM

Geçen bu sürede pek çok şey oldu ancak aklıma gelenleri ana hatlarıyla sizlerle paylaşayım istiyorum. İşimi değiştirdim, daha doğrusu aynı işte farklı bir kola geçtim. Şimdilik çok yeni olsa da genel hatlarıyla memnunum.  Umarım daha da iyi de olacak.

EVLİLİKTE 1 YILI DEVİRİYORUZ

Geçtiğimiz yıl yazmayı bıraktığım henüz daha 3 aylık falan evliydim sanırım. Ama 1 yılı geride bırakmamız için çok az bir zaman geçti. Evliliğin ne kadar güzel ve özel olduğunu güzel eşim sayesinde öğrendim. Bir kez daha Mavi’m e teşekkür ediyorum benim gibi bir adama katlandığı için.

VE BİR SÜRPRİZ!

Ve aslında hayatımdaki en büyük değişikliğe geldi. Sizden ayrı kaldığım sürede çok güzel bir şey oldu ve baba olacağımı öğrendim. Kıymetli eşimin ve benim birbirimize olan aşkının en güzel kanıtı olacak kızım yaklaşık 1 ay sonra bizlerle olacak. Ne kadar heyecanlı olduğumu sizlere anlatamam, gerçekten çok ama çok farklı bir duyguymuş bu.

Babalık nasıl yapılır bu konuda hiçbir bilgim yok, ama kızımı görmeden ona aşık olduğumu söyleyebilirim. (Annesi bu durumdan pek memnun değil, pabucu dama atılacak diye korkuyor ama...)

İklim’in aramıza katılmasına dediğim gibi az bir zaman kaldı ve hazırlıklar son hız devam ediyor. Konuklara küçük hediyeler, kızımın odasının hazırlanması, minik prensesin eşya dolabını doldurma çabaları vs… Hepsi güzel telaşlar ve merakla gelecek o güzel günü bekliyoruz.

Kısacası buralarda yokken olanlar bunlardı, şimdilik yazmaya devam etmeyi planlıyorum. Umarım becerebilirim.

Siz ben yokken neler yaptınız? Ben yokken aramıza katılan yeni arkadaşlar olmuş, hepsine  teşekkür ederim.

Blogger tarafından desteklenmektedir.