01: Puzzle Yapıyoruz : Railway Scene at Hornellsville

Cuma, Eylül 15, 2017
Puzzle, Cahil Okur Puzzle Yapıyor, Trefl, Railway Scene at Hornellsville

Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Uzun bir süre önce size şurada yeni bir projem olduğunu söylemiş lakin devamını getirememiştim. Bu gün işte o projenin devamı sizlerle.

Daha öncede belirttim gibi puzzle yapmayı oldukça çok seviyorum. Lakin uzun zamandır yapamıyordum. Neyse ki Mavim ile birlikte yaptığımız etkinlikler kapsamında yeniden puzzle yapmaya başladım ki, onunla yaptıklarımın tadı bir hayli başka… Lafı uzatmadan Trefl marka Railway Scene at Hornellsville yapbozumun yapılış aşamalarını anlatmaya başlıyorum sizlere.


Puzzle, Cahil Okur Puzzle Yapıyor, Trefl, Railway Scene at Hornellsville


Her zamanki gibi çerçevesi ile başladığımız yapbozumuzun en kolay yapılan kısmı elbette ki yazılı olan kısımlardı. Bazı yapbozlarda bu durum bazen can sıkıcı olsa da Railway Scene at Hornellsville’de kolay olan kısımlar buralardı. Maviminde yardımı ile kısa sürede buraları hallederek tren istasyonun yapımına geçtik ki buralar az zorladı gerçekten.

Puzzle, Cahil Okur Puzzle Yapıyor, Trefl, Railway Scene at Hornellsville


Sonrasında da trenleri birleştirdik. Farklı renklerde olmaları ve birbirinden bu özellikleri ile ayrılmaları sebebiyle bu kısımlarda da fazla zorlandık diyemeyeceğim. Trenlerle alakalı bölümde asıl zorlayan zemini yapmaktı.

Puzzle, Cahil Okur Puzzle Yapıyor, Trefl, Railway Scene at Hornellsville

Uzun süre dolapta yarı yapılmış vaziyette bekleyen yapbozumda eksik çıkmama gibi bir ihtimal yoktu. Elimdeki yerleştirilmemiş parçalar bittiğinde yapbozda 3parçanın eksik olduğunu gördüm. Yapbozu beklettiğim dolapta yaptığım aramalar sonrasında 2 parçayı bulsam da, son parça ne yazık ki tüm aramalarıma rağmen bulunamadı.

Yapboz yapanların çokça başvurdukları “kutudan kesme” işlemi sonrasında yapbozu tamamladım ve yapıştırdım. Sonuç kesinlikle tatmin edici oldu. Mavim ile tamamladığımız ilk yapbozumuzu da böylelikle çerçeve için bekletmeye almış olduk.
Puzzle, Cahil Okur Puzzle Yapıyor, Trefl, Railway Scene at Hornellsville

Kartondan kesilen parçayı fark edemeyenler için de şu görseli sizlerle paylaşıyorum. Lütfen fikirlerinizi paylaşın benimle... 

Puzzle, Cahil Okur Puzzle Yapıyor, Trefl, Railway Scene at Hornellsville




Marka: Trefl
İsim: Railway Scene at Hornellsville
Kesim: 4,8/5
Renk: 4,7/5
Kalite: 4,8/5



79: KİTAP YORUMU : Harry Potter ve Felsefe Taşı

Perşembe, Eylül 14, 2017
Kitap Yorumları, J. K. Rowling, Harry Potter ve Felsefe Taşı, Harry Potter And The Philosopher's Stone, Ülkü Tamer, Yapı Kredi Yayınları, Roman, Fantastik, Edebiyat, Gençlik
Yazar: J. K. Rowling
Baskı Tarihi: Mayıs 2016
Sayfa Sayısı: 274
ISBN: 9789750802942
Orijinal Adı: Harry Potter And The Philosopher's Stone
Çeviri: Ülkü Tamer
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Fantastik, Edebiyat, Gençlik

KİTAP HAKKINDA


"Harry, elleri titreyerek zarfı çevirince mor balmumundan bir mühür gördü; bir arma - koca bir 'H' harfinin çevresinde bir aslan, bir kartal, bir porsuk, bir de yılan."

HARRY POTTER sıradan bir çocuk olduğunu sanırken, bir baykuşun getirdiği mektupla yaşamı değişir: Başvurmadığı halde Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'na kabul edilmiştir. Burada birbirinden ilginç dersler alır, iki arkadaşıyla birlikte maceradan maceraya koşar. Yaşayarak öğrendikleri sayesinde küçük yaşta becerikli bir büyücü olup çıkar.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Geç kalmış yorumlar serimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bakalım bu seri ne zaman bitecek çok merak ediyorum. Oldukça fazla bir şekilde blogumu boşladığımın farkındayım. Sizlerden özür diliyorum.
Seriye Harry Potter ve Felsefe Taşı ile devam ediyoruz. Lafı fazlaca uzatman gençliğim en güzel kitaplarından olan bu kitap hakkındaki fikirlerimi sizlerle paylaşmaya başlıyorum hemen. 

İçerik Yorumu

Harry Potter ve Felsefe Taşı ile tanışmam aslında çok ama çok zaman önceydi. Bir fanatik olduğumu söyleyemem (İnternetteki fanatikleri görünce onlara haksızlık etmek istemedim.) lakin yine de serinin sıkı takipçilerinden birisiydim.

Harry ile tanışmamızın 20. yılı sebebiyle seriyi tekrar okumak istedim. Ayrıca ilkinde ödünç alarak okuduğum kitapların kütüphanemde de yer alması benim için önemliydi. Okurken zaman zaman ilgimin kaydığını belirtmem lazım. Lakin bunun başlıca nedeni benim kitabı ikinci kez okuyor olmam ve hakkında bolca bilgi sahibi olmamdı.

İçerik anlamında Rowling2in yazdıklarını övmemin ya da yermemin çok bir anlam ifade etmediğini biliyorum. Çünkü hepimizin kitap hakkındaki fikirleri sabit sanırım.

Her şeyiyle güzel bir okumaydı bence. Hala okumadıysanız bu seriyi size tek bir sorum var; “Hangi dünya da yaşıyorsunuz siz?”

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,9

Yazım Dili Yorumu

J. K. Rowling diyorum size…. Hadi ama… Daha ne diyebilirim ki.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,7

Yapısal Yorum

Kitabın hayran kaldığım noktalarından birisiydi. YKY’nin yeni tasarımına hayran kaldım. Sadece Hagrid tasarımı biraz ürkünç olmuş. O pamuk kalpli adamı keşke bu kadar sert çizmeseydiler.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Bazı olaylar vardır, dostluklara yol açar, dört metre boyunda bir ifritin canına okumak da öyle bir olaydı işte.  (Sayfa 160)


Düzenli bir kafa için ölümde büyük bir serüvenden başka bir şey değildir.  (Sayfa 262)

Ağustos'un Ardından

Salı, Eylül 05, 2017
Aylık Rapor, Estikçe

Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Gecikmeli yazılar serimize kaldığımız yerden devam ederken arayı fazla açmadan aylık raporlarımı da yazmaya çalışıyorum. Ne yazık ki iş hayatımın yoğunluğu bloga ayırdığım zamanı ciddi anlamda etkilemeye başladı ki bu da beni üzmüyor desem yeridir. Ağustos ayı geride kalalı bir hafta kadar oldu, hemen aylık raporumu sizlerle paylaşmak istiyorum.


NELER OKUDUM?


Metal Fırtına 3- Karşı Saldırı

Burak Turna’nın yazmış olduğu üçüncü Metal fırtına kitabını okudum. Ne yazık ki bu seriden pek hoşlanamadım. İstediğim gibi gitmiyor. Yavan geliyor. Umarım ilerleyen kitaplar daha farklı olur.

Kutsal Savaş

Bu ay okuduğum güzel bir eserdi. Sonunda seri bitti. Yakında toplu değerlendirme yazacağım. Benim beğendiğim bir kitap oldu.

Papatya Kokulu Hikayeler (Yarım kaldı)

A101 ganimetlerinden bir kitap. Tam bitmedi ama yine de bu ay içerisine almak istedim. Mavi’min benim için seçtiği bir eser. İçinde güzel hikayeler mevcut. Zaman zaman duygulandım açıkçası.

NELER İZLEDİM?


Bildiğiniz gibi bu ay Game Of Thrones ayıydı. Bölüm incelemesi pek yapamadım ama buna da toplu bir değerlendirme yazmayı planlıyorum. Lakin beklediğimin altında bir sezondu bunu belirtmek lazım.

Film anlamında pek bir şey izlemedim. Mavi’m ile izlediğim “Sen Benim Her şeyimsin” ve “İftarlık Gazoz” aklımda kalanlar. Haricinde birkaç film daha izledim ama pek kayda değer değildiler.

Bu Ay Okuduğum Kitap Sayısı: 2-3
En uzun eser: Kutsal Savaş (408)
En kısa eser: Metal Fırtına 3 – Karşı Saldırı (168)
Toplam Okunan Sayfa Sayısı: 665 Sayfa
Genel Toplam Sayfa 2017: 10085 Sayfa
Günlük Ortalama Okunan Sayfa Sayısı: 22 Sayfa (Yaklaşık)
En Beğendiğim Eser: Kutsal Savaş


200. Yayın’da Herkese Teşekkürler

Salı, Eylül 05, 2017
200. Yayın, Cahil Okur, Estikçe,

Cahil Okur’dan merhabalar…

Kısa süreli ayrılıklar olsa da geçen sürede hiç kopamadım blogumdan. İlk günden bu güne çok ama çok uzun yollar kat ettim. Bu yolda benimle olanlara 200. yazımda bir kez daha teşekkür etmek istedim huzurlarınızda…

Öncelikli olarak hayatımı güzel kılan iki kadına teşekkür etmek istiyorum. Biri annemdir. Varlığımın sebebi, huzur kaynağım ve de yaşam sebebim. Senin evladın olmak bu hayta ki en büyük şanslarımdan bir tanesi…

Diğer kadın ise ilerleyen günlerde eşim olacak olan Mavi’m. İyi ki varsın, iyi ki varız diyorum yine… Hayatıma neşe kattın güzel kız… Seni seviyorum.

Can kardeşlerim ve yengeme de sonsuz teşekkürler. Belki burayla alakaları yok pek ama ailem onlar. Her üzüntümde her neşemde onlar var yanımda. İyi ki de varlar.

Sonrasında sevgili dostlarım Uzun ve Çömez… Sizlere de teşekkürler. Bu blogun kat ettiği yollarda hep yanımdaydınız, destekteydiniz.

Ve sevgili blogger dostlarıma, takipçilerime sonsuz teşekkürler. Sizlerin okumaları, yorumları ile çok ama çok büyük kazanımlar elde ettim. Cahil Okur’u bu günlere getirenler sizlersiniz.

Bloga ilk postu gireli 831 gün olmuş. 2 yıl 3 ay 7 gün tam olarak. Daha uzun süreler burada olmak istiyorum, bu da sizlerin desteği ile olacak bir şey. Hep bir arada olmak umuduyla…

Hoşçakalın.



78: KİTAP YORUMU : The 100 – İsyan

Pazartesi, Eylül 04, 2017
Kass Morgan, The 100,  The 100 - İsyan, GO kitap, GO!, Kitap Yorumları, Roman, Bilim-Kurgu, Edebiyat

Yazar Kass Morgan
Baskı Tarihi: Şubat 2017
Sayfa Sayısı: 285
ISBN: 9786051880822
Orijinal Adı: Rebellion (The 100 #4)
Çeviri: Selen Ak
Yayınevi: Go! Kitap
Kitabın Türü: Roman, Bilim-Kurgu, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Kolonicilerin, Dünya’daki 100 ekibine katılmasının üzerinden aylar geçmiş, bir zamanların çocuk suçluları kurulan yeni düzenin liderleri arasındaki yerlerini almıştır.

Ne var ki huzur içinde geçen günler uzun sürmez ve birlikte ilk bayramlarını kutlamaya hazırlanan Koloniciler ile Dünyalılar bir anda yabancı bir grubun saldırısına uğrar. Saldırganlar çok sayıda insanı öldürüp bir o kadarını da esir alır ve kampın stoklarını yağmalarlar.

Kaçırılanların arasında Wells’in, Octavia’nın ve Glass’ın da olduğunu öğrenen Bellamy ile Clarke arkadaşlarını kurtarmak için kurdukları bir ekiple birlikte yola çıkar.

Başka yerleşimleri yakıp yıkıp yağmalayan bu fanatik topluluğun amacı saflarını büyütüp nükleer savaşın mahvettiği gezegeni “iyileştirmek” ve bunu yapmak için de kendileri dışında herkesi ortadan kaldırmaktır.

Birbirlerine olan bağlılıkları bir kez daha sınanan 100 ekibinin kurtuluş için yapacakları tek bir şey vardır: onları bu ekibin bir parçası yapan isyan ruhunu yeniden uyandırmak.

KİTAP YORUMU

Kass Morgan, The 100,  The 100 - İsyan, GO kitap, GO!, Kitap Yorumları, Roman, Bilim-Kurgu, Edebiyat
 
Cahil Okur’dan selamlar…

Geç kalmış yorumlar serimize 20 günlük bir aranın ardından devam ediyoruz. “Yarım bırakamadığım kitaplar” hadisesinden hepiniz artık haberdarsınızdır sanırım. The 100 – İsyan’da benim yarım bırakamadığım  lakin okumaktan zevk almadığım bir kitap olarak yorumlanacak.

İçerik Yorumu

Nedendir bilemiyorum Kass Morgan’ın The 100  serisine bir türlü kanım ısınamadı. Lakin yukarıda da belirttiğim gibi ne yazık ki bir seriyi yarım bırakmak bana göre değil. Durum bu olunca da istesem de istemesem de okumaya devam ediyorum.

Neyse lafı uzatmadan yoruma geçecek olursak durum şu ki yine beklenmedik hiçbir şeyin olmadığı bir kitap ile karşı karşıya kaldım. Bu tür kitapları çokça okuduğumdan mıdır, yoksa Morgan’ın hala beni şaşırtacak seviyede olmamasından mıdır bilmiyorum ama hiç meraklanmadım kitabı okurken.

İçerik anlamında beni sevindiren tek konu “Taş”  olarak geçen yapının Beyaz Saray olduğunu bilmek ve buraların kötü karakterlerin yuvası haline gelmesiydi. Ben Kass Morgan’ın burada günümüze gönderme yapmış olması ihtimalini sevdim açıkçası.

Kitabı okurken aldığım notlarda “1 ay oldu hala kitap elimde sürünüyor” yazmışım varın siz düşünün kitabı ne kadar sevdiğimi. Başka ne diyebilirim ki…

Kitabın içerik anlamında beni üzen bir diğer noktası ise eşcinsellik konusunu bu kadar över hala getirmesi. Hiçbir zaman homofobik olmadım lakin bu tip özendirici içerikler beni tedirgin etmiyor değil. Netice de gençlere yönelik bir kitap ve konunun bu denli açıkça işlenmiş olması yanlış geliyor bana.

İçerik Puanım 5 üzerinden 3,5

Yazım Dili Yorumu

Kass Morgan’ın sade hızlı okunan bir yazım şekli var. Keşke üslup konusundaki başarısını içerik anlamında da gösterebilse

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,4

Yapısal Yorum

Kitabın en güzel tarafı buydu işte. Go! Kitap yine kalitesi ile öne çıkıyor. Tasarımlarına hayran kaldığım bir yayınevi.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,5

SEÇTİĞİM SÖZLER


Cesaretle pervasızlık arasında çok büyük bir fark vardır. (Sayfa 69)

Kimi insanlar Düna'ya bakınca yalnızca ondan ne alabileceklerini görürler. Dünya'dan ne koparabileceklerini, neyi çalıp götürebileceklerini... Ama liderlik için bundan fazlası gerekir. Liderler çevresine bakınca, başkalarına ne sunabileceklerini düşünmelidirler. (Sayfa 141)

Güzelliğin çirkinliği yenmesi, doğanın onu hor kullanan insanların günahlarını bağışlaması gibiydi.  (Sayfa 203)


İnsanın ailesi neredeyse, evi de oradaydı. (Sayfa 274)

77: KİTAP YORUMU : Metal Fırtına 2 - Kurtuluş

Perşembe, Ağustos 17, 2017
Kitap Yorumları, Metal Fırtına, Kurtuluş, Burak Turna, Roman, Edebiyat, Macera-Aksiyon, 9789944826754
Yazar: Burak Turna
Baskı Tarihi: Haziran 2013
Sayfa Sayısı: 230
ISBN: 9789944826754
Yayınevi: Timaş Yayınları 
Kitabın Türü: Roman, Edebiyat, Macera-Aksiyon

KİTAP HAKKINDA


Burak Turna’nın, Türk bilim-kurgu edebiyatını yeni bir boyuta taşıyan kitabı "Metal Fırtına" kaldığı yerden devam ediyor...

"Metal Fırtına 2: Kurtuluş"

Gri takım, Ortadoğuyu kaosa sürükleyenlerin peşinden gidiyor.

Bu macerayı bir solukta okuyacaksınız...
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Geç kalmış yorumlar serimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Ne yazık ki biriken kitap sayısı bir hayli fazla. Lafı uzatmadan hemen Burak Turna’nın Metal fırtına 2 – Kurtuluş kitabına geçiyorum.

İçerik Yorumu

İlk kitabın ardından Orkun Uçar ve Burak Turna’nın yollarını ayırdıklarını daha önceki seride sizlerle paylaşmıştım. Ayrılığın ardından Turna’nın yayınladığı ilk kitap Kurtuluş

Kitabın tam anlamıyla belirli bir olay etrafında geçmediğini belirterek başlamak istiyorum içerik yorumuma. Kurtuluş daha çok üçüncü kitap öncesinde bir hazırlık kitabı niteliğinde bir eser.

Tam anlamıyla belirli bir olay etrafında geçmediğini az önce de söylemiştim, serinin devamı açısından daha çok Amerika’nın Müslüman toplum hakkındaki fikirlerini ve planlarını anlatan bir eser. Elbette bu serinin devamı açısından önemli çünkü seri genel anlamda anti-Amerikancı bir yapıya sahip.

Yazarların yol ayrılığı kahramanlarında değişmesine sebep oluyor bir anlamda. Kurtuluş da Gökhan Birdağ’ın yerini Mete Han alıyor. En az Gökhan kadar başarılı kahramanımız Gökhan’ın da takım arkadaşı daha doğru bir tabir ile birlikte eğitim aldığı bir isim ve Kurtuluş da kendinin maceralarını okuyoruz.

Olay örgüsü açısından oldukça karışık olan ilk sayfalar ardından belirli bir çizgide hareket eden Kurtuluş’un sanırım sonuna doğru Mekke yakınlarında bir savaş gerçekleşiyor ve bu savaşta Türk ve Amerikan askerleri karşı karşıya geliyor. Savaş esnasına iki ülke komutanlarının 20. yüzyıl askerleri üzerine yaptıkları yorumlar beni geçekten farklı fikirlere sevk etti.

Genel anlamda bakıldığında güzel bir kitap olsa da içerisindeki teorilerin her an her yerde rast gelebileceğiniz “Kahvede yapılan beyin fırtınaları” adı altında toplayabileceğimiz bir yapıya sahip olduğunu belirtmekte fayda var.  Kötü değildi ama iyi de değildi “bence”

İçerik Puanım 5 üzerinden 3,8

Yazım Dili Yorumu

Burak Turna’nın öyle ahım şahım bir edebiyat dili olduğu kanısında değilim. Anlatacaklarını herkesin anlayabileceği bir seviyede anlatıyor ve öyle uzun cümlelere gerek duymuyor. Bu da rahat okunmasını sağlıyor.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,2

Yapısal Yorum

Timaş’tan çıkan yayının kalitesi güzeldi. Lakin kapak tasarımına taktım biraz. Ne bileyim daha farklı olabilirdi. Yine de en yüksek puanı kitap benden bu konuda alacak.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,5

SEÇTİĞİM SÖZLER


Güç seninse o zaman her şey senin için bir araçtır.  (Sayfa 26)


Türkler ölüyordu, ama yenilmiyordu. (Sayfa 181)

MİM 6 : Yarıyıl Raporu!

Cumartesi, Ağustos 12, 2017
MİM, Yarıyıl Raporu

Cahil Okur’dan selamlar…


periodiclibrary.blogspot.com.tr blog sahibesi sevgili Esseve Rin beni bu MİM’ê ortak edeli bir hayli zaman geçse de ben bu aralardaki tembelliğim nedeniyle henüz yanıtlama imkanı bulabildim. Kendisinden çokça özür dileyerek lafı uzatmadan hemen soruları cevaplamak istiyorum.

01.  Şu ana kadar okuduğun en güzel kitap?


Bu sorunun cevabını vermek gerçekten zor. Bu yılın ilk yarısında oldukça güzel kitaplar okuduğuma inanıyorum. Lakin birinin hafızamda özel bir yer ettiğini belirtmek lazım. Bu kitap ise Nisan ayında okuduğum “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” kitabıdır. Mustafa Kemal Atatürk tarafından da tavsiye edilen Grigory Petrov’un ölümsüz eseri, geçtiğimiz 6 aylık süreçte en çok beğendiğim eser oldu. Beklide yılın bile en iyisi olabilir.


02.  Şu ana kadar okuduğun en iyi devam kitabı?


Zor bir soru gerçekten… Lakin benim tercihim bu noktada kesinlikle Ateşle Oynayan Kız… Fazla bir söz gerek yok, hayran kaldığım serilerden biri oldu.


03.  Okumak istediğin ama henüz okuyamadığın yeni çıkan bir kitap?


Bu soruyu boş bırakmak istiyorum çünkü yeni kitapları öyle aman aman takip eden bir adam değilim.

04.  İkinci yarıda çıkmasını çok beklediğiniz bir kitap?


Aynı sebeple bu soru da maalesef boş kalacak

05.  Sizi hayal kırıklığına uğratan kitap?


Kesinlikle Cadı Avcısı… İstediğimi bir türlü alamadım bu kitaptan. Sadece hakkında söyleyeceğim iyi bir başlangıç kitabı olduğu. Onun dışında tahmin edilesi kolay bir kurguya sahipti.


06.  Sizi şaşırtan bir kitap?


Bu soruya cevabım Kilit… Bu kadar güzel olmasını beklmiyordum. Serinin devamını kesinlikle okumam lazım.


07.  Favori yeni yazarınız?


Grigory Petrov

08.  En yeni kurgusal aşkınız?


Yok

09.  En yeni favori karakteriniz?


Küpeli Hafız (Kilit)

10.  Sizi ağlatan kitap?


Bu yıl için yok

11.  Sizi mutlu eden kitap?


Beyaz Zambaklar Ülkesinde

12.  En beğendiğiniz kitaptan uyarlanan film?


Yok

13.  Bu yıl yazdığın favori kitap yorumun?


Burada ne demek gerekiyordu; “Hepsi benim bebeklerim gibi…”

14.  Bu yıl satın aldığın en güzel kitap?


Bilgisayara giren tırtıl; benim için özel bir kitap ve yazarından da imzalı.

15.  Bu yıl satın aldığın en güzel kitap?


Liste çok ama çok uzun…






Pazar 6'lısı #9 3 Doğru 3 Yalan

Pazartesi, Ağustos 07, 2017
Pazar 6'lısı,  Alacakaranlık Serisi, Şeker Portakalı, Ateş ve Buzun Şarkısı, The 100, Sherlock Holmes,
Cahil Okur’dan herkese merhabalar.

Bu haftanın Pazar 6’lısı konusunu sevgili Esseve Rin şu şekilde açıklamıştı geçtiğimiz günlerde “İster kendinizle ilgili ister kitaplarla ilgili 3 tane doğru, 3 tane de yalan şey söylüyorsunuz ve sonra biz de yorumlarda hangisinin doğru hangisinin yalan olduğunu bulmaya çalışıyoruz. Sherlocklar iş başına! (İşleri biraz daha zorlaştırmak isteyenler 6 doğru, 6 yalan da yapabilirler.)”

Yoğun iş temposu nedeniyle Pazar’a yetiştiremesem de bugün yapayım diyerekten klavye başına geçiyorum ve sizlere sorularımı soruyorum fazla uzatmadan


Gondor her daim favorimdir!

Tolkien hayranı olduğumu bilmeyen kalmamıştır sanırım. Tolkien’in dünyasında hayran kaldığım bir krallık varsa o da Gondor’dur. Gümüş zırhları içindeki Gondor askerleri damarlarımdaki kandaki adrenalin miktarını üst seviyeye çıkartıyor gerçekten.

Dr. Watson

Sherlock’a hep hayrandım. Dr. Watson ise sevmediğim tek yanıdır Sherlock Hikayeleri’nin. Adam yancılıktan baya bir gecindi gerçekten.

The 100 Serisi

Tam bir rezalet. Başka bir fikrim yok. Lakin seriyi yarımda bırakamıyorum, kitabı çıktıkça alıyorum.

Nymeria

Ateş ve Buz’un şarkısı diyince aklıma ulu kurtlar gelir. Ulu kurtlar deyince de Nymreia’nın yeri çok ama çok farklıdır.

Şeker Portakalı

Okurken ağladım mı? Kesinlikle….

Kurt Adamlar

Alacakaranlık Serisi’ndeki kurtların seriyi bozduğuna inanlardanım. Olmamışlar gibi, yavanlar…



Temmuz 2017'nin Ardından

Pazartesi, Ağustos 07, 2017
Aylık Rapor, Estikçe,

Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Temmuz ayı geride kalalı 6 gün olmuşken yine geciken raporumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Şule ablaya kızarken iyice onun gibi olmaya başladım.

NELER OKUDUM?


Kargaların Ziyafeti - Kısım 2

Evet yetişmedi, planlarıma uyamadım. Halen okunması gereken serinin 2 kitabı var. Ama olsun ben bunu okurken oldukça mutlu oldum. Bunu söylemeden edemezdim.

Gizemli Pençelerin Laneti

Bu dünyada yalnız bir adaya düşsem yanıma almayı isteyeceğim 3 şeyden biri kesinlikle Sherlock hikayeleri olur.

İşaret – Gece Evi Serisi

Kitabı ilk kez 2009 da okumuşum, eski günleri yad etmek adına güzel bir okumaydı. Seriyi beğenmeyenlerin çokluğuna rağmen benim halen hoşuma gidiyor.

Bilgisayara Giren Tırtıl

Okuduğumu gerçek anlamda hatırladığım ilk kitap. İzmir Kitap Fuarı’nda yazarından imzalı olarak almıştım. Okumak geçtiğimiz aya nasip oldu.

Postacı Kapıyı Çalmayacak

Mavim’in benim için aldığı bire kitap. Gerçekten ben çok beğendim. Ayrıntılı raporumda nedenlerini uzun uzun anlatacağım.

Tuhaf Masallar

İstediğimi bulamadığım bir kitap oldu. Yine de Riggs’in kalemine sağlık.

NELER İZLEDİM?


Agents of Shield’ı izlemeye devam…

Game Of Thrones elbette ki başladığı andan itibaren izlendi.

Birkaç da film izledim ama şu an tam hatırlayamıyorum


Bu Ay Okuduğum Kitap Sayısı: 6
En uzun eser: Kargaların Ziyafeti – Kısım II (503)
En kısa eser: Bilgisayara Giren Tırtıl (96)
Toplam Okunan Sayfa Sayısı: 1756 Sayfa
Genel Toplam Sayfa 2017: 9420 Sayfa
Günlük Ortalama Okunan Sayfa Sayısı: 56 Sayfa (Yaklaşık)
En Beğendiğim Eser: Bilgisayara Giren Tırtıl


İyi ki doğdum!

Cumartesi, Ağustos 05, 2017

Estikçe, doğum günü,  Mavim, Ned Vizzini, Komik Bir Hikaye, GO kitap,
Herkese Cahil Okur’dan merhabalar…

Bu gün günlerden 5 Ağustos Cumartesi. Bendenizin doğum günü yani. 20’li yaşlarına veda etmenin verdiği üzüntünün yanı sıra Mavim’in bana hazırladığı sürpriz ile çok mutlu bir adam olarak çıkıyorum karşınıza.


30 yıllık ömrümün en güzel doğum gününü yaşadım sayesinde. Özellikle bana hazırlamış olduğu doğum günü pastasını gördüğümdeki mutluluğu anlatamam.


Estikçe, doğum günü,  Mavim, Ned Vizzini, Komik Bir Hikaye, GO kitap,

Ned Vizzini’nin “Bir Komik Hikaye’si bizim birlikte okuduğumuz ilk romandı. İlk hatıramız, ilk anımızdı… Doğum günü pastam da kitabı görünce gerçekten çok mutlu oldum. Fazla söze gerek yok; “Seni bana verene şükürler olsun bir tanem”  diyeceğim sadece.


Evet artık 30 yaşına gelmiş, gençlik yıllarını geride bırakmaya başlayan bir adamım. Geride kalan ömrümü güzelleştiren Mavim’e, anneme, kardeşlerime, dostlarıma ve de siz değerli arkadaşlarıma teşekkürler. Hayatta her zaman inandığım şudur ki “Mutluluklar paylaştıkça çoğalır”. Ben bugün Mavi’m sayesinde çok mutluyum, sizlerle de paylaşmak istedim.


Hoşçakalın efendim!

Çekiliş Vakti #6

Cuma, Ağustos 04, 2017
çekiliş, çekiliş var, kitap çekilişi,
Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Klasikleşen ÇEKİLİŞ zamanımız gelmiş durumda. 76. kitap yorumumu yayınladım ve yeni çekilişimiz başlamış durumda. Daha önceki çekilişlerde de olduğu gibi 80. kitap yorumunun yayınlanması ardından çekiliş son bulmuş olacak.

Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenler ise şu şekilde;

  • GFC’den blogumu takip etmek ve yorum kısmına katıldığınızı belirtir bir yorum bırakmak. (Blogu zaten takip ediyorsanız, çekilişe katıldığınızı belirtmeniz kafidir.) [1 Hak ve zorunlu şarttır]
  • Çekilişi blogunuzda link vererek tanıtmak [+2 hak]
  • Çekilişi sosyal medya hesaplarınızda duyurmak. Lütfen yorum kısmına linkleri bırakınız [Her paylaşım ekstra +1 hak]
  • Sosyal medya hesaplarımı takip etmek. (Sayfanın sağ üst kısmındaki simgelere tıklayarak hesaplara ulaşabilirsiniz. Lütfen takip ettiğiniz isimleri yorumda bildiriniz.) [Her takip ekstra +1 hak]
  • 71. Kitap yorumu ile 80. kitap yorumu arasındaki herhangi bir konuya yaptığınız her yorum +1 hak kazanmanızı sağlayacaktır.


Çekiliş neticesinde ödülü yine kendiniz belirleyeceksiniz. 71. Kitap ile 80. Kitap arasındaki istediğiniz bir eseri seçebilirsiniz. 

76: KİTAP YORUMU : Kargaların Ziyafeti - Kısım 1

Perşembe, Ağustos 03, 2017

Yazar: George R. R. Martin
Baskı Tarihi: Kasım 2012
Sayfa Sayısı: 504
ISBN: 9789944825948
Orijinal Adı: A Feast for Crows
Çeviri: Sibel Alaş
Yayınevi: Epsilon Yayıncılık
Kitabın Türü: Roman, Fantastik, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


BUZ VE ATEŞİN ŞARKISI IV

George R. R. Martin, imgesel kurguya yeni bir soluk getiren
abidevi serisinin uzun zamandır beklenen dördüncü cildi
Kargaların Ziyafeti ile şaheserine devam ediyor.

Yedi Krallıktaki çetin mücadelelerde hayatta kalmayı
başaranlar, emelleri için yeni savaşlara girişir. İnsan
suretindeki kargalar, ziyafet için bir araya gelerek yeni
komplolar hazırlar ve tehlikeli ittifaklar kurar. Asiller ve sıradan
insanlar, askerler ve büyücüler, katiller ve bilgeler; bahtları ve
elbette hayatları uğruna bir araya gelir

Kargaların ziyafetinde çoğu misafirdir fakat azı nefes almaya
devam edebilecektir

Müthiş bir cilt daha.
Time Out London

Martin, Buz ve Ateşin Şarkısının bu cildiyle de fantastik
türünü yüceltmeye devam ediyor.
STL today.com

Amerikanın Tolkieni.
Time
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Nedense bu aralar blog ile tam anlamıyla ilgilenemediğimin farkındayım. Bu anlamda hepinizden özür diliyorum. Haziran ayının başlangıç kitabını yorumlamak bu güne nasip oldu. Kargaların Ziyafeti Kısım I ile karşınızdayım bu gün. Neyse ki artık kitaplarımı okurken not almaya başladım da fikirlerimi daha rahat hatırlayabiliyorum okurken ki…

İçerik Yorumu

Lafı uzatmanın anlamı yok. Hemen kitabın içeriği hakkında  konuşmaya başlayabiliriz…

Bildiğiniz gibi dizideki karakterlerle, romanlardaki karakterlerin çok ciddi farkları var. Benim gibi önce diziyi izleyip sonrasında kitaplara aşık olmuş biriyseniz ne yazık ki bu konuda (Karakterler konusunda) bir seçim yapmanız gerekiyor. Burada karşımıza çıkan soru ise şu; “Hangi betimlemeler daha güzel? Buz ve Ateşin Şarkısı adına bu soruya vereceğim yanıt kesinlikle romandaki betimlemelerin daha iyi olduğu noktasında olacaktır.

Kargaların Ziyafeti Kısım I’de savaşların ya da aksiyon dolu sahnelerin olmadığını belirtmem gerekiyor. Bazen bu durum okuyucuları sıksa da genel anlamda George R. R. Martin’in durumu iyi kotardığını belirtmem lazım. Karakterlere yerinde ve anlamlı cümleler kurdurması kitaba hayran kalmanızı sağlıyor gerçekten.

Entrikanın bu kitapta fazla olduğunu belirterek, not kağıda yazdığımı aynen sizlerle paylaşıyorum; “Daha çok Cersei’nin sözlerinin altını çizdim. Bu da üst maddenin (Bir üst paragrafta bahsettiklerim) gerçekliğini kanıtlar nitelikte.  Öte yandan burada bir parantez açarak şunu da söylemek istiyorum; kitaptaki Cersei beni kendisine giderek hayran bırakmakta. Dizide bu karakteri sevmesem de Geroge R. R. Martin’in kaleminin ucundaki bu karakteri daha çok sevdim.

İçerik anlamında değinmek istediğim son konu ise Greyjoylar ile ilgili… Dizi de adını hiç duymadığımız lakin romanda adı sıkça geçen ve benim hayran kaldığım bir isim var Victorian…  Ben kendisinden çok hoşlandım sizlerin de hoşlanacağını düşünüyorum, okurken bu isme dikkat edin derim.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,9

Yazım Dili Yorumu

George R. R. Martin konusunda artık yetirince bu anlamda yorum yaptım. “Benim için yine güzel bir okumaydı” deyip olayı sonlandırmak en iyisi.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,8

Yapısal Yorum

Serideki diğer kitaplar gibi alışılagelmiş bir yapıdaydı kitap. Hem görsel anlamda hem de yapısal anlamda herhangi bir sıkıntı yoktu.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,8

SEÇTİĞİM SÖZLER


Zaten ölü olan ölemez. (Sayfa 24)

Bazı adamlar yapmaktan korktukları için düşünürler. (Sayfa 56)

Soylu kelimelerdi fakat kelimeler kolaydı, fiiller zor. (Sayfa 72)

Yalnız kurt ölür ama sürü yaşamaya devam eder. (Sayfa 113)

Bir karga bir kralın etiyle beslenebiliyorken, bir tacın değeri ne kadar olabilir ki? (Sayfa 154)

Kan, kanı çağırır.  (Sayfa 170)

Bazı yalanlar sevgidir.  (Sayfa 185)

Bir kadın ağlayabilir ama bir kraliçe ağlayamaz.  (Sayfa 224)

Tanrılar dövüşmek için erkekleri ve çocukları doğurmak için kadınları yarattı.  (Sayfa 265)

Güven kazanılır. Altın gibi. (Sayfa 349)



Game Of Thrones 7. Sezon / 2. Bölüm İncelemesi

Salı, Temmuz 25, 2017
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 7 sezon 2. bölüm, Game Of Thrones Season 7, Game Of Thrones Yorum,
Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Nedense bu bölüm sonrası biraz durgunlaştım ve bir şeyler yazmak istemedim. Nedenini bilmiyorum… Sanırım bölümün oldukça sakin geçmesinden kaynaklı bir durumdu. Genelin aksine ben o kadarda heyecanlanmadım bu bölümde.

Öncelikli olarak Jon Snow – Daenerys ikilisine değinmek istiyorum. Gördük ki Jon bir önceki bölümde lduğu gibi kimseyi aile bağları nedeniyle yargısız infaza uğratmama düşüncesine sıkı sıkıya bağlanmaz. Daenerys hakkında kendine söylenilenleri umursamadan onunla görüşmesi gerektiğini açıkça ifade ediyor. Burada ettiği “Ben kral olmak istemedim” lafı ise sonraları başına bolca bela açacak diye düşünmüyor değilim. Lakin “uzun gece” öncesinde Jon’un kesinlikle Daenerys’a ve ejderhalarına ihtiyacı var. Birde Ejderha Kayası’nın altındaki ejderha camlarına.

Daenerys ise bu bölümde ciddi ciddi bir kraliçe gibi davrandı ve Varys’in kendisini öldürmeye kalkması ile ilgili soruyu bizzat onun yüzüne söyledi. Varys durumu oldukça güzel topladı ve bu açıklama şimdilik de olsa Ejderhaların Annesi’ni tatmin etmişe benziyor. Lakin yine de Varys’in artık tam güvenilmeyecek adamlar listesinde yer aldığı aşikar.

Daenerys ile alakalı bir diğer durum ise Melisandre’nin ziyareti. Ve kızıl rahibenin ona Jon’dan bahsetmesi ve Tyrion’ın bu noktada Jon’u iyilikle hatırlaması. Sanırım şu nette dolaşan Jon’un Ejderhalara yakınlaşması ve Targeryan (Yarı Targeryan – Yarı Stark) olduğunu öğrenmesine az bir zaman kaldı.

Ejderha Kayası’ndaki meclis toplantısı ise tam bir feminist toplantısı gibiydi. Diken Kraliçesi’nin söyledikleri Daenerys için oldukça önemliydi ve artık onu daha da yakınında tutacağa benziyor. En azından benim görüşüm bu yönde. Daenerys’in konseyindeki en büyük sorun konseydekilerin tamamının birbiriyle düşman konumunda olması bence. Bu konseyi ciddi anlamda birbirine bağlayacak bir olaya ihtiyaçları var kısa zaman içerisinde. Bu da Ak Gezenleri’n sayesinde olabilir.

Bu bölümle ilgili olarak değineceğim son iki konudan bir tanesi Arya ve Nymeria’nın karşılaşması. Gerçekten bir an için Ulu Kurt’un Arya’yı tanıyıp yüzünü yalayacağını zannettim ama sırtını dönüp gitmesinin Arya’yı Kuzey yolundan yeniden Kralın Şehri’ne dönmesine sebep olacağını düşünüyorum. Ve bu sahne ardından Arya’nın Nymeria’yas taş attığı sahne geldi aklıma nedense.

Son olarak önem arz eden konu ise Jorah Mormont ve Samwell’in yollarının kesişmesi bence. Bu ikilinin yollarının kesişmesi Jon-Daenerys ikilisinin ilişkisinin önemli bir parçası olacak bence. Bildiğiniz gibi Jorah’ın babası Jeor Mormont, Jon’a ciddi anlamda güveniyordu. Ayrıca Mormontlar Kuzey’e yani Stark’lara bağlılık yemini etmiş bir aile…

Şimdilik bu kadar gelecek haftayı merakla bekliyorum 3. bölümler önemli olayların başlangıcı oldu tüm sezonlarda bakalım neler olacak.




Hoşçakal Harun abi...

Perşembe, Temmuz 20, 2017
Bir güzel insan daha ayrıldı aramızdan...

Evet, bir çoğunuzun tanımadığı Harun Kolçak'tan bahsediyorum. Benim gibi 90'larda çocuk olanlar yakından tanır onu. O güzel şarkılarını iyi bilir. "Hade gir kanıma"sıyla az taklit etmedik onu. Bir çoklarımıza dansı sevdirmişti güzel insan bu şarkısıyla.



Benim için ise ayrı bir değeri vardır kendisinin... Mavim ile "bizim şarkımız" dediğim şarkının sahibidir. Mavim, Gökhan Türkmen ile düet yaptığı versiyonunu sevse de ben orjinalini daha çok severim.

Ne demek lazım gerçekten bilmiyorum... Keşke yanımızda kalsaydın be Harun Abi... Yerin cennetin güzel bahçeleri olsun.

HOŞÇAKAL...


75: KİTAP YORUMU : Dehanın Esrarengiz Yüzü – Korku Vadisi

Salı, Temmuz 18, 2017
Dehanın Esrarengiz Yüzü, Korku Vadisi, Sherlock Holmes, Martı Kitapevi, Cumhur Mısıroğlu, Roman, Polisiye, Edebiyat, Kitap Yormları,
Yazar: Arthur Conan Doyle
Baskı Tarihi: Mart 2014
Sayfa Sayısı: 272
ISBN: 9786053482567
Çeviri: Cumhur Mısırlıoğlu
Yayınevi: Martı Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Polisiye, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA

ekice tahminleri ve akıl yürütme yeteneğiyle tanınan Dedektif Sherlock Holmes bu kez esrarengiz bir cinayetin gölgesinde gelişen olaylar zincirinin izini sürüyor. Bu zincirin ilk ve en önemli halkasında Holmes'un azılı düşmanı, yeraltı dünyasının önderi, dâhi Profesör Moriarty yer alıyor; aradaysa büyük ve bereketli bir vadiyi yıllardır korkuyla yöneten karanlık güçlerin oluşturduğu sayısız halkalar...

Sırlarla dolu bir ölümün ardındaki gerçeği ortaya çıkararak Korku Vadisi'nin üzerine çöken kara bulutu ortadan kaldırmak kolay olmayacaktır, ancak Sherlock Holmes sarsılmaz çıkarımları ve güçlü teorileri sayesinde bu halkaları birleştirmeye kararlıdır. Birbirinden farklı maceraların yer aldığı dört kitaplık serinin üçüncüsü olan Korku Vadisi'nde Sherlock Holmes hayranları yine heyecanın hiç dinmediği bir hikâyeyle buluşuyor.

Hayatta her şey bir döngünün parçasıdır, Profesör Moriarty gibi biri bile!
-Sherlock Holmes-
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU

Cahil Okur’dan selamlar…

Yaklaşık olarak 2 ay önce okuduğum ancak halen yorumunu sizlerle paylaşamadığım “Dehanın Esrarengiz Yüzü” isimli Sherlock Holmes hikayesi ile karşınızdayım. Lafı uzatmadan hemen yoruma geçelim ne dersiniz?

İçerik Yorumu

Sherlock Holmes hakkında bu güne kadar okuduğum en güzel hikayelerden bir tanesiydi Dehanın Esrarengiz Yüzü… Nedenine gelince; Sherlock Holmes başlı başına hayran kalmak için yeterliyken aynı zamanda bu sefer hikayeye de hayran kalıyorsunuz. Hikayeye derken Sherlock’un peşinde olduğu hikayeye…

İçerikten spoiler vermeden  Sherlock Hikayeleri hakkında yorum yapmaktan gerçekten zor ancak şu kadarını söyleyebilirim ki; sevgili dostumuzun bu sefer peşinde olduğu kişiler kendisi kadar zeki insanlar ve bu da onu oldukça zorluyor.

Kendisi gibi eski bir kanun adamının peşinde olan dostumuzun maktulü yakalaması ardından anlatılan hikaye ise ayrı bir tat ve lezzette. Anlayacağınız A101’den alınana Sherlock serisinde beni en çok etkileyen kitap bu oldu.

Sherlock Holmes’un bu kitapta biraz daha pasif kaldığını ve kitaba lezzet katanın maktul olduğunu belirtmem gerekiyor. Aranızda okuyanlar varsa onlarda benimle aynı fikirde olacağına eminim. Elbette dostumuzun hakkını da yemiyorum. Yanlış anlaşılmasın.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,8

Yazım Dili Yorumu

Arthur Conan Doyle’un yazımı hakkındaki fikirlerimi biliyorsunuz. Çeviri de de gözüme çarpan herhangi bir sıkıntı olmadı.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,6

Yapısal Yorum

Seri adına klasikleşen bir yapıdaydı kitap. Martı kalitesi ucuz fiyata rağmen kendini belli ediyordu. Benim için geçerli bir nota sahip.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER

İnsan zekasının açıklama yapamayacağı hiçbir olay veya olaylar zinciri olmamalı... (Sayfa 96)


Beklenmeyen gerçekleri kimse sevmez. (Sayfa 186)

Game Of Thrones 7. Sezon / 1. Bölüm İncelemesi

Pazartesi, Temmuz 17, 2017
Dizi Yorumları, Game Of Thrones, Game Of Thrones 7 sezon 1. bölüm, Game Of Thrones Season 7, Game Of Thrones Yorum,
Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Aylardır beklenilen zaman geldi… Game Of Thrones’un yeni sezonu başladı nihayet can dostlar.  Ne denli mutlu olduğumu, ne kadar sevindiğimi anlatamam. Lafı uzatmadan hemen ilk bölüm incelemesine geçiyoruz.

Yeni sezon Arya ile başladı ki benim en çok merak ettiğim karakterlerden birisi yeni sezonda. Frey Hanesi’ne yaptıkları sabah sabah yüreğimin yağlarını eritti açıkçası. Bence sadece Arya’nın başarabileceği bir ustalıkla halletti koca hanedanı. Hele Walder Frey’in eşine söyledikleri…

Arya ile ilgili olarak bu bölümde güzel bir ayrıntı da Lannister askerleriyle oturduğu sahneydi. Hem sevdiğim bir şarkıcı olan Ed Sheeran’i görmüş olduk. Hem de Arya’nın geleceğe dair planları noktasında bazı sinyaller aldık. Buraya yazıyorum Arya, ilerliyen zamanlarda Kraliçe Cersei’nin canını alacak ve bunu yaparken Jamie ile ilgili bir durum olacak bence. İlerleyen günlerde göreceğiz bakalım.

Kuzey’de ise Jon’un artık meşru kral olarak saygı gördüğünü bu bölümde bir kere daha gördük. Kendi sancak beylerine karşı olan tavırları bu adamın iyi bir kral olacağını gösteriyor. Küçük leydimiz Lyanna Mormont bu bölümde de atarını  bu bölümde de atarını yaptı. Bu kızı seviyorum lakin acı bir ölümü olacak gibime geliyor. Umarım harcamazlar sevimli kızı.

Kuzey demişken Jon - Sansa ilişkisinden de biraz bahsetmek istiyorum. Sansa Stark’ın Cersei hakkında söylediği “Ondan çok şey öğrendim” sözleri beni korkutuyor. Her an her dakika bire alçaklık yapacak diye düşünüyorum Jon’a. Ki bunun Jon ile Daenerys Targaryen ile buluşmaya gittiği zamanlara rast gelmesi büyük ihtimal. Umarım böyle bir hata yapmaz.

Kral topraklarında ise Cersei yeni müttefikler peşinde. Euron Greyjoy ile bir araya geldi sinsi kraliçe. İzleyenlerin dikkatini çekti mi bilmiyorum ama Euron biraz zayıflamış sanki; daha fit bir adam olmuş. Bu ikisinin gerçekten evlendiklerini düşünemiyorum. “Yedi Westeros’u korusun!”

Sandor Clegane konusuna da değinecek olursak bu adamın içinde farklı bir şeyler var dostlar. Gerçekten bu adamın sanıldığı kadar kötü biri olduğuna inanamıyorum açıkçası. Güzel şeylerin bu adaın elinden geleceğine olan inancım tam. Bakalım bekleyip göreceğiz.

Ve son olarak da Daenerys Targaryen… Kraliçe sonunda evinde, Ejderha Kayası’nda.  Tüm güzel şeylerin habercisi olarak şöyle diyor Ejderhaların Annesi; “Artık başlayalım mı?”


Yeni sezondan beklentilerim yüksek, umarım tüm bunlar karşılanır.  Bu güne güzel başladım oldukça umarım tüm hafta böyle devam eder ve çabucak Pazartesi olur. 2. Bölüm için sabırsızlanıyorum.


74: KİTAP YORUMU : Kilit

Perşembe, Temmuz 13, 2017

M. Necati Sepetçioğlu, 9789753710008, İrfan Yayınevi, Roman, Edebiyat, Kilit, Kitap Yorumları,
Yazar: M. Necati Sepetçioğlu
Baskı Tarihi: 2005
Sayfa Sayısı: 265
ISBN: 9789753710008
Yayınevi: İrfan Yayınevi
Kitabın Türü: Roman, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Mademki insanı anlatıyoruz, öyle ise Onun mutluluğu için yazacağız; bu da, çirkinde bile var olabilen güzelliği aramak uğruna nice bir ömrü harcamak demek olacaktır. Sanat adamının çok zor olan görevi de zaten burada başlar. Hayat ile ömür arasındaki bağların oluşturduğu hem birbirinden ayrı hem içiçeleşmiş bir hürriyet bizim aradığımız mutluluğu meydana getirebilir mi?Bu soru, bize, insanın dünü, bugünü, yarını ile birlikte ölüm sonrası dünyasını da bir arada düşünmek mecburiyetini yüklüyor. İyinin, doğrunun ve güzelin uğrunda umutlanmış bir ömür, hayatı ve sonrasını gözardı edemez. O vakit de Bütünlük ve Birlik söz konusu edilecektir. Orta Asyadan Anadolu ve Rumeli topraklarımıza büyüyüp beslenmiş bir kültürün değişik halkalarında ham iken pişmiş olan bizim insanımız için bu Birlik ve Bütünlük çok önemlidir. İnsanımızın mutluluğunu istiyorsak saldırmak ve yıkmak yerine güzelliğin yapıcı yolunu seçmek zorundayız.
(Tanıtım bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Yaz nezlesi durumum halen devam ediyor… Bugün ki doktor ziyaretinden sonra dışarı çıkma durumum olmadığından kendimi bloga verdim. Yorum bekleyenler listesinde sırada M. Necati Sepetçioğlu’nun Kilit eseri var. Hemen başlıyoruz…

İçerik Yorumu

Tarihi seven bir kişi olarak tarihi romanlarında benim için yeri her zaman farklı olmuştur. Hem kendi tarihimiz hem de dünya tarihine dair romanları oldukça çok sezerim. M. Necati Sepetçioğlu’nun kitabıyla da kitaplığı karıştırırken Çikom’un kitapları arasında rastlaştık.

Son zamanlarda okuduğum güzel romanlardan bir tanesi olarak aklımın bir köşesine kaydettiğim eserlerden biri oldu Kilit. Türklerin Anadolu’ya yerleşmesi öncesindeki hazırlık dönemini anlatan eserde, özellikle Küpeli Hafız karakteri benim en çok beğendiğim kişi oldu.

Tarihi anlamda size ışık tutacak olan eser, bunu gerçekleştirirken de sizi sıkmıyor. Akıcı bir dil ve anlatıma sahip olan M. Necati Sepetçioğlu’nun bu kitapla birlikte beni kendisine bağladığını ifade etmem gerekiyor.

Sarı Hoca karakteri ve karısı arasındaki atışmalarda, birçok tarihi konuları elen romanda eksik olan güldürme öğesini kazandırmış esere. Alpaslan hakkında anlatılanların gerçeği ne kadar yansıttığı bilinmese de Malazgirt Savaşı ve Türklerin Anadolu’ya göçü hakkında bir şeyler okumak isterseniz bu eseri kesinlikle okumanız gerekiyor bence.
Sonuç olarak içerik anlamında beni tatmin eden bir eser oldu. Tavsiye edebileceğim bir kitap…

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,8

Yazım Dili Yorumu

M. Necati Sepetçioğlu’nun yazın şeklini gerçekten beğendim. Böylesi ağır bir konuyu romanlaştırmak ve tüm tarihi gerçekleri sıkmadan eser içine yedirmek kolay bir iş değil bence. Lakin Sepetçioğlu bunların hepsini başarmış ve inanın bunları yaparken sizi hiç sıkmıyor…

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,7

Yapısal Yorum

Kilit eseri İrfan Yayınları’ndan çıkan bir kitap. kapak olarak güzel bir tablo seçilmiş lakin daha da iyisi olabilir miydi diye düşünmeden de edemedim. Anladığım kadarıyla kapaktaki yaşlı kimse de Sarı Hoca karakteri… Daha farklı bir görsel kullanılsa daha güzel olabilirdi.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,6

SEÇTİĞİM SÖZLER


Bilge Kağan ne demiş; Türk milleti sen açken tokluk nedir bilmezsin ama bir kere doydun mu da açlığı hiç düşünmezsin.  (Sayfa 24)


Hangi han, töresince töremez milletini korumaz, milletin malı kapanın elinde kalırsa o hanlığın temeli yıkılır. (Sayfa 92)

73: KİTAP YORUMU : Cadı Avcısı - The Witch Hunter Serisi 1

Salı, Temmuz 11, 2017
Virginia Boecker, 9786055016678, The Witch Hunter, Onur Özkan, Yabancı Yayınları, Roman, Fantastik, Edebiyat, Gençlik, Kitap Yorumları,

Yazar: Virginia Boecker
Baskı Tarihi: Ocak 2016
Sayfa Sayısı: 400
ISBN: 9786055016678
Orijinal Adı: The Witch Hunter
Çeviri: Onur Özkan
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Fantastik, Edebiyat, Gençlik

KİTAP HAKKINDA


Tenime dağlanarak işlenmiş mühür.
XIII
Beni koruyan ve ne olduğumu gösteren mühür.
Ben On Üçüncü Yazıt’ın bir uygulayıcısıydım.
Bir cadı avcısı.
Korkulması gereken kişi bendim.

EN BÜYÜK DÜŞMANINIZ DÖVÜŞTÜĞÜNÜZ ŞEY DEĞİL, KORKTUĞUNUZ ŞEYDİR.

“İyi bir fantastik kitapta olması gereken her şey var: kılıçlar, zehir, kara büyü ve ihanet. Eğlenceli, kanınızın çekileceği, macera dolu bir ilk roman.” - April Tucholke, Derin Sularla Şeytan Arasında romanının yazarı

“Ustalıkla ve kıvrak bir zekâyla yazılmış, macera, espri ve sihir yüklü bir fantastik hikâye.” ?Beth Revis, Bir Milyon Güneş ve Evrenin Ötesi romanlarının New York Times çoksatan yazarı

*“Sinematografik anlatımın canlılığıyla, nefes kesici bir macera.” ?PW (starred review)

“Boecker çıkış romanındaki anlatım tarzıyla okurun Elizabeth’in sırlarını, endişelerini ve korkularını hissetmesini sağlayarak gerilim dolu bir hava yaratmış… Macera dolu bu kitapta kılıçlar çarpışıyor, canavarlarla savaşılıyor, kara büyü kullanılıyor ve ihanet kol geziyor… Maceranın yanı sıra arkadaşlık ve aşkın da yer aldığı bu hikâye genç edebiyatı fantastik okurlarının nefesini kesecek.” -School Library Journal

“Boecker’in yarattığı alternatif on altıncı yüzyılda büyülü dünya kadar karakterler de ilgi çekici… Karmaşık fantastik öğelerin arasına serpiştirilmiş arkadaşlık ve aşk kırıntıları, gizemli, macera ve sihir dolu bir hikâye sözü veriyor.” -Booklist

“Elizabeth güçlü yan karakterlerle desteklenmiş, etkileyici bir kahraman. Oldukça başarılı bir çıkış romanı. Elizabeth’in gelecek maceralarının da aynı derecede heyecan verici olacağına hiç şüphe yok.” –VOYA

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Yaz nezlesi ile uğraştığım şu saatlerde nedense uzun süredir beklettiğim Cadı Avcısı kitabını yorumlamak geldi içimden… Sanırım kitap okuyamıyor oluşumunda bunda etkisi var. Evet kısa bir aradan sonra Cadı Avcısı, bendeni ve selpağım karşınızdayız… Lafı daha fazla uzatmadan hemen yoruma geçiyorum.

İçerik Yorumu

Virginia Boecker’in bildiğim kadarıyla ilk kitabı Cadı Avcısı… Yazar kitabı yazmadan önceki 4 yılını Londra da geçirmiş; Ortaçağ İngiltere’si hakkında çalışmalar yapmış.

Fantastik bir edebiyat ürünü olan Cadı Avcısı kitabını ben ikinci el olarak aldım ki yine Uzun’un bana yaptığı kıyaklardan bir tanesidir bu. Kitabı okumayan pek kalmasa da spoiler vermeden anlatmaya çalışacak olursam; konular5ın tahmin edilebilir bir seyirde işlediğini belirtmem gerekiyor.

Cadı Avcısı olarak yetiştirilen bir kızın başından geçenleri okurken aslında tüm mücadelesini yanlış tarafta verdiğini öğreniyor ve netice de tahmin edilebilir olaylar dizisi ile birlikte savaşın ilk adımları atılıyor.

Kitap başlı başına düşünüldüğünde aslında o kadar iyi bir kitap değildi bana göre. Lakin bir serinin ilk kitabı olarak bakıldığında olumlu bir nota sahip olabilir. Kurucunun Kızı’nda olduğu gibi yine bir Yabancı Yayınları kitabı için aklımda soru işaretleri kaldı. Nedendir bilmiyorum istediğimi pek alamadım. Lakin Kral Katili’ni de kısa zaman içerisinde okumayı planlıyorum.

Sonuç olarak az önce de dediğim gibi tahmin edilebilir bir seyirde devam eden ve daha çok gençlere hitap edecek bir kurguya sahip bir Cadı Avcısı… Benim gibi Fantastik Edebiyata meraklı ve sağlam bir hikayeye aç olanları doyuracak nitelikte olmadığını belirtmem gerekiyor ne yazık ki…

Her şeye rağmen seriye devam edeceğimi belirteyim… Ben The 100’e şans vermiş adamım,  Virginia Boecker daha fazlasını hak ediyor kesinlikle…

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,6

Yazım Dili Yorumu

Hem yazarın yazma şekli hem de çevirilmiş metinde okumayı kolaylaştıran bir ahenk var. Bu anlamda bu kategoride başarılı bir kitap olarak hafızama yer edindi açıkçası.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,7

Yapısal Yorum

Dediğim gibi kitabı ikinci el olarak aldım ve bu nedenle dışında bulunması gereken şeffaf kabı yoktu. Bendeki biraz yıpranmış olsa da Yabancı Yayınları’nın “bendeki” içerik anlamındaki eksi notları her zaman dizayn ve baskı kalitesi ile nötürlendiğini belirtmek isterim.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Oldukça zor. Ama imkansız değil.  (Sayfa 162)


En büyük düşmanımız dövüştüğümüş şey değil, korktuğumuz şeydir.  (Sayfa 175)

Haziran 2017'nin ardından

Salı, Temmuz 04, 2017
Estikçe, Aylık Rapor,
Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Haziran ayı geride kalalı kısa bir zaman olmuşken artık geciken raporumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Henüz kitap yorumlarımı sizlere aktaramasam da en azından neler okuduğumu söylebilirim sanırım.  

NELER OKUDUM?

Kargaların Ziyafeti - Kısım I

Aslında sezon başlamadan hemen önce kitapları bitirmek gibi bir niyetim vardı lakin bunu başaramayacağım sanırım. Lakin kitapların diziden de harika olduğunu bir kere daha belirtmem de fayda olduğu kanısındayım.

Metal Fırtına 2 – Kurtuluş

Seriye Burak Turna’nın yazdığı kısım ile devam ediyorum. Kitabı ikinci el olarak aldım. Beğenip beğenmediğim konusunda biraz kararsızım. Detaylı incelemem de bu konuda daha rahat konuşabiliriz sanırım.

The 100 – İsyan

Birilerinin bana bu kitabın neden yazıldığını açıklaması lazım. Gerçekten okurken sıkıntı çekiyorum ama içimde hep “Güzel bir son olacak” umudu var. Bu nedenle seriyi yarım bırakmak niyetinde değilim.

Harry Potter ve Felsefe Taşı

Haryy ile tanışmamızın 20. yıldönümü adına seriye yeniden başladım. İlk okuduğumda seriyi arkadaşımdan ödünç alarak okumuştum. Yeni kapakları ile basılan seriyi de bu şekilde arşivime katmış oldum.

NELER İZLEDİM?

Agents of Shield’ı izlemeye devam… Onun dışında bir şey izlediğim yok açıkçası. Bu anlamda kısır bir aydı.


Bu Ay Okuduğum Kitap Sayısı: 4
En uzun eser: Kargaların Ziyafeti – Kısım I (503)
En kısa eser: Metal Fırtına 2 – Kurtuluş (224)
Toplam Okunan Sayfa Sayısı: 1291 Sayfa
Genel Toplam Sayfa 2017: 7664 Sayfa
Günlük Ortalama Okunan Sayfa Sayısı: 44 Sayfa (Yaklaşık)
En Beğendiğim Eser: Harry Potter ve Felsefe Taşı


72: KİTAP YORUMU : Şimdi Biz Neyiz?

Salı, Temmuz 04, 2017

Pucca, Pucca Günlük, Şimdi biz neyiz, Dex, Roman, Edebiyat
Yazar: PuCCa
Baskı Tarihi: Şubat 2017
Sayfa Sayısı: 244
ISBN: 9786050940916
Yayınevi: DEX
Kitabın Türü: Roman, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Pucca Günlük Devam Ediyor…

Blogger'ların atası,
Monçiçi bakışlı,
Zalim stalker,
Fake evliya pucca sunar!

Bir blog yazıp hayatı değişen, hatta o hayattan bir de film yapılan, geçmişinden kaçarken bile yine ona sığınan PuCCa, çok acı çekti, inanılmaz eğlendi, hep yanlış kişilere âşık oldu, çok çalıştı, bazen aç uyudu, böbreğini satmayı bile düşündü, gün geldi hayvanlar gibi para saçtı, inanılmaz güzel dedikodu yaptı, kaymak gibi işin içinden sıyrıldı, sürekli burnunu boka batırdı, çok gezdi, çok sarhoş oldu, tek gözü kör bir köpeği evlat edindi, hayal ettiği eve taşındı sonra pişman oldu, çok kınadı ve hepsini tek tek yaşadı.

Şimdi de, neredeyse hiç ama hiç tanımadığı ama bütün acılarını ezbere bildiği bir adamla evlenecek... Ve sonunda ilk kez mutlu sona ulaşacak... mı acaba?

“O kadar hızlı gidiyorduk ki, çarpacağım duvarı bile kaçırmışım.”

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

PuCCa’nın son eserini okuyalı 1 aydan fazla zaman olsa da yazmak bu zamana kısmetmiş. Bu aralar yazma konusunda pek iyi değilim. Daha önce de söylemiştim. Lafı uzatmadan hemen yorumlamaya geçiyorum.

İçerik Yorumu

PuCCa’yı daha önce okuyanlarınız varsa onun daha çok “Genç kızlar” diye hitap edeceğimiz gruba yönelik bir yazar olduğunu biliyorsunuzdur. Bu tespiti kendim yapmış olsam da kendim inanmadığımı da belirtmek isterim. (Yazar kendiyle çelişir.)

İçerik anlamında yine geride kalan 5 kitap gibi sizleri zaman zaman güldürecek, zaman zaman hüzünlendirecek konulara parmak basmış PuCCa. Bu özelliği aslında yazarın en beğendiğim kısmı. Beni en çok etkileyen kısımları yine annesiyle olan ilişkilerini anlattığı bölümlerdi.

Genel anlamda “Biz Şimdi Neyiz?” kitabını beğenmiş olsam da nedendir bilinmez geride kalan kitaplar kadar zevk almadığımı belirtmem lazım. Serinin geride kalan kitapları daha bir içtendi sanki en azından ben öyle hissettim diyebilirim.

Sonuç olarak her şeye rağmen benim adıma güzel bir okumaydı. Daha öncekieserlerini okumuşsanız bunu da okuyun derim kesinlikle.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,7

Yazım Dili Yorumu

PuCCa’nın yazım şeklini seviyorum. Sanki iki arkadaş dertleşiyor gibi yazıyor. Kendisi de edebi bir eser yazar gibi yazmadığını sadece günlük tuttuğunu söylüyor.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,6

Yapısal Yorum

Yine Dex Plus’dan çıktı PuCCa’nın  kitabı. Nedendir bilmem ama bence PuCCa ve DEX  iyi bir ekip olmuşlar. Klasikleşen kapak tasarımı korunmuş durumda. Genel anlamda da yapısal olarak herhangi bir sıkıntı gözüme çarpmadı açıkcası.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


İnternet insanları aptallaştırıyor, basın insanları aptallaştırıyor, televizyon öyle... Bence senin aptallaşasın varmış, ottan boktan mal oluyorsun...  (Sayfa 135)

Ayrılırsak seninde yıldızlarında ağzına sıçarım  (Sayfa 146)


Aşk kötü birşey, aşk acıtıyor. Yaşarken haz aldığın ne varsa, bittiğinde götünden fitil fitil çıkıyor.  (Sayfa 178)
Blogger tarafından desteklenmektedir.