Timaş Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Timaş Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

91: KİTAP YORUMU : Teşkilat

Kasım 21, 2017

Kitap Yorumları, Teşkilat, Selman Kayabaşı, Timaş Yayınları, Roman, Tarih, Edebiyat
Yazar: Selman Kayabaşı
Baskı Tarihi: Şubat 2013
Sayfa Sayısı: 320
ISBN: 9786055535681
Yayınevi: Timaş Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Tarih, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Onlar; Oğuz Kağandan bugüne kadar, Türkün devlet-i ebed müddet fikrini devam ettiren gizli teşkilatın liderleriydi... Kimi, Gök-Türk Devletini; kimi, Selçuklu Beyliğini; kimi, Osmanlı İmparatorluğunu; kimi de Türkiye Cumhuriyetini kurmakla görevlendirildi. Nizamülmülk’ten İmam-ı Gazali’ye, Selçuk Beyden Mevlana Celaleddin-i Rûmi’ye, Osman Beyden Dursun Fakihe, Sultan Abdülhamit’ten Enver Paşaya ve Mustafa Kemal’den Turgut Özal’a kadar birçok isme; Teşkilatın gizli sancağı emanet edildi. Pakistan’da, Afganistan’da, Lübnan’da, Azerbaycan’da, Bosna’da; Osmanlı Devleti’nin bakiyesinde kurulan elliye yakın devletin harcında Onların gizli faaliyetleri vardı.

Ve bugün; Türkle Kürtü, Türkle Farsı savaştırmak isteyen Kaos Düzeninin mimarları, hesap etmedikleri bir gerçekle yüzleşmeye başladı: Teşkilatın askerleri, yeni bir düzen için geri dönüyorlardı...

Çam da bizim, kozalak da bizim!

Teşkilat-ı Mahsusa, Osmanlı Devletinin son istihbarat teşkilatı idi. Kurulduğu günlerde, kabinedeki bakanların birçoğu ve üst düzey komutanların büyük bir kısmı dahi böyle bir örgütün varlığından haberdar olmamıştı. Örgütün, Trablusgarp’tan Hindistan’a kadar yüzlerce hücresi ve bu hücrelere kayıtlı binlerce ajanı vardı. Üyeleri arasında Mustafa Kemal, Enver Paşa, Celal Bayar, Eşref Kuşçubaşı, Kazım Karabekir, Fuat Balkan, Süleyman Askeri ve Fevzi Çakmak gibi birçok ünlü sima da bulunuyordu.

Teşkilat-ı Mahsusa, Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında yaptığı gizli çalışmalarla, elliden fazla devletin kurulmasını sağladı. Teşkilatın gizli hücreleri, aradan yüz yıl geçmesine rağmen henüz ortaya çıkarılamadı.

Selman Kayabaşı, bu heyecan verici kitapta Kıbrıs’ta Türk Mukavemet Teşkilatını kuran, Bosna Hersekin bağımsızlığını kazanmasında büyük pay sahibi olan ve son olarak Kerkükte ortaya çıkan Teşkilatın; Musul’dan Semerkand’a, Lübnan’dan Pakistan’a, Roma’dan Selanik’e ve Azerbaycan’dan Kafkasya’ya kadar, günümüzdeki faaliyetlerinin izini sürüyor.

Tarih:
"Mustafa Kemal, saltanatı yıkmak ve yerine Cumhuriyet rejimi kurmak istiyor. Şu halde nasıl olur da onu lider tayin ederiz Sultanım?"

İstihbarat
"Kurşunun hesabını üç kişi bilir: Bir kurşunu veren, bir kurşunu ateşleyen, bir de kurşunu yiyen..."

Siyaset
"Şehirde şehir kanunu; itle dalaşacağına, çalıyı dolaşacaksın. Dağda dağ kanunu; itle dalaşacağına, itle dolaşacaksın..."

ve Aşk...
"Galata göz gibi, Süleymaniye gönül gibi bakıyor Baba! Öyle ya, yüreğimde kor bir ateş, kor yüreğimde kör ateş; kör yüreğim kor ateş, kor yüreğim kör ateş..."

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Yeni yıla girmeden elimdeki kitap yorumları bitirmesi gerektiğine inanan bendeniz bu gün karşınıza Selman Kayabaşı’nın Teşkilat kitabı ile gelmiş bulunaktayım. Bu kitap yorumlarını geç girme işinde Şule ablaya laf söyleye söyleye bu hale geldim. Benden size tavsiye bu konuda kimseyi kınamayın.

İçerik Yorumu

Teşkilat benim Konya’dayken okuduğum bir eserdi. Üstünden uzun yıllar geçince tekrardan okuma isteği hissettim. Kitabın içeriğini aşağı yukarı hatırlıyor olsam da benim için güzel bir deneyim oldu.

Selman Kayabaşı’nın bizlere aktardığı öykü birkaç sayfa ardından sizi kendisine bağlayan bir niteliğe sahip. Olayların anlatış şeklinin yanı sıra bu tip konulara da ilginiz varsa kolay kolay kitabı elinizden bırakamayacağınıza inanıyorum.

Bendeniz kendisini milliyetçi bir kişilik olarak tanımlayan biri olarak kitabın içerisindeki karakterlerden biri olan Bejndar’ın milliyetçilik üzerine söylemleri bana yeni ufuklar açtığını belirtmek isterim. PKK’nın dağ kadrosundan biri olan anti kahramanın dedikleri gerçekten önemli ve kayda değer. Seçtiğim sözlerde karşılaşacağınız alıntıdan neden bahsettiğimi daha rahat anlayacağınız kanısındayım. Ben haklı buldum, siz ne dersiniz bilmiyorum.

İçerik olarak sizi yorabilecek tek konu ise, anlatımın içerisinde tarihsel bir bütünlük olmamasıdır. Kitapta olaylar günümüzde devam ederken bir anda 100 yıl öncesine gidiyor, birkaç sayfa sonrasında ise bin yıl öncesinde geçiyor olaylar. Konu olarak bütünlük olsa da tarihsel sürecin değişmesi biraz kafa karışıklığına neden olabiliyor.

İçerik anlamında benim memnun kaldığım bir eser oldu. Umarım sizde okur ve memnun kalırsınız.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,7

Yazım Dili Yorumu

Az önce de dediğim gibi benim ikinci defa okuduğum bir eserdi Teşkilat. Selman Kayabaşı’nın yazım şekli öyle ağdalı bir anlatım değil ve bu okunmayı kolaylaştırıyor. Serinin diğer eserlerini okumadım ama Kayabaşı’nın yazımı benim için idealdi. Sadece dipnotları okumak biraz zor oluyor.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,6

Yapısal Yorum

Timaş Yayınları’ndan olan basımını okudum eserin. Sonrasında yayın evi değişmiş anladığım kadarıyla. Bence güzel bir kapak tasarımı ve editoryal işleme sahip.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Kandil Dağ, ölmekle kalmak arasında bir yerde duruyordu. Ölenlerin çoğu bu dağda kalmış, geride kalanlar ölüm için hazırlığa başlamışlardı. Ya ölecek, ya da can alacaklardı. (Sayfa 39)

Kulun kulda aradığı, mevlanın kulda sakladığıdır.  (Sayfa 53)

Bedava peynir, fare kapanında bulunur.  (Sayfa 68)

Dünya tarihinin on sekizinci yüzyıla kadar olan kısmı tarihçilerin, sonraki kısmı gazetecilerin ilgi alanında olmalıdır.  (Sayfa 84)

Aklı başında milliyetçi arkadaşlarım vardı benim, en iyi onlarla anlaşırdım. Ve derdim ki, bu yarayı onlar iyileştirecek; Kürt'ün onurunu kıranlar Türkler olduğu gibi, onurunu teslim edenler de Türkler olacak. Bu yarayı kanattıkları gibi merhemi de onlar olmak zorunda! Yoksa, bu topraklarda kanda aksa, zehir bütün vücudu kaplayacaktır. (Sayfa 92)

Bir günlük adil yönetim, altmış yıl ibadet etmekten üstündür.  (Sayfa 111)


Affetmek en büyük intikam...  (Sayfa 319)

61: KİTAP YORUMU : Kamikaze Operasyonu - 11 Eylül'ün Gerçek Romanı

Mart 09, 2017
kitap yorumu, Kamikaze Operasyonu, 11 Eylül'ün Gerçek Romanı, Atilla Akar, Timaş Yayınları, Politik-Kurgu Roman,

Kitabın Adı: Kamikaze Operasyonu - 11 Eylül'ün Gerçek Romanı
Yazar: Atilla Akar
Baskı Tarihi: Nisan 2006
Sayfa Sayısı: 382
ISBN: 9799752634014
Yayınevi: Timaş
Kitabın Türü: Roman

KİTAP HAKKINDA


O gün Amerikan ordusundan darbeci bir grup harekete geçti. Her şey, önce "Küresel Muhafız" adı verilen bir simülasyon tatbikat olarak başladı. Sonra "Dehşet Senaryosu"na dönüştü. Uzaktan kumanda teknolojisi kullanan "Drone Uçak"larla İkiz Kuleler yok edildi. Pentagon'a ise "Sığınak Avcısı" ile saldırılmıştı. Ve Kuleler, önceden yerleştirilen "termobarik bombalar"la çökertildi. Dahası, ilan edilen "teröristler" uçaklarda bulunmuyordu.

Sonunda ABD Başkanı George W. Bush darbecilerle pazarlığa oturdu ve anlaştı. Dünyayı kaosa sürüklemek isteyen güçlerin bahaneleri hazırdı artık. Peki ama bütün bunların 1945 yılındaki bir olayla ne ilgisi vardı?

"Kamikaze Operasyonu" 11 Eylül'ün aslında kendi projesi olduğunu anlayan eski bir Pentagon subayının olacakları engelleme çabasını anlatmaktadır. Dünyada 11 Eylül'ü resmi yorum dışında anlatan ilk roman olan "Kamikaze Operasyonu" o gün "gerçekte ne oldu?" sorusuna verilmiş bir cevaptır.
(Arka Kapak)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Mart ayının ilk kitap yorumu ile karşınızdayım. Kamikaze Operasyonu üniversite yıllarımda alıp okuduğum, lakin geçen günlerde kitaplığı karıştırırken yeniden okumak istediğim bir Atilla Akar romanıydı. Politik-kurgu türü bir kitap olan Kamikaze Operasyonu aklımda tazeliğini halen koruyormuş ki bunu okudukça daha net gördüm. Lafı uzatmadan hemen yoruma geçelim.

  1. İçerik Yorumu

Adından da anlayacağınız gibi Kamikaze Operasyonu Amerika’da gerçekleşen 11 Eylül Saldırıları’nı ele alan bir roman. Kitabın bence kurgu olduğunu söylemek yanlış olsa da, anlatılanların halen komplo teorisi olarak kabul edildiğinin de altını çizmek gerekiyor.

Kitap her ne kadar politik-kurgu dalında değerlendirilmiş olsa da, Amerika’dan bahseden bir yazarın hicivsel ögelerden uzak duramayacağını sizde kabul edersiniz. Dünyanın yakın tarihinde önemli bir yer tutan 11 Eylül Saldırıları’nın aslında görülenden farklı bir yönü olduğunun ya da olabileceğinin sinyallerini kitapta görüyorsunuz.

Günümüzde savaşlar önce senaryolarda yaşanıyor, sonra hayata geçiyor  (Sayfa 10)

Kitabımız 22 Kasım 1963 tarihli J. F. Kennedy suikastı ile başlıyor. Bu konu hakkında yıllardır ardı arkası kesilmeyen komplo teorilerine ne kadar vakıfsınız bilemesem de, olayda resmi makamların anlattığından çok farklı olaylar gerçekleştiği artık herkesçe malum. Temel konuya döndüğümüzde ise 11 Eylül Saldırıları’nın da yine aynı veriler göz önüne alınarak anlatılandan çok farklı olduğu iddia edilmekte. 

Gerçek tarih ile örtüşen noktaları size “Burada anlatılanlar doğru olabilir!” dedirtiyor. Özellikle saldırılar sonrası Amerikan kabinesinde gerçekleşenler, Amerika’nın saldırılar sonrası Orta Doğu’da ki operasyonları kitabın inandırıcılığını artırmakta.

İçerikten fazlaca bahsetmeden şunu söyleyebilirim ki; anlatılanları Amerikan devletinin ya da içerideki herhangi bir grubun yapamayacağını iddia edeceğiz bir veri ne yazık ki yok.

Hiçbir gerçek sonsuza kadar gizli kalamaz  (Sayfa 267)

Bazı ufak tefek, basite indirgenmiş olaylar olsa da kurgunun yerinde ve istikrarlı bir yapı izlediğini söyleyebilirim. Eğer sizlerde benim gibi bu tip konulara meraklı iseniz; kitap tam da size göre. Vakit kaybetmeden edinip okuyun derim.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,6

  1. Yazım Dili Yorumu

Atilla Akar’ın okuduğum tek kitabı Kamikaze Operasyonu ancak yazarın bu kitaptan anladığım kadarıyla basit bir dil kullandığı ve bunun da okuyucuyu ayrıntı verdiği noktalarda rahatlan bir unsur olarak karşımıza çıktığını söyleyebilirim Bu tip kitaplarda bazen ayrıntıların okuyanı boğduğunu göz önüne alırsak bence çok güzel bir özellik.

Yazım Dile Puanım 5 üzerinden 4,7

  1. Yapısal Yorum

Timaş’ın kalitesini beğenen bir okut olarak yapısal anlamda sıkıntı görmediğimi belirtmek istiyorum. Bazı kelime hataları göze çarpsa da genel anlamda başarılı bir baskı benim için Kamikaze Operasyonu.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

 SEÇTİĞİM SÖZLER


Günümüzde savaşlar önce senaryolarda yaşanıyor, sonra hayata geçiyor  (Sayfa 10)

Lanet komplo teorisyenleri, bir ulusu yönetmenin bazen nelere mal olduğunu bilemezler.  (Sayfa 19)

Ne şanslı yaratıklardı şu kuşlar, istedikleri an kanatlanıp uçabilirlerdi. Kendini tutsak gibi hissetti birde.  (Sayfa 22)

Tarihteki bütün önemli liderle, kahramanlar varlıklarını savaşa borçluydular.  (Sayfa 146)

Sürü psikolojisi ya da otoriteye kayıtsız koşulsuz itaat, yaşamın önünde bazen engel olabiliyordu.  (Sayfa 210)

Okumak bir ülkeye çok şey katar (Sayfa 216)

Hiçbir gerçek sonsuza kadar gizli kalamaz  (Sayfa 267)

Unutmayın, asker veya sivil... İnsanlar güce tapar. En azından güçle çatışmak istemez (Sayfa 317)

Bazen gerçek o kadar önemlidir ki onun yalanla örtülmesi gerekir. (Sayfa 319)


34: KİTAP YORUMU : Mesnevi’den Öyküler

Şubat 02, 2016
Mesnevi’den Öyküler, Sadık Yalsızuçanlar, Mevlana, Timaş Yayınları, Kitap Yorumları,
Kitabın Adı: Mesnevi’den Öyküler
Yazar:Sadık Yalsızuçanlar
Baskı Tarihi:2005
Sayfa Sayısı:192
İSBN: 9752632459
Kitabın Türü: Hikaye (Öykü), Edebiyat
Dil: Türkçe
Yayınevi: Timaş Yayınları

KİTAP HAKKINDA


Mesnevi bir giz bahçesidir. Bu hikmet bahçesinde birbirinden güzel ve hikmetli öyküleri bir arada bulacaksınız. Doğu'dan Batı'ya bütün hikmet aşıklarını meftun eden Mevlana'dan ibretli öyküler. Sadık Yalsızuçanlar bu eşsiz bilgelik kaynağının eserlerinden özenle derlediği öyküleri yine büyük bir zevkle okuyacaksınız. (Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan Herkese Merhabalar…

Şubat ayı benim için oldukça güzel devam ediyor. Bu aya biraz hızlı başladım ve 2 kitap bitirdim şimdiden. Bu beni mutlu ederken, geride kalan iki kitabında güzel eserler olması ayrı bir mutluluk kaynağı. Lafı uzatmadan hemen yorumlamaya geçeyim.

  1. İçerik Yorumu

Konya kaldığım dönemlerde ki yaklaşık olarak 10 yıllık bir süreçten bahsediyorum Mevlana Hazretleri ile alakalı oldukça kitap okumuştum. Kardeşim Çiko’nun kitaplığında da bu kitabı gördüğümden beri bir göz atmak istiyordum. Bu nedenle Dede Korkut Hikayeleri ardından birde Mesnevi’den Öyküleri okuyayım diyip dün başladım kitaba.

192 sayfalık eserde kısalı uzunlu toplamda ellinin üzerinde hikaye bulunmakta. Bazıları sadece yarım sayfa iken bazıları 3-4 sayfayı buluyor. Her hikayede kendi içerisinde bir öğüde sahip elbette.

Mevlana’nn en büyük eseri olan Mesnevi’den alıntıların yer aldığı eser için hemen hemen bir baş ucu kitabı diyebilirim. Ancak daha detaylı olarak Mevlana’yı okumak ve bilmek isterseniz Mesnevi’den Hikayeler kitabı size göre değil demem gerekiyor. Ancak Mevlana’yı öğrenmek adına iyi bir başlangıç olabilir.

Hikayelerin çoğunda hayvanların ön planda olduğunu belirtmem gerekiyor. Aslında bu durum beni biraz şaşırtsa da George Orwell’ın Hayvan Çiftliği’nde olduğu gibi Mesnevi’den alınan bu hikayelerdeki hayvanlarda bizlere insanın farklı yönlerinin zuhur ettiği varlıklar olarak karşımızda durmakta.

Ayrıca Peygamber Efedimiz ve Allah tarafından gönderilen bir çok diğer Peygamberler hakkında da oldukça fazla hikaye bu eserde mevcut. Alt kısımda gördüğünüz seçtiğim sözlerde kitabın ne kadar değerli olduğunu görebileceğiniz kanısındayım.

  1. Yazım Dili Yorumu

Sadık Yalsızuçanlar kitabı hazırlarken oldukça sadeleştirmiş ve günümüz Türkçesine yakınