Sana söyleyemediğim her şey / 3. Yorum (120)

Pazar, Ocak 17, 2021

Sana Söyleyemediğim Her Şey,Martı Yayınları,Kitap Yorumları,Roman,Celeste Ng,Zeynep Yeşiltuna,Everything I Never Told You,Edebiyat,

Cahil Okur’dan herkese selamlar…

 

KİTAP YORUMU

 

Bu gün sizlere A101’den aldığım bir kitap ile geldim. Aslına bakarsınız sırf ucuz olduğu için aldığım bir kitaptı. Martı Yayınevi’ni tanımam dışında kitap hakkında başka bir fikrim yoktu ama okudukça sevdiğimi belirtmem gerekiyor. Lafı uzatmıyorum ve hemen yoruma geçiyorum.

 

İçerik Yorumu

 

Yukarıda da belirttiğim gibi kitap hakkında benim için tek olumlu nokta elime aldığımda yayınevini tanımamdı. Kapağı olsun, ismi olsun bana hiçte çekici gelmemişti. Sırf bir ara kitap olarak değerlendirdim ve öylece okumaya başladım.

 

İlk bölümü okumam ardından  gerçekten meraklanmaya başladığımı ve beni giderek içine çektiğini hatırlıyorum eserin. İkinci bölüm ardından ise “Acaba bana göre mi?” bu kitap demeye başladım. Merakımı giderek artıran bir olay örgüsüne sahipti.

 

Başlarda bir polisiye havasına bürünse de sonraları içsel bir yolculuk olduğunu anladığım eseri okurken geçekten allak bullak oldum. Bir ileri, bir geri derken olayların sonucunun nereye bağlanacağını ve neler olabileceğini tahmin ederken buldum kendimi ki bu benim bir kitaptan en büyük beklentimdir.

 

Olaylar ilerledikçe eserden gerçekten tat almaya başladım. Her sayfada daha çok merak uyandıran ve karakterleri benimseten bir anlatım örgüsüne sahip bir eser olarak karşımda durmaya başladı. Zaman zaman ağlama noktasına gelecek kadar güzel bir içerik ve anlatıma sahip olduğunu görmek beni bir okuyucu olarak memnun eti.

 

Kitap bittiğinde ise gerçekten nelere, neden değer verdiğimizi sorgular hale geldim. Eserin baş kahramanı Lydia ve kendi başıma gelenleri sorgular durumdaydım eser bittiğinde. Gerçekten farklı bir tadı ve dokusu olduğunu belirtmek gerekiyor.  Genel anlamda zevk alarak okuduğum bir eser oldu. Bu kitaptan bu kadarını beklemeyerek başlasam da bir okuyucu olarak zevk almış bir şekilde kitabın kapağını kapattım.

 

Yazım Dili Yorumu

 

10. Çekiliş Sona Erdi. Açıklamayı 1-2
güne yapacağım. Takipte kalın. Açıklama
tarihine katar katılım
hakkınız mevcuttur. 

Sade ve temiz bir dil ile yazılmış eser. Okunması oldukça kolay. Kafa dağıtma anlarında okunabilecek berraklığa sahip. İlk kitabını okuduğum Celeste Ng’nin dilini sevdiğimi belirtmem gerekiyor. Yoğun bir okuma döneminden çıkmışsanız bu tarz bir yazım ile kafanızı rahatlatabilirsiniz.

 

Yapısal Yorum

 

Yukarda belirttiğim gibi kapak bana hitap etmiyordu. Fotoğraf kapakları nedense sevmiyorum. Üzerinde ki “Amazon’da yılın en iyi kitabı” yazsı ise gereksiz bir ayrıntıdan ibaret. Ama içerik olarak herhangi bir yazım yanlışı ya da baskı hatasıyla karşılaşmadım ki bu da benim için tatmin edici bir nokta.

 

ARKA KAPAK YAZISI

 

Lydia öldü. Ama henüz kimse bilmiyor... Böyle başlıyor bu hikâye. Lydia'nın kahvaltıya inmediği o mayıs sabahında. Lee ailesi; pişmanlıkları ve kırgınlıkları, ihanetleri ve güvensizlikleri, söyledikleri ve söylemedikleriyle mutfak masasında beklerken. Sonrası, adına mutluluk dediğimiz denge oyunu ve bizi bir arada tutan sırlar üzerine başka bir hikâye...

 

Yayınlandığı günden bu yana, okurların ve eleştirmenlerin övgüyle karşıladığı Sana Söyleyemediğim Her Şey, her sayfası küçük sürprizlerle dolu, etkileyici, özel bir roman.

 

Hayranlık uyandıran bu kitapla ilgili tek endişem, bundan sonra okurun beklentisinin çok daha fazla yükselmesi. Derin, dokunaklı ve hassas bir metin.

-Chris Schluep-

 

Başarılı bir ilk roman, aynı zamanda yürek burkan bir hikâye... Celeste Ng, hünerli bir şekilde ipleri elinde tutmayı başarıyor. Çokkuşaklı bu roman, bir ailenin bütün sırlarına ışık tutan son derece ilgi çekici ve ustaca bir eser.

-Los Angeles Times-

 

Sürükleyici bir gizem ve farklı ırklardan gelen bir aile üzerine etkileyici bir inceleme. Tartışma yaratacak bir ilk roman. -Entertainment Weekly-

 

Zekice yazılmış, duygusal bir ilk roman. Ng, asimilasyon temasını duygusallıkla ve gitgide artan bir gerilimle, birbirinin içine geçmiş bir masal gibi işlemeyi başarmış.

-O Magazine

 

Eğer bu romanı okumadıysanız, şimdiye dek iyi bir Amerikan kurgusuyla karşılaşmadınız demektir.

-The New York Times Book Review-

(Tanıtım Bülteninden)

 

KÜNYE

 

Adı: Sana Söyleyemediğim Her Şey

Yazar: Celeste Ng, Zeynep Yeşiltuna (Çevirmen)

Baskı tarihi: Eylül 2015

Sayfa sayısı: 336

Format: Karton kapak

ISBN: 9786053487807

Kitabın türü: Edebiyat, Roman

Orijinal adı: Everything I Never Told You

Çeviri: Zeynep Yeşiltuna

Dil: Türkçe

Ülke: Türkiye

Yayınevi: Martı Yayınları

 

ALINTILAR

 

O da anlıyor. Farklı olmak nasıl bir şey, o da anlıyor. Sayfa 46

 

Anneler herkesin eşit yaratıldığı topraklara ayak basmak için farklı çarelere başvurmak zorundaydı. Sayfa 50

 

Zaten bir kızın annesinden saklayabileceği ne gibi bir sırrı olabilirdi ki? Sayfa 87

 

Kurabiye kavanozunda daima kurabiye olacak, yazıyordu. Sıcak bir yuvanın bundan daha mutlu bir sembolü olabilir mi? Sayfa 97

 

Bu gün birini sevindirin, bir kek pişirin! Bir kek pişirin, parti düzenleyin. Bir partiye giderken götürmek için bir kek pişirin. Sırf bugün kendinizi iyi hissettiğiniz için bir kek pişirin. Sayfa 111

 

Ev içinde annesi olmadan farklı kokuyordu. bunu bir kere fark ettikten sonra da bir daha geri alamadı. Sayfa 155

 

Küçük kızıyla birlikte yemek pişirmeyi hangi anne sevmez? Ve hangi kız çocuğu annesiyle birlikte bir şeyler öğrenmeyi sevmez? Sayfa 157

 

Kibarlık her şeye katlanmayı daha da zorlaştırıyordu. Sayfa 160

 

İnsan zaten hayatta asla istediğini elde edemezdi. Tek yapabildiği şey, onsuz da idare etmeyi öğrenmekti. Sayfa 224

 

Bir şeyi değerli kılan nedir? Onu kaybetmek ve bulmaktır. Sayfa 318

 

Ejderhaların Dansı Kısım II / 2. Yorum (119)

Salı, Ocak 12, 2021
Ejderhaların Dansı, Ejderhaların Dansı Kısım 2, George R. R. Martin, Sibel Alaş, Buz ve Ateşin Şarkısı, Edebiyat, Fantastik, Roman, Epsilon Yayınları, Kitap Yorumları, GoT, GoT Yorum,


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

2021 yılı içerisinde bitirdiğim ilk kitabın yorumu ile karşınızdayım bugün. Biraz hüzünlü bir kitap oldu benim için birazdan açıklayacağım nedenlerini… Bu günkü kitabımız Buz ve Ateş’in şarkısı serisinin son kitabı olan Ejderhaların Dansı Kısım II.


KİTAP YORUMU

George R. R. Martin’in Buz ve Ateş’in Şarkısı serisini sonunda bitirdim. Aslına bakarsanız devam kitaplarını geleceğini umarak arayı uzatabildiğim kadar uzatmıştım ama yine de artık okumam gerektiğine inanarak okudum. Keşke devam kitapları da gelmiş olsaydı da daha heyecanlı ve daha hızlı okusaydım. ( Martin amca artık tembelliği bırakıp kitabı yazmalı!)

İçerik Yorumu

Ejderhaların Dansı Kısım II beklediğim gibi ilk kısma göre daha heyecanlı geçti. Jon Kar’ın başına gelenler, Cersie’nin başına gelenler dizi nedeniyle bildiklerimdi. Hoş dizi ve kitapların paralelliği genel anlamda bozulsa da yine de her iki karakterin başına gelenleri de az çok hepimiz bilerek okuduk veya okuyacağız.

 

Serinin bu kitabına beni etkileyen temel farklılıklar Tyrion abimizin başına gelenler oldu. Spoiler vermemek adına burada elbette anlatmayacağım. Lakin olayların genel anlamda diziden çok farklı olduğunu ve böylesi bir adamın zorlu şartlar altında aklını kullanarak neler yapabildiğini görmek beni mutlu etti. Aklına güvendiğim bir karakterin okuyucu olarak beni tatmin eden bölümlerini okumuş oldum.

 

Daenerys Targaryen kısımları ise asıl zevk aldığım bölümler oldu. Kraliçemiz, Martin’in dünyasında gerçekten çok farklı bir profil çizmekte. Fedakarlıkları dizinin ötesinde ve ejderhalarla yaşadıkları da aynen öyle. Dizide değinilmeyen lakin önemli olan kısım ise Martel Hanedanı ile arasında geçen olaylar.

 

Blogumdaki çekiliş devam
ediyor arkadaşlar. Resme tıklayarak
çekiliş sayfasına göz atabilirsiniz.

Targaryen demişken, bir Targaryen ile daha tanışıyoruz Kısım II’de. Akibeti ne olur ne olmaz bilemiyorum ama Daenerys Targaryen’den önce Yedi Krallık topraklarına varan karakterin akıbetini Martin yeni kitabı yazana kadar öğrenmemiz mümkün değil gibi gözüküyor.

 

Genel anlamda kitap beni tatmin eden bir içeriğe sahip olduğunu ve her bölümde içimdeki merakı giderek artırdığını belirtmem gerekiyor. Okuyucuyu sürükleyen bir seri olduğu hepimizce aşikar elbette. Bence devamı bir an önce gelmeli. Daha fazla beklemeye tahammülüm kalmadı.

Yazım Dili Yorumu,

George R. R. Martin zaman zaman kafayı karıştıracak kadar karmaşık bir anlatım biçimi tercih etsede genel anlamda sürükleyici bir yazım diline sahip. Koskoca Martin hakkında olumsuz bir yorum yapacak değilim ama bu kadarını söyleyebilirim sanırım.

Yapısal Yorum

Epsilon’un klasikleşen tarzında bir kitap. Birkaç yazım hatası ile karşılaşsam da genel anlamda memnunum.

ARKA KAPAK YAZISI

Kötülüğün yükseldiği bir vakitte olaylar; kanunsuzların, rahiplerin, askerlerin, derideğiştirenlerin, asillerin ve kölelerin büyük roller oynadığı bir sahnede geçmektedir. En zorlu dans, Ejderhaların Dansı başlamaktadır.

 

Daenerys Targaryen, toz ve ölüm dolu topraklar üzerinde hüküm sürmektedir. Tyrion Lannister, yeni müttefikler edinmiş, bilinmezlerle dolu bir serüvene çıkmıştır. Donmuş kuzeyde Jon Kar, Sur'un ötesinden gelen buzdan düşmanlarla ve en yakınları arasından hasımlarla karşı karşıyadır.

 

Yedi Krallık'ın akıbeti, uçurumların kenarındadır...

 

"Fantastik edebiyat tarihinin en iyi serilerinden."

-Los Angeles Times-

 

"Edebiyat dervişi George Martin... Çok yaşa!"

-The New York Times-

 

"Ejderhaların Dansı, olması gerektiği gibi bir epik fantastik eser: tutku dolu, merak uyandıran, tatmin edici derecede detaylı, güzelce hayal edilmiş."

-The Washington Post-

 

"Buz ve Ateşin şarkısı sağlam bir şekilde çok satanlar listelerinde çünkü muhtemelen en iyi fantastik seri."

-Detroit Free Press-

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE

Adı: Ejderhaların Dansı - Kısım 2

Yazar: George R. R. Martin, Sibel Alaş (Çevirmen)

Alt başlık: Buz ve Ateşin Şarkısı 5. Kitap

Baskı tarihi: Temmuz 2013

Sayfa sayısı: 624

Format: Karton kapak

ISBN: 9789944826983

Kitabın türü: Edebiyat, Fantastik, Roman

Çeviri: Sibel Alaş

Dil: Türkçe

Ülke: Türkiye

Yayınevi: Epsilon Yayınları

ALINTILAR

Vahşi bir aygır, bir adam onun sırtına binmeye çalıştığında karşı koyar. Ama bir biniciyi tanımış bir at, başka bir biniciyi kabul eder. Sayfa 8

 

Bir okuyucu ölmeden önce binlerce hayat yaşar. Hiç okumayan insan sadece tek hayat yaşar. Sayfa 10

 

Bir adam, bir kadına ya da bir bıçağa sahip olabilir. Ama hiçbir adam ikisine birden sahip olamaz. Sayfa 25

 

Kış geldiğinde, biz canlı insanlar, ölülere karşı bir arada durmak zorunda kalacağız. Sayfa 95

 

Kimse diz çökmekten ölmemiştir. Diz çöken kişi, elinde bir bıçakla tekrar ayağa kalkabilir. Diz çökmeyen ölü kalır. Sayfa 129

 

Sadece aptallar kazanan tarafı terk eder. Sayfa 132

 

Uzun ve sert bir kış, Nöbet'i öyle derin bir borç batağına sokar ki içinden asla çıkamayız. Ama seçenekler borç ve ölüm olunca, en iyisi borç almak. Sayfa 175

 

İnsanlar atalarına karşı yapılmış hataları hatırladığı sürece, hiçbir barış sonsuza dek sürmeyecek. Sayfa 241

 

İnsanların yaşamaları anlamlıdır, ölmeleri değil. Sayfa 423

 

Acı gücün bedelidir. Sayfa 479

 

Onurluca ölmek, onursuzca yaşamaktan iyidir. Sayfa 522

 

Ateş, ölmek için korkunç bir yol. Cehennemim ateşten olması boşuna değil. Sayfa 566

 

Utanç içinde yaşamak, kibir içinde ölmekten iyidir. Sayfa 607

 

PUANLAMA

 

İçerik Puanlaması: 5 / 4,8

Yazım Dili Puanlaması 5 / 4,8

Yapısal Puanlaması: 5 / 4,7



 

Genel Puanlama Ortalaması: 5 / 4,76

 

 

 

Whatsapp çıkmazı!

Cumartesi, Ocak 09, 2021

 

Whatsapp, 8 Şubat, Mark Zuckerberg, Facebook, Telegram, Signal, Elon Musk, İnstagram, Whatsapp sözleşme, 1984,George Orwell,

Cahil Okur’dan herkese selamlar…

 

Bu gün film, dizi ve kitap yorumlarından ziyade sizlerle faklı bir konuyu paylaşmak için buluştum. Son günlerde whatsapp’ın sizlere sunduğu bir sözleşme var. Herkesçe malum konu hakkında herkes bir şeyler söylediği içinde kafalar oldukça karışık. Peki işin aslı ne?

 

Whatsapp – Facebook Ortaklığı

 

Bildiğiniz gibi Facebook’un sahibi olan Mark Zuckerberg abimiz ciddi bir meblağ ödeyerek Whatsapp’ı geçtiğimiz yıllarda şirketi bünyesine katmıştı. Kullanıcılara ücretsiz olarak takdim edilen uygulamayı satın almada ki başlıca sebebin ise Zuckerberg’in kendisine rakip olan firmaları bu şekilde ortadan kaldırdığı olduğu iddia edilmişti. Ki ardından yine satın aldığı İnstagram ile Zuckerberg artık piyasanın tek hakimi haline gelmeye başladı. Elbette bu dediğim sosyal medya mecralarına alternatif birçok uygulama olsa da en yaygın kullanılanlara sahip olması nedeniyle Zuckerberg piyasanın hakimi haline geldi. Bu süreçler ardından ise Whatsapp ve Facebook ortaklığı resmen başlamış oldu.

 

Sözleşme Ne Diyor?

 

Bilindiği üzere uçtan uca şifreleme uyarıları ile Whatsapp geçmiş dönemlerde gönlümüze taht kuran bir uygulama olmuştu. O kadar rahata ermiştik ki artık bizi “devletin” bile kontrol edemeyeceğini düşünenler olmuştu. (Halbuki zaten devletin bizi dinlemesine gerek olmadığı kanısındayım. J ) Ancak gelinen nokta ise Whatsapp bizlere 8 Şubat’a kadar vakit tanıdığı sözleşmesinde artık mesajlarımıza, kullandığımız görsellere, telefon numaramıza ulaşabileceği ve bunları depolayabileceği, 3. taraflarla paylaşabileceği uyarısına bulunuyor. Siz bunları kabul etmezseniz de artık size Whatsapp yok diyor.  Kabul edip etmemeyi de bizlere bırakıyor.

 

Benim Anladığım Nedir?

 

Peki bu sözleşmeden benim anladığım nedir? 2 Milyar insanın kullandığı bir uygumla bizim verilerimizi alacak ve bunları kendi çıkarları doğrultusunda kullanacak. Burada kullanmanın temel sebebi ise; reklam alanı satmak olduğu bir gerçek... Ki bunu farklı kanallardan hali hazırda yapmakta uygulamalar. Akıllı telefonunuzun yanında konuştuğunuz bir marka veya eşya hakkında reklamlarla karşılaşmıyor musunuz sürekli olarak? Farkına varmadan “next, next” diyerek zaten uygulamaların telefonumuza yerleştirdiği çerezlerle, dijital ayak izimizin izinin sürülmesine müsaade etmekteyiz her gün farkında olmadan.

 

“Büyük Birader Seniz İzliyor”

 

Geroge Orwell 1984 kitabındaki anlatımında “Büyük birader seni izliyor” diyordu. Bu gün o çağı çoktan geri bıraktığımız aşikar. Büyük birader elimizdeki, evimizdeki birçok teknolojik aletle bizleri yönetiyor kıvamına bile geldik aslında. Size veri sağlayan her akıllı cihazınız aslında sizin verilerinizi de farklı yollarla sizi yöneten “Büyük birader”e iletiyor.  Ez cümle; bence Whatsapp’ın bu son sözleşmesi malumun izahından başka bir şey değil. Ki öyle çok büyük yankılarda uyandıracağı kanısına değilim. Şu da bir gerçek ki bir şey ücretsiz ise alınıp satılan ürün bizidir. Bunun aksini düşünmek yanlış olur.

 

Elon Musk Çözümü!

 

Konuyla alakalı olarak Elon Musk bile twitter üzerinden bir açıklama yaptı. Bizlere Whatsapp’dan uzaklaşarak Telegram ya da Signal kullanabileceğimizi söyledi. Kendisi ne yapar bilmiyorum ama bence bu bahse konu uygulamalarda diğerlerinden çok farklı değil. Henüz kullanıcı açısından Whatsapp kıvamına gelemedikleri için paylaşımda bulunmuyorlardır sadece. Yoksa yukarıda da söylediğim gibi ücretsiz olan bir şey vara alınıp satılan bizizdir.

Blogları Canlandırma Projesi

Cuma, Ocak 08, 2021

Blog,Blogları Canlandırma Projesi,Kitap Blogları,Kitap Yorumları,Dizi Blogları,Film Blogları,Dizi Yorumları,Film Yorumları,

Cahil Okur’dan herkese selamlar…

 

Bildiğiniz gibiuzun zamandır buralarda yoktum. Sağolsun dönüşüm ile birlikte beni yalnız bırakmadınız. Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam sizlere…

 

Yazamama sıkıntılarının ben gibi birçok arkadaşımızı etkilediği bir süreçte, birkaç blog yazarı arkadaşımızla birlikte bir etkinlik başlatmaya karar verdik. Bu etkinlik için her ay BCP (Blogları Canlandırma Projesi) grubu olarak bir tema belirliyoruz. O ay sonuna kadar temaya uygun olan bir kitap okuyabilir veya film, dizi izleyebilirsiniz. İsterseniz hem kitap okuyup hem dizi, hem de film     izleyebilir bunları bizlerle paylaşabilirsiniz. Bu tamamen size kalmış. O ayın temasına uygun okuyup, izlediklerimizin yorumlarını ay sonunda yayınlayacağız.

 

Her ayın başında, o ayın konusu hatırlatılacak. O ayki etkinliğe katılmak isteyenler, etkinlik kapsamında yazılan yazılarının linklerini, BCP yazılarının yorum kısmına bırakabilirler. Linkler ay sonunda yayınlanacak yazıya eklenecek ve diğer katılımcıların tema için okuyup izlediklerine toplu olarak ulaşabileceksiniz.

 

Katılmak isterseniz, yorum olarak katılacağını yazabilirsiniz ve etkinlik hakkında merak ettikleriniz varsa sorabilirsiniz. Bu sayede blog trafiğiniz arttığı gibi yeni blogları ve temaya uygun bilmediğiniz film-dizi-kitapları keşfedebilirsiniz.

 

Gelelim seçtiğimiz ilk temaya:

 

Zorlu geçen bir yılında ardından, "Yeni yılımız umutla başlasın. Başarılardan eksik kalmayalım." diye düşünerek temamızı UMUT-BAŞARI olarak seçtik. Özetle; isminde, konusunda umut ya da başarıyı çağrıştıran her şeyi ocak ayı için okuyup izleyebilirsiniz.

 

Yazılarınızı bizimle paylaşmayı unutmayın!

 

Bu etkinliğe katılacak bloggerlar:

 

1- Fulden Ufacık

 

2- Beautyandlifetr

 

3- Cahil Okur

 

4- Film Yabancı Dizi Anime ve Kitap

 

5- Kitap Tutkusu

 

6- One Better Day

 

7- Kütüphanemden Kitap Manzaraları

 

8- Fighting Blog

 

9- Okurix

 

10 - Ben Ölürsem Kitap Biter

 

11- Mini Hanok

 

12- Mor Düşler Kitaplığı

 

13- Nabrut

 

14- Oradan Buradan Her Telden


15- Küçük Evren'im


16- Akela


17- Deeptone


18- Rüzgarla Birlikte


19- Kavanozdaki Beyin - Sessiz Gemi


20- Vintage İnci

 

21- Delidumrul

 

22- Çatlak Büyücünün Not Defteri

 

23- Beş Senede Devrialem

 

24- Sade Soda

 

25- Hayalci


Senarist / 1. Yorum (118)

Salı, Ocak 05, 2021


Senarist, Thomas Enger, Zeliha Babayiğit, Bir Henning Jull Romanı, Henning Jull, Edebiyat, Polisiye, Roman, Skinndod, Pegasus Yayınları


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

 

Uzun, uzun, uzun bir aradan sonra ben yine buralardayım. Tekrar merhaba dediğim yazı da gördüm ki birçok eski dostun yanı sıra yeni arkadaşlarda buralarda. Bu beni çok mutlu etti. Lafı uzatmadan “yıllar” sonra yazdığım yılın ilk kitap yorumu ile karşınızdayım.

KİTAP YORUMU

Merhaba yazımda da belirttiğim gibi aslında uzun zamandır kitap okumuyorum. Senarist’de benim 2019’da okuduğum son kitap diyebilirim. Senarist sonrası başladığım kitapları hep yarım bıraktığım için saymıyorum. Kitabıma attığım tarih 20 Eylül 2019… Neyse ki okurken aldığım notlar sayesinde bu yorumu sizlerle paylaşabiliyorum.

İçerik Yorumu

Genel olarak hikayeyi sevdiğimi belirtmem gerekiyor. Başlarda, özellikle ilk 100 sayfada biraz sıkılmış olsam da genel anlamda beni içine çeken bir eser oldu. Polisiye türünü seven bir okur olarak benim adıma güzel bir okuma geçti diyebilirim.

Dedim ya ilk 100 sayfa biraz sıkıcıydı diye, sonrasına işte “Dur ya! Neler oluyor, şimdi işler karışmaya başladı!” kafasına girdim. Eserin bir gazetecinin gözünden anlatılıyor oluşu işe beni daha fazla içine çekti. (Bilenler biliyor ama bu şahıs da bir süre gazetecilik yaptı. Eserin beni çekme nedenlerinden biri de budur.)  Konuya vakıf olmam nedeniyle gazetecilik reflekslerine dair yaptığı yorumlar ve betimlemeler beni gerçekten okurken mutlu etti. Burada spoiler olmaması adına konuya daha fazla girmenin anlamı yok ama.

Son bir polisiyeden beklediğim tatta oldu diyebilirim. Yani genel anlamda okuyucu olarak beni doyuran bir eser oldu. Lakin hikayesel bazı eksikliklerinin bulunduğunun da altını çizmek gerekiyor.

Yazım Dili Yorumu

Yazım dili olarak akıcı bir dilin kullanıldığını belirtmek gerek. Bu anlamda olaylardan kopmadan hızlıca okunabilecek bir eser. Hem Thomas Enger hem de çevirmen Zeliha Babayiğit güzel bir iş ortaya çıkartmışlar. Bu anlamda sorun yaşamazsınız.

Yapısal Yorum

Pagasus’un bu anlamda sıkıntısız bir yayınevi olduğu hepimizce bilinmekte. Bence başarılı bir eser ortaya çıkartılmış.  Yayınevinden beklentim yazarın diğer eserlerini de yayınlamasıdır. Bunun haricinde konu hakkında dile getirilecek bir şey yok

ARKA KAPAK YAZISI

Vahşice öldürülmüş bir kurban

Bir çadırda yarısı toprağa gömülü bir kadın cesedi bulunur. Genç kadın taşlanarak öldürülmüştür. Sırtında kırbaç izleri vardır ve ellerinden biri kesilmiştir. Polis bunun şeriat usullerine göre işlenen bir namus cinayeti olduğundan şüphelenmektedir.

Yalnız bir ses

Henning Juul, geçmişinin etkisinden kurtulamayan bir gazetecidir. İki yıl önce oğlu Jonas'ı evinde çıkan bir yangında kaybetmiştir. Duygusal ve fiziksel yaralarıyla yeniden çalışma hayatına dönerken bir gazeteci olarak meslektaşları, eski karısı ve polis tarafından tekrar ciddiye alınmak için mücadele eder.

Çözülmeyi bekleyen bir Gizem

Kendisine çadırdaki kadınla ilgili bir haber yazması söylendiğinde Juul, her adımda daha tehlikeli olan bir yola girer. Polisin aksine Henning olayın göründüğü kadar basit olmadığına inanır. Çok geçmeden bir ölüm daha gerçekleşir...

"Senarist, son zamanların en iyi cinayet romanı. Güçlü diliyle görüntüleri zihninizde canlandırmayı çok iyi başarıyor ve hızıyla nefesinizi kesiyor."

-Kristeligt Dagblad-

"Eğer süslü cümlelerle vakit harcamadan merak uyandıran bir gerilim istiyorsanız Senarist'i seveceksiniz!"

-MyBookishWays-

"Senarist, edebî üslubu, güçlü temaları ve karakterler üzerindeki derin psikolojik analizleriyle dikkat çekiyor. Klişelere yer vermeyen, okurken bir an bile sıkılmayacağınız bir roman."

-Emilia Lodigiani, Iperborea-

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE

Adı: Senarist

Yazar: Thomas Enger, Zeliha Babayiğit (Çevirmen)

Alt başlık: Bir Henning Jull Romanı

Baskı tarihi: Ağustos 2015

Sayfa sayısı: 416

Format: Karton kapak

ISBN: 9786053436591

Kitabın türü: Edebiyat, Polisiye, Roman

Orijinal adı: Skinndod

Dil: Türkçe

Ülke: Türkiye

Yayınevi: Pegasus Yayınları

ALINTILAR

Kahve sevmeyen biri gazeteci sayılmazdı. Sayfa 22 

Gerçek, kısa vadede iyi bir arkadaştı, ama şüphe hiçbir zaman ortadan kalkmazdı.

Sayfa 39

Bir sürü insan şemsiyelerini açarak bu güzel yağmuru kaçırıyordu. Sayfa 77

Mutlu bir aile sayılmazdı. Ama, sahip olduğu tek aileydi. Sayfa 95

Bir çok insan şeriatı İslam ülkelerindeki ölüm cezalarıyla bağdaştırıyordu. Ve bu cehalet bilinçli bir şekilde sömürülüyordu. Sayfa 117

Eğer bir şey yaratıyorsan ilk ve son kural budur. Önce utangaçlığından kurtulman gerekir. Sayfa 204

İnsanın yeterince güçlü bir amacı varsa birçok şeyi başarabilirdi. Sayfa 349

Kimse bilmedikten sonra dahi olmanın ne anlamı var? Sayfa 389

PUANLAMA

İçerik Puanlaması: 5 / 3,7

Yazım Dili Puanlaması 5 / 3,9

Yapısal Puanlaması: 5 / 4

 

Genel Puanlama Ortalaması: 5 / 3,86

 

Ben geldim!

Cuma, Ocak 01, 2021


Cahil Okur’dan herkese merhabalar!

 

Bu satırları yazmayı birçok defa istesem de ne yazık ki beceremedim. 2019 yılının kış aylarıyla beraber üstüme gelen rehavet, ardından 2020’nin zor şartları vs derken olaylar buralara kadar geldi. Yaklaşık on beş aydır blogumdan uzakta kaldım. Ara sıra buralara uğrayıp, sessiz sedasız sizleri takip etmiş olsam da birkaç satır yamak nedense içimden gelmedi.

 

Herkesin malumu 2020 bir hayli zorlu şartlarda geçti. Blog yazmanın yanı sıra hayatimi devam ettirmek adına esnaflık yaptığımı bilen arkadaşlarım vardır aranızda. 2020’nin esnaflara yaptığı da TV haberlerinden malumunuz. Oldukça zorlu bir süreci geride bıraktık gibi görünse de halen her şey düzelmiş değil ne yazık ki. Yine de “Halimize şükür” diyerek yolumuza devam ediyoruz. Mühim olanda bu sanırım şimdilik.

 

Uzaklardayken neler yaptığıma gelirsek; pek de bir şey yapmadım açıkçası. Üzerimdeki uyuşukluk hat safhada olduğundan beni hayata bağlayan birçok eğlencemden uzak kaldım. Kitap okumak, puzzle yapmak, blog yazmak bunların hepsi uzun zamandır rafta beni bekliyordu.  2020’nin bitişi ardından ise kedime gelmenin vakti geldiğine inandım ve yine buradayım.

 

Dün gece itibari ile elime uzun zamandır almadığım kitaplarımdan birini aldım ve okumaya başladım. Okuma alışkanlığımı bir hayli kaybettiğimi düşünürsek kolay oldu diyemeyeceğim ama 2021’in daha farklı olması adına elimden geleni yapacağım. 2020’nin üzerimde bıraktığı kötü etkileri 2021 yılında ortadan kaldırmak istiyorum.

 

İşin özü; Cahil Okur olarak yeniden buralardayım. Birçok şey değiştiği gibi eski dostlarında buralarda olduğunu görmek oldukça güzel. Çıkın çıkın gelin, ben buralarda bekliyor olacağım dostlar.

Blogger tarafından desteklenmektedir.