optimum kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
optimum kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

87: KİTAP YORUMU : Kutsal Savaş - Bir Savaşçının En Büyük Savaşı

Ekim 10, 2017
jack hight, Selahaddin Eyyubi, optimum kitap, Roman, gönül kayol, Kutsal Savaş, Bir Savaşçının En Büyük Savaşı, Kitap Yorumları,

Yazar: Jack Hight
Baskı Tarihi: 2016
Sayfa Sayısı: 408
ISBN: 9786054688623
Çeviri: Gönül Kayol
Yayınevi: Optimum Kitap
Kitabın Türü: Roman

KİTAP HAKKINDA


"Ben küçük bir çocukken babam bana Kudüs'ün düşüşü ile ilgili bir hikâye anlatmıştı. Frenkler surları aştıktan sonra şehrin savunucuları kaçmış. Arkalarında bıraktıkları insanlar perişan olmuş. Frenkler kimseye acımamış. Ne kadınlara, ne çocuklara ne de yaşlılara. Sokaklar kan içinde kalmış. Her yer tecavüz ettikleri kadınların çığlıklarıyla yankılanıyormuş. Onların intikamını almaya, Kudüs'ü geri almaya yemin ettim. Bu yeminimi de yerine getirdim. Şehir yeniden bizim oldu. Ama Frenkler yine kapımıza dayandı. Siz İslam'ın savunucularısınız. Bu şehri sadece siz kurtarabilirsiniz. Bu insanları sadece siz koruyabilirsiniz. Başarısız olursanız sokaklar yine kan gölüne dönecek. Bu sefer sadece Kudüs değil Şam, Halep, Kahire hatta Bağdat da düşecek. Düşmanlar topraklarımızı yerle bir edecek."

Arabistan'ı birleştiren efsanevi savaş komutanın hikâyesini anlatan Selahaddin üçlemesinin son kitabı Kutsal Savaş'ta Selahaddin, Kudüs'ü yeniden Haçlıların elinden alıyor ve Aslan Yürek Richard'a karşı son savaşına hazırlanıyor. Bu kanla dolu tarihi romanı bir solukta okuyacaksınız. Selahaddin kendi komutası altında Arabistan'ı birleştirmeye çalışırken Kudüs Krallığı ihanet ve entrika ile parçalanmaktadır. Kanlı şövalye Chatillonlu Reynald, Şam'dan Mekke'ye giden bir kervanı istila edip Selahaddin'in kız kardeşine tecavüz etmesiyle savaş kaçınılmaz olur.

1187 yılının Haziran ayında Selahaddin yirmi dört binden fazla kişiden oluşan ordusuyla krallığın üzerine yürür ve Hittin Dağları'nda Haçlı kuvvetlerinin üzerinde ezici bir galibiyet kazanır. Paniklemiş, dehşete uğramış Kudüs'ün üzerine yürümesiyse an meselesidir.Kudüs işgal altındayken gözüme uyku girmez diyen, bütün Müslümanları tek bir orduda birleştiren büyük komutan Selahaddin Eyyubi, adaletiyle de düşmanlarının büyük saygısını kazanmıştır. Her kuşağın bu destansı mücadeleyi okuyup ilham alması gerekmektedir.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Geride kalan yalarda okuduğum lakin yorumları şimdiye nasip olan kitap yorumlarına devam ediyoruz. Geç kalmış yorumlar olarak adlandırdığım yorumlarımda artık 10 kitaptan az kaldı ve daha kısa sürede biteceği kanısındayım. Neyse lafı uzatmadan hemen yoruma geçelim.

İçerik Yorumu

Konu başlığında da gördüğünüz gibi bu günkü kitabımız Jack Hight’ın Selahaddin Eyyubi üçlemesinin son kitabı olan Kutsal Savaş  - Bir savaşçının en büyük savaşı kitabı… Bu kitap hakkında size ne anlatmam gerekiyor cidden bilmiyorum.

