#1 SERİ DEĞERLENDİRMESİ Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları

Perşembe, Mayıs 31, 2018

Seri Değerlendirmesi, Kitap Yorumları, Ransom Riggs, Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları, Gölge Şehir, Ruhlar Kütüphanesi, Tuhaf Masallar,


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Uzun zaman önce yapmaya karar verdiğim lakin bir türlü elim değip de yazamadığım bir konu ile karşınızdayım. Sürekli olarak seri okuyan bir okur olarak sizlerle artık bitirdiğim serilerin değerlendirmesini de paylaşacağım.
O zaman lafı uzatmadan hemen değerlendirmemize geçelim…

İlk kitabın heyecan dolu başlangıcının ardından durağanlaşması beni gerçekten şaşırtmıştı. Ayrıca konuların tahmin edilebilir olması ve gelişecek olayların önceden çokça ipuçlarının verilmesi beni rahatsız etmişti bile diyebilirim.  Benim için yeni bir dünya ve yeni karakterlerin kapısını açan ilk kitapta beklentilerimin birazda yüksek olması nedeniyle sanırım hayal kırıklıklarına uğradığım çokça oldu. Ama elbette ki bu benim okumamı engellemedi. Kitabı bitirdim ve bende kalan tadı biraz eksikti, sanki baharatsız bir yemek gibiydi. Doyurucu lakin sadece doyurucu…

İkinci kitapta Ransom Riggs bu konuda eleştiriler almış olacak ki, ilk kitabın aksine “işte bu” dedirtecek satırlarla çıktı karşımıza. Benim seride beklide en çok sevdiğim kitap oldu. Üçüncü kitapa bu konuda zirveyi paylaşırlar. Olay örgüsü ve anlatılan konular beni kazanmasını ve iştahla her satırı okumama neden oldu.

Son kitapla hikaye nihayete ererken, benim için çok güzel bir hikaye geride kalmış oldu. Başından beri kahramanlarımızın peşinde olduğu olaylar düğümü çözülürken, son kitapta ki özellikle mekan tasvirleri ve akıl almaz hayallerin nakşedildiği satırlar beynimde yeni ufukların açılmasına neden oldu. Güzel bir seri olmasının yanı sıra benim için artık Bayan Peregrin’nin Tuhaf Çocukları etkileyici bir seri olarak aklıma yer etmişti.

Serinin tamamlanması ardından yayınlanan Tuhaf Masallar ise nedense beklentilerimi karşılamadı. Elbette ki o güzel serinin ardından beklentilerim yükselmiş, Riggs’den çok farklı bir lezzet bekler olmuştum. Tuhaf Masallar’da ise sadece ticari kaygılarla yazılan bir eser tadı aldım. Ancak yine de seride adı geçen bir kitaba sahip olmak, kahramanlarımızla kurulacak empatide benim adıma artı bir özellikti.

Serinin filmi inde iki satır bir şey söylemek gerekirse eğer; tam bir fiyaskoydu. Kitapları ile alakasız çok film izledim lakin bu kadar kötüsünü ilk defa gördüm diyebilirim. Karakterlerin özelliklerinin birbirine karıştırılması, olay örgülerindeki farklılıklar, kitabın sonu ile filmin sonunun birbiriyle alakası olmaması ve daha nicesi. Bir okur olarak benim adıma facia bire filmdi.

ARTILARI


Serinin en büyük artısı gerçek fotoğraflarla olayların beslenmiş olmasıydı bence. Bu tür kitaplarda sıkça kendi kendimize dediğimiz; “bunların hepsi hayal ürünü” uyarısını bu sefer yapamadım kendime. Acaba tuhaflar gerçekten var mı diye sorarken buldum kendimi birçok defa…

EKSİLERİ


Yeni maceralarla seri devam ettirilebilirdi. Az geldi… Başka bir eksisi yoktu.

Geçen Ay Neler Oldu? - Mayıs 2018

Perşembe, Mayıs 31, 2018

Aylık Rapor, Estikçe, Mayıs 2018

Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

2018 son hız ilerliyor. Hangi ara Mayıs bitti de Haziran’a girdik arkadaş… Neyse bu ay neler yapmışız bir bakalım.

NELER OKUDUM?

Beyaz Diş

Klasik bir eser… Benim için bir tekrar okuma. Ama yine çok sevdim, yine çok etkilendim. George Orwell ve Jack London’ın benim için yerleri çok farklıdır. Geçtiğimiz aya Jack London ile başlamıştım, güzel de bir karar vermişim.


Yerdeniz Büyücüsü

Ursula K. Le Guin yeni tanıştığım bir yazar ama bence geç kalmışım. Serinin ilk kitabı güzel geçti, yeni eserlerde beni ne bekliyor zaman gösterecek.

Gece Nöbeti

Bu türü severim aslında ama nedense Tess Gerritsen’e hep uzak durmuştum. Yanlış yapmışım. Şimdi daha iyi anlıyorum.  

NELER İZLEDİM?

Bu ay filmlere biraz film izledim. Galaksinin Koruyucuları 1 ve 2’nin yanı sıra Örümcek Adam Eve Dönüş ve Çin Seddi filmlerini izledim. Çin Seddi ve Örümcek Adam Eve Dönüş güzeldi… Galaksinin Koruyucuları için aynı şeyleri söyleyemiyorum

Bu Ay Okuduğum Kitap Sayısı: 3
En uzun eser: Gece Nöbeti(464)
En kısa eser: Yerdeniz Büyücüsü (188)
Toplam Okunan Sayfa Sayısı: 910Sayfa
Genel Toplam Sayfa 2018: 3280 Sayfa
Günlük Ortalama Okunan Sayfa Sayısı: 30 Sayfa (Yaklaşık)
En Beğendiğim Eser: Gece Nöbeti



102: KİTAP YORUMU : Erkekler Hep Yalnız Ağlar

Çarşamba, Mayıs 30, 2018


Erkekler Hep Yalnız Ağlar, Ahmet Selçuk İlkan, Neden Kitap, Şiir, Kitap Yorumları,
Fotoğraf konusunda pek iyi değilim :) Bu kadar oluyor...
Yazar: Ahmet Selçuk İlkan
Baskı Tarihi: 2009
Sayfa Sayısı:192
ISBN: 9758800933
Yayınevi: Neden Kitap
Kitabın Türü: Şiir

KİTAP HAKKINDA


“İhanet Makamında” vedalardan, “Hasret Makamında” sevdalardan ve “Asi Makamında” isyanlardan süzülen duyguların çığlık gibi kanayan şiirleri bunlar...
bir yerde buz yastıkların, bir yerde taş duvarların, bir yerde karanlık gecelerin, bir yerde sırtımıza saplanan hançerlerin ipek bir mendil olup gizlediği gözyaşlarımızın en saf sığınağı bu mısralar...
Evet, herkes bir yerde mutlaka ağlar.
Ama unutmayın ki;
“Erkekler Hep Yalnız Ağlar...”
Kimi zaman dönüşü olmayan bir meleğin, kimi zaman zehirli bir çiçeğin, kimi zaman yasak bir sevdanın, kimi zaman ulaşılmaz birkadının ardından ağlar... Ve bir yangına tutuşur tepeden tırnağa...
İşte o yangından alevler...
(Arka Kapak)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Bu gün yine bir şiir kitabı ile karşınızdayım lakin pek iyi şeyler söylememi beklemeyin. Uyarıyorum aşağıdaki satırlarda biraz insafsız davranmış olabilirim. Lafı uzatmadan Ahmet Selçuk İlkan’ın Erkekler Hep Yalnız Ağlar eserini değerlendirmeye başlıyorum.

İçerik Yorumu

Daha önce sizlerle paylaştığım şiir kitaplarında; şiiri sevdiğimi, elimden geldiğince karalamalar yaptığımı belirtmiştim. Genel de serbest stil yazmayı ve okumayı severim. Ahmet Selçuk İlkan’ın Erkekler Hep Yalnız Ağlar eseri de serbest stil şiirlerin toplandığı bir eser, lakin… Ama lakini var işte.

Öncelikli olarak iki yazarlı şiirlere değinmek istiyorum. Bu konuda birkaç örnek var kitapta. Ama şiirin özel olduğu kanısında olan bir adam olarak bunu pek de hoş karşılamadığımı belirtmek isterim.

Şiirlerindeki sürekli bir laf sokma telaşının oluşunu icra ettiği müzikle de alakalı olduğu kanısındayım. Şiir seslendirmeleri hoşuma giden sanatçının yazdıklarında o kadar da başarılı olmadığı kanısındayım. En azından bana hitap etmediğini belirtmem gerekiyor.

Posta Gazetesi’ndeki bencileyin amatör şairlerin şiirleri yayınlanır, muhakkak görmüşsünüzdür. Kitaptaki Trafik Polisi şiirini görünce inanın hemen aklıma o geldi. “Adı Gül’dü” isimli şiirde ses benzeşmesinden faydalanarak oluşturulan satırlar ise beni gerçekten kitaptan uzaklaştırdı. “Gönlün Kiralık” eseri ise ayrı bir konu. Duvar yazıları okur gibi oldum.

Eseri okurken aldığım notlarımı aynen şöyle sonlandırmışım, “Uzun süre şiirden uzak durabilirim.” Sanırım bir süre için doğru olanda bu olacak.

İçerik Puanım 5 üzerinden 3,7

Yazım Dili Yorumu

Ahmet Selçuk İlkan basit bir dil kullanıyor. Ağdalı değil lakin ses olaylarından faydalanarak yazdı satırlar gerçekten sizi “üzebilir” Neyse fazla yermeye gerek yok. Haddimi aşmayayım ben gene…

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 3,9

Yapısal Yorum

Eserde yazım yanlışı pek görmedim, sadece kapağa ve kitabın sonundaki gazete sayfası alıntılarına takıldım biraz. Tatmin etmeyen bir tasarım bir okuyucu açısından.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,1

SEÇTİĞİM SÖZLER


Şunu bil ki
Dünyada bütün mezarlıklar
Senin gibi vazgeçilmezlerle doludur... (Sayfa 17)

Sen uçmaya devam et
O ipek kanatlarınla gökyüzünde
Ben zaten boğulmuşum
Gözlerinin denizinde (Sayfa 35)

Gel gör ki
Her limanda bir izin kalmış
Benim için
"Çok kalabalıksın" (Sayfa 39)

Bir sana yalvarmayı öğrenemedim
Bir de seni unutmayı (Sayfa 69)

Öyleyse aşk da biter
Ya uzakta!
Ya kucakta!..  (Sayfa 122)

3. yaşım kutlu olsun!

Salı, Mayıs 29, 2018

Estikçe, Cahil Okur, Kimdir bu Cahil Okur,

Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Bu gün blogumun 3. yılı dolmuş durumda. Yani 3. yaşımı geride bıraktım ve 4. yaşımdan gün almaya başladım.

Yeni yeni emeklemeye başlayan, dertlerini yeni yeni anlatmaya başlayan bir çocuk benim için artık blogum. Ne zaman ve nereye kadar bilmiyorum ama ben burada olmaktan mutluyum. Sizlerle olmaktan, fikirlerimi ve duygularımı paylaşmaktan memnunum.

İşin özü ve kısaca anlatmak gerekirse; iyi ki varsınız blog ailem sizlerle olmak çok güzel…

101: KİTAP YORUMU : Harry Potter ve Sırlar Odası

Cuma, Mayıs 25, 2018

Harry Potter ve Sırlar Odası, Harry Potter, Harry Potter And The Chamber Of Secrets, Sevin Okyay, Yapı Kredi Yayınları, Roman, Fantastik, Edebiyat, Gençlik

Yazar: J. K. Rowling
Baskı Tarihi: Nisan 2016
Sayfa Sayısı: 314
ISBN: 9789750802959
Orijinal Adı: Harry Potter And The Chamber Of Secrets
Çeviri: Sevin Okyay
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Fantastik, Edebiyat, Gençlik

KİTAP HAKKINDA


"Bir komplo var, Harry Potter. Bu yıl Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'nda dehşet verici şeyler yapmak için bir komplo."

Dursley'ler o yaz öylesine çekilmez olmuşlardır ki, Harry bir an önce okulu Hogwarts'a geri dönmek için can atmaktadır. Eşyalarını toplarken ortaya çıkan ev cini Dobby ise onu uyarır: Hogwarts'a dönerse, bir felaket olacaktır. Olur da: Sırlar Odası'nın açılmasıyla ortaya çıkan karanlık bir güç, Hogwarts'takileri taşa çevirmeye başlar. Harry, hayatını tehlikeye atarak, Oda'nın elli yıllık ölümcül gizemini çözmeye çalışır. Ve gerçekten de başına gelmedik felaket kalmaz.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…
Elimde yorumlanacak kitap sayısı çok şükür iyice azaldı ve artık rutine geçebileceğim. Blogumu uzun süre boşladığım için kitap sayısı artmıştı. Neyse lafı uzatmadan hemen güzewl bir okuma olan J.K. Rowling’in Harry Potter ve Sırlar Odası kitabının yorumuna geçelim…

İçerik Yorumu

Bildiğiniz gibi artık Harry Potter serisi bir kült eser olmuş durumda. Bu tip kitapları yorumlamak ise bana inanın çok zor geliyor. Sanırım birçok arkadaşım da benle aynı kanıda olacaktır.

Harry’nin okuldaki ikinci yılını anlatan eserde bizi yine heyecanlı bir macera bekliyor. (Bir çoğunuzun bunu zaten bildiğinin farkındayım.) Rowling’in anlatımının akıcılığı ile olayların gizemi birleşince gerçekten okuması heyecanlı oluyor ve de yorulmuyorsunuz.

Harry Potter serisi benim için tekrar okuma olduğu için ve de artık Harry hakkında bilmediğimiz pek bir şey kalmadığı için, büyücülük dünyasına dair bazı kelimelerin açıklamalarının olması bana biraz garip geldi. Hatta kitabı okurken aldığım notlarda aynen şöyle yazmışım; “Kitapta Harry Potter evreni hakkındaki terimlerin açıklanıyor olması beni biraz garip hissettirdi. Ne yani halen Quidicth nedir bilmeyen var mı?”  Gerçekten var mıdır bilmeyen bilmem ama tanıdık karakterler tekrardan vakit geçirmek benim adıma güzeldi.

Serinin bu kitabında yer alan Profesör Lochart’dan bahsetmek istiyorum aslında birazda… Kendisiyle ilk tanışmamızda da olduğu gibi yine sevemedim. Bu adam bana hep sevmediğim insanları çağrıştırıyor nedense. Sevenlerinin olduğunu biliyorum umarım bana kızmazlar.

Neyse sonuç olarak benim için keyifli bir okumaydı. Hiç okumamış olanlara şiddetle tavsiye ederim, okumuş olan arkadaşlarımın ise artık eskimeye yüz tutmuş kahramanlarla yeniden anıları tazeleme vakti gelmiştir diye düşünüyorum.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,9

Yazım Dili Yorumu

Yukarıda da bahsettiğim gibi J. K. Rowling’in gerçekten akıcı bir dili var. Olayları anlatışı ve yazım tekniği ile bizlere akıcı bir okuma sağlıyor. Sevin Okyay’ın başarılı Türkçeleştirmesi ile birlikte, Harry Potter ve Sırlar Odası için rahat okunan bir eser diye bahsetmek yanlış olmayacaktır.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,9

Yapısal Yorum

Kitabın beklide beni tek rahatsız eden yeri yapısal özellikleriydi. Kitabın kapak tasarımı kime ait tam olarak bilemiyorum. Künye de yalnızca sayfa tasarımının Nahide Dikel tarafından yapıldığı belirtilmiş. Kapağı da o mu yapmıştır bilmem ama bu kapaktaki Harry Potter’ı sevmedim, sevemedim…

Kapaktaki Harry betimlemesi bana genç bir erkekten ziyade bir kız gibi geldi. İlk kitaptaki Harry ile de alakası pek yok. Bunun dışında herhangi bir yapısal sorun bulunmamakta. Yapı Kredi Yayınları’na yakışır bir eser olmuş. Karşılaştırmanız adına buraya ilk kapaktaki ve ikinci kapaktaki Harry’leri bırakıyorum. Fikirlerinizi benimle paylaşırsanız sevinirim. 

Harry Potter ve Sırlar Odası, Harry Potter, Harry Potter And The Chamber Of Secrets, Sevin Okyay, Yapı Kredi Yayınları, Roman, Fantastik, Edebiyat, Gençlik


Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Bize aslında kim olduğumuzu gösteren şey, yeteneklerimizden çok seçimlerimizdir.  (Sayfa 306)

Çekiliş sona erdi...

Perşembe, Mayıs 24, 2018

çekiliş, çekiliş sonuçları, Estikçe,

Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Uzun süredir devam etmekte olan çekilişimiz nihayet sona erdi. Öncelikle yorumlarıyla hem bana destek veren, hem de çekilişe katılan tüm arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ederim.  Bu seferki çekilişim yorumların yoğunluğu nedeniyle gerçekten fazla katılımlı oldu ki bu beni çok mutlu etti. Lafı fazlaca uzatmadan hemen sonuçları açıklamak istiyorum

Blogumun 8. çekilişini kazananı şu şekilde…

Asil talihli
KOZMOKİTAP

Yedek talihli
MOMENTOS

çekiliş, çekiliş sonuçları, Estikçe,

24 Saat içinde Kozmokitap blog sahibi arkadaşımın ad, soyad, adres bilgileri, telefon ve seçtiği kitabı bildiren bir mesaj ile facebook sayfam üzerinden benimle iletişime geçmesini bekliyorum.

Çekilişi kazanan arkadaşımın 91. kitap yorumu ile 100. kitap yorumu arasındaki kitaplardan istediğini seçme hakkına sahip.

Yeni çekilişlerde görüşmek üzere…


NOT: Yeni çekiliş için geçerli yorumlar bu posttan itibaren sayılacaktır, bilginize... 

100: KİTAP YORUMU : Olimpos'un Kanı / Olimpos Kahramanları 5

Salı, Mayıs 22, 2018

Kitap Yorumları, Olimpos'un Kanı, Olimpos Kahramanları, Rick Riordan, The Blood Of Olympus, Belgin Selen Haktanır Us, Doğan Egmont Yayıncılık, Roman, Fantastik
Yazar: Rick Riordan
Baskı Tarihi: 2014
Sayfa Sayısı: 480
ISBN: 9786050922844
Orijinal Adı: The Blood Of Olympus
Çeviri: Belgin Selen Haktanır
Yayınevi: Doğan Egmont
Kitabın Türü: Roman, Fantastik

KİTAP HAKKINDA


Nico di Angelo onları uyarmıştı: Hades'in Evi en kötü anılarını uyandıracak, hayaletlerini huzursuz kılacaktı… Nitekim şimdi her biri zor durumda. Teker teker korkularıyla yüzleşmekten başka çareleri yok. Jason, küçükken onu terk eden annesinin hayaletiyle karşıkarşıya. Bir lider olarak gücünü nasıl kanıtlayacağını bilmese de, annesinin yaptığı gibi sözünden vazgeçecek değil. Nico, bir kez daha Reyna ve Koç Hedge ile gölge yolculuğu yaparsa hayalete dönüşebilir. Yine de bu karar, kehanetin belirttiği gibi başka birisinin hayatını kaybetmesini engelleyebilir. Athena Parthenos'u, savaş patlak vermeden Melez Kampı'na götürmeye çalışan Reyna'nın peşinde zalim bir avcı var. Korkularını yenmeye çalışan Piper, üzerine düşeni yapmak için hazır. Leo ise planının işe yaramamasından ve arkadaşlarının işine karışmasından endişe duyuyor. Oysa hepsi biliyor ki, Toprak Ana'yı alt etmek için içlerinden biri ölmeli…
(Arka Kapak Yazısı)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Ve nihayet 100. kitap yorumuna ulaştık. Uzun zaman oldu belki blogu açalı, belki de daha önceleri ulaşmalıydım bu rakamlara ama bir dönemeci daha bu yorum ile aşmış olacağım. Rick Riordan’ın Olimpos’un Kanı kitabıyla karşınızdayım bugün.

İçerik Yorumu

Olimpos Kahramanları serisinin son kitabıydı Olimpos’un Kanı eseri… Rick Riordan ile geç tanışmış bir adam olduğumu daha önce de söylemiştim, bu seriyi noktalayarak tanışmayı artık geride bıraktık ve biraz daha samimi olduk diyebilirim.

Serinin diğer eserlerinde olduğu gibi yine her karakterin hikayesi bölüm bölüm ve ayrı ayrı anlatılıyor. Başta bu konuların genel ilerleyişini bozan bir ayrıntı olarak çıksa da karşınıza ilerleyen süreçte bu tarz anlatım sizi kendisine normal anlatımlara göre daha fazla bağlamakta.

İçerik anlamında işlenen konular, benim gibi mitolojiye az biraz meraklıysanız, kesinlikle sizi kendine bağlayacaktır. Ayrıca mitoloji adına yeni bilgilerle de karşılaşacağınıza eminim. Bu aslında kitabın okuyucuya verdiği en büyük artı benim fikrimce.

Kitapta işlenen konu bazında düşünürsek; arkadaşlık, mücadele, hırs ve kendi yolunu kendin belirleme adına güzel alt metinlerle karşılaşacaksanız. Kahramanların karşılaştıkları zorluklar sizleri farklı düşüncelere sevk edebileceği gibi “Ben ne yapardım?” sorusunu da kendinize soracağınıza eminim.

Sonuç olarak serinin sonuna yakışır bir kitap olarak görüyorum Olimpos’un Kanı eserini. Bu okumayla birlikte Olimpos Kahramanları Serisi sona ermiş oldu. Genel bir değerlendirme de yapacağım elbette ilerleyen günlerde.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,7

Yazım Dili Yorumu

Rick Riordan’ın basit ve anlaşılır dili her zaman hoşuma gitmiştir. Şahsi kanaatimce bu konuda herhangi bir problem bulunmamakta.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,8

Yapısal Yorum

Kitabın beklide tek sıkıntılı yanı yapısal özelliklerindeydi. İçerisindeki bir çok yazım yanlışı yanı sıra kapak tasarımı da maalesef hoşuma gitmedi. Ancak “Bu kadar kusur kadı kızında da bulunur” diyor ve bu konuya fazlaca takılmamanız gerektiğini belirtiyorum.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,3

SEÇTİĞİM SÖZLER


İnsanlar yalan söyler. Verilen sözler tutulmaz. (Sayfa 35)

Ölüler her zaman hayattakilerin sayısını aşar.  (Sayfa 80)

Duygularından sıyrılmak için düşünemezsin.  (Sayfa 196)

Geçmişiniz ne kadar acı ve karanlık olsa da onu kucaklamamız gerekir.  (Sayfa 233)

Bazı ölümleri engellemek mümkün değildir.  (Sayfa 448)

99: KİTAP YORUMU : Arı Kovanına Çomak Sokan Kız /Millennium Serisi 3

Cumartesi, Mayıs 05, 2018

Kitap Yorumları,  Arı Kovanına Çomak Sokan Kız, Millennium Serisi, Stieg Larsson, Pegasus, Luftslottet som sprängdes, Ali Arda, Roman, Polisiye, Aşk, Edebiyat,
Yazar: Stieg Larsson
Baskı Tarihi: Mayıs 2013
Sayfa Sayısı: 800
ISBN: 9786054456062
Orijinal Adı: Luftslottet som sprängdes
Çeviri: Ali Arda
Yayınevi: Pegasus Yayıncılık
Kitabın Türü: Roman, Polisiye, Aşk, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


“Sizi uyarıyoruz: Millennium üçlemesi kesinlikle bağımlılık yapıcı.”
-The Guardian

“Dönüp tekrar tekrar okumak istiyorsunuz. Millennium üçlemesi bu milenyumun en iyi üçlemesi.”
-John Timpane, Philadelphia Inquirer

“Stieg Larsson’u okumak, sert bir kahve gibi sizi canlandırır… Kitaplar sıra dışı bir şekilde aksiyon dolu ve düpedüz bağımlılık yaratıcı. Larsson son derece zeki bir aktivist ve feminist olmanın yanı sıra Tanrı vergisi bir aksiyon yazarlığı yeteneğine de sahip…”    
-David Kamp, New York Times

“Kasırga gücünde bir roman. Alexandre Dumas’ın Üç Silahşörler’ini veya Charles Dickens’ın romanlarını aynı hararetli heyecanla okumuştum. Olağandışı… Hiç gocunmadan söylüyorum: Muhteşem.”
- Mario Vargas Llosa, El Pais

“Larsson üstün bir yazar. Kurgunun birçok katmanını sıkıca bir ipe bağlıyor ve sayfa sayfa okuyucuyu sürüklüyor. Kitabın sonu, böyle bir seride isteyebileceğiniz her şeyi size veriyor.”
-Leonard Zeskind, Kansas City Star

“Her yeni nesil Salander ve Blomkvist’i bir gün okuyacak ve onların dünyasına kapılacak.”
-Sarah Weinman, BN.com

“Şu anda yaşadığımız hayatı yüzlerce ve yüzlerce heyecanlı sayfada yeniden keşfetmek isteyen kimse bu üçlemeyi kaçırmasın. Son kitabın muhteşem bir kurgusu var. Kitap, çağdaş edebiyatın en mükemmel sonlarından birine doğru ilerledikçe kitap hiç bitmesin istedim.”
-Alan Cheuse, Chicago Tribune

“Kalbinizi durduracak sahnelerde polisiye edebiyatın en unutulmaz karakterleriyle tanışmaya hazırlanın. Bu kitap Larsson’un ismini edebiyatın en orijinal ve tutkulu seslerinden biri olarak tarihe kazıyor.”
-Ellen Shapiro, People

“Millennium serisi dünya çapında benzersiz bir yayıncılık mucizesi.”
-Kate Mosse

“Hayranlarını hayal kırıklığına uğratmayacak, bu kitabı da gecenin ilerleyen saatlerine dek okuyacaksınız. … İsveçli bir bilgisayar manyağının bizi soluksuz bırakabileceğini kim düşünebilirdi ki?”
-Daily Express

“Olağanüstü… Okuyucular kitabı okurken yerlerinden bile kıpırdayamayacak. ”
–Sunday Times
(Arka Kapak Yazısı)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Kitap yorumlarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu gün Millenium Serisi ile devam edeceğiz yolumuza.

İçerik Yorumu

Steigh Larsson ile geç tanıştığımı lakin buna rağmen kendisine hayran kaldığımı belirtmiştim sanırım sizlere daha önceleri. Lisbeth Salander karakterine hayran kalmamanın okuyanlar tarafından oldukça zor olduğu kanısındayım. Hal böyle olunca kendi adıma keyifli bir okuma olan Arı Kovanına Çomak Sokan Kız’ı yorumlamak da oldukça zevkli olacak.

Kitabın içeriğine dair spoiler vermeyi sevmiyorum lakin serinin bu kitabında karşınıza tam bir “Güçlü Kadınlar Örgütü” (GKÖ) çıkıyor. GKÖ baş elemanı elbette ki Lisbeth Salander, bu uçuk kaçık karakterin yanı sıra Erika Berger, Susanne Linder, Monica Figuerola gibi okuduğunuzda seveceğiniz karakterlerde mevcut. Bu kurgusal karakterlerin hem kişilikleri hem de savaşçı kişilikleri sizleri kendine hayran bırakıyor.

Larsson’ın kitaplarının akıcı olduğunu belirtmem gerekiyor. Gerçekten okuma hızınızın düştüğünü düşündüğünüzde herhangi bir kitabını elinize alıp bir çırpıda okuyabilirsiniz. Olayların örgüsü ve sizde uyandırdığı merak duygusu, okuma hızınızı yeniden kazanmanıza neden olacaktır.

Arı Kovanına Çomak Sokan Kız özelinde konuşmak gerekirse bu kitapta Mikael Blomkvist’e biraz daha ısındım. Ayrıca onunda Salander kadar akıllı davranabildiğini görmek güzeldi.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,9

Yazım Dili Yorumu

Stieg Larrson gerçekten günümüz yazarlarından hayran kaldığım nadir isimlerden birisidir. Yazım dilini ve olayları anlatış tarzı oldukça güzel. Ali Arda’nın da çevirisinin bunda katkısı tartışılmaz.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,8

Yapısal Yorum

Pegasus Yayıncılık’ın klasikleşen Millenium Serisi kapaklarından bir tanesi ile karşılaşıyorsunuz. Kendine has bir duruşu var bu tasarımın. Kitap içeriğinde de editoryel hata bulunmaması geçer bir not almasını sağladı benim adıma.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,6

SEÇTİĞİM SÖZLER



Her demokrasinin sınırı  (Sayfa 319)

Blogger tarafından desteklenmektedir.