91: KİTAP YORUMU : Teşkilat

Salı, Kasım 21, 2017

Kitap Yorumları, Teşkilat, Selman Kayabaşı, Timaş Yayınları, Roman, Tarih, Edebiyat
Yazar: Selman Kayabaşı
Baskı Tarihi: Şubat 2013
Sayfa Sayısı: 320
ISBN: 9786055535681
Yayınevi: Timaş Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Tarih, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Onlar; Oğuz Kağandan bugüne kadar, Türkün devlet-i ebed müddet fikrini devam ettiren gizli teşkilatın liderleriydi... Kimi, Gök-Türk Devletini; kimi, Selçuklu Beyliğini; kimi, Osmanlı İmparatorluğunu; kimi de Türkiye Cumhuriyetini kurmakla görevlendirildi. Nizamülmülk’ten İmam-ı Gazali’ye, Selçuk Beyden Mevlana Celaleddin-i Rûmi’ye, Osman Beyden Dursun Fakihe, Sultan Abdülhamit’ten Enver Paşaya ve Mustafa Kemal’den Turgut Özal’a kadar birçok isme; Teşkilatın gizli sancağı emanet edildi. Pakistan’da, Afganistan’da, Lübnan’da, Azerbaycan’da, Bosna’da; Osmanlı Devleti’nin bakiyesinde kurulan elliye yakın devletin harcında Onların gizli faaliyetleri vardı.

Ve bugün; Türkle Kürtü, Türkle Farsı savaştırmak isteyen Kaos Düzeninin mimarları, hesap etmedikleri bir gerçekle yüzleşmeye başladı: Teşkilatın askerleri, yeni bir düzen için geri dönüyorlardı...

Çam da bizim, kozalak da bizim!

Teşkilat-ı Mahsusa, Osmanlı Devletinin son istihbarat teşkilatı idi. Kurulduğu günlerde, kabinedeki bakanların birçoğu ve üst düzey komutanların büyük bir kısmı dahi böyle bir örgütün varlığından haberdar olmamıştı. Örgütün, Trablusgarp’tan Hindistan’a kadar yüzlerce hücresi ve bu hücrelere kayıtlı binlerce ajanı vardı. Üyeleri arasında Mustafa Kemal, Enver Paşa, Celal Bayar, Eşref Kuşçubaşı, Kazım Karabekir, Fuat Balkan, Süleyman Askeri ve Fevzi Çakmak gibi birçok ünlü sima da bulunuyordu.

Teşkilat-ı Mahsusa, Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında yaptığı gizli çalışmalarla, elliden fazla devletin kurulmasını sağladı. Teşkilatın gizli hücreleri, aradan yüz yıl geçmesine rağmen henüz ortaya çıkarılamadı.

Selman Kayabaşı, bu heyecan verici kitapta Kıbrıs’ta Türk Mukavemet Teşkilatını kuran, Bosna Hersekin bağımsızlığını kazanmasında büyük pay sahibi olan ve son olarak Kerkükte ortaya çıkan Teşkilatın; Musul’dan Semerkand’a, Lübnan’dan Pakistan’a, Roma’dan Selanik’e ve Azerbaycan’dan Kafkasya’ya kadar, günümüzdeki faaliyetlerinin izini sürüyor.

Tarih:
"Mustafa Kemal, saltanatı yıkmak ve yerine Cumhuriyet rejimi kurmak istiyor. Şu halde nasıl olur da onu lider tayin ederiz Sultanım?"

İstihbarat
"Kurşunun hesabını üç kişi bilir: Bir kurşunu veren, bir kurşunu ateşleyen, bir de kurşunu yiyen..."

Siyaset
"Şehirde şehir kanunu; itle dalaşacağına, çalıyı dolaşacaksın. Dağda dağ kanunu; itle dalaşacağına, itle dolaşacaksın..."

ve Aşk...
"Galata göz gibi, Süleymaniye gönül gibi bakıyor Baba! Öyle ya, yüreğimde kor bir ateş, kor yüreğimde kör ateş; kör yüreğim kor ateş, kor yüreğim kör ateş..."

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Yeni yıla girmeden elimdeki kitap yorumları bitirmesi gerektiğine inanan bendeniz bu gün karşınıza Selman Kayabaşı’nın Teşkilat kitabı ile gelmiş bulunaktayım. Bu kitap yorumlarını geç girme işinde Şule ablaya laf söyleye söyleye bu hale geldim. Benden size tavsiye bu konuda kimseyi kınamayın.

İçerik Yorumu

Teşkilat benim Konya’dayken okuduğum bir eserdi. Üstünden uzun yıllar geçince tekrardan okuma isteği hissettim. Kitabın içeriğini aşağı yukarı hatırlıyor olsam da benim için güzel bir deneyim oldu.

Selman Kayabaşı’nın bizlere aktardığı öykü birkaç sayfa ardından sizi kendisine bağlayan bir niteliğe sahip. Olayların anlatış şeklinin yanı sıra bu tip konulara da ilginiz varsa kolay kolay kitabı elinizden bırakamayacağınıza inanıyorum.

Bendeniz kendisini milliyetçi bir kişilik olarak tanımlayan biri olarak kitabın içerisindeki karakterlerden biri olan Bejndar’ın milliyetçilik üzerine söylemleri bana yeni ufuklar açtığını belirtmek isterim. PKK’nın dağ kadrosundan biri olan anti kahramanın dedikleri gerçekten önemli ve kayda değer. Seçtiğim sözlerde karşılaşacağınız alıntıdan neden bahsettiğimi daha rahat anlayacağınız kanısındayım. Ben haklı buldum, siz ne dersiniz bilmiyorum.

İçerik olarak sizi yorabilecek tek konu ise, anlatımın içerisinde tarihsel bir bütünlük olmamasıdır. Kitapta olaylar günümüzde devam ederken bir anda 100 yıl öncesine gidiyor, birkaç sayfa sonrasında ise bin yıl öncesinde geçiyor olaylar. Konu olarak bütünlük olsa da tarihsel sürecin değişmesi biraz kafa karışıklığına neden olabiliyor.

İçerik anlamında benim memnun kaldığım bir eser oldu. Umarım sizde okur ve memnun kalırsınız.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,7

Yazım Dili Yorumu

Az önce de dediğim gibi benim ikinci defa okuduğum bir eserdi Teşkilat. Selman Kayabaşı’nın yazım şekli öyle ağdalı bir anlatım değil ve bu okunmayı kolaylaştırıyor. Serinin diğer eserlerini okumadım ama Kayabaşı’nın yazımı benim için idealdi. Sadece dipnotları okumak biraz zor oluyor.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,6

Yapısal Yorum

Timaş Yayınları’ndan olan basımını okudum eserin. Sonrasında yayın evi değişmiş anladığım kadarıyla. Bence güzel bir kapak tasarımı ve editoryal işleme sahip.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Kandil Dağ, ölmekle kalmak arasında bir yerde duruyordu. Ölenlerin çoğu bu dağda kalmış, geride kalanlar ölüm için hazırlığa başlamışlardı. Ya ölecek, ya da can alacaklardı. (Sayfa 39)

Kulun kulda aradığı, mevlanın kulda sakladığıdır.  (Sayfa 53)

Bedava peynir, fare kapanında bulunur.  (Sayfa 68)

Dünya tarihinin on sekizinci yüzyıla kadar olan kısmı tarihçilerin, sonraki kısmı gazetecilerin ilgi alanında olmalıdır.  (Sayfa 84)

Aklı başında milliyetçi arkadaşlarım vardı benim, en iyi onlarla anlaşırdım. Ve derdim ki, bu yarayı onlar iyileştirecek; Kürt'ün onurunu kıranlar Türkler olduğu gibi, onurunu teslim edenler de Türkler olacak. Bu yarayı kanattıkları gibi merhemi de onlar olmak zorunda! Yoksa, bu topraklarda kanda aksa, zehir bütün vücudu kaplayacaktır. (Sayfa 92)

Bir günlük adil yönetim, altmış yıl ibadet etmekten üstündür.  (Sayfa 111)


Affetmek en büyük intikam...  (Sayfa 319)

Çekiliş Sona Erdi!

Salı, Kasım 21, 2017
çekiliş, çekiliş sonuçları, kitap çekilişi,
Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Devam etmekte olan çekilişimiz sona erdi. Öncelikle yorumlarıyla hem bana destek veren hem de çekilişe katılan tüm arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ederim. Lafı fazlaca uzatmadan hemen sonuçları açıklamak istiyorum

Asil talihlimiz Senden benden bizden

Yedek talihli ise Mehmet Süren

24 Saat içinde Senden benden bizden blog sahibi arkadaşımın adres bilgileri ve seçtiği kitabı bildiren bir mesaj ile facebook sayfam üzerinden benimle iletişime geçmesini bekliyorum. Aksi takdirde hak Mehmet Süren’e geçecektir.


Çekilişi kazanan arkadaşımın 81. kitap yorumu ile 90. kitap yorumu arasındaki kitaplardan istediğini seçme hakkına sahip. 

Ekim'in Ardından

Pazartesi, Kasım 20, 2017
Aylık Rapor, Estikçe, Ekim 2017,
Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Kasımın ortası gelmişken fark ettim ki ben halen Ekim raporunu yayınlamamışım. Durum böyle olunca da Pazar gecesinin ikinci yazısı da okumakta olduğunuz satırlar oldu. Lafı uzatmadan hemen raporumu sizlerle paylaşmak istiyorum.

NELER OKUDUM?


Metal Fırtına 4- Gizli Güç

Seri giderek saçma sapan bir hal alıyor. Nedense Burak Turna’nın kalemini bir türlü sevemedim. Sanırım sevemeyeceğim de seriyi bir an önce bitirmem lazım.
Kayıp Kentin Yakışıklısı

Şiirleri sevdiğimi daha öncede söylemiştim. Yılmaz Erdoğan’ın kalemini ise ayrıca seviyorum. Güzel vakit geçirdik Kayıp Kentin Yakışıklısı ile…

Sherlock’un Kadınları

Son zamanların en meşhur Sherlock Holmes eseri… Ben oldukça beğendim, hikayelerde hep geride kalan bayanların da gerçekten Sherlock’a yakışır insanlar olduğunu görmüş oldum.


NELER İZLEDİM?


Narcos ilk sezonunun kalan bölümlerini izledim. 2. sezonun ise sadece ilk bölümünü izleyebildim.

Bu arada Uzun’un tavsiyesi ile Black Miror’a başladım. İlk 2 bölüm ile gerçekten beni etkiledi. Bu tip önerileriniz varsa her zmaan açığım.

History kanalının Modern Mucizeler serisine takmış durumdayım bu ara. Uyurken üzerinde bulunan bölümlerini açıp sıradan izliyorum.

Bu Ay Okuduğum Kitap Sayısı: 3
En uzun eser: Sherlock’uhn Kadınları (352)
En kısa eser: Kayıp Kentin Yakışıklısı (80)
Toplam Okunan Sayfa Sayısı: 820 Sayfa
Genel Toplam Sayfa 2017: 12739 Sayfa
Günlük Ortalama Okunan Sayfa Sayısı: 27 Sayfa (Yaklaşık)
En Beğendiğim Eser: Sherlock’un Kadınları




90: KİTAP YORUMU : Son Hafriyat / Behzat Ç. - Bir Ankara Polisiyesi

Pazar, Kasım 19, 2017
Son Hafriyat, Behzat Ç, Bir Ankara Polisiyesi, Emrah Serbes, İletişim Yayıncılık, Roman, Polisiye, Edebiyat
Yazar: Emrah Serbes
Baskı Tarihi: Eylül 2008
Sayfa Sayısı: 291
ISBN: 9789750505669
Yayınevi: İletişim Yayıncılık
Kitabın Türü: Roman, Polisiye, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Başına gelenlerden sonra lanet etmiş, çekip gitmişti aslında. (Dizinin ilk kitabı Her Temas İz Bırakır'ı okuyanlar bilir.) Hayır, hâlâ işinin başında! Ama ağzını bıçak açmıyor. Tek bir laf çıkmıyor ağzından. El işaretleriyle, çehresiyle, suskunluklarla anlatıyor anlatacağını - ve tabii dellenmeleriyle...
Bu bir AnKara polisiyesidir...

Behzat Ç. ve ekibi, kötü bir Renault Toros'la Sakarya Caddesi'nden Ayaş'a kadar altını üstüne getiriyor Ankara'nın.
Sadece cinayetçiler değil, belediyenin envai çeşit birimi de altını üstüne getiriyor Ankara'nın. Her yer hafriyat. Kavşak inşaatıydı, kabloydu, boruydu, tamirattı...

Sadece onlar da değil ama... Kendine "Red Kit" diyen bir adam da çukurlar kazıp duruyor. Öldürdüklerini tabuta koyup gömüyor o çukurlara - gömüp polise haber veriyor. Çok acayip, çok da zeki bir adam bu, feleğin çemberinden geçmiş, içinde intikam acısı... Belli, polisle bir meselesi var.

Behzat Ç. ve ekibi, Ahlak Bürosu'na bile nasip olup da hâlâ kendilerine verilmeyen bir Megane'ın hayalini kurarak, kötü Renault'yla Ankara'da fink atıp Red Kit'i arıyor.
Bir AnKara polisiyesi...
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Bu gün sizlere geç tanıştığım ve buna pişman olduğum bir yazar olan Emrah Serbes’in Son Hafriyat kitabından bahsedeceğim. Steig Larsson ile ölümü ardından tanışan Cahil Okur kardeşiniz Emrah Serbes ile ise ne yazık ki tutuklanması ardından tanıştı. Neyse lafı uzatmadan hemen konuya girelim.

İçerik Yorumu

Behzat Ç ile tanışmayanımız az kalmıştır sanırım. Erdal Beşikçioğlu’nun hayat verdiği karakter ile bende sizler gibi (en azından büyük bir çoğunluk gibi) Star Tv’deki dizi sayesinde tanıştım. Erdal Beşeikçioğlu’nun hemen hemen canlandırdığı her karaktere hayran kalan ben Behzat Ç’ye hayran kaldım elbette.  

Kitabın benim için tanıdık tek tarafı buydu. Ekibin diğer üyeleri ve Behzat Ç dışında bildiğim herhangi bir ayrıntı olmasa da kitap bir ara beni kendine bağladı diyebilirim. Kahramanların yanı sıra anti-kahramanlar da kitapta gerçekten çok ama çok güzel işlenmiş. Kitaptaki kahramanlara ayrılan satırlar dimağınızda farklı bir tat bırakıyor.

Ciddi anlamda konunun sizi içine çektiğini belirtmek istiyorum. Kitaba bir kere başladığınızda hangi ara onca sayfayı okuduğunuzu idrak etmekte sıkıntı yaşıyorsunuz. Olayların sürükleyici oluşu ise ayrı bir güzel.

Beni zorlayan ya da daha doğrusu “bir an önce bitsin” dediğim satırlar Behzat Ç’nin ruhsal çözümlemelerinin yapıldığı satırlardı. Red Kit karakterinin anlatıldığı sayfalaraysa hayran kalmıştım oysa ki.

Sonuç olarak içerik bakımından kaliteli bir malzeme ile karşı karşıya kalacağınızı ve bu yönde açlık hisseden kitap okurlarına kesinlikle tavsiye edeceğim bir eser olduğunu belirtmek isterim.  

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,8

Yazım Dili Yorumu

Yukarda da belirttiğim gibi Emrah Serbes ile ilk kez bu kitabı ile tanıştım. İlk görüşte karşındakini çözme gibi bir yeteneğim yok lakin Son Hafriyat kitabı ile beni etkilemeyi başaran bir üsluba sahip olduğunu söyleyebilirim Serbes’in. Yalın ve net anlatım gerçekten hoşuma gitti.  

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,6

Yapısal Yorum

İletişim Yayınları’ndan bir eser okumayalı uzun zaman olmuştu. Kaliteli bir yayınevi olduğu hepimizin malumu. Yenilenen kapağı ile birlikte Son Hafriyat’da çok hoşuma gitti gerçekten. Kitabın içerisinde editoryal bir hata gözüme çarpmadı.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Herkesin bildiği ama konuşulmaması gereken gerçekler vardır. (Sayfa 95)

Bir duvar yazısında dendiği gibi, insanları tanıdıkça hayvanları daha çok seviyordu. (Sayfa 107)


Aslında bütün kent, insanların diri diri gömüldüğü tabuttu. Farklı olan ebattı, yoksa mantık üç aşağı beş yukarı aynıydı. Senin için ayrılan hava bitince ölüyordun, bir daha gömüyorlardı.  (Sayfa 167)


Adeletin olmadığı yerde hesap görmek kolay değil (Sayfa 279)

89: KİTAP YORUMU : Tozlu Rüyalar Kitapçısı

Pazar, Kasım 12, 2017
Tozlu Rüyalar Kitapçısı, Cynthia Swanson, Esra Yüksel, Martı Yayınları, Roman, Edebiyat, Alla Özabat
Yazar: Cynthia Swanson
Baskı Tarihi :Kasım 2015
Sayfa Sayısı: 432
ISBN: 9786053488224
Çeviri: Esra Yüksel
Yayınevi: Martı Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Beni rüyalar âleminde bırakma. Keşkelerin yanılsamasından beni çekip al. Buna hemen bir son ver. Beni hemen gerçeğe kavuştur ki sevmeyi tekrar öğrenebileyim…

Otuz sekiz yaşındaki Kitty Miller küçük bir dairede kedisiyle yaşamaktadır. Liseden beri en yakın arkadaşı olan Frieda'yla birlikte küçük bir kitabevi işleten Kitty'nin ailesi, arkadaşı ve kitabevi arasında geçen sıradan yaşamı bir gün başka bir yerde uyandığını fark etmesiyle allak bullak olur.

Daha önce hiç görmediği bu ev, onun evidir yine de. Başka bir dünyada, başka bir aileyle ve arkadaşlarla farklı bir yaşam… Hangi dünyanın gerçek, hangisinin rüya olduğunu bir türlü anlayamaz. Genç kadının gerçek hayatıyla hayali yaşamını sorgulaması arasında geçen bir süreç başlar. Bu iki dünya arasında bocalarken de travmalarıyla, acılarıyla ve geçmişiyle yüzleşmesi gerekir. Peki ya gerçeklerle yüzleşecek cesareti yoksa?

"Muhteşem bir ilk roman… Swanson kesinlikle övgüyü hak eden bir hikâyeye imza atmış."
-USA Today-

"Swanson, Kitty'nin ve Katharyn'in dünyasını öylesine ustalıkla yansıtmış ki kitabın sonuna dek hangisinin gerçek hayatın parçası olduğunu anlayamıyorsunuz."
-Publishers Weekly-

"Hikâyenin temelini oluşturan varlık/yokluk sorgulamaları ve gerçekle rüya arasında yaşanan bocalamaları okurken kendinize 'ben olsam ne yapardım?' sorusunu sormadan edemeyeceksiniz."
-Redbook Magazine-
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Uzun zaman olduğunun farkındayım yorum girmeyeli bloga.. Sebebini şura açıklamıştım sizlere… Beni mazur gördüğünüz için tekrardan teşekkürler. Ve iyi dilekleriniz için ayrıca teşekkür ederim. Bu gün karşınıza Cynthia Swanso’ın Tozlu Rüyalar Kitapçısı ile çıkıyorum. Lafı uzatman hemen yoruma başlayalım o zaman…

İçerik Yorumu

Tozlu Rüyalar Kitapçısı benim A101 ganimetlerimden. Bu ara A101’in kitap kampanyalarını pek kaçırmıyorum. Kitapları bilmesem de alıyorum ve kenara koyuyorum ve vakitleri geldikçe okuyorum.

Tozlu Rüyalar Kitapçısı eserine başladığımda ne yazık ki konuya tam olarak ısınamadığımı belirtmiştim okuma notlarımda. 100. sayfada bu notu almıştım lakin sonrasına işler değişti ve kitap beni kendine bağladı.

Ana karakterin yaşadıkları noktasında ufak ilk sayfalarda ufak tefek açıklar yakalasanız da işin aslını çok sonları açıklıyor Cynthia Swanson ve bu da sizi şaşırtıyor. Yazar istediğini okuyucuya aktarmakta başarılı lafın özü. Konu sizi kendine aşık ediyor.

Uzun zamandır okuduğum ve okurken bu denli zevk aldığım sayılı eserlerden biri haline geldi Tozlu Rüyalar Kitapçısı. Aslını söylemek gerekirse bu kadar güzel bir eser olabileceğini hiç düşünememiştim. Ben Cynthia Swanson’ın kaleminden çok tatmin oldum, sizinde denemenizi isterim.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,7

Yazım Dili Yorumu

Cynthia Swanson’ın okuduğum ilk eseriydi Tozlu Rüyalar Kitapçısı. Dili benim için oldukça güzel ve akıcıydı. Yazarın yazmış olduğu diğer 9 eseri halen Türkçe’ye çevrilmiş değil. Martı bunu yapar mı bilmiyorum ama şu an konuştuğumuz eserin bir seri olduğunu da belirtmek isterim.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,6

Yapısal Yorum

Martı’dan daha farklı bir kapak tasarımı beklerdim açıkçası… Alla Özabat tarafından Türkçe baskı için düzenlenen yeni kapak nedense benim pek hoşuma gitmedi. Orijinal kapak çok çok daha güzel. Öncelikli olarak bunu belirteyim.  Kitabın içerisinde yazım yanlışları ya da imla hatalarının olmaması ise işin güzel tarafı. Martı adına kapak dışında sıkıntısız bir eser olmuş.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,5

SEÇTİĞİM SÖZLER


Her şey değişiyordu ve hiçbir şey kalıcı değildi. (Sayfa 31)

Yaşlanmak, çocukken ya da gençken sevdiğin, artık duvarlardaki fotoğraflarda, hikayelerdeki sözcüklerde ve kalbindeki anılarda yaşamasıydı. (Sayfa 64)


Bir insanın en az bir tane iyi arkadaşının olması, o insanın anormal olmadığının işaretidir. (Sayfa 257)

Güzel bir haberim var!

Perşembe, Kasım 09, 2017
Estikçe, Mavim,
Cahil okur’dan herkese selamlar…

Bu gün karşınıza biraz utanarak geldiğimi ifade etmem lazım. Aslında yazılacak onca yazı varken ben bir süredir buralardan uzak kaldım. Ama haklı sebeplerim var. İnanın bak! Şimdi anlatacağım.

HER ŞEY 10 AY ÖNCE BAŞLADI


Yaptığım bazı kitap yorumlarında sizlere Mavim’den bahsettiğimi hepiniz hatırlayacaktır. “Soğuk bir kış gününde…” diye başlayan hikayeler misali bizim hikayemiz de bu dünyalar tatlısı ile soğuk bir Ocak ayında başladı. Ve şükürler olsun ki başlamış diye düşünüyorum her saniye. (Peşinden koşturmadı değil hani 10 ayın öncesi de var J )

Geçen süre kimine uzun gelecektir kimine kısa lakin biz kararımızı zaten yola çıktığımızda vermiştik. 10 aylık sürecin bana bir hayli uzun geldiğini de belirtmem lazım. Hep bir an önce Mavim ile kavuşmanın hayalini kurdum ve bu konuda kendisini biraz bunalttığımın da farkındayım.

Neyse ki geçtiğimiz hafta itibariyle artık her şey kesinleşti ve evlenme kararı aldık. Bu benim şu yaşıma kadar aldığım en güzel haberdi. Ve ömrümün sonuna kadar da böyle kalacak.

DÜĞÜNÜMÜZ VAR!


Evet dediğim gibi evlenme kararı aldık ve ailelerimizin de onayı ile düğün tarihimiz şükürler olsun ki belirlendi. 24 Mart 2018 günü ömrümün sahibi ile aynı çatı altında yaşamaya başlayacağız.  An itibari ile 134 gün var… İşte bu süre bana çok uzun geliyor.

Eee tabi tarih belli olunca da bu adamın işleri yoğunlaşıyor. Günlük rutinlerin yanı sıra; evimizde yapılacak tadilatlar, çeşitli hazırlıklar vs derken buralardan uzak kaldım. Bunun içinde sizlerden özür dilerim.

Bu arada siz dostlarım, hepiniz davetlisiniz. Gün yaklaştığında tekrardan bir hatırlatma yapacağım ama şimdiden söyleyeyim istedim. O gün aramızda olmanız bizleri çok mutlu eder.

10. AYIMIZ KUTLU OLSUN


Bu arada unutmadan ömrümün sahibi, en sevdiğim, papatyam, aşkım, birtanem 10. ayımız kutlu ve mutlu olsun. Kavuşmamıza az kaldı, az daha sabretmemiz gerekiyor. Umarım senle kutlayacağımız 10 yıllarımız olacak ve mutluluğumuz hiç eksilmeyecek.


Seni çok seviyorum. 

88: KİTAP YORUMU : Papatya Kokulu Hikayeler

Pazar, Ekim 29, 2017
Kitap Yorumları, Papatya Kokulu Hikayeler, Ender Haluk Derince, Yakamoz Yayınları, Hikaye (Öykü), Edebiyat
Yazar: Ender Haluk Derince
Baskı Tarihi: Mayıs 2014
Sayfa Sayısı: 352
ISBN: 9786053847212
Yayınevi: Yakamoz Yayınları
Kitabın Türü: Hikaye (Öykü), Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


"Papatya Kokulu Kitap!"

Hayata Bir Bardak Çay Molası

Hiç kimsenin yanınızdan mutsuz ve kötü ayrılmasına izin vermeyin. Bulunduğunuz konumda mutlu olmaya bakın. Çiçek büyütün, kitap okuyun. Hayatı yarım bırakmayın!

Okurken içinizi huzurla dolduracak, yüreğinizi ısıtacak, iyilik, sevgi, dostluk ve mutluluğu dile getiren birbirinden güzel 53 adet hikâyeden derlenen bu kitapla hayata keyifli bir mola verip kargaşadan sıkıntılardan uzaklaşacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Bir haftadır yoğun gündem nedeniyle buralarda olamayan bendeniz geri döndüm. Döner dönemezde yorumlarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Sıradaki eserimiz yukarıda da gördüğünüz gibi Papatya Kokulu Hikayeler

İçerik Yorumu

Ender Haluk Derince tarafından derleme olarak yazılmış olan Papatya Kokulu Hikayeler kitabı benim A101 ganimetlerimden. Aslında 6 kitaplık seri aynı anda satışa sunulmuş ve bunları ne yazık ki öyle uzun hikayeler okuyamayan Mavim’e almıştım. Tabi her şeyi olduğu gibi kitapları da paylaşıyoruz ve benim için ilk seçtiği kitap olan Papatya Kokulu Hikayeler ile başladım okumaya seriyi.

Kitabın başındaki önsöz de şöyle diyor; “Yakın zaman önce yapılan bir araştırmaya göre öykülerin okundukları zaman insan zağlığına yararlı ve çok olumlu ruhsal tepkiler uyandırdığı ortaya çıkmıştır.” Bu sav ne kadar doğrudur bilmiyorum ama eserdeki bazı hikayelerin gerçekten insanın içinde bir yerlere dokunduğunu ifade edebilirim sizlere.

Papatya Kokulu Hikayeler’de geçen öykülerin bir kısmına internet ortamında rastlamış olmanız mümkün lakin yinede hikayeleri bir kitaptan okumanın verdiği hasın başka olduğunu ifade etmek gerekiyor. Uygun fiyatlı olmaları nedeniyle bu zevke hiç de büyük zahmetlere girmeden sahip olabilmekte cabası.

Eserdeki 53 hikayenin tamamı sizi derinden etkileyecek gibi bir söz edemem lakin arasındaki bazı hikayelerin gerçekten size farklı bir görüş açısı kazandıracağını ve hayatınıza anlam kazandıracağını iddia edebilirim

İçerik Puanım 5 üzerinden 3,1

Yazım Dili Yorumu

Ender Haluk Derince tarafından hazırlanan eser bir derleme olduğu için dili anlamında fazla bir yorum yapmanın yersiz olduğu kanısındayım. Ama yine de akıcı bir anlatım olduğunu belirtmem lazım. Bunda eserin kısa hikayelerden oluşmasının önemli bir payı var.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,5

Yapısal Yorum

Yakamoz Yayınları’nın kitaplarını çok fazla süslü buluyorum. İçerik olarak erkeklerinde dikkatini çekecek konular olsa da kitap tasarımları genel olarak kadın okuyuculara yönelik. Birkaç yazım yanlışı ile karşılaşmış olsam da okuyucuyu çok fazla rahatsız edecek bir durum olduğunu sanmıyorum.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,5

SEÇTİĞİM SÖZLER


İnsan aşkı bırakınca yaşlanır. (Sayfa 10)

Sustuğun hiçbir cümleden, konuştuğun kadar pişman olmazsın. (Sayfa 25)

Bir çocuk doğduğu anda bir anne doğmuş olur. (Sayfa 51)

Yaşama ne verirsen, sana onu yansıtır. Yaşam senin davranışlarının aynasıdır.  (Sayfa 62)

İlişkideki küçük şeylerdir önemli olan. Villalar, arabalar çok paralar değil. Bunlar hayatı kolaylaştırır ama asla mutluluğun temeli olamazlar. (Sayfa 98)

Yapamayacağınızı düşündüğünüz işleri yapmalısınız (Sayfa 109)

Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya yine de güzeldir. (Sayfa 153)

Ateş karşısında bozulmayan altın, altın karşısında bozulmayan kadın, kadın karşısında bozulmayan erkek kalitelidir. (Sayfa 207)

Tek bir hayatımız var ve bir gün sona eriyor. (Sayfa 230)

Tek önemli vardır, içinde bulunduğumuz an. O an, en önemli vakittir. Çünkü sadece o zaman elimizden bir şey gelebilir. En önemli kişi, kiminle beraberseniz odur. Zira hiç kimse bir başkasıyla bir daha görüşüp, görüşemeyeceğini bilemez ve en önemli iş, iyilik yapmaktır. Çünkü insanın bu dünyaya gelmesinin tek sebebi budur.  (Sayfa 241)

Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz. (Sayfa 252)

Geçmişin, geçmiş olması için; zamanın geçmesi yetmez. (Sayfa 279)

Karar; aklın durması halidir. (Sayfa 301)

Bir insanın yaşamının en önemli kısmı, iyilik ve sevgi adına yaptığı küçük, adsız ve anımsanmayan eylemleridir. (Sayfa 339)


87: KİTAP YORUMU : Kutsal Savaş - Bir Savaşçının En Büyük Savaşı

Salı, Ekim 10, 2017
jack hight, Selahaddin Eyyubi, optimum kitap, Roman, gönül kayol, Kutsal Savaş, Bir Savaşçının En Büyük Savaşı, Kitap Yorumları,

Yazar: Jack Hight
Baskı Tarihi: 2016
Sayfa Sayısı: 408
ISBN: 9786054688623
Çeviri: Gönül Kayol
Yayınevi: Optimum Kitap
Kitabın Türü: Roman

KİTAP HAKKINDA


"Ben küçük bir çocukken babam bana Kudüs'ün düşüşü ile ilgili bir hikâye anlatmıştı. Frenkler surları aştıktan sonra şehrin savunucuları kaçmış. Arkalarında bıraktıkları insanlar perişan olmuş. Frenkler kimseye acımamış. Ne kadınlara, ne çocuklara ne de yaşlılara. Sokaklar kan içinde kalmış. Her yer tecavüz ettikleri kadınların çığlıklarıyla yankılanıyormuş. Onların intikamını almaya, Kudüs'ü geri almaya yemin ettim. Bu yeminimi de yerine getirdim. Şehir yeniden bizim oldu. Ama Frenkler yine kapımıza dayandı. Siz İslam'ın savunucularısınız. Bu şehri sadece siz kurtarabilirsiniz. Bu insanları sadece siz koruyabilirsiniz. Başarısız olursanız sokaklar yine kan gölüne dönecek. Bu sefer sadece Kudüs değil Şam, Halep, Kahire hatta Bağdat da düşecek. Düşmanlar topraklarımızı yerle bir edecek."

Arabistan'ı birleştiren efsanevi savaş komutanın hikâyesini anlatan Selahaddin üçlemesinin son kitabı Kutsal Savaş'ta Selahaddin, Kudüs'ü yeniden Haçlıların elinden alıyor ve Aslan Yürek Richard'a karşı son savaşına hazırlanıyor. Bu kanla dolu tarihi romanı bir solukta okuyacaksınız. Selahaddin kendi komutası altında Arabistan'ı birleştirmeye çalışırken Kudüs Krallığı ihanet ve entrika ile parçalanmaktadır. Kanlı şövalye Chatillonlu Reynald, Şam'dan Mekke'ye giden bir kervanı istila edip Selahaddin'in kız kardeşine tecavüz etmesiyle savaş kaçınılmaz olur.

1187 yılının Haziran ayında Selahaddin yirmi dört binden fazla kişiden oluşan ordusuyla krallığın üzerine yürür ve Hittin Dağları'nda Haçlı kuvvetlerinin üzerinde ezici bir galibiyet kazanır. Paniklemiş, dehşete uğramış Kudüs'ün üzerine yürümesiyse an meselesidir.Kudüs işgal altındayken gözüme uyku girmez diyen, bütün Müslümanları tek bir orduda birleştiren büyük komutan Selahaddin Eyyubi, adaletiyle de düşmanlarının büyük saygısını kazanmıştır. Her kuşağın bu destansı mücadeleyi okuyup ilham alması gerekmektedir.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Geride kalan yalarda okuduğum lakin yorumları şimdiye nasip olan kitap yorumlarına devam ediyoruz. Geç kalmış yorumlar olarak adlandırdığım yorumlarımda artık 10 kitaptan az kaldı ve daha kısa sürede biteceği kanısındayım. Neyse lafı uzatmadan hemen yoruma geçelim.

İçerik Yorumu

Konu başlığında da gördüğünüz gibi bu günkü kitabımız Jack Hight’ın Selahaddin Eyyubi üçlemesinin son kitabı olan Kutsal Savaş  - Bir savaşçının en büyük savaşı kitabı… Bu kitap hakkında size ne anlatmam gerekiyor cidden bilmiyorum.

Seriyi okumaya başladığım da henüz son kitabı yayımlanmamıştı Türkiye’de. Kitapta Müslümanlara karşı aşırı bir önyargı olduğunu daha önce de belirtmiştim ama son Kutsal Savaş’ta bu bariz bir şekilde ön planda. Müslümanlığın yanı sıra yazarın Yahudilik ile de ciddi sıkıntıları da var gibi. Alıntılarda bunu daha rahat görebilirsiniz.  Konu Selahhadin Eyyubi iken nedense Kudüs’ün fethini çok işlememişler. Bunun yerine Selahhadin’in yenilgilerine çokça yer verilmiş. Alın size bir taraflı bakış daha…

Genel anlamda içerikten beklediğimi alamadığım bir kitap oldu. Çok büyük umutlarım vardı kitapla ilgili ama çok ama çok yanılmışım.

İçerik Puanım 5 üzerinden 3,1

Yazım Dili Yorumu

Kitabın doğru dürüst tek tarafı diyebilirim. Jack Hight’ın dilini sevdim lakin anlattıklarını değil… Çeviri sahibi Gönül Kayol’u da tebrik etmek lazım.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,5

Yapısal Yorum

İçerikteki saçmalıklarla bitseydi keşke… Kitabın kapağı tam bir facia! Optimum kitabın bu hataya nasıl düştüğünü hangi mantık ile orkların olduğu bir görseli Selahhaddin Eyyubi hakkındaki bir kitapta kullandıklarını anlamadım. Keşke orijinal kapak kullanılsaydı.

Kitabı okurken aldığım notlarda çok fazla kelime hatası olduğunu belirtmişim. Bunlardan biri var ki beni benden aldı diyebilirim. Selahaddin’in doktoru Yahudi İbn-i Jumay’dan 237. sayfada bahsedilirken IBM Jumay diye yazılmış ve bunu da kimse görmemiş.

Bu kadar yeter, sustum!

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 2,5

SEÇTİĞİM SÖZLER


Savaş Tanrı'nın işi değildir.  (Sayfa 105)

Tarihçiler bunu bir zafer olarak yazacak. Zaferin maliyetini unutma.  (Sayfa 172)

Tanrı'nın adı ile yapılan kötülük sonuçta kötülüktür. (Sayfa 178)

Gemiler çok pahalı. Daha çok Yahudi öldürmeliyiz.  (Sayfa 242)


Savaşlar kılıç yerine kağıt ve mürekkep ile kazanılmış olsaydı, mürekkep hokkaları kral olmuştu.  (Sayfa 257)

86: KİTAP YORUMU : Metal Fırtına 3 - Karşı Saldırı

Pazar, Ekim 08, 2017

Yazar: Burak Turna
Baskı Tarihi: Kasım 2013
Sayfa Sayısı: 168
ISBN: 9789944827379
Yayınevi: Profil
Kitabın Türü: Roman, Edebiyat, Macera-Aksiyon

KİTAP HAKKINDA


Efsanevi Metal Fırtına kitabı ile başlayan serinin 3. kitabı yine bir solukta okunacak bir aksiyon romanı.

Gri Takım'ı tuzağa düşürmek isteyen düşmanları, Afrika'da az bilinen bir Türk askeri birliğinin eğitim subaylarını kaçırarak, sonunda Gri Takım'ı orman savaşının içine çekecek olaylar zincirini başlatırlar.

Savaş, Afrika'nın balta girmemiş ormanlarında devam ediyor...
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Halen yorumlamadığım lakin okunmuş kitap sayım 10’un altına düşmedi. Bu nedenle biraz hızlı yorumlar girecek gibiyim. Geç kalmış yorumlar serimize bu gün Metal Fırtına 3 – Karşı Saldırı ile devam ediyoruz…

İçerik Yorumu

Metal Fırtına serisinin iki farklı yazar tarafından yazıldığını daha öncede söylemiştim size. Şu an Burak Turna’nın kaleme aldığı seriyi okuyorum. Ve yine söylediğim gibi bu seriyi sevmiyorum lakin sonuna da getirmek istiyorum.

Karşı Saldırı’da olay örgüsünün oldukça karışık olduğunu belirterek değerlendirme başlamak istiyorum. Çok fazla konu kısıtlı sayfa sayısı içerisinde yazılmış ve bu da ne yazık ki olayların çok hızlı geliştiği ve kopukluklar olduğu izlenimine kapılmanıza neden oluyor.

Amerika, Afrika, Türkiye derken bir anda “Ne olmuştu önce, ekip nereye gitmişti, başlarına neler geldi?” gibi sorular ile boğuşmanıza neden oluyor. Bununla birlikte olaylara kazandırılmaya çalışılan gerçeklik algısının ne yazık ki oturtulamadığı kanınayım.

Şu an söyleyeceklerim belki hadsizlik olacak lakin; “otursam ben daha iyisini yazardım” dediğim zamanlar oldu okurken ne yazık ki. Bu kadar eleştiri yeter sanırım.

Beğenmedim lakin serinin devam etmesi için okumam gerekiyordu.

İçerik Puanım 5 üzerinden 3,7

Yazım Dili Yorumu

Burak Turna çok ama çok karık bir anlatım kullanıyor. Dili sade olmasına rağmen anlatım tarzı ve olayları sıralamasındaki “bana göre” başarısız tavrı okumanızı güçleştirebilir.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 3,9

Yapısal Yorum

Kitabın yapısal durumuyla lakalı fazlaca konuşulması gereken bir şey yok. Ufak tefek yazım yanlışları dışında herhangi bir sorun ile karşılaşmadım.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,1

SEÇTİĞİM SÖZLER


Eğer bir din, ortak bir dile sahip değilse, ortadan kalkardı. (Sayfa 79)

Her kötülüğün temelini atanlar, iyi görünen sıradan insanlardı. (Sayfa 146)


Çekiliş Vakti #7

Cumartesi, Ekim 07, 2017
Çekiliş, Estikçe, kitap çekilişi,
Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Klasikleşen ÇEKİLİŞ zamanımız gelmiş durumda. 85. kitap yorumumu yayınladım ve yeni çekilişimiz başlamış durumda. Daha önceki çekilişlerde de olduğu gibi 90. kitap yorumunun yayınlanması ardından çekiliş son bulmuş olacak.

Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenleri ise bu sefer biraz değiştirme kararı aldım. Sadece çekiliş için buralarda olan arkadaşları biraz saf dışı bırakmak adına yaptığım bir şeydi bu…

GFC’den blogumu takip etme şartı aynı şekilde devam ediyor. Lakin paylaşım ya da kendi blogunuzda ekstra tanıtım falan istemiyorum artık. Sadece 81. kitap ile 90. kitap yorumları dahil olmak üzere arada yazdığım yazılara yorum yapan arkadaşlarım ekstra 1’er hak kazanacak. Her yorum +1 hak anlamına geliyor.  


Çekiliş neticesinde ödülü yine kendiniz belirleyeceksiniz. 81. Kitap ile 90. Kitap arasındaki istediğiniz bir eseri seçebilirsiniz. 

85: KİTAP YORUMU : Tuhaf Masallar

Cumartesi, Ekim 07, 2017

Kitap Yorumları, Bayan Peregrine'nin Tuhaf Çocukları, Ransom Riggs, Tuhaf Masallar, Aslı Dağlı, İthaki Yayınları, Hikaye (Öykü), Fantastik, Edebiyat

Yazar: Ransom Riggs
Baskı Tarihi: Nisan 2017
Sayfa Sayısı: 200
ISBN: 9786053756620
Çeviri: Aslı Dağlı
Yayınevi: İthaki Yayınları
Kitabın Türü: Hikaye (Öykü), Fantastik, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Bayan Peregrine onlara kucak açmadan önce, tuhafların hikâyeleri Masallar’da anlatılmıştı. Tuhafların kopan uzuvlarıyla beslenen varlıklı yamyamlar. Çatal dilli bir prenses. İlk ymbrenenin ortaya çıkışı. İşte bunlar, ilk kez Ransom Riggs’in Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları serisinde bahsi geçen, tuhafların dünyası hakkında bilgileri sakladığı söylenen Tuhaf Masallar’da karşılaşacağınız şaşırtıcı masallardan sadece bazıları. Bayan Peregrine’in öğrencisi ve tuhaf olan her şeyin âlimi Millard Nullings tarafından derlenen ve notlandırılan bu yepyeni masallar, sizi tuhafların tarihinin sayfalarını karıştırmaya davet ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Geç kalmış yorumlar serisi devam ediyor lakin bitirmek adına elimden geleni yapıyorum. Yorumları biraz daha hızlandırıp bu ay çıkmadan bu işi bitirmek istiyorum. Bu gün karşınıza Ransom Riggs’in Tuhaf Masalları ile geldim. Hemen yoruma geçiyorum….

İçerik Yorumu

Ransom Riggs ile tanışmam Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları serisi ile oldu. Bu gün size bahsedeceğim Tuhaf Masallar ise seride adı geçen ve tuhaf arkadaşlarımızın bir çok zaman yollarını bulmalarını sağlayan kitabın bize ulaşan nüshası…

Tuhaf Masallar içerisinde 10 adet öykü barındıran bir eser. Bu öykülerden Saint Paul’ün Güvercinleri ve Cuthbert Efsanesi’ni seriden hatırlayacaksınız muhakkak okuyunca. Ancak benim en çok hoşuma giden öykü Cocobolo olmuştu.

Tuhaf Dostumuz Millard Nullings’in (Görünmez olan arkadaş) ağzından yazılan Tuhaf Masallar oldukça hızlı okunabilen bir eser. Bunda hikayelerin akıcılığının büyük bir etkisi olduğu kanısındayım. Öykülerin yanı sıra bu eser için Tuhafların Tarihi demenin de yanlış olmayacağı kanısındayım.

10 hikaye içinde sizi sıkacaklar da olacaktır büyük ihtimal, bazen sonları da tahmin edebilirisiniz ama keyifli bir okuma olacağı kanısındayım. Bu arada yeni bilgilerde öğrenebileceğinizin altını çizmek lazım. Kendi adıma Dance Plague’yi Tuhaf Masallar sayesinde öğrendim.

Dance Plague: 1518'de Strazburg'da baş gösteren bir hastalık. birçok insanın istemsiz bir şekilde durmadan dinlenmeden dans etmesi şeklinde ortaya çıkmıştır. Belgelere göre haziran ayında Frau Troffea isimli bir kadın birden heyecanlı bir şekilde sokakta dans etmeye başlar ve bu durum 6 gün sürer. 1 hafta içinde 34 kişi kadınla beraber dans etmeye başlar. 1 ay içinde ise bu sayı 400'e yükselir.
Dans edenlerden bazıları kalp krizi, inme veya yorgunluktan ölür. Durum ciddileşince kentin ileri gelenleri çözüm olarak dans edenlerin yanına müzisyen yollamış ve bununla da kalmayıp insanların kolay dans edebilmeleri için meydanlar oluşturmuşlardır. Çünkü o zamanki düşüncelerine göre bu hastalığın tek tedavisi insanları gece gündüz dans ettirmektir. Tabi bu "tedavi" ters tepmiş ve sayısız kişinin ölümüne yol açmıştır. Bugün hala neden bu insanların ölümüne dans ettikleri açıklanamamaktadır. Ancak yaygın kanı bu hastalığın açlıktan kaynaklanan kitlesel bir histeri olduğu yönündedir.

İşin özü, seriyi tamamlamak adına aldığım kitaptan içerik anlamında istediğimi alamasam da genel anlamda memnun kaldığımı belirtmek lazım.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,6

Yazım Dili Yorumu

Ransom Riggs hakkında diğer kitaplarında söylediklerim aynen geçerlidir. Bu kitabın dilinin biraz daha hafif olduğunu da belirtmek lazım. Aslı Dağlı’da güzel iş çıkarmış.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,7

Yapısal Yorum

İthaki’nin ciltli kitapları ayrı bir hoşuma gidiyor. Kapak tasarımında orjinale sadık kalınmış. Daha farklı olabilir miydi bilmiyorum ama yine de beğendim. Bu arada redaksiyon hataları sona doğru artıyor. Editöre arkadaşların gözünden kaçtı sanırım.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,6

SEÇTİĞİM SÖZLER


Belirli bir yetenekte doğmak o yeteneği kullanmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez ve bazı ender durumlarda da katiyetle kullanmamanız gerekir. (Sayfa 145)


Önemli olan tek şey, insanların senin hakkında neler düşündüğüdür.  (Sayfa 180)

84: KİTAP YORUMU : Postacı Kapıyı Çalmayacak

Perşembe, Ekim 05, 2017
Kitap Yorumları, Postacı Kapıyı Çalmayacak, Ava Dellaira, Love Letters to the Dead, Heves Berksu, Martı Yayınları, Roman, Aşk, Edebiyat
Yazar: Ava Dellaira
Baskı Tarihi: Mayıs 2014
Sayfa Sayısı: 352
ISBN: 9786053482802
Orijinal Adı: Love Letters to the Dead
Çeviri: Heves Berksu
Yayınevi: Martı Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Aşk, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Amy Winehouse, Jim Morrison ve Kurt Cobain gibi pek çok ünlü isim bu romana konuk oluyor. Okumaya değer, ilginç bir hikâye olduğu kesin."
-Booklist-

Bazı şeyler var ki artık bu dünyada olmayanlar dışında kimseye söyleyemem.

Size bu mektupları yazmaya başlayınca kendi sesime kavuştum. Sonra bana yanıt veren bir ses duydum. Bir şarkının farklı tınlayışında, bir filmin hikâyesinde, kaldırımdaki çatlakta açan bir çiçekte buldum yanıtı. Bir pervanenin kanat çırpışında, dolunaya dönen ayda... Yeryüzünde bu mektupları gönderebileceğim bir adres yok. Öldüğünüzü biliyorum ama sizi duyuyorum.

Hepinizi duyuyorum. Buradaydık, bunun bir anlamı var, diyorsunuz.

Kısa süre önce ablasını kaybeden Laurel, onun nasıl öldüğünü bilen tek kişidir ve bu sırrı kimseyle paylaşmamasının bir nedeni vardır.

Onu bu karanlıktan çıkaracak yardım eli, hiç beklemediği bir yerden gelir. Genç kız okulda verilen bir ödevle mektuplar yazmaya başlar. Bu mektupların ortak noktası ise erken yaşta hayata veda etmiş, onun için anlamı olan Amy Winehouse ve Kurt Cobain gibi ünlü isimlere yazılmasıdır. Zaman geçtikçe bu duygu yüklü mektuplar hem ablasının ölümü üzerindeki sır perdesinin aralanmasına hem de Laurel'in kendine bir yol çizip yetişkin bir bireye dönüşmesine yardımcı olur.

"Büyümek, sevmek, kendini bulmak ve hayatı anlamak üzerine yazılmış samimi, sürükleyici ve yüreklere dokunan bir roman."
-Usa Today-

"Dellaira bu romanıyla edebiyat dünyasına hızlı ve cesur bir giriş yapmış diyebiliriz."
-The Washington Post-

 "Kalbinizi parçalara ayırıp sonunda o parçaları yeniden birleştirmeyi başaran, pek çok duyguyu aynı anda hissettiren sıcacık bir hikâye."
-Goodreads-
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Evet yine ben ve yine Geç kalmış yorumlar serisi… Bu gün hayatımın anlamı Mavim’in benim için seçtiği Potacı Kapıyı Çalmayacak kitabıyla karşınızdayım. Lafı uzatmadan Mavim’e bir kez daha teşekkür ediyor ve hemen yoruma geçiyorum.

İçerik Yorumu

Dediğim gibi Ava Dellaria’nın Postacı Kapıyı Çalmayacak eserine bana Mavim aldı. Güzel bir hediyeydi :D Beni seven kadın beni tanıyor olmasından daha doğal bir şey yok, bana verilebilecek en güzel hediyeyi verdi. (Böbürlenme son bulur J )

Postacı Kapıyı Çalmayacak eserinin adını farklı bloglarda ve bazı makalelerde görmüştüm. Ama nedendir bilinmez beni hiç çekmemişti. Belki önyargılı bile sayılabilirdim bu kitaba karşı ama okuyunca tüm fikrim değişti.

Geneli mektuplardan oluşan kitapta genç bir kızın ablasının intiharı sonrasında yaşadıklarına şahit oluyoruz. Ve bir ev ödevinden sonra ortaya çıkan bir alışkanlığı ile tanışıyoruz, mektup yazmak. Lakin kahramanın mektupları genelde genç yaşta intihar etmiş sanatçılara… Yazarak içimi dökmek benimde uyguladığım bir sistem olunca buradan beni yakalayan Postacı Kapıyı Çalmayacak kitabını bir solukta okudum.

Konunun oldukça hızlı ilerlediğini ve akıcı olduğunun altını çizmek lazım. Korktuğum başıma gelmedi, ki korktuğum ağır romantik bir eserdi ancak daha çok içsel bir yolculuğa şahit oldum. Bu yolculuk sırasında ki çıkarımlar kafamda şimşeklerin çakmasına neden olmadı desem yalan olur.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,8

Yazım Dili Yorumu

Ava Dellaira’nın ilk kitabı olmasına rağmen kitabın dilini çok beğendiğimi ifade etmem lazım. Sade, akıcı bir üsluba sahipti yazar. Bundan çeviri sahibi olan Heves Berksu’nun da payını göz ardı etmemek lazım.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,8

Yapısal Yorum

Martı adına yine başarılı bir çalışma ortaya çıkmış. Kapak resminde kullanılan kız aynı olsa da orijinal kapağa sadık kalmamışlar. Orijinal kapak mı, Martı’nın kapağı mı derseniz ben Martı’nın kapağını tercih edenlerdenim. Kitabın içerisinde rahatsız edici bir yazım yanlışı ya da baskı hatası da görmedim. Bu da yapısal anlamda eserin geçer not alması için “bence” yeterli.
Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER

Acıların insanları birbirine yakınlaştırdığı doğru değil. Hepimiz kendi adamızda mahsur kaldık. (Sayfa 9)

Size çok yakın olan bir şeyi kaybettiğinizde biraz da kendinizden bir şeyler kaybetmiş olursunuz. (Sayfa 16)

Hayat böyle değil işte. Her şeyi doğru yapsan bile sonucunun ne olacağından emin olamıyorsun. Bir anda her şey altüst oluyor ve hayat değişiyor. (Sayfa 37)

Eğer aşık olursan, elinde tutmak istediğin o hayat, o insan ve o an sonsuza kadar yanında kalabilir. (Sayfa 144)

Kusursuz bir ailenin içinde büyüyen bir kişi bile tanımıyorum. Sanırım bu yüzden herkes kendine bir aile kurmaya çalışıyor (Sayfa 157)

Bence bir sürü insan başarılı olmak istiyor ama eğer gerçekten denerlerse diğerlerinin hayal ettiği kadar başarılı olamayacaklarından korkup vazgeçiyorlar. (Sayfa 158)

Sözcükler genellikle çok fazla işe yaramaz.ama... biliyorsun, sanırım denemek zorundayız. (Sayfa 219)

Kendilerine göz kulak olan birileri yoksa çocuklar her şeyi kaybederler. (Sayfa 238)

Seni yakıp kül edebilecek bir riskle, göze alabileceğin risk arasında bir fark vardır. Bazı riskleri göze almak, yeniden doğmak gibidir. (Sayfa 290)

Bir şeyler söyleyebiliyorsak, sözcükleri kağıdımıza geçirip nasıl hissettiğimizi anlatabiliyorsak belki o kadar da çaresiz değilizdir. (Sayfa 330)



83: KİTAP YORUMU : Bilgisayara Giren Tırtıl

Salı, Ekim 03, 2017

Kitap Yorumları, Hidayet Karakuş, Bilgisayara giren tırtıl, Bilgi Yayınevi, Hikaye (Öykü), Çocuk, Edebiyat

Yazar: Hidayet Karakuş
Baskı Tarihi:2005
Sayfa Sayısı:96
ISBN:9789754944636
Yayınevi:Bilgi Yayınevi
Kitabın Türü: Hikaye (Öykü), Çocuk, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Bilgisayarınız verdiğiniz komutları yerine getirmiyor, anlayamadığınız yazılar yazmaya ve şaşırtıcı şeyler yapmaya mı başlıyor?

Dikkatli olun! Mor Gezegenliler tarafından ele geçirilmiş olabilir. Tıpku Gmktuğ’un bilgisayarı gibi…

Soluk soluğa okuyacağınız romanda, sizi bir uzay yolculuğu bekliyor.
 (Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Geç kalmış yorumlar serisiyle yine, yeni, yeniden burada bu adam… Okuduğumu hatırladığım ilk kitap olan Bilgisayara Giren Tırtıl ile karşınızdayım bu gün. Biraz kitaptan biraz da kitabı alırken yaşadıklarımdan bahsedeceğim sizlere…

İçerik Yorumu

Öncelikle kitaptan başlayalım. Hidayet Karakuş’un küçük dimağlar için yazmış olduğu sayısız kitaptan bir tanesi Bilgisayara Giren Tırtıl.

Öykünün içeriği anlamında bu yaştaki bir adamdan çok fazla bir yorum beklemediğinizi düşünerek üzerinde pek durmayacağım. Sadece kitabı okurken aldığım notta şöyle yazmışım; “ Çocuk kitabı uzmanı değilim lakin, olaylar biraz hızlı cereyan ediyor gibime geldi.”

Notta da dediğim gibi bu konunun uzmanı değilim ancak eski bir dost ile karşılaşır gibi okudum Hidayet Karakuş’un Bilgisayara Giren Tırtıl kitabını. Hala aynı kapakla, aynı yayınevinden basılıyor olması ayrıca güzeldi benim için.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,9

Neden Özel Bir Kitap

Kitap Yorumları, Hidayet Karakuş, Bilgisayara giren tırtıl, Bilgi Yayınevi, Hikaye (Öykü), Çocuk, Edebiyat

Az önce dediğim gibi benim okuduğumu hatırladığım ilk kitap Hidayet Karakuş’un Bilgisayara Giren Tırtıl kitabıdır. Bunu daha önceki birkaç yazımda daha ifade etmiştim. 22. İzmir Kitap Fuarı’na gittiğimizde Bilgi Yayın Evi standını gezerken, Çömez kitabı görünce bana göstermişti.

“Hemen kitabı almalıyım” krizine girmişken bir anda Hidayet Bey’inde orada olduğunu gördük ve kısa bir sohbet edip fotoğraf çekildim. Elbette kitabımı imzalatmayı da unutmadım. Okuduğumu hatırladığım ilk kitabımı kaybetmiş olmanın üzüntüsünü uzun süre yaşadıktan sonra bu güzel rastlantı çok ama çok güzeldi.

Kitap Yorumları, Hidayet Karakuş, Bilgisayara giren tırtıl, Bilgi Yayınevi, Hikaye (Öykü), Çocuk, Edebiyat


Artık ilk kitabım kitaplığımın en güzel noktasında. Bu güzel hatıra ve kitabımı imzaladığı için Hidayet Karakuş’a tekrardan teşekkür ederim.

NOT: Bu arada Çömez aylar sonra arşivinde aynı kitabı buldu ve bana bu resmleri gönderdi. Bu da güzel bir sürprizdi. 

Kitap Yorumları, Hidayet Karakuş, Bilgisayara giren tırtıl, Bilgi Yayınevi, Hikaye (Öykü), Çocuk, Edebiyat
 Kitap Yorumları, Hidayet Karakuş, Bilgisayara giren tırtıl, Bilgi Yayınevi, Hikaye (Öykü), Çocuk, Edebiyat

Yazım Dili Yorumu

“7 Yaş +” ibaresi ile satışa sunulan eserde dilin oldukça yalın ve akıcı olduğunu belirtmek lazım. Sadece bazı eski kelimelerin kullanıldığını da belirtmem lazım. Hidayet Karakuş’un okuduğum diğer kitaplarından da hatırladığım kadarıyla akıcı ve temiz bir dili var. Bu yaş grubu için uygun bir dil kullanılmış.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,8

Yapısal Yorum

Kitap halen hatırladığım kapağı ile basılıyor. Mustafa Delioğlu’na ait kapak tasarımı oldukça güzel ve çocukların dikkati çekecek bir yapıda. Bilgi Yayınevi ilk basımlara nazaran yapılan son basımlarda kağıt kalitesini artırmış. Bu da ayrı bir güzellik katmış esere.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,8




Eylül'ün Ardından

Pazar, Ekim 01, 2017
Aylık Rapor, Estikçe

Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Haziran, Temmuz, Ağustos derken Eylül ayı da geride kalmış durumda… Gecikmeli yazılar serimize kaldığımız yerden devam ederken, bir yandan da okumlar ve izlemeler devam ediyor ve yorumu geciken kitapları sadece bu raporlarda sizlerle paylaşabiliyorum.

NELER OKUDUM?


Papatya Kokulu Hikayeler (Kalan yarısı tamamlandı)

A101 ganimetlerinden biri olan kitabı geçtiğimiz ay tam olarak bitirememiştim. Bu ay içerisinde tamamladım. Bence güzel bir kitaptı. Bazı hikayeleri internet ve diğer bazı eserlerden bilsem de yinede güzel bir okumaydı.
Tozlu Rüyalar Kitapçısı

Bu ay okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Gerçekten kitap beni etkiledi. Son zamanların en güzel eserlerinden bir tanesiydi.

Son Hafriyat

Emrah Serbes o meşhur itirafını yapmadan önce okumuştum. Ben gerçekten çok ama çok beğendim. Yazar artık hapiste, devamı gelir mi Behzat Ç’nin çok merak ediyorum.

Teşkilat

Uzun süre önce okuduğum ve bir tekrar okuma olan kitaptı. Serinin kalan kısmını da en kısa zamanda okumak istiyorum.

Şiirler -Erdem Bayazıt

Şiir severim ama bu şiir kitabı hiç bana göre değildi.

Menekşe Kokulu Hikayeler

Yine A101’den alınan kitaplardan bir tanesiydi. Güzel hikayeler vardı. Papatya Kokulu hikayelerden daha güzeldi sanki.


NELER İZLEDİM?


Bildiğiniz gibi geçen ay Game Of Thrones ayıydı. Efsane sona erince kendime yeni dizi ararken Narcos’a başlama kararı aldım.

Yabancı dizide tercihim Narcos olurken, yerli de sezonu açan Söz ve internet dizilerinden Adana Sıfır1’i izlemeye başladım.

Bu Ay Okuduğum Kitap Sayısı: 6
En uzun eser: Tozlu Rüyalar Kitapçısı (432)
En kısa eser: Şiirler -Erdem Bayazıt (208)
Toplam Okunan Sayfa Sayısı: 1834 Sayfa
Genel Toplam Sayfa 2017: 11926 Sayfa
Günlük Ortalama Okunan Sayfa Sayısı: 62 Sayfa (Yaklaşık)
En Beğendiğim Eser: Tozlu Rüyalar Kitapçısı




82: KİTAP YORUMU : İşaret – Gece Evi Serisi #1

Perşembe, Eylül 28, 2017
Edebiyat, Fantastik, Gece Evi Serisi, İşaret, Kitap Yorumları, Kristin Cast, Marked, P. C. Cast, Pegasus Yayınları, Roman, Sevinç Tezcan,

Yazar: P. C. Cast, Kristin Cast
Baskı Tarihi: Eylül 2009
Sayfa Sayısı: 336
ISBN: 9786055943783
Orijinal Adı: Marked
Çeviri: Sevinç Tezcan
Yanar Yayınevi: Pegasus Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Fantastik, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Yeni Bir Hayat, Yeni Bir Aşk...
Tüm Dünyada Gençlerin Tutkunu Olduğu Yeni Bir Vampir Serisi.

"Yüzümü ona çevirdiğimden beri bu kitap beni kendine esir etti. Tamamıyla muhteşem. İşaret, ateşli, karanlık ve eğlenceli."
-Gena Showalter, Yazar-

"İlk paragraftan itibaren bağımlısı oldum. Kitabı bir çırpıda bitirdim."
-MaryJanice Davidson, New York Times bestseller Yazarı-

Aşırı derecede bağımlılık yapan bir vampir serisi
-Romantic Times-

On altı yaşındaki Zoey, İz Sürücü tarafından İşaretlendiğinde, eski hayatının geride kaldığını anlamıştı. Şimdi artık, arkadaşlarından ve ailesinden ayrılıp çalışması gereken tek dersin Vampir 101 olacağı Gece Evi'ne yerleşmek zorundaydı.

Aşk, İhanet, Gerilim ve Rekabet dolu Gece Evi Serisinin İlk kitabı İşaret sizi kendisine esir edecek.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Geç kalmış yorumlar serisiyle yine, yeni, yeniden buradayım. İki yazarlı kitap okumayalı bir hayli zaman olmuştu. Eskiden okuduğum bir kitabı da tekrar okuyarak kombo yaptığım İşaret ile karşınızdayım.  Lafı uzatmıyor ve hemen yoruma geçiyorum…

İçerik Yorumu

P. C. Cast ve Kristin Cast’in birlikte yazdıkları İşaret, Gece Evi Serisi’nin ilk kitabı. Genel anlamda bakıldığında içeriğinin size biraz garip geleceği kanısındayım. Ya da şöyle söylemek daha doğru; aklınızda vampirler noktasında kalıplaşmış şeyleri bir kenara atmanıza ve yepyeni bir dünya ile tanışmanıza olanak sağlayacak bir kitap.

İçerisinde birçok vampir hikayesi bulunan kitap okumuş biri olarak, Gece Evi Serisi’nin ilk kitabı İşaret ile birlikte bambaşka evrene seyahat ettiğiniz hissine kapılıyorsunuz. Lakin bu hisse rağmen yazarların başarılı adaptasyonu nedeniyle, bir süre sonra gerçek vampirlerin olsa olsa bu kitaptaki gibi olabileceği izlenimi oluşuyor kafanızda. Lafın özü gerçekleşmesi muhtemel vampirlerle birlikte yaşadığımız bir evren ancak böle olabilirdi.

Bir serinin ilk kitabı olması nedeniyle İşaret’te P.C. Cast ve Kristin Cast bize daha çok karakterleri ve evreni anlatıyorlar. Bu da 200. sayfaya kadar konuların biraz daha yavaş ilerlemesine neden olmakta. Lakin sonlara doğru akıcılığın biraz daha güçlendiğini ve kitaba kilitlendiğinizi söylemekte fayda var.

İçerik anlamında benim en hoşuma giden ayrıntı; vampirlerin tanrı sistemi… Genel kanıda tanrısız ve ya şeytan tarafında gösterilen vampirlerin iyiliği emreden bir tanrıya sahip olmaları bence güzel bir özellikti kitap adına. İçeriksel olarak bir diğer güzel yan ise başkahramanın bir yerli (Kızılderili )olması. Daha doğrusu yerli kanı taşıması… Nedendir bilinmez Kızılderilileri çok ama çok seviyorum.  

Genel anlamda beğensem de; “vazgeçilmezlerimden oldu” diyebileceğim bir kitap değil. Ama yinede bu tip serileri seviyorsanız okumanızı tavsiye ederim.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,6

Yazım Dili Yorumu

Hedef kitledeki yaş grubu düşünüldüğünde (Benim gibi koca adamlar hedef kitlelerinde değildir umarım) dilinin gerekli ölçüde sade olduğunu söylemem lazım. Bir yetişkin için çok sade gelebilecek bir dile sahip olduğunu belirtmekte fayda var. Bu yanılsamaya düşmenizi istemem.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,7

Yapısal Yorum

Pegasus’un kapaklarını severim ben. Lakin kapağında fotoğraf kullanılan hele ki bir manken fotoğrafı kullanılan kapaklardan pek hoşlanmam. Bu nedenle sevdiğim bir kapak değil. İçerikteki yazıların kalitesi adına hoş ve gözü yormayan bir yapısı var.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Karanlık her zaman kötülük demek değildir. Tıpkı, ışığın da her zaman iyilik getirmemesi gibi…  (Sayfa 51)


Tıpkı yarın ölecekmişiz gibi yaşamalısınız, çünkü ölebilirsiniz ve akıllarda bugünkü halinizle kalırsınız.  (Sayfa 282)

81: KİTAP YORUMU : Gizemli Pençelerin Lâneti - Baskerville'lerin Köpeği

Cuma, Eylül 22, 2017

Kitap Yorumları, Arthur Conan Doyle, Sherlock Holmes, Gizemli Pençelerin Lâneti, Baskerville'lerin Köpeği, Cumhur Mısırlıoğlu, Martı Kitapevi, Polisiye, Edebiyat,
Yazar: Arthur Conan Doyle
Baskı Tarihi: 2015
Sayfa Sayısı: 272
ISBN: 9786053485605
Çeviri: Cumhur Mısırlıoğlu
Yayınevi: Martı Yayınları
Kitabın Türü: Polisiye, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Bir ipucu ne kadar sıra dışı ve tuhaf görünüyorsa üzerine gidilmeyi o kadar hak ediyor demektir.
-Sherlock Holmes-

İngiltere'nin Devonshire kırsalındaki bölgede anlatılagelen tüyler ürpertici hikâyeye göre, Baskerville soyuna mensup erkekler yüzyıllardır, cehennemden geldiğine inanılan ve şeytani bir yaratık olarak tasvir edilen bir köpek tarafından öldürülmektedir. Bu meçhul ziyaretçinin son kurbanı da Sir Charles'tır. Aile fertlerinin çoğunun ani ve tuhaf bir şekilde ölmesi sebebiyle, yeni vâris Sir Henry Baskerville'in hayatının da tehlikede olduğu düşünülmektedir. Bakalım, bu ailenin üzerine bir lanet gibi çöken esrarengiz köpeğin gizemini dâhi dedektif Sherlock Holmes çözebilecek midir?

En karanlık ve belirsizliklerle dolu olayları bile su yüzüne çıkarmayı başaran Sherlock Holmes, birbirinden farklı hikâyelerin yer aldığı dört kitaplık serinin sonuncusu olan Baskerville'lerin Köpeği'nde yine kendine has yöntemlerle sıra dışı bir vakanın peşine düşüyor
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Geç kalmış yorumlar serisinde artık yavaş yavaş sona geliyoruz. Sherlock Holmes - Gizemli Pençelerin Lâneti kitabını okuyalı iki ay olmasına rağmen yorumunu henüz paylaşıyor olmaktan utanıyorum gerçekten.

İçerik Yorumu

Blogumu takip eden arkadaşlarım Arthur Conan Doyle’a olan hayranlığımı biliyorlardır. A101’den aldığım Sherlock Holmes kitaplarının sonuncusu ile karşınızdayım bugün; Sherlock Holmes - Gizemli Pençelerin Lâneti…

Martı’nın diğer Sherlock Holmes serisinde de bu hikaye paylaşılsa da bu kadar ayrıntılı değildi ve bu denli ayrıntılı okumak konuyu hoşuma gitti açıkçası. Kahramanımızın her kitabında kendisine daha fazla hayran kaldığımı belirtmem lazım.

Bakerville’lerin Köpeği  alt başlığı ile yayınlanan kitaptaki hikaye de Sherlock  biraz daha geri planda kalıyor diyebilirim sizlere. Daha çok Dr. Watson’ın başından geçenleri ve onun konuyla ilgili olarak Sherlock Hoplmes’a yazdıklarını okuyoruz.

Bu durum sanmayın ki serinin diğer kitaplarına göre heyecanı aşağı seviyelere çekiyor, aksine Dr. Watson’ı hem daha yakından tanıyoruz hem de kendisinin Sherlock’tan öğrendiklerini güzel bir şekilde tedbik ettiğine şahit olmaktayız.

Kitabı okurken aldığım notlarda şöyle yazmışım “Taş kulübedeki gizemli adam Sherlock Holmes çıkacak. (Sayfa 190)” . Haklı çıkmış olmak güzel gerçekten. Küçük bir spoiler olsa da beni affedeceğinizi biliyorum.

Konunun özüne gelirsek; gerçekten nefes kesen bir hikayeydi. Ben okurken oldukça zevk aldım. Umarım sizlerde bu kitabı okur ve benim gibi keyif alırsınız.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,8

Yazım Dili Yorumu

Her kitapta Arthur Conan Doyle’a daha fazla hayran kalıyorum demiş miydim? Demediysem eğer şimdi söylüyorum. Hem üslup hem kurgu açısından Sir Doyle tam bir efsane.  

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,9

Yapısal Yorum

Martı kalitesini bu kitapta da göstermiş. Kafamı kurcalayan ve hoşuma gitmeyen tek konu ise daha önce de belirttiğim gibi görsellerde Sherlock Holmes olarak Benedict Cumberbatch’in kullanılmış olması. Sanırım bunu da ancak ticari kaygı ile açıklayabiliriz. Benim favori Sherlock’um her zaman Robert Downey Jr.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Herkes dahi olmak zorunda değil. Bazı insanların meziyeti, dehayı kışkırtmaktır. (Sayfa 9)


Her şeye rağmen, asıl acı olan, arkanızdan ağlayacak bir kadının olmaması. (Sayfa 220)
Blogger tarafından desteklenmektedir.