Seriyi okumaya başladığım da henüz son kitabı yayımlanmamıştı Türkiye’de. Kitapta Müslümanlara karşı aşırı bir önyargı olduğunu daha önce de belirtmiştim ama son Kutsal Savaş’ta bu bariz bir şekilde ön planda. Müslümanlığın yanı sıra yazarın Yahudilik ile de ciddi sıkıntıları da var gibi. Alıntılarda bunu daha rahat görebilirsiniz.  Konu Selahhadin Eyyubi iken nedense Kudüs’ün fethini çok işlememişler. Bunun yerine Selahhadin’in yenilgilerine çokça yer verilmiş. Alın size bir taraflı bakış daha…

Genel anlamda içerikten beklediğimi alamadığım bir kitap oldu. Çok büyük umutlarım vardı kitapla ilgili ama çok ama çok yanılmışım.

İçerik Puanım 5 üzerinden 3,1

Yazım Dili Yorumu

Kitabın doğru dürüst tek tarafı diyebilirim. Jack Hight’ın dilini sevdim lakin anlattıklarını değil… Çeviri sahibi Gönül Kayol’u da tebrik etmek lazım.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,5

Yapısal Yorum

İçerikteki saçmalıklarla bitseydi keşke… Kitabın kapağı tam bir facia! Optimum kitabın bu hataya nasıl düştüğünü hangi mantık ile orkların olduğu bir görseli Selahhaddin Eyyubi hakkındaki bir kitapta kullandıklarını anlamadım. Keşke orijinal kapak kullanılsaydı.

Kitabı okurken aldığım notlarda çok fazla kelime hatası olduğunu belirtmişim. Bunlardan biri var ki beni benden aldı diyebilirim. Selahaddin’in doktoru Yahudi İbn-i Jumay’dan 237. sayfada bahsedilirken IBM Jumay diye yazılmış ve bunu da kimse görmemiş.

Bu kadar yeter, sustum!

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 2,5

SEÇTİĞİM SÖZLER


Savaş Tanrı'nın işi değildir.  (Sayfa 105)

Tarihçiler bunu bir zafer olarak yazacak. Zaferin maliyetini unutma.  (Sayfa 172)

Tanrı'nın adı ile yapılan kötülük sonuçta kötülüktür. (Sayfa 178)

Gemiler çok pahalı. Daha çok Yahudi öldürmeliyiz.  (Sayfa 242)


Savaşlar kılıç yerine kağıt ve mürekkep ile kazanılmış olsaydı, mürekkep hokkaları kral olmuştu.  (Sayfa 257)

07 KİTAP YORUMU: KRALLIK / Bir Savaşçı Yükseliyor

Temmuz 15, 2015

Krallık

Bir Savaşçı Yükseliyor

Yazar :Jack Hight
Çevirmen: Gönül Kayol
Yayınevi :Optimum Kitap

Yıl 1164. Genç savaşçı Selahaddin, Mısır'a giden bir Sarazen ordusuna katılır. Mısır'da tarihi piramitler, İskenderiye Feneri ve firavunun sarayına kadar hayret edilecek pek çok şey görür. Fakat tüm bu güzelliğe gölge düşüren bir durum vardır: Mısır aynı zamanda tehlikenin de yurdudur. Bu ülkede hiç kimseye güvenemezsiniz. Hatta ailenize bile. Üstelik Selahaddin'in etrafı düşmanlarla örülü ve duyulduğu takdirde onu yok edecek bir sırrı da ortaya çıkmak üzeredir.
Bu arada Kudüs'te Selahaddin'in yakın arkadaşı, eski haçlı Tatevik'li John da hain ilan edilmiş ve ölüm cezasına çarptırılmıştır. John idamdan Kral Amalrik'e hizmet etmek koşuluyla kurtulur ama çok geçmeden kendini entrikalarla örülü bir dünyada bulur. Karanlık güçler Kudüs'ü ele geçirmek için türlü komplolar kurmaktadır. John, krallığı tehdit eden bu komplolarla bir bir yüzleşirken Amalrik'e ve eski arkadaşı Selahaddin'e olan sadakati de büyük bir sınava tabi tutulacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 424
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe

KİTAP YORUMU

Cahil Okur’dan herkese yeniden merhabalar arkadaşlar. Jack Hight’ın Selahhaddin Eyyubi üçlemesinin ikinci kitabı olan “Krallık” okuması sona erdi sonunda. Yaklaşık olarak eseri 4 günde tamamladım. Aslında çok daha önce bitmesi gerekiyordu.(Okumaktan sıkıldığımdan değil, diğer işlerin yoğunluğu kitabı okuma süremi uzattı.)
Yusuf yada bilinen adıyla Selahhadin bu eserde artık ciddi bir devlet adamı haline gelir. Mısır veziri olan Şavar’ın Nureddin’den yardım istemesi üzerine Yusuf amcası Şirkuh ile Mısır’a gider. Ancak işler umduğu gibi gitmez ve Şavar’ın ihaneti sonrası zor günler geçirir. Ancak bu Yusuf’u durdurmaz ve neticede Şavar’ı alt ederek Şirkuh; Mısır veziri olur. Ancak bu uzun sürmez ve vezirlik görevi Yusuf’a gelir ve neticede Mısır Kralı olmasına kadar süreç devam eder. Nureddin ilerleyen süreçte Yusuf’tan rahatsız olur ve babası Eyyüb’ü Yusuf’u hizaya getirmesi için gönderir ancak bu Yusuf’u bir çıkmaza sokacaktır ve hiçte istemediği kararlar almasına neden olur.
Diğer tarafta ise Jon kendisinin kılıçla mahkeme edilmesini ister ve Amalrik onu yenerek ölüme mahkumiyetini onar. Ancak serazenleri yakından tanıyan Jon, Amalrik’in işine yarayabilmesi için canlı olmalıdır. Amalrik’e bağlılık yemini eder ve artık serazenlere karşı çalışmaya başlar. Bu durum Jon ve Yusuf’u yeniden karşı karşıya getirir, bence bu karşılaşma kaderin ağlarını örmesinden ziyade Allah’ın bir takdiri denilebilecek bir durumdur ki, kitabın sonunda iyi ki de Jon ölmemiş ve bu kadar önemli bir kişi konumuna gelmiş diyorsunuz.
Eserin iki bayan karakteri olan Asimat ve Agnes ise karakter bakımından birbirlerine çok benzemekte bana göre. İkisi de çocukları için çok kötü şeyler yapaya hazır dişi aslanlar gibiler. İkisinden de başta hoşlanırken sonrada nefret etmeye başlayabilirsiniz.
Sonuç olarak Selahaddin artık bir kraldır ve kendisi için koyduğu bazı hedefler vardır. Bunu da şu sözlerle kendi ifade eder; “İnsanlar Allah’ın isteiğini gerçekleştirmek için acı çekmeye hazır olmalıdır.”
Konu böyleyken kitap hakkındaki kişisel görüşüm kesinlikle okunması gerektiği noktasında olacaktır. Eserin sonunda Jack Hight tarihsel kronolojide yaptığı değişiklikleri ve olaylar hakkındaki ekleme ve çıkarımlarını belirttiği tarihi not kısmını da muhakkak okuyun derim. Bu süreç hakkında sizin kafanızda oluşabilecek yanıltıcı bilgilerin önüne geçecektir. Selahaddin Eyyubi’yi daha yakından tanımak ve nasıl bir devlet adamı olduğu konusunda ciddi bir bilgi birikimine sahip olabilirsiniz. Diğer taraftan kitabın bazı objektif olmayan durumlar içerisinde bulunduğuna inansam da İslam devletlerinde de İslam’a aykırı bazı durumların olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirtmem gerekiyor. İlk kitabı okumuşsanız Asimat ile Yusuf’un ilişkisi bunun en net göstergelerinden bir tanesidir.
Kitap hakkında içerik anlamında herhangi bir olumsuzluktan bahsetmek imkansız. Ancak iş yapısal bozukluklara gelince kitabın bazı konularda beni üzdüğünü belirtmem gerekiyor. İlk kitapta olduğu gibi bu kitapta da ciddi bir noktalama işareti sıkıntısı var. Bunun ne gibi bir sorun veya dikkatsizlik neticesinde bu esere yansıtıldığını bilmiyorum ama eser basılmadan önce bu konunun gözden geçirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Kitapta tırnak işaretleri ile ilgili ciddi bir sıkıntı var. Tırnak içerisinde yer alması gereken birçok cümle dışarıda kalmış. Dışarıda kalması gerekenler ise içerde.bir kaç tane de yanlış kelime yazımı ile de karşılaştım ama bunun kullanılan yazım programının otomatik düzeltme özelliği ile olduğunu sanıyorum .
Diğer bir konu ise ne yazık ki kapak hakkında. İlk kitapta da kitap kapağı hakkında orijinal dil basımındaki kapağın daha iyi olduğunu belirtmiştim. Bundaysa durum biraz daha farklı; kitap kapağı oldukça iyi ancak ne yazık ki kitap kapağındaki resim pixellenmiş durumda. Selahhadin’i tasvir eden kılıçlı serazenin göğüs zırhında bunu net bir şekilde görüyorsunuz. Keşke böyle olmasıydı diyorum.
Her şeye rağmen Optimum Kitap’ın bu eserin devamını da yayınlamasını isterim. Benim için Optimum Kitap bu yılın eserlerinden hoşlandığım yayın evi olmuş durumda.


SEÇTİĞİM SATIRLAR


  • “Henüz ona teşekkür etme” diye araya girdi Heraklius “Acın yeni başladı.” (Sayfa 10)
  • Kudüs Kralı Amalrik: “Eğer kendi hayatımı riske etmeyeceksem, bu adamın ölümüne nasıl hükmederim” (Sayfa 28)
  • Butaiha’da kralın hayatını kurtarmış ve yeni bir isim kazanmıştı; Selahaddin “dinine bağlı” (Sayfa 33)
  • Kral Amalrik: “Nil’i bu kıç suratlı şeytana tapan piçlerin kanlarıyla dolduralım! Tanrı Aşkına!” (Sayfa 88)
  • Şirkuh: Kahire Halife’yi barındırıyor. Fakat Mısır’a zenginliği sunan İskenderiye… İşte Yusuf biz onu almaya gidiyoruz.” (Sayfa 98)
  • Selahaddin: “Kudüs bizim geçmişimiz, dinimizin çocukluğu” (Sayfa 133)
  • William: “Barış narin bir çiçektir. Bu çiçeği ekmeliyiz.” (Sayfa 149)
  • Şavar: “Mısır’daki vezirlerin ömrü de kısa olur. Benim görevimi almadan önce amcan bunun üzerinde de düşünmeli” (Sayfa 192)
  • Amalrik: “Selahaddin’in ölüm haberini bekleyeceğiz. O düştüğünde biz de saldıracağız” (Sayfa 212)
  • Şamsa: “Allah değildi. Sana kendim geldim” (Sayfa 236)
  • Selahaddin: “Şam’ı yönetmekten daha fazlasını istiyorum baba.Bir validen daha fazlası olacağım” (Sayfa 233)
  • Faridah: “Sen muhteşem olmayı istedin Yusuf. Muhteşemliğinde bir bedeli olmalı” (Sayfa 240)
  • Selahaddin: “Bire kral olarak doğmadım ama bir kral olarak yöneteceğim” (Sayfa 242)
  • Sayfalar onun gibi ihtişamlı zaferleri olan ancak erken ölen adamlarla doluydu. (Sayfa 253)
  • Selahaddin: “Büyük bir kral düşmanlarına karşı da cömerttir. Merhamet eder” (Sayfa 255)
  • Jon: “Kutsal topraklara yeni gelmişsiniz efendim.Bu yüzden arkadaşlarınızı dikkatli, sevgililerinizi daha dikkatli seçim.” (Sayfa 301)
  • El Mukaddem: “Eğer bir efendim olacaksa o sen ol Selahaddin” (Sayfa 312)
  • Jon: “Bizi tanımlayan geçmişimiz değildir. Şu anda ne yaptığımızdır.” (Sayfa 372)
  • Selahaddin: “İnsanlar Allah’ın isteiğini gerçekleştirmek için acı çekmeye hazır olmalıdır.” (Sayfa 451)
Serinin ilk kitabının yorumu için 


04- KİTAP YORUMU: Efsane "Bir 'Barbaros' Romanı"

Haziran 22, 2015
Efsane kitabı yorumu, efsane kitabı özeti

EfsaneBir
'Barbaros' Romanı


Yazar :İskender Pala
Yayınevi :Kapı Yayınları

(Bir 'Barbaros' Romanı)

Efsaneler bazen denizden,
Bazen aşktan ve ateşten gelirler.
Aşktan ve ateşten ve denizden gelenler,
Bazen ışık olurlar ve bütün zamanı aydınlatırlar...
Efsane kurmak kadar, efsaneyi yazmak da efsaneye dâhildir.
Bir çağı haritalarda bulamazsınız.
Derine, insana ve tarihin denizlerine açılmak gerekir.
Girdaplarda yüksek idealler saklanabilir.

Bu kitapta
İstanbul, Gırnata, Madrid, Roma ve Akdeniz; aşk diliyle kuşatıldı.
Akdeniz, aşk kaleminin haritasıyla yeniden çizildi.
Kılıç kılıca, cevher çeliğe çarptı, varlık da yokluğa.
Ve hep bir yol vardı kalplerden denizlere.
Derin denizler, büyük aşklar için atlas olup dokundu.
İskender Pala, bir çağı ve o çağın efsanelerini dile döktü.
Barbaros Hayreddin Paşa'yı...
Sonra, bir gül sepeti getirdi.
Isırılmış üç elmayı anlattı.

Sayfa Sayısı: 392
Baskı Yılı: 2015

Dili: Türkçe

Kitap Yorumu

İskender Pala'nın okuduğum ikinci romanı Efsane... İskender Pala ile tanışmam "Od" ile gerçekleşmişti. Tarihe olan merakımı kamçılayan Efsane ise İskender Pala'nın tercih ettiğim ikinci kitabı oldu.  İyi bir tercih yapmış olduğumu baştan söylemekte fayda var.

Bu güzel roman Barbaros Hayreddin Paşa'nın çocukluğundan vefatına kadar geçen sürede başta İslam olmak üzere Osmanlı Devleti'ne katkılarının anlatıldığı bir eser olarak karşımıza çıkmakta.
Kitapta yer alan tüm karakterlerin okuyanı etkisi altına aldığı bir gerçektir. Barbaros Hayrettin Paşa, Oruç Reis, Seyyid Muradi (Saint Alcala), Billure (Beatrix) hepside insanı etkileyen karakter olarak karşımıza çıkmakta.

Tartışmasız ki kitapta kafi miktar ilerledikçe Seyyid Muradi'den daha fazlaca bahsedildiği hissine kapılmanız mümkün ancak yine de Barbaros Hayreddin Paşa'sız bir Seyyid Muradi (Saint Alkala), Seyyid Muradi'siz bir Barbaros Hayreddin Paşa düşünülemez diyerek ikili arasındaki bağı da vurgulamış olalım.

Kitabın aksiyon kısımlarının temelinde Barbaros Hayreddin Paşa ile Andrea Doria arasında çekişmeleri yatmakta. İki kaptanın birbirine olan düşmanlıkları ve saygıları takdire şayan. "Allah düşmanında merdini nasip etsin" mantığından ilerleyerek hareket eden Barbaros Hayreddin Paşa'nın Doria'nın oğluna muamelesi ders alınacak ve ecdad ile onur duyulacak bir hadise.

İskender Pala'nın Efsane'sinin bir diğer aksiyon kısmında ise Seyyid Muradi yatmakta. Kitabı okurken bu aksiyonun sebebini ve ne olduğunu okudukça göreceksiniz zaten. ancak şunu söylemek gerekiyor ki Seyyid Muradi'nin bu hareketlerinin bana biraz Ezio Auditore da Firenze'i hatırlattığını söylemeden geçemeyeceğim.

Efsane ile alakalı olarak kötü olarak hatıramda kalacak tek konu dilin bazı bölümlerde ciddi anlamda ağırlaşması ve anlaşılmasının zor olması.Her ne kadar İskender Pala, romanının son sayfalarına bir deniz sözlüğü koymuş olsa da tutkulu bir okur kolay kolay olaydan uzaklaşarak kelimenin anlamını öğrenmek için sözlük karıştırmayacaktır. Belkide Kapı Yayınları sözlük yerine dipnot sistemi ile bu kelimeleri sayfaların alt kısımlarında açıklasa daha iyi bir görüntü olabilirdi.

Tasarım ile ilgili bir diğer konu ise Efsane içindeki bazı resimlerin bulundukları konumlar ve o konumlarda yer alan satırlar ile resimlerin alakasız oluşu. Bazı denizcilik çizimlerinin ise ne olduğunu bilmemek ayrı bir sıkıntı olabiliyor.

Ben ne olduğunu çözemedim. Bu ve benzeri bir çok görsel var. 
Müslüman bir gemiciden bahsederken bu gemi tasviri sadece bana mı garip geldi acaba?
Kitabın kapak tasarımı ise bir harika. Utku Lomlu tarafından yapılan tasarımda George Philip Reinagle'nin 1828 yapımı bir tablosu ve Barbaros ile Doria'yı temsilen iki kılıç kullanılmış. gerçekten beni büyüleyen bir tasarım oldu.

Sonuç olarak İskender Pala imzalı Efsane 'Bir Barbaros Romanı' kesinlikle kitaplığınızda bulunması gereken bir eser. Bu eseri bu kadar geç okuduğum için kendime kızdığımı bir kere daha ilan etmek istiyorum. Umarım yorumum sizin için bir teşvik unsuru olur.

Efsane hakkındaki diğer yorumlar


tutkularla.blogspot.com.tr'nin yorumu için buraya
sununnotu.blogspot.com.tr'nin yorumu için buraya
1kitapgurmesi.blogspot.com.tr'nin yorumu için buraya tıklayabilirsiniz.

GÜNCELLENDİ: 13 Temmuz 2015







01- KİTAP YORUMU: Kartal

Mayıs 29, 2015
Selahaddin Eyyubi üçlemesinin ilk kitabı

Kartal / Bir Savaşçı Doğuyor


Yazar :Jack Hight
Çevirmen :Gönül Kayol
Yayınevi :Optimum Kitap

Selahaddin veya Avrupalıların bildiği adıyla Saladin, bir Kürt ve horlanmış bir halkın oğluydu. Sonunda da Mısır ve Suriye'nin kralı oldu. Allah'ın kullarını bir araya getirdi, Kudüs'ü geri aldı ve Haçlı ordusunu denize döktü. Savaştı ve Aslan yürekli olarak bilinen ve bu lakabı kesinlikle hak eden İngiltere kralı Richard'ı dize getirdi. Saladin yüce bir insandı, tanıdığım en yüce insandı. Ancak, onunla tanıştığımda sadece çelimsiz bir çocuktu. Yahya al-Dimhak'ın günlüğünden
Bu kitapta Selahaddin efsanesinin yanında, başka bir hikaye daha vardır. 1148'de Haçlı ordusu, Şam'ın duvarlarına doğru ilerlerken, John adında genç bir Sakson yakalanır ve esir düşer. Yusuf adında kitapsever küçük bir çocuk tarafından, bir çift sandalet fiyatına satın alınır. Ve kader iki düşmanı bir araya getirir. Kutsal Toprakları değiştirecek bir arkadaşlığın hikayesi böyle başlar. Ürkek Yusuf büyüyüp 'Kartal' lakaplı savaşçı Selahaddin olacaktır. John, önce efendisine savaş sanatını öğretecek, sonra Kudüs Kralı'na ve Kral Richard'a hizmet etmek için batıya dönecektir.
Muhteşem planlanmış savaşlar...
Yozlaşmış Haçlı zihniyeti...
Ölümüne dövüşler...
İslam hayatı...

Sayfa Sayısı: 424
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe

KİTAP YORUMU

Blog yazılarına Jack Hight’ın Selahhattin Eyyubi üçlemesi’nin ilk kitabı olan Kartal ile başlıyorum. Uzun zamandır kitaplığımda bekleyen bir kitaptı kendisi. Kitabı alırken benim için önemli olan kapağın üst kısmındaki “Selahhadin Eyyubi üçlemesinin ilk kitabı” ibareseydi. Çünkü ciddi bir seri takipçisiyimdir. Okuduğum kitapların büyük bir bölümünü seri kitaplar oluşturur.
Kitabın konusuna gelince üçlememiz Selahhdin Eyyubi’nin çocukluk yıllarında başlıyor. O zamanki adıyla Yusuf ailenin ikinci oğludur ve bu özelliği nedeniyle ikinci planda olduğunu söylemek gerekiyor. Abisi olan Turan kendisinden daha çok sevilmekte ve önemsenmektedir. Bu durum Turan ile Yusuf arasındaki ilişkinin temelini oluşturur. Turan Yusuf’u sürekli aşağılar ve kendisine hakaretler saydırır. Yusuf büyük oranda bu durumu kanıksasa da ilerleyen günler Yusuf’un başarıları ile Turan’ı ardında bırakmasını sağlayacaktır.
Yusuf’un babası Necmeddin ve Amcası Şirkuh, Haleb Atabeyi Nureddin adına savaşmaktadır. Ve zamanı geldiğinde Yusuf’ta Nureddin adına savaşmaya ve gösterdiği başarılar ile Nureddin’in danışmanlarından ve en güvendiği adamlardan biri haline gelir.
Kartal’da ki bir diğer karakter ise Tatewik’li Jon’dur. Haçlı Ordusu ile kutsal topraklara gelen Jon, serazenler ile Haçlılar arasındaki bir savaş sonunda esir düşer ve Yusuf’a satılır. Babası onu aldığında Yusuf’a kızmıştır ancak sonraki süreçte Yusuf’un bir kölesi olmasına izin verir ve Yusuf ile Jon iyi dostlar olurlar. Yusuf, Jon’dan Hristiyan adetlerini ve yaşayışlarını öğrenir. Bu da Selahaddin’in doğuşunu tetikleyen bir diğer unsurdur. Jon ise Yusuf’tan Arapça ve Müslüman adetlerini öğrenir. Öğrendikleri ile Jon daha doğru bir adam olmaya başlar.
Kitabın elbette birde bu tarihsel süreci dışında kalan aşk hikayeleri vardır. Yusuf, Nureddin’in karısı olan Asimat’a aşıktır ve efendisine ihanet etmesine rağmen Yusuf, Asimat ile birlikte olur. Jon’un aşkı ise daha karışık bir haldedir. Yusuf’un ablası olan Zimat’a aşıktır. Maalesef Jon’da arkadaşına ihanet eder ve kız kardeşine olan aşkını yaşatır. Ancak bu durum Yusuf’ca öğrenildiğinde hiçte hoş karşılanmaz.
Ve her şeyin sonunda Eyyüb’ün oğlu Yusuf, Selahaddin olur. Bu sürecin en büyük mimarı ise tartışmasız Zimat ile birlikte olarak arkadaşlığına ihanet eden Jon’dur.
Kitap kesinlikle okunmasını tavsiye ettiğim bir eser. Eğer tarihi romanlardan hoşlanıyorsanız bu fırsatı kaçırmayın derim. Jack Hight’ın yazdığı ikinci eser ve ben oldukça beğendiğimi ifade etmeliyim. Serinin ikinci kitabı olan Krallık’ı ise en kısa zamanda edinip okumayı istiyorum.

Kitapla ilgili olarak yapılabilecek olumsuz durumlara gelirsek bunun kapağı olduğunu söyleyebilirim. Kitabın orijinal dildeki kapağı çok daha güzel. Ayrıca kitapta bazı noktalama işareti yanlışlıkları var. Konuşmaların büyük bir bölümü tırnak işreti dışında kalmış.  Güzel bir esere küçük bir nazar boncuğu…

GÜNCELLENDİ: 13 Temmuz 2015 
Blogger tarafından desteklenmektedir.