Game Of Thrones 7. Sezon / 2. Bölüm İncelemesi

Salı, Temmuz 25, 2017
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 7 sezon 2. bölüm, Game Of Thrones Season 7, Game Of Thrones Yorum,
Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Nedense bu bölüm sonrası biraz durgunlaştım ve bir şeyler yazmak istemedim. Nedenini bilmiyorum… Sanırım bölümün oldukça sakin geçmesinden kaynaklı bir durumdu. Genelin aksine ben o kadarda heyecanlanmadım bu bölümde.

Öncelikli olarak Jon Snow – Daenerys ikilisine değinmek istiyorum. Gördük ki Jon bir önceki bölümde lduğu gibi kimseyi aile bağları nedeniyle yargısız infaza uğratmama düşüncesine sıkı sıkıya bağlanmaz. Daenerys hakkında kendine söylenilenleri umursamadan onunla görüşmesi gerektiğini açıkça ifade ediyor. Burada ettiği “Ben kral olmak istemedim” lafı ise sonraları başına bolca bela açacak diye düşünmüyor değilim. Lakin “uzun gece” öncesinde Jon’un kesinlikle Daenerys’a ve ejderhalarına ihtiyacı var. Birde Ejderha Kayası’nın altındaki ejderha camlarına.

Daenerys ise bu bölümde ciddi ciddi bir kraliçe gibi davrandı ve Varys’in kendisini öldürmeye kalkması ile ilgili soruyu bizzat onun yüzüne söyledi. Varys durumu oldukça güzel topladı ve bu açıklama şimdilik de olsa Ejderhaların Annesi’ni tatmin etmişe benziyor. Lakin yine de Varys’in artık tam güvenilmeyecek adamlar listesinde yer aldığı aşikar.

Daenerys ile alakalı bir diğer durum ise Melisandre’nin ziyareti. Ve kızıl rahibenin ona Jon’dan bahsetmesi ve Tyrion’ın bu noktada Jon’u iyilikle hatırlaması. Sanırım şu nette dolaşan Jon’un Ejderhalara yakınlaşması ve Targeryan (Yarı Targeryan – Yarı Stark) olduğunu öğrenmesine az bir zaman kaldı.

Ejderha Kayası’ndaki meclis toplantısı ise tam bir feminist toplantısı gibiydi. Diken Kraliçesi’nin söyledikleri Daenerys için oldukça önemliydi ve artık onu daha da yakınında tutacağa benziyor. En azından benim görüşüm bu yönde. Daenerys’in konseyindeki en büyük sorun konseydekilerin tamamının birbiriyle düşman konumunda olması bence. Bu konseyi ciddi anlamda birbirine bağlayacak bir olaya ihtiyaçları var kısa zaman içerisinde. Bu da Ak Gezenleri’n sayesinde olabilir.

Bu bölümle ilgili olarak değineceğim son iki konudan bir tanesi Arya ve Nymeria’nın karşılaşması. Gerçekten bir an için Ulu Kurt’un Arya’yı tanıyıp yüzünü yalayacağını zannettim ama sırtını dönüp gitmesinin Arya’yı Kuzey yolundan yeniden Kralın Şehri’ne dönmesine sebep olacağını düşünüyorum. Ve bu sahne ardından Arya’nın Nymeria’yas taş attığı sahne geldi aklıma nedense.

Son olarak önem arz eden konu ise Jorah Mormont ve Samwell’in yollarının kesişmesi bence. Bu ikilinin yollarının kesişmesi Jon-Daenerys ikilisinin ilişkisinin önemli bir parçası olacak bence. Bildiğiniz gibi Jorah’ın babası Jeor Mormont, Jon’a ciddi anlamda güveniyordu. Ayrıca Mormontlar Kuzey’e yani Stark’lara bağlılık yemini etmiş bir aile…

Şimdilik bu kadar gelecek haftayı merakla bekliyorum 3. bölümler önemli olayların başlangıcı oldu tüm sezonlarda bakalım neler olacak.




Hoşçakal Harun abi...

Perşembe, Temmuz 20, 2017
Bir güzel insan daha ayrıldı aramızdan...

Evet, bir çoğunuzun tanımadığı Harun Kolçak'tan bahsediyorum. Benim gibi 90'larda çocuk olanlar yakından tanır onu. O güzel şarkılarını iyi bilir. "Hade gir kanıma"sıyla az taklit etmedik onu. Bir çoklarımıza dansı sevdirmişti güzel insan bu şarkısıyla.



Benim için ise ayrı bir değeri vardır kendisinin... Mavim ile "bizim şarkımız" dediğim şarkının sahibidir. Mavim, Gökhan Türkmen ile düet yaptığı versiyonunu sevse de ben orjinalini daha çok severim.

Ne demek lazım gerçekten bilmiyorum... Keşke yanımızda kalsaydın be Harun Abi... Yerin cennetin güzel bahçeleri olsun.

HOŞÇAKAL...


75: KİTAP YORUMU : Dehanın Esrarengiz Yüzü – Korku Vadisi

Salı, Temmuz 18, 2017
Dehanın Esrarengiz Yüzü, Korku Vadisi, Sherlock Holmes, Martı Kitapevi, Cumhur Mısıroğlu, Roman, Polisiye, Edebiyat, Kitap Yormları,
Yazar: Arthur Conan Doyle
Baskı Tarihi: Mart 2014
Sayfa Sayısı: 272
ISBN: 9786053482567
Çeviri: Cumhur Mısırlıoğlu
Yayınevi: Martı Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Polisiye, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA

ekice tahminleri ve akıl yürütme yeteneğiyle tanınan Dedektif Sherlock Holmes bu kez esrarengiz bir cinayetin gölgesinde gelişen olaylar zincirinin izini sürüyor. Bu zincirin ilk ve en önemli halkasında Holmes'un azılı düşmanı, yeraltı dünyasının önderi, dâhi Profesör Moriarty yer alıyor; aradaysa büyük ve bereketli bir vadiyi yıllardır korkuyla yöneten karanlık güçlerin oluşturduğu sayısız halkalar...

Sırlarla dolu bir ölümün ardındaki gerçeği ortaya çıkararak Korku Vadisi'nin üzerine çöken kara bulutu ortadan kaldırmak kolay olmayacaktır, ancak Sherlock Holmes sarsılmaz çıkarımları ve güçlü teorileri sayesinde bu halkaları birleştirmeye kararlıdır. Birbirinden farklı maceraların yer aldığı dört kitaplık serinin üçüncüsü olan Korku Vadisi'nde Sherlock Holmes hayranları yine heyecanın hiç dinmediği bir hikâyeyle buluşuyor.

Hayatta her şey bir döngünün parçasıdır, Profesör Moriarty gibi biri bile!
-Sherlock Holmes-
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU

Cahil Okur’dan selamlar…

Yaklaşık olarak 2 ay önce okuduğum ancak halen yorumunu sizlerle paylaşamadığım “Dehanın Esrarengiz Yüzü” isimli Sherlock Holmes hikayesi ile karşınızdayım. Lafı uzatmadan hemen yoruma geçelim ne dersiniz?

İçerik Yorumu

Sherlock Holmes hakkında bu güne kadar okuduğum en güzel hikayelerden bir tanesiydi Dehanın Esrarengiz Yüzü… Nedenine gelince; Sherlock Holmes başlı başına hayran kalmak için yeterliyken aynı zamanda bu sefer hikayeye de hayran kalıyorsunuz. Hikayeye derken Sherlock’un peşinde olduğu hikayeye…

İçerikten spoiler vermeden  Sherlock Hikayeleri hakkında yorum yapmaktan gerçekten zor ancak şu kadarını söyleyebilirim ki; sevgili dostumuzun bu sefer peşinde olduğu kişiler kendisi kadar zeki insanlar ve bu da onu oldukça zorluyor.

Kendisi gibi eski bir kanun adamının peşinde olan dostumuzun maktulü yakalaması ardından anlatılan hikaye ise ayrı bir tat ve lezzette. Anlayacağınız A101’den alınana Sherlock serisinde beni en çok etkileyen kitap bu oldu.

Sherlock Holmes’un bu kitapta biraz daha pasif kaldığını ve kitaba lezzet katanın maktul olduğunu belirtmem gerekiyor. Aranızda okuyanlar varsa onlarda benimle aynı fikirde olacağına eminim. Elbette dostumuzun hakkını da yemiyorum. Yanlış anlaşılmasın.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,8

Yazım Dili Yorumu

Arthur Conan Doyle’un yazımı hakkındaki fikirlerimi biliyorsunuz. Çeviri de de gözüme çarpan herhangi bir sıkıntı olmadı.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,6

Yapısal Yorum

Seri adına klasikleşen bir yapıdaydı kitap. Martı kalitesi ucuz fiyata rağmen kendini belli ediyordu. Benim için geçerli bir nota sahip.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER

İnsan zekasının açıklama yapamayacağı hiçbir olay veya olaylar zinciri olmamalı... (Sayfa 96)


Beklenmeyen gerçekleri kimse sevmez. (Sayfa 186)

Game Of Thrones 7. Sezon / 1. Bölüm İncelemesi

Pazartesi, Temmuz 17, 2017
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 7 sezon 1. bölüm, Game Of Thrones Season 7, Game Of Thrones Yorum,
Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Aylardır beklenilen zaman geldi… Game Of Thrones’un yeni sezonu başladı nihayet can dostlar.  Ne denli mutlu olduğumu, ne kadar sevindiğimi anlatamam. Lafı uzatmadan hemen ilk bölüm incelemesine geçiyoruz.

Yeni sezon Arya ile başladı ki benim en çok merak ettiğim karakterlerden birisi yeni sezonda. Frey Hanesi’ne yaptıkları sabah sabah yüreğimin yağlarını eritti açıkçası. Bence sadece Arya’nın başarabileceği bir ustalıkla halletti koca hanedanı. Hele Walder Frey’in eşine söyledikleri…

Arya ile ilgili olarak bu bölümde güzel bir ayrıntı da Lannister askerleriyle oturduğu sahneydi. Hem sevdiğim bir şarkıcı olan Ed Sheeran’i görmüş olduk. Hem de Arya’nın geleceğe dair planları noktasında bazı sinyaller aldık. Buraya yazıyorum Arya, ilerliyen zamanlarda Kraliçe Cersei’nin canını alacak ve bunu yaparken Jamie ile ilgili bir durum olacak bence. İlerleyen günlerde göreceğiz bakalım.

Kuzey’de ise Jon’un artık meşru kral olarak saygı gördüğünü bu bölümde bir kere daha gördük. Kendi sancak beylerine karşı olan tavırları bu adamın iyi bir kral olacağını gösteriyor. Küçük leydimiz Lyanna Mormont bu bölümde de atarını  bu bölümde de atarını yaptı. Bu kızı seviyorum lakin acı bir ölümü olacak gibime geliyor. Umarım harcamazlar sevimli kızı.

Kuzey demişken Jon - Sansa ilişkisinden de biraz bahsetmek istiyorum. Sansa Stark’ın Cersei hakkında söylediği “Ondan çok şey öğrendim” sözleri beni korkutuyor. Her an her dakika bire alçaklık yapacak diye düşünüyorum Jon’a. Ki bunun Jon ile Daenerys Targaryen ile buluşmaya gittiği zamanlara rast gelmesi büyük ihtimal. Umarım böyle bir hata yapmaz.

Kral topraklarında ise Cersei yeni müttefikler peşinde. Euron Greyjoy ile bir araya geldi sinsi kraliçe. İzleyenlerin dikkatini çekti mi bilmiyorum ama Euron biraz zayıflamış sanki; daha fit bir adam olmuş. Bu ikisinin gerçekten evlendiklerini düşünemiyorum. “Yedi Westeros’u korusun!”

Sandor Clegane konusuna da değinecek olursak bu adamın içinde farklı bir şeyler var dostlar. Gerçekten bu adamın sanıldığı kadar kötü biri olduğuna inanamıyorum açıkçası. Güzel şeylerin bu adaın elinden geleceğine olan inancım tam. Bakalım bekleyip göreceğiz.

Ve son olarak da Daenerys Targaryen… Kraliçe sonunda evinde, Ejderha Kayası’nda.  Tüm güzel şeylerin habercisi olarak şöyle diyor Ejderhaların Annesi; “Artık başlayalım mı?”


Yeni sezondan beklentilerim yüksek, umarım tüm bunlar karşılanır.  Bu güne güzel başladım oldukça umarım tüm hafta böyle devam eder ve çabucak Pazartesi olur. 2. Bölüm için sabırsızlanıyorum.


74: KİTAP YORUMU : Kilit

Perşembe, Temmuz 13, 2017

M. Necati Sepetçioğlu, 9789753710008, İrfan Yayınevi, Roman, Edebiyat, Kilit, Kitap Yorumları,
Yazar: M. Necati Sepetçioğlu
Baskı Tarihi: 2005
Sayfa Sayısı: 265
ISBN: 9789753710008
Yayınevi: İrfan Yayınevi
Kitabın Türü: Roman, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Mademki insanı anlatıyoruz, öyle ise Onun mutluluğu için yazacağız; bu da, çirkinde bile var olabilen güzelliği aramak uğruna nice bir ömrü harcamak demek olacaktır. Sanat adamının çok zor olan görevi de zaten burada başlar. Hayat ile ömür arasındaki bağların oluşturduğu hem birbirinden ayrı hem içiçeleşmiş bir hürriyet bizim aradığımız mutluluğu meydana getirebilir mi?Bu soru, bize, insanın dünü, bugünü, yarını ile birlikte ölüm sonrası dünyasını da bir arada düşünmek mecburiyetini yüklüyor. İyinin, doğrunun ve güzelin uğrunda umutlanmış bir ömür, hayatı ve sonrasını gözardı edemez. O vakit de Bütünlük ve Birlik söz konusu edilecektir. Orta Asyadan Anadolu ve Rumeli topraklarımıza büyüyüp beslenmiş bir kültürün değişik halkalarında ham iken pişmiş olan bizim insanımız için bu Birlik ve Bütünlük çok önemlidir. İnsanımızın mutluluğunu istiyorsak saldırmak ve yıkmak yerine güzelliğin yapıcı yolunu seçmek zorundayız.
(Tanıtım bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Yaz nezlesi durumum halen devam ediyor… Bugün ki doktor ziyaretinden sonra dışarı çıkma durumum olmadığından kendimi bloga verdim. Yorum bekleyenler listesinde sırada M. Necati Sepetçioğlu’nun Kilit eseri var. Hemen başlıyoruz…

İçerik Yorumu

Tarihi seven bir kişi olarak tarihi romanlarında benim için yeri her zaman farklı olmuştur. Hem kendi tarihimiz hem de dünya tarihine dair romanları oldukça çok sezerim. M. Necati Sepetçioğlu’nun kitabıyla da kitaplığı karıştırırken Çikom’un kitapları arasında rastlaştık.

Son zamanlarda okuduğum güzel romanlardan bir tanesi olarak aklımın bir köşesine kaydettiğim eserlerden biri oldu Kilit. Türklerin Anadolu’ya yerleşmesi öncesindeki hazırlık dönemini anlatan eserde, özellikle Küpeli Hafız karakteri benim en çok beğendiğim kişi oldu.

Tarihi anlamda size ışık tutacak olan eser, bunu gerçekleştirirken de sizi sıkmıyor. Akıcı bir dil ve anlatıma sahip olan M. Necati Sepetçioğlu’nun bu kitapla birlikte beni kendisine bağladığını ifade etmem gerekiyor.

Sarı Hoca karakteri ve karısı arasındaki atışmalarda, birçok tarihi konuları elen romanda eksik olan güldürme öğesini kazandırmış esere. Alpaslan hakkında anlatılanların gerçeği ne kadar yansıttığı bilinmese de Malazgirt Savaşı ve Türklerin Anadolu’ya göçü hakkında bir şeyler okumak isterseniz bu eseri kesinlikle okumanız gerekiyor bence.
Sonuç olarak içerik anlamında beni tatmin eden bir eser oldu. Tavsiye edebileceğim bir kitap…

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,8

Yazım Dili Yorumu

M. Necati Sepetçioğlu’nun yazın şeklini gerçekten beğendim. Böylesi ağır bir konuyu romanlaştırmak ve tüm tarihi gerçekleri sıkmadan eser içine yedirmek kolay bir iş değil bence. Lakin Sepetçioğlu bunların hepsini başarmış ve inanın bunları yaparken sizi hiç sıkmıyor…

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,7

Yapısal Yorum

Kilit eseri İrfan Yayınları’ndan çıkan bir kitap. kapak olarak güzel bir tablo seçilmiş lakin daha da iyisi olabilir miydi diye düşünmeden de edemedim. Anladığım kadarıyla kapaktaki yaşlı kimse de Sarı Hoca karakteri… Daha farklı bir görsel kullanılsa daha güzel olabilirdi.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,6

SEÇTİĞİM SÖZLER


Bilge Kağan ne demiş; Türk milleti sen açken tokluk nedir bilmezsin ama bir kere doydun mu da açlığı hiç düşünmezsin.  (Sayfa 24)


Hangi han, töresince töremez milletini korumaz, milletin malı kapanın elinde kalırsa o hanlığın temeli yıkılır. (Sayfa 92)

73: KİTAP YORUMU : Cadı Avcısı - The Witch Hunter Serisi 1

Salı, Temmuz 11, 2017
Virginia Boecker, 9786055016678, The Witch Hunter, Onur Özkan, Yabancı Yayınları, Roman, Fantastik, Edebiyat, Gençlik, Kitap Yorumları,

Yazar: Virginia Boecker
Baskı Tarihi: Ocak 2016
Sayfa Sayısı: 400
ISBN: 9786055016678
Orijinal Adı: The Witch Hunter
Çeviri: Onur Özkan
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Fantastik, Edebiyat, Gençlik

KİTAP HAKKINDA


Tenime dağlanarak işlenmiş mühür.
XIII
Beni koruyan ve ne olduğumu gösteren mühür.
Ben On Üçüncü Yazıt’ın bir uygulayıcısıydım.
Bir cadı avcısı.
Korkulması gereken kişi bendim.

EN BÜYÜK DÜŞMANINIZ DÖVÜŞTÜĞÜNÜZ ŞEY DEĞİL, KORKTUĞUNUZ ŞEYDİR.

“İyi bir fantastik kitapta olması gereken her şey var: kılıçlar, zehir, kara büyü ve ihanet. Eğlenceli, kanınızın çekileceği, macera dolu bir ilk roman.” - April Tucholke, Derin Sularla Şeytan Arasında romanının yazarı

“Ustalıkla ve kıvrak bir zekâyla yazılmış, macera, espri ve sihir yüklü bir fantastik hikâye.” ?Beth Revis, Bir Milyon Güneş ve Evrenin Ötesi romanlarının New York Times çoksatan yazarı

*“Sinematografik anlatımın canlılığıyla, nefes kesici bir macera.” ?PW (starred review)

“Boecker çıkış romanındaki anlatım tarzıyla okurun Elizabeth’in sırlarını, endişelerini ve korkularını hissetmesini sağlayarak gerilim dolu bir hava yaratmış… Macera dolu bu kitapta kılıçlar çarpışıyor, canavarlarla savaşılıyor, kara büyü kullanılıyor ve ihanet kol geziyor… Maceranın yanı sıra arkadaşlık ve aşkın da yer aldığı bu hikâye genç edebiyatı fantastik okurlarının nefesini kesecek.” -School Library Journal

“Boecker’in yarattığı alternatif on altıncı yüzyılda büyülü dünya kadar karakterler de ilgi çekici… Karmaşık fantastik öğelerin arasına serpiştirilmiş arkadaşlık ve aşk kırıntıları, gizemli, macera ve sihir dolu bir hikâye sözü veriyor.” -Booklist

“Elizabeth güçlü yan karakterlerle desteklenmiş, etkileyici bir kahraman. Oldukça başarılı bir çıkış romanı. Elizabeth’in gelecek maceralarının da aynı derecede heyecan verici olacağına hiç şüphe yok.” –VOYA

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Yaz nezlesi ile uğraştığım şu saatlerde nedense uzun süredir beklettiğim Cadı Avcısı kitabını yorumlamak geldi içimden… Sanırım kitap okuyamıyor oluşumunda bunda etkisi var. Evet kısa bir aradan sonra Cadı Avcısı, bendeni ve selpağım karşınızdayız… Lafı daha fazla uzatmadan hemen yoruma geçiyorum.

İçerik Yorumu

Virginia Boecker’in bildiğim kadarıyla ilk kitabı Cadı Avcısı… Yazar kitabı yazmadan önceki 4 yılını Londra da geçirmiş; Ortaçağ İngiltere’si hakkında çalışmalar yapmış.

Fantastik bir edebiyat ürünü olan Cadı Avcısı kitabını ben ikinci el olarak aldım ki yine Uzun’un bana yaptığı kıyaklardan bir tanesidir bu. Kitabı okumayan pek kalmasa da spoiler vermeden anlatmaya çalışacak olursam; konular5ın tahmin edilebilir bir seyirde işlediğini belirtmem gerekiyor.

Cadı Avcısı olarak yetiştirilen bir kızın başından geçenleri okurken aslında tüm mücadelesini yanlış tarafta verdiğini öğreniyor ve netice de tahmin edilebilir olaylar dizisi ile birlikte savaşın ilk adımları atılıyor.

Kitap başlı başına düşünüldüğünde aslında o kadar iyi bir kitap değildi bana göre. Lakin bir serinin ilk kitabı olarak bakıldığında olumlu bir nota sahip olabilir. Kurucunun Kızı’nda olduğu gibi yine bir Yabancı Yayınları kitabı için aklımda soru işaretleri kaldı. Nedendir bilmiyorum istediğimi pek alamadım. Lakin Kral Katili’ni de kısa zaman içerisinde okumayı planlıyorum.

Sonuç olarak az önce de dediğim gibi tahmin edilebilir bir seyirde devam eden ve daha çok gençlere hitap edecek bir kurguya sahip bir Cadı Avcısı… Benim gibi Fantastik Edebiyata meraklı ve sağlam bir hikayeye aç olanları doyuracak nitelikte olmadığını belirtmem gerekiyor ne yazık ki…

Her şeye rağmen seriye devam edeceğimi belirteyim… Ben The 100’e şans vermiş adamım,  Virginia Boecker daha fazlasını hak ediyor kesinlikle…

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,6

Yazım Dili Yorumu

Hem yazarın yazma şekli hem de çevirilmiş metinde okumayı kolaylaştıran bir ahenk var. Bu anlamda bu kategoride başarılı bir kitap olarak hafızama yer edindi açıkçası.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,7

Yapısal Yorum

Dediğim gibi kitabı ikinci el olarak aldım ve bu nedenle dışında bulunması gereken şeffaf kabı yoktu. Bendeki biraz yıpranmış olsa da Yabancı Yayınları’nın “bendeki” içerik anlamındaki eksi notları her zaman dizayn ve baskı kalitesi ile nötürlendiğini belirtmek isterim.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Oldukça zor. Ama imkansız değil.  (Sayfa 162)


En büyük düşmanımız dövüştüğümüş şey değil, korktuğumuz şeydir.  (Sayfa 175)

Haziran 2017'nin ardından

Salı, Temmuz 04, 2017
Estikçe, Aylık Rapor,
Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Haziran ayı geride kalalı kısa bir zaman olmuşken artık geciken raporumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Henüz kitap yorumlarımı sizlere aktaramasam da en azından neler okuduğumu söylebilirim sanırım.  

NELER OKUDUM?

Kargaların Ziyafeti - Kısım I

Aslında sezon başlamadan hemen önce kitapları bitirmek gibi bir niyetim vardı lakin bunu başaramayacağım sanırım. Lakin kitapların diziden de harika olduğunu bir kere daha belirtmem de fayda olduğu kanısındayım.

Metal Fırtına 2 – Kurtuluş

Seriye Burak Turna’nın yazdığı kısım ile devam ediyorum. Kitabı ikinci el olarak aldım. Beğenip beğenmediğim konusunda biraz kararsızım. Detaylı incelemem de bu konuda daha rahat konuşabiliriz sanırım.

The 100 – İsyan

Birilerinin bana bu kitabın neden yazıldığını açıklaması lazım. Gerçekten okurken sıkıntı çekiyorum ama içimde hep “Güzel bir son olacak” umudu var. Bu nedenle seriyi yarım bırakmak niyetinde değilim.

Harry Potter ve Felsefe Taşı

Haryy ile tanışmamızın 20. yıldönümü adına seriye yeniden başladım. İlk okuduğumda seriyi arkadaşımdan ödünç alarak okumuştum. Yeni kapakları ile basılan seriyi de bu şekilde arşivime katmış oldum.

NELER İZLEDİM?

Agents of Shield’ı izlemeye devam… Onun dışında bir şey izlediğim yok açıkçası. Bu anlamda kısır bir aydı.


Bu Ay Okuduğum Kitap Sayısı: 4
En uzun eser: Kargaların Ziyafeti – Kısım I (503)
En kısa eser: Metal Fırtına 2 – Kurtuluş (224)
Toplam Okunan Sayfa Sayısı: 1291 Sayfa
Genel Toplam Sayfa 2017: 7664 Sayfa
Günlük Ortalama Okunan Sayfa Sayısı: 44 Sayfa (Yaklaşık)
En Beğendiğim Eser: Harry Potter ve Felsefe Taşı


72: KİTAP YORUMU : Şimdi Biz Neyiz?

Salı, Temmuz 04, 2017

Pucca, Pucca Günlük, Şimdi biz neyiz, Dex, Roman, Edebiyat
Yazar: PuCCa
Baskı Tarihi: Şubat 2017
Sayfa Sayısı: 244
ISBN: 9786050940916
Yayınevi: DEX
Kitabın Türü: Roman, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Pucca Günlük Devam Ediyor…

Blogger'ların atası,
Monçiçi bakışlı,
Zalim stalker,
Fake evliya pucca sunar!

Bir blog yazıp hayatı değişen, hatta o hayattan bir de film yapılan, geçmişinden kaçarken bile yine ona sığınan PuCCa, çok acı çekti, inanılmaz eğlendi, hep yanlış kişilere âşık oldu, çok çalıştı, bazen aç uyudu, böbreğini satmayı bile düşündü, gün geldi hayvanlar gibi para saçtı, inanılmaz güzel dedikodu yaptı, kaymak gibi işin içinden sıyrıldı, sürekli burnunu boka batırdı, çok gezdi, çok sarhoş oldu, tek gözü kör bir köpeği evlat edindi, hayal ettiği eve taşındı sonra pişman oldu, çok kınadı ve hepsini tek tek yaşadı.

Şimdi de, neredeyse hiç ama hiç tanımadığı ama bütün acılarını ezbere bildiği bir adamla evlenecek... Ve sonunda ilk kez mutlu sona ulaşacak... mı acaba?

“O kadar hızlı gidiyorduk ki, çarpacağım duvarı bile kaçırmışım.”

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

PuCCa’nın son eserini okuyalı 1 aydan fazla zaman olsa da yazmak bu zamana kısmetmiş. Bu aralar yazma konusunda pek iyi değilim. Daha önce de söylemiştim. Lafı uzatmadan hemen yorumlamaya geçiyorum.

İçerik Yorumu

PuCCa’yı daha önce okuyanlarınız varsa onun daha çok “Genç kızlar” diye hitap edeceğimiz gruba yönelik bir yazar olduğunu biliyorsunuzdur. Bu tespiti kendim yapmış olsam da kendim inanmadığımı da belirtmek isterim. (Yazar kendiyle çelişir.)

İçerik anlamında yine geride kalan 5 kitap gibi sizleri zaman zaman güldürecek, zaman zaman hüzünlendirecek konulara parmak basmış PuCCa. Bu özelliği aslında yazarın en beğendiğim kısmı. Beni en çok etkileyen kısımları yine annesiyle olan ilişkilerini anlattığı bölümlerdi.

Genel anlamda “Biz Şimdi Neyiz?” kitabını beğenmiş olsam da nedendir bilinmez geride kalan kitaplar kadar zevk almadığımı belirtmem lazım. Serinin geride kalan kitapları daha bir içtendi sanki en azından ben öyle hissettim diyebilirim.

Sonuç olarak her şeye rağmen benim adıma güzel bir okumaydı. Daha öncekieserlerini okumuşsanız bunu da okuyun derim kesinlikle.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,7

Yazım Dili Yorumu

PuCCa’nın yazım şeklini seviyorum. Sanki iki arkadaş dertleşiyor gibi yazıyor. Kendisi de edebi bir eser yazar gibi yazmadığını sadece günlük tuttuğunu söylüyor.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,6

Yapısal Yorum

Yine Dex Plus’dan çıktı PuCCa’nın  kitabı. Nedendir bilmem ama bence PuCCa ve DEX  iyi bir ekip olmuşlar. Klasikleşen kapak tasarımı korunmuş durumda. Genel anlamda da yapısal olarak herhangi bir sıkıntı gözüme çarpmadı açıkcası.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


İnternet insanları aptallaştırıyor, basın insanları aptallaştırıyor, televizyon öyle... Bence senin aptallaşasın varmış, ottan boktan mal oluyorsun...  (Sayfa 135)

Ayrılırsak seninde yıldızlarında ağzına sıçarım  (Sayfa 146)


Aşk kötü birşey, aşk acıtıyor. Yaşarken haz aldığın ne varsa, bittiğinde götünden fitil fitil çıkıyor.  (Sayfa 178)

71: KİTAP YORUMU : Kayıp Hikayenin İzinde - Dörtlerin İmzası

Pazar, Temmuz 02, 2017
Kayıp Hikayenin İzinde, Dörtlerin İmzası, Arthur Conan Doyle, Sherlock Holmes, Martı Kitapevi, A101,
Yazar: Arthur Conan Doyle
Baskı Tarihi: Mayıs 2013
Sayfa Sayısı: 196
ISBN: 9786053481287
Orijinal Adı: The Sign Of Four
Çeviri: Cumhur Mısırlıoğlu
Yayınevi: Martı Kitabevi
Kitabın Türü: Hikaye (Öykü), Polisiye, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA

Dünyaca ünlü hayali dedektifin heyecan dolu yeni macerası, bu kez babası esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolan Mary Morstan'ın açıklanması güç öyküsünü çözmesi için Sherlock Holmes'dan yardım istemesiyle başlar. Akıllara durgunluk veren olay örgüsünün derinlerine indikçe hırsın ve entrikanın yol açtığı bir cinayetle karşı karşıya kalan Sherlock Holmes ve yardımcısı Doktor Watson, kendilerini büyük bir hazinenin etrafında düğümlenen gizemli bir olayın içinde bulurlar...

En ufak detayı bile gözden kaçırmadan sonuca ulaşmaya çalışan Holmes, kıvrak zekâsıyla okurlarını bir kez daha şaşırtarakyeni bir başarıya adını yazıyor.

Her biri ayrı bir maceradan oluşan 4 kitaplık serinin "ikinci" romanı Dörtlerin İmzası, Sherlock Holmes hayranlarını merakın hiç eksik olmadığı yeni bir heyecana davet ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU

Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Ramazan ayında hiçbir yayın yapmadığımın farkındayım ve bunun için herkesten özür diliyorum. Ramazan Ayı nedense bana iyi gelmedi. Yorumlanmayı bekleyen yaklaşık 10 kitap var. Lafı uzatmadan hemen kolları sıvamanın zamanı geldi de geçti bile.

Bu gün yine bir Sherlock Holmes kitabıyla karşınızdayım. Okumaktan her zaman zevk aldığım bir seri olmuştur Sherlock Holmes bunu artık sizlerde biliyorsunuz.  A101 kampanyasından aldığım Sherlock serisinin ikinci kitabı Kayıp Hikayenin İzinde yorumu sizlerle…

İçerik Yorumu

Yukarda da belirttiğim gibi kitabı A101 kampanyasından aldım.  Daha önceki alışveriş yazımda sizlere serinin 3 kitabını bulabildiğimi söylemiştim. Sonrasında sizlerin Çömez diye bildiğiniz arkadaşım da 3. kitap olan “Dehanın Esrarengiz Yüzü”nü de edindim.  (Kendi bundan pek hoşlanmamış olsa bile :D )

Lafı uzatmadan kitaba geçecek olursak; yine güzel bir Sherlock hikayesiyle karşınızdayım. Kayıp Hikayenin İzinde oldukça heyecanlı ve akıcı bir kitaptı diğer Sherlock Holmes kiştapları gibi. Özellikle bu türü seviyorsanız kesinlikle okumanız gereken bir kitap diyebilirim. Kendisinden en beğendiğim Sherlock kitaplarından biri olarak bahsetsem sanırım yanlış olmaz.

Dörtlerin İmzası alt başlığı ile yayınlanan kitapta bir hazineden ve sonrasında bu hazinenin peşine düşen ortaklardan bahsedilmekte. Sherlock her zaman olduğu gibi yine olayları keskin zekasıyla çözerken, sizlere keyiflice kitabı okumak kalıyor.  Benim oldukça beğendiğim ve okuduğum için mutlu olduğum eserlerden birisi oldu Kayıp Hikayenin İzinde kitabı.

İçerik anlamında şu karşılaştırmayı da yapmakta bir sakınca bulmuyorum; elimde daha önceden bulunan Sherlock Holmes serisine nazaran almış olduğum bu yeni seride ki hikayeleri daha çok sevdim. Bunun başlıca nedeni hikayelerin ardındaki olayların ayrıntılı anlatışları ve olayların tarihsel gelişimini net bir şekilde görebiliyor olmak. Bu durum beni memnun ediyor açıkçası.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,9

Yazım Dili Yorumu

Sir Arthur Conan Doyle’un yazımı hakkındaki fikirlerimi birçok defa ifade ettim sizlere. Daha fazla konuşmaya bence gerek yok.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,8

Yapısal Yorum

Martı kalitesine uygun bir kitaptı. Ufak tefek yazım hatalarını göz ardı ederek bunu söylediğimi de belirteyim.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,8

SEÇTİĞİM SÖZLER

Kötü zevk insanın başına bela açar (Sayfa 52)


Büyük insan ne kadar küçük olduğunun farkında olan insandır (Sayfa 98)

Mayıs 2017'nin Ardından

Cumartesi, Haziran 03, 2017
Aylık Rapor, Estikçe,
Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Mayıs ayı benim için oldukça güzel geçti. Umarım sizin için de aynı olmuştur. Her ne kadar yorumları girmemiş olsam da 7 kitap okudum. Bunlardan sadece “Seni Seviyorum Deme Evlen Benimle” kitabını ve “Sır Perdesi Aralanıyor” kitabını sizlerle paylaşabildim. Hemen ayrıntılara geçiyorum;

NELER OKUDUM?

Seni seviyorum Deme Evlen Benimle

Mavim ile birlikte okuduğumuz bir kitaptı. Bütün olarak çok fazla beğendiğim bir kitap olmasa da bölüm bölüm güzel bir kitaptı. Yorumda da bahsettiğim gibi altını çizdiğim cümleler bütünden çok daha güzeldi benim için.

Sır Perdesi Aralanıyor

Sherlock Holmes diyip konuyu kapatmak istiyorum. Her satırını yüzümdeki mutluluk ifadesi ile okudum.

Kayıp Hikayenin İzinde

Bakınız üst başlık.

Biz Şimdi Neyiz

PuCCa ile uzun bir aradan sonra yollarımız yeniden kesişti. Biraz zorlama tadı alsam da, önceki kitapları daha çok beğenmiş olsam da, yine de güzel bir kitaptı. Henüz okumadıysanız tavsiye ederim

Cadı Avcısı

Bu ay en fazla beklenti içerisine girdiğim kitaptı. Lakin istediğimi tam olarak alamadım. Ayrıntılı incelemem de sebeplerini anlatırım.

Kilit

Uzun süredir tarihi roman okumamıştım. Güzel vakit geçirdim diyebilirim. Tarih bilgime yenilerinin dahil olması da beni ayrıca memnun etti.

Dehanın Esrarengiz Yüzü

Sherlock Holmes’ta zirveye vardım bu ay evet.. Bu ay içerisinde okuduğum üçüncü Sherlock Holmes kitabıydı ama hiç sıkılmadım gerçekten.

NELER İZLEDİM?

Bu ay öyle çok fazla film izlemedim. Sadece Ata Demirer’in “Berlin Kaplanı” filmini izledim. Kısa zaman sonra ayrıntılı incelemesini paylaşacağım.

Dizi noktasında ise ciddi sıkıntı çekiyorum. Agents of Shield’ı izlemeye devam ediyorum. Yeni tekliflere açığım bu konuda yardımcı olursanız sevinirim.


Bu Ay Okuduğum Kitap Sayısı: 7
En uzun eser: Cadı Avcısı (400)
En kısa eser: Sır Perdesi Aralanıyor – Kayıp Hikayenin İzinde (192)
Toplam Okunan Sayfa Sayısı: 1775 Sayfa
Genel Toplam Sayfa 2017: 6373
Günlük Ortalama Okunan Sayfa Sayısı: 58 Sayfa (Yaklaşık)
En Beğendiğim Eser: Kilit


Blog Partisi

Perşembe, Haziran 01, 2017

Estikçe, Blog Partisi

Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Gecikmiş bir yazı ile karşınızdayım yine. Annesi’nin Prensesi Blogu’nda geçtiğimiz günlerde gerçekleşen Blog Partisi etkiliğinden haberdarsınızdır. Güzel katılımlı geçen bir etkinlikti. Herkes cevaplarını çoktan yayınlasa da ben anca yayınlayabiliyiroum. Herkesten özür dileyerek hemen ayrıntılara geçmek istiyorum.

3’er kişilik 9 grubun oluştuğu Blog Partisi etkiliğinde 5. Grup’a düştüm. Ve bu grupta benimle yer alan Kerem Esena ve Umman Aslan’ın sorularını yanıtlayacağım şimdi sizler için;

İlk soru Kerem Esena’nın sorusu; “Herkesin hayatında insanı etkileyen, düşüncelerine yön veren bir şeyler olmuştur. Seni bugünkü sen yapan şeyler nelerdir? Bu hayatında yaşadığın bir anı, izlediğin bir film ya da okuduğun bir cümle dahi olabilir.”

Aslına bakarsanız ben öyle bir filmden, bir sözden pek de etkilenen bir  ama olmadım hiçbir zaman. Lakin bir kitap benim için oldukça önemliydi. Üniversite yıllarında okuduğum kitabımın adı “Rüzgarı Dizginleyen Çocuk”. William Kamkawamba isimli ve aynı gün doğduğum yazar kendi hikayesini anlatıyordu bu kitapta. Okumayan arkadaşlarımı düşünerek spoiler vermemek adına fazlaca ayrıntıya girmiyorum lakin henüz okumadıysanız kesinlikle tavsiye ederim.

İkinci soru ise Umman Aslan’ın, “Hayatta hatırlayınca kendinizle gurur duyduğunuz en güzel ameliniz ne diye sorulsa hangi amelinizi söylersiniz?” sorusu.

Aslında bu soruya nasıl yanıt verileceğini bilemiyorum ama bu tip konu her açıldığında bu hayatta iyi ki yapmışım dedim bir hareket var. Her zaman bunun gururunu yaşadığım bir şey. O da üniversite yıllarımızda arkadaşlarımla beraber çocuk esirgeme kurumuna yaptığımız ziyarettir. Çocukların mutlulukları görülmeye değerdi gerçekten. Gerekli izinlerin alınması ile çocukları bir günlüğüne dışarı çıkarmıştık yurttan. Otobüsteki onca boş yere rağmen çocukların hala inatla kucağımda oturmak istemesini ve bunun için birbiriyle tartışmalarını hatırladıkça kötü olurum. Onların sevgiye olan açlıkları geçekten çok fazla. Adını ne yazık ki unuttuğum lakin sözlerini asla unutamadığım küçük bir kız vardı; “Amca beni babammış gibi sever misin?” Bu hayatta ki yaptığım en güzel amelim o küçük meleğin saçlarını okşamaktı.


İşte böyle…




22. İzmir Kitap Fuarı

Salı, Mayıs 30, 2017
Cahil Okur’dan herkese merhabalar.



İzmir Kitap Fuarı geçeli bir hayli zaman oldu. Yazı baya bir gecikti elbette. Hem de baya bir gecikti ama buna da şükür : ) Neyse goy goy yapmayı kenara bırakıp hemen anlatmaya başlıyorum.

Fuara gidip gidemeyeceğim oldukça belirsizdi çünkü başımda askerlikle alakalı bir sorun vardı. 1 ay öncesinden Uzun ve Çömez ile anlaşmış olsak da, “Askerlik Yoklaması” ile alakalı bir sıkıntı yaşadığım için durum belirsizliğini son ana kadar korudu. Neyse ki son anda işler yoluna girdi ve fuar için sabah 5:45’te trenle Soma’dan yola çıkabildik. 


Fuar alanına gidene kadar ne yazık ki erken saatte geldiğimizin farkına varamadık elbette. Saat 09:30 civarı alandaydık ve maalesef 11:00’e kadar alanda kapıların açılmasını bekledik. Kuyrukta sıranın bize gelmesi ile sonunda alana giriş yapabildik.

İlk durağımız sahafların olduğu koridor oldu. Elbette ki nedeni Çömez için aradığımız Stephen King kitaplarıydı. Ne yazık ki istediğimiz kalitede kitapları bulamayınca, yayın evlerinin bulunduğu alana geçerek gezmeye başladık.

Alanda yaklaşık olarak 3 saat kadar dolaştık. Farklı yayın evlerine gittik, kitapları inceledik, indirimleri inceledik. Alış veriş yaptık. Lakin en güzel tarafı son anda gerçekleşti diyebilirim. Artık her şeyin sona ermesi ile ve tren saatimizin yaklaşması sebebiyle çıkmayı düşünürken, Çömez; “Bak senin kitap burada” dedi. “Neymiş o?” falan derken bir anda çocukluğumda okuduğum ilk kitap olan “Bilgisayara giren tırtıl”ı gördüm.  


Tabi bu kadarla da kalmadı güzellikler, Hidayet Karakuş hocamda ordaydı ve imza veriyordu. Kendisiyle kısa bir sohbet ettik ve durumu anlattım. Sağ olsun benim için kitabı imzaladı. Biraz sohbet ettik fotoğraf çekildik. Gerçekten fuarın en güzel tarafı buydu benim için.



Sonuç olarak güzel bir fuarı geride bıraktık. Seneye neler olur hiç bilmiyorum ama kesinlikle 23. Kitap Fuarı’nda da orada olacağım. Belki de bu sefer Mavi'm de bize katılır.

Neler Aldım?


Yerdeniz Büyücüsü Serisi
Bilgisayara Giren Tırtıl




Çömez ile girdiğim yarış

Pazartesi, Mayıs 29, 2017
Estikçe, Çömez, Kitap okuma yarışı, J R R Tolkien, Yüzüklerin Efendisi, Stephen King,


Cahil Okur’dan herkese selamlar…
  
Bu gün Çömez ile girdiğimiz bir kitap okuma yarışından bahsetmek için karşınızdayım. Yaklaşık olarak 3 ay kadar önce bu yarışa girmeyi planlamıştık ve başlamıştık da yarışa ama kurallar noktasında ki belirsizlikler nedeniyle bu güne kadar aksadı yazıyı yazmak ve konuyu sizlere duyurmak.

Yukarıda da söylediğim gibi bir kitap okuma yarışı yapıyoruz Çömez ile birlikte. Lakin he yarış gibi bu yarışında bazı kuralları var. İşte o kurallardan bazıları…

1-     Çömez’in okuduğu her 1 sayfaya karşılık benim 3 sayfa okumam gerekiyor. Yani yıl sonunda yarışı kazanmam için Çömez’in okuduğu sayfa sayısından 1 fazla okumalıyım.
2-      Sonraki kuralımız ise kitapların nitelikleri ile alakalı… Çizgi roman, şiir, tiyatro eseri gibi okunması basit kitapları okumaya bir sınırlama getirdik. Bu sınırlamaya göre; yıl sonunda bahsettiğim türdeki kitapların sayısı benim okuduğum kitapların yüzde 25’ini geçemeyecek, Çömez’in ise yüzde 20’den fazla bu kitaplardan okuması yasak. Aksi takdirde bu tip kitaplardan en fazla sayfa sahip olan kitap toplam okuma sayfasından düşülecek.
3-      2. Madde de geçen kitapların yanı sıra sayfa sayısı 150’den az olan tüm kitaplarda gene bu sınırlamaya dahil edildi.
4-      İkimizde birbirimizin okuduğu kitaplardan haberdar olacağız. Ki bunun için bir çizelge ve tablo oluşturdum. İkimizde birbirinin kitaplarını takip ediyoruz.

Ekstra bir değişiklik olmazsa şimdilik kurallarımız bu kadar… Peki her yarışın bir ödülü olur bu yarışın ödülü ise Tolkien’in ölümsüz eseri Yüzüklerin Efendisi’nin tek ciltlik özel baskısı.  Anlayacağınız bu yarışı kesinlikle kazanmam gerekiyor. Aslında ödül için ikimizin de farklı düşünceleri vardı ancak Çömez, Stephen King’in özel imzalı kitabını isteyince, ki kendisi bin 500 lira civarında, bu kitapta karar kıldık.

Gelelim yarıştaki son duruma; şu anda bendeniz 6 bin 173 sayfa okumuş bulunmaktayım. Çömez ise 2 bin 142 sayfa. Lakin onun okuduğu sayfalar 3 ile çarpıldığı için 6 bin 426 sayfa yapıyor ve 253 sayfa önüme geçmiş durumda. Lakin daha önümüzde 7 aylık bir süreç var. Kendime olan güvenim, ben bu işi kesinlikle başaracağım.


Ara ara size yarışımızdan haberdar edeceğim. Sizin de dostlarınızla girdiğiniz bu tür yarışlar var mı? Benimle paylaşırsanız mutlu olurum. 

Çekiliş Sona Erdi

Pazartesi, Mayıs 29, 2017
Estikçe, çekiliş, çekiliş sonuçları, kitap çekilişi,
Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Uzun süren çekilişimiz sonunda neticelendi. Öncelikle değer verip çekilişe katılan tüm arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ederim. Elbette tüm çekilişler gibi bununda sadece bir kazanını var. Lafı hiç uzatmadan hemen kazananı açıklamak istiyorum ben.

Asil talihlimiz 24 numarayla Rabia Nihal oldu.

Yedek talihli ise 15 numarayla Elif Karakoç

24 Saat içinde Rabia Nihal’in adres bilgileri ve seçtiği kitabı bildiren bir mesaj ile facebook sayfam üzerinden benimle iletişime geçmesini bekliyorum. Aksi takdirde hak Elif Karakoç’a geçecektir.


Talihli takipçim 61. kitap yorumu ile 70. kitap yorumu arasındaki kitaplardan istediğini seçme hakkına sahip. 

70: KİTAP YORUMU : Sır Perdesi Aralanıyor - Kızıl Dosya

Pazar, Mayıs 28, 2017
Kitap Yorumları, Arthur Conan Doyle, Sherlock Holmes, Sır perdesi aralanıyor, Kızıl dosya, A Study in Scarlet, Sakıp Murat Yalçın, Martı Kitapevi, Hikaye (Öykü), Polisiye, Edebiyat

Yazar: Arthur Conan Doyle
Baskı Tarihi: Şubat 2013
Sayfa Sayısı: 192
ISBN: 9786053480808
Orijinal Adı: A Study in Scarlet
Çeviri: Sakıp Murat Yalçın
Yayınevi: Martı Kitabevi
Kitabın Türü: Hikaye (Öykü), Polisiye, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Dünyanın En Ünlü Hayali Dedektifi Sherlock Holmes'un Okurla Tanıştığı İlk Roman!

En olağan suç genellikle en gizemli olandır.
-Sherlock Holmes-

Keskin zekâsı, kendine özgü yöntemleri ve dikkatleri üzerine çeken karizmasıyla unutulmaz kahramanlar listesinde sağlam bir yer edinen ünlü dedektif Sherlock Holmes'un hem okurla hem de en yakın arkadaşı Dr. Watson'la ilk tanıştığı roman oluşu, bu kitabı ayrıcalıklı kılıyor.

Yayınevimiz tarafından yayımlanan, 5 kitap ve toplam 56 hikâyenin yer aldığı seri dışında; her birinde ayrı bir maceranın anlatıldığı 4 kitaplık yeni serinin "ilk" romanı Kızıl Dosya'yı polisiye severlerin beğenisine sunuyoruz.

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Sherlock Holmes serisini yine Martı Yayınları’ndan çıkan başka bir seri ile okumuştum. A101’den kapmayalı satışı görünce dayanamayıp almıştım ki konuyla ilgili yazı burada… Lafı uzatmadan hemen yoruma geçiyorum.

İçerik Yorumu

Sir Arthur Conan Doyle’un ölümsüz eseri Sherlock Holmes’un önceki versiyonlara nazaran tek bir hikayesinin yer aldığı Sır Perdesi Aralanıyor / Kızıl Dosya kitabı bana daha doyurucu geldi.  Olayın tüm ayrıntılarını net bir şekilde okuduğum ve gerçekten zevk aldığım bir kitap oldu.

Serinin ilk kitabı olması hasebiyle Sherlock ve Doktor Watson’ın tanışmalarının da konu alınması güzel olmuş. Lakin bu durum aklıma şöyle bir fikir getirdi ki; olayların oluş zamanları Sherlock’un gençlik zamanlarına denk geliyor.

Anlatmaya çalıştığım Martı’nın bir önceki Sherlock Holmes serisindeki Sherlock ile mevcut okuduğum Sherlock Holmes serisindeki Sherlock arasında hissettiğim şudur ki 20 – 25 yaş arasında bir fark mevcut.

Konuya dönecek olursak Sherlock Holmes’un olaylara bakış açısına bir kez daha hayran kaldım. Spoiler vermek istemiyorum ama Sherlock’un yardımcıları olan sokak çocukları ile tanışmakta ayrıca güzel oldu.

Farklı bir şeyler okumak ve bakış açınızı genişletecek bir kitap okumak isterseniz tavsiyem kesinlikle Sherlock Holmes olur.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,9

Yazım Dili Yorumu

Sir Arthur Conan Doyle’un yazımını oldukça beğeniyorum ve severek okuyorum. Çeviri sahibi Sakıp Murat Yalçın’ın da bu noktada hakkını teslim etmek lazım.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,8

Yapısal Yorum

Martı kalitesi fiyata rağmen bu kitapta da görünmekte. Tasarımda kullanılan Benedict Cumberbatch’in bir satış stratejisi olduğu aşikar lakin benim tercihim kesinlikle Robert Downey Jr. olurdu.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Dahiliğin acı çekmeye sınırsız dayanıklılık olduğunu söylüyorlar  (Sayfa 49)

Hayal gücü olmasa korku da olmazdı.  (Sayfa 66)

Bu dünyada ne yaptığın hiç önemli değil. Önemli olan insanları ne yaptığına inandırman. (Sayfa 187)


İnsanlar arkamdan konuşadursun, ben evimde sandığımdaki parayı izleyerek kendimi alkışlıyorum. (Sayfa 192)

3 Kitap Alış-verişi: A 101 Time!

Cumartesi, Mayıs 27, 2017
Estikçe, Kitap alış-verişi, A101, Sherlock Holmes, Sir Arthur Conan Doyle,
Ramazan Ayı’nın ilk gününde Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Kitap alış verişi yazılarını sıkça yazmadığımı biliyorsunuz. Aslında bu furyaya katılmayı sevmiyorum ama severek takip ettiğim birçok blogger arkadaşım gibi bende yazayım istedim ve 2 seneyi geride bırakmamıza rağmen henüz daha 3. alış veriş yazısını sizlerle buluşturmuş durumdayım.

Lafı uzatmanın manası yok hemen asıl konuya geçelim… A101 kampanyalarını ne kadar takip ediyorsunuz bilmiyorum.  Bu konuda ev hanımı olanların daha bilgili olduğuna eminim tabi. Bende arada sırada, genellikle takip ettiğim facebook sayfalarında yazılanları gördükçe A101 kampanyalarından haberdar olan bir adamım

Sondan bir önceki kampanyalarında Sir Arthur Conan Doyle’un ölüm eseri Sherlock Holmes kitaplarını 3.90 gibi çok komik bir rakama satışa sundular. Tabi cahil Okur durur mu? Elbette ki hayır. Hemen gidip kitapları aldım.

Lakin bir aksilik vardı ki; 3. kitap olan “Dehanın Esrarengiz Yüzü”nü bir çok mağazada aramama rağmen bulamadım. Arayışlar devam ederken Çömez kitabı buldu ve aldı. Benim gibi bir Sherlock hayranının değil de onun kitabı bulmuş olması elbette ki beni durdurmadı. Kendisinden kitabı cebren ve hile ele almış bulunmaktayım.

Bu şekilde de 4 kitap şu an elimde bulunuyor. Kendisinin Stephen King hayranı olduğunu burada birçok kez ifade ettim. Şimdi buradan net bir mesaj göndermek istiyorum kendisine sizlerin aracılığıyla; “Kardeşim kitap için teşekkürler :D Geri verir miyim okumaya bile inan bilemiyorum şu an…”


Bu arada kitapların şu an ki satış fiyatları toplamı 40,3 TL, benim ödediğim tutar ise 15,6. Umarım sizlerde bu kitaplara ulaşabilmişsinizdir. 

69: KİTAP YORUMU : Bana Seni Seviyorum Deme Evlen Benimle

Salı, Mayıs 23, 2017
Kitap Yorumları,  Miraç Çağrı Aktaş, Olimpos Yayınları, Roman, Aşk, Edebiyat

Yazar: Miraç Çağrı Aktaş
Baskı Tarihi: Şubat 2016
Sayfa Sayısı: 208
ISBN: 9786059176804
Yayınevi: Olimpos Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Aşk, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Erkek "Seviyorum" der, adam sevdiği kadının tuzlu kahvesini içer. Hayatta birçok kez haksızlığa uğrarız. Lakin öldüreceğini sandığımız hiçbir acıda yılmayız... Herkesin bir hikâyesi vardı. Kimi dile getirmedi acıyan yanlarını. Oturup kâğıda döktü acılarını. Kimi yalnızca sustu, içine ata ata doldu taştı... Yine de tek kelime edemedi. Hayat kimine sevebileceği nice kalpler sundu, kimse sevemedi. Elbet benim de dile getiremediğim acılarım var. Anlatmak istesem, anlatılmaz... Zaten bazı acılar dile getirilemez. Getirilmek istense de kelimeler yetmez... Dilinden seni seviyorum eksik olmayan insanlar zaten sevemez. Aşk hissettirmektir, emektir, bunu kimse bilmez. Dil "seviyorum" dese de, her yürek sevemez.

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese selamlar… Bu gün sırada bekleyen yeni kitap yorumu ile karşınızdayım. Mavi’m ile ortaklaşa okuduğumuz bir kitap ile karşınızdayım yine. Miraç Çağrı Aktaş’ın “Bana Seni Seviyorum Deme Evlen Benimle” kitabıyla…

Bu arada yorum yazarken arkamda heyecanla bekleyen Mavime de buradan tekrar söylemek istiyorum ki ; “O tuzlu kahveyi ben zevkle içerim”… 

İçerik Yorumu


Bana Seni Seviyorum Deme Evlen Benimle kitabında nedense bir şeylerin eksik olduğu hissine kapıldım. Her şey yolunda giderken bir anda her şey ters düz oluyor. Bunu anlamlandıramasam da, kitabın satır aralarında kalan ve altını bolca çizdiğim sözcükler aslında konudan daha önemli bir hal aldı.

Anladığım kadarıyla yazarın fanları da kendisini de bu doğru tespitleri nedeniyle takip etmekte. Yazar hakkında internetteki birkaç küçük araştırma ciddi bir takipçisi olduğunu gördüğümü de belirtmem lazım.

Bu kitabın içerisinde Mavi’m ile birbirimize tuttuğumuz notlar ise her şeyden önemliydi benim için. Anlayacağınız aşk ile okuduğum bir eser oldu. İçerisinde birçok mesajda alındı (Mavi’min altını çizdiği sözler bana birer mesaj niteliğindeydi.)

Yoruma geri dönecek olursak; olay örgüsü bir Türk Filmi’ni aratmayacak nitelikteydi. O kadar beğendiğimi söyleyemem ama dediğim gibi önemli olan, olaylar yaşanırken arada ettiği nokta vuruşa sahip cümlelerdi.

Okunması gerken bir eser olarak nitelendiremesem de okuduğunuzda zevk alacağınız bir eser.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,6

Yazım Dili Yorumu

Miraç Çağrı Aktaş sade ve yalın bir dille yazıyor. Bu da okumanızı gerçekten kolaylaştırıyor ki bence artı bir özellik. Kafa dağıtmak için okunabilecek yazarlardan listesine girmiş durumda şu anda.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,7

Yapısal Yorum

Olimpos’tan çıkan eserde bu tip kitaplarda sıkça rastladığım resimlerden uzak kalınması güzel olmuş. Bern tasarımı ve yapısal özelliklerini beğendim.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,6

SEÇTİĞİM SÖZLER


Her yağmurlu akşamın güneşli bir sabahı, her güneşli sabahın da yağmurlu bir akşamı var. Bu yüzden mühim olan tek şey, yol arkadaşın...  (Sayfa 8)

Belki aşk ikiye ayrılırdı. Biri gerçekten hayırlısı, bir diğeri ise en hıyarlısıydı. (Sayfa 10)

İnsanlar sevmek ve sevdiği kadar sevilmek istiyor. Fazlasında gözleri yok (Sayfa 11)

Her insanın sakladığı bir dünyası vardır içinde. İçine kimseyi almadığı... (Sayfa 28)

Bizim acılarımız ortaktı... Duygularımız farklı olsa bile kalbimiz aynı kumaştan dikiliydi.  (Sayfa 47)

Kalbinizin hızlı atmasına sebep olan insanı kaybetmekten korkarak seviyorsanız ve onunla aynı gökyüzü altında nefes alıp verdiğinizi düşündükçe varlığıyla mutlu olmakla yetiniyorsanız, aşkı yaşamayı ve mutluluğu sonuna kadar hak ediyorsunuz demektir. (Sayfa 53)

Benim hikayem adımı onun ağzından duymamla başlıyordu. (Sayfa 57)

Ben seni gizli severim. Sabah saat beşe doğru. Herkes uykusunun en tatlı yerindeyken. (Sayfa 60)

Bir kadın acısını anlatmadığı adamı sevmez. (Sayfa 60)

Onu soyadımı almasını isteyecek kadar çok sevdim.  (Sayfa 85)

Her erkeğin bir adamlık vazifesi vardır. Sevdiği kadını ortada bırakmamak... (Sayfa 97)

Bazen kabullenmek gerekiyor. Hatta çoğu zaman kabullenmek gerekiyor. Bir insanı olduğu gibi mesela, değiştirmeden. Sahiplenerek, sorgulamadan... Acılarıyla... (Sayfa 126)

Erkekler değil, adamlar sevdiği kadın için ağlar zaten. (Sayfa 131)

Denizler sadece boğulmak için değildir. Mavi bile onu sevmeye yeterli sebeptir.  (Sayfa 141)

Eğer yarım halinle onu sevdiğin zaman tamamlandığını fark ediyorsan, bu aşkların en güzelidir.  (Sayfa 174)

Bir şey de.
Yeter ki susma...  (Sayfa 180)



68: KİTAP YORUMU : Hades'in Evi - Olimpos Kahramanları 4

Pazartesi, Mayıs 22, 2017
Kitap Yorumları, Rick Riordan, Hades'in Evi, Olimpos Kahramanları, Belgin Selen Haktanır Us, Doğan Egmont Yayıncılık,
Resimdeki arkadaşın adı "Çiko" Kardeşimin abisine ördüğü bir dost. Burdan kendisine bir kez daha teşekkür ederim :D Bu güzelliğe ve nicesine İnstagram üzerinden Dinazor Evi profilinden ulaşabilirsiniz. 
Yazar: Rick Riordan
Baskı Tarihi: Ekim 2013
Sayfa Sayısı: 576
ISBN: 978-605-09-1716-1
Orijinal Adı: The House Of Hades
Çeviri: Belgin Selen Haktanır
Yayınevi: Doğan Egmont
Kitabın Türü: Fantastik

KİTAP HAKKINDA


2. Argo tayfası en önemli kararların verildiği kavşaklardan birinde. Önlerinde iki seçenek var: Ya Athena Parthenos heykelini alıp eve dönecek ve iki kampın savaşını engellemeye çalışacaklar, ya da Tartarusta tutsak kalan Percy ve Annabethi kurtarmak ve Ölümün Kapılarını kapamak için Hadesin Evine gidecekler. Hangi yolu seçerlerse seçsinler, acele etmeleri gerek.

Kana susamış Gaia, güç kazanacağı tarihi 1 Ağustos olarak belirlemiş durumda. Percy ve Annabeth ise perişan halde. Her köşesinde bir tehlikeyle yüzleştikleri, karanlık ve zehir dolu Tartarusta hayatta kalmayı nasıl başaracaklar? Aç, susuz ve acı içindeler. Ölümün Kapılarını bulmalarının imkânı yok. Bulsalar bile Gaianın en güçlü yaratıkları, kapıların önünde nöbet tutuyor.

Kehanetin yedi melezinin tek bir seçeneği var: imkânsızı başarmak! Tüm sevdikleri için bu riski göze almak zorundalar.

Ancak aşk, bazen en riskli seçenek...

Rick Riordan, çok satan Olimpos Kahramanları serisinin sondan bir önceki kitabı Hadesin Evinde bir kez daha tüyler ürpertici ve soluksuz bir macera sunuyor. Melezlerin her birinin kendini bulduğu bu kitapta onlara bir kez daha bağlanacak, mücadelelerine ortak olacaksınız

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese selamlar… Bugün, uzun bir aradan sonra, karşınıza Rick Riordan’ın Olimpos Kahramanları serisinin Hades’in Evi kitabıyla karşınızdayım.Yazmayı bekleyen o kadar fazla kitap yorumu var ki anlatamam. Aslında halen devam eden çekilişin bile son bulması lazımdı. Gecikmeler için hepinizden özür diliyorum. Lafı uzatmadan hemen yoruma geçiyorum.

İçerik Yorumu

Rick Riordan’ın daha önceki kitaplarında da bahsettiğim gibi, kendisinin adını hep duyduğum lakin geç tanıştığım bir yazar. Olimpos Kahramanları serisi ile tanışıklığımız başladı ve serüvenin yavaş yavaş da sonuna geliyoruz.

Romalı ve Yunan kahramanlarımız artık yavaş yavaş yolun sonuna geliyor. Başlarına gelmeyen kalmadı ne yazık ki… Peki bunlar olurken benim dikkatimi çekenler nelerdi? Neleri beğendim, neleri beğenmedim?

Öncelikle şunu belirtmem lazım ki kitaptaki iki önemli karakterden birinin diğerine aşık oluşu beni şaşırttı ve üzdü açıkçası. Yanlış anlaşılmaması için açıklayayım ki; ben homofobik falan değilim. Lakin 18- yaş grubuna hitap eden bir kitapta böylesi bir konunun işlenmesi… Ne bileyim biraz rahatsız edici geldi. Lakin yine de bu kitabı yereceğim anlamına gelmiyor elbette.

Bu arada bu tip karmaşanın yanı sıra gerçek aşkın tezahürü durumlarla da sıkça karşılaşıyoruz kitapta. Belki çocukça, belki saçma lakin en duru halini görmek mümkün aşkın. Hangi kitapta okumuştum hatırlamasam da şöyle diyordu yazar; “Aşkın en büyük kanıtı; O’nun için O’ndan vazgeçmektir.” Bu olayı net bir şekilde sayfaları çevirirken göreceksiniz.

Hoşuma giden bir diğer nokta ise; karakterlerden Frank Zang’in kendisini bulma durumudur. O sayfaları da ciddiyetle okuyun bence. Gerçekten de hiçbir şey tesadüf değildir, içinizde var olanlar dışarıya çıkmak için sadece uygun bir zaman arar.

İşte böylesi bir kitaptı Hades’in Evi… Olayların ilerleyişi hakkında yorum yapıp spoiler vermek istemediğimi artık biliyorsunuz diye düşünüyorum. Ben sevdim Hades’in Evi’ni umarım sizde beğenirsiniz.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,7

Yazım Dili Yorumu

Rick Riordan’ın yazımını beğeniyorum. Duru ve net. Bence bu yorum yeterli yazım dili için.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,8

Yapısal Yorum

Dogan Egmont’un kalitesi hakkında hepimiz fikir sahibiyiz. Birkaç sayfada yazım hataları olsa da haklarını yemeyelim güzel bir iş çıkartmışlar.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Yunanlar trajediyi icat etmişlerdi. En yüce kahramanların mutlu sonlarla karşılaşmadığını biliyorlardı.

Hades'in Evi, Rick Riordan (Sayfa 38)

Korkmak doğaldır. Tüm büyük savaşçılar korkar. Sadece aptallar ve hayal dünyasında olanlar korkmaz. (Sayfa 152)

Ölüler ne göreceklerine inanırlarsa, onu görürler. Yaşayanlar da öyle. İşin sırrı budur. (Sayfa 190)

Jason her zaman ekibindeki kişilerle iyi bir ilişki kurmaya çalışırdı. Biri bir savaşta sırtını kollayacaksa, ortak noktaları bulup birbirine güvenmenin iyi bir şey olduğunu zor yoldan öğrenmişti. (Sayfa 270)

Savaş kendi vaktini belirler. (Sayfa 389)

Soyunu kontrol edemesen de mirasını seçebilirsin. (Sayfa 431)

Sıradan bir ölümlü olmak güzel olmalıydı. (Sayfa 482)

Evrenin esas olarak bir makine gibi olduğunu düşünüyorum. Kimin tasarladığını bilmiyorum: Kaderler mi, tanrılar mı ya da büyük T ile yazılan Tanrı mı, hiçbir fikrim yok. ama evren çoğu zaman olması gerektiği gibi işliyor. Tabii ufak tefek parçalar kırılıyor ve bir şeyler bozuluyor ama genellikle... Olaylar belirli bir nedenle meydana geliyor.  (Sayfa 527)



Nisan 2017'nin Ardından

Salı, Mayıs 02, 2017
Estikçe, Aylık Rapor,

Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Kötü geçen bir Nisan Ayı ardından bu raporu yazmam gerekiyor ne yazık ki. Yıllık planlamadan geri olmasam da, aylık olarak planlarımdan geriyim. Neyse lafı uzatmadan hemen rapora geçiyorum

NELER OKUDUM?



Okuması basit olsa da nedense uzun süre okumakta zorlandığım bir eser oldu.  Bu zorlanma raporunu yazmama da yansıdı ki uzun süre masamda bekledi raporunun yazılmasını : )


Bu ayın en güzel kitabıydı diyebilirim. Gerçekten beğendiğim bir eser oldu ve herkesin okumasını tavsiye ederim.

Hades’in Evi

Seriye 4. kitap ile devam ettim. Henüz raporunu yazamamış olsam da bu ay içerisinde okuduğum kitaplardan biri de buydu.

NELER İZLEDİM?


Bu ay filmlerden ziyade dizilere sardım. Daha doğrusu tek bir diziye. “Söz”den bahsediyorum. Benim beğendiğim bir yapım oldu gerçekten. 5. Bölüm Pazartesi günü yayınlandı.gerçekten bozmazlarsa ciddi bir yapım olarak dizi tarihimize geçer diye düşünmekteyim.


Bu Ay Okuduğum Kitap Sayısı: 3
En uzun eser: Hades’in Evi (448)
En kısa eser: Beyaz Zambaklar Ülkesi’nde (127)
Toplam Okunan Sayfa Sayısı: 907 Sayfa
Genel Toplam Sayfa 2017: 4598
Günlük Ortalama Okunan Sayfa Sayısı: 31 Sayfa (Yaklaşık)
En Beğendiğim Eser: Beyaz Zambaklar Ülkesinde


67: KİTAP YORUMU : Sevda Sözleri - Bütün Yapıtları

Cumartesi, Nisan 29, 2017

9789753634560, Bütün Yapıtları, Cemal Süreya, Edebiyat, Kitap Yorumları, Sevda Sözleri, Şiir, Yapı Kredi Yayınları, YKY,


Kitabın Adı: Sevda Sözleri - Bütün Yapıtları
Yazar: Cemal Süreya
Baskı Tarihi: Haziran 1990
Sayfa Sayısı: 329
ISBN: 9789753634560
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Kitabın Türü: Edebiyat, Şiir

KİTAP HAKKINDA


Cemal Süreya, Cumhuriyet Dönemi şiirinin en özel "vitamin"iydi.
Lirik, erotik, politik gür bir ırmak.
"Sevda Sözleri" bu büyük ustanın bütün şiirlerini bir araya getiriyor.
Öyle bir bütünlük ki bu, sıcak, tılsımlı ve ölümsüz...

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Bu sıralar okuyor lakin yazamıyorum… Yazın yaklaşması ile birlikte mesai saatlerim uzadığından mütevellit biraz daha zor oluyor yazıları yazmak. Lafı uzatmadan Cemal Süreya’nın Sevda Sözleri isimli eserini yorumlamaya geçiyorum.

  1. İçerik Yorumu

Cemal Süreya’nın tam anlamıyla bir eserini daha önce okumamıştım. Parça parça şiirlerini okumuşum olsamda bir eserini okumadan bir yazarı anlamak biraz zor oluyormuş bunu bir kere daha anladım.

İçerikte yer alan o kadar şiirde o kadar fazla konudan bahsediliyor ki… Aşk, vatan, siyasi konular, hatta kahvaltı hakkında bile bir şiiri var ki zaten hepinizin malumudur. : )

Sevda Sözleri’ni okurken Cemal Süreya hakkında garip bir fikre kapıldım; hemen hemen her konuda yazan Süreya sanırım biraz da olsa şizofreni var. Çünkü şiirlerini okurken şizofreni hastalarının çizdiği resimleri izler gibi oldum.

Genel anlamda sevdiğim eserleri hatırladım diyebilirim. Güzel bir deneyimdi. Cemal Süreya’nın diğer eserlerini de ilerleyen zamanlarda okuyabilirim. O zamana kadar şiire biraz ara vereceğim. 

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,6

  1. Yazım Dili Yorumu

Cemal Süreyya’nın yazım dili hakkında içerikte biraz bahsettim. Daha fazla denilebilecek bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bazen okuduklarımı anlamakta zorlandığımı ifade etmem lazım.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,9

  1. Yapısal Yorum

Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan eserin yapısal anlamda bir sıkıntısı yoktu. Bu anlamda geçerli bir notu hak ettiğini ifade etmek lazım. Kapak tasarımı da klasik eser sahibinin fotoğrafı… 

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,6

SEÇTİĞİM SÖZLER


Ben ömrümde aşk nedir hiç bilmedim.
Süheyla'yı saymazsak ha ha ha  (Sayfa 18)

Afrika dediğin garip bir kıta
El bilir alem bilir
Ki şekli bozulmasın diye Akdeniz'in
Hala eskisi gibi çizilir
Haritalarda (Sayfa 34)

Renklerinden dolayı okulsuz bırakılan
Zenciler zenciler iki okka zencefil
İntihar süsü verilerek
Güneşin linç edildiği bir akşam (Sayfa 37)

Yalnız aşkı vardır aşkı olanın  (Sayfa 48)

Biliyorsun ben hangi şehirdeysem
Yalnızlığın başkenti orası  (Sayfa 62)

Bir erginliktir aşk.
Ne var ki mutluluğun kendisi değildir.
Yine de en büyük kanıtıdır onun (Sayfa 88)

Her kelime yeniden söylenmektedir.
Yeniden yeniden söylenmektedir
Ve her kelimenin anlamı
Başka olmaktadır bir öncekinden  (Sayfa 105)

Kurt altı yavru doğurur
Köpek olur bunlardan biri (Sayfa 121)

Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem
Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı  (Sayfa 133)

Kim istemez mutlu olmayı
Mutsuzluğa da var mısın?  (Sayfa 155)

Şimdiye dek düşünmediyseniz
Bakmayın içinde ne var,
Küçük bir kitaptır yaşamak
Elinde tutmaya yarar.  (Sayfa 206)

İnsan süsüdür günah (Sayfa 271)

Kürtler yalan söylemek zorunda;

Arnavutlar doğru (Sayfa 297)
Blogger tarafından desteklenmektedir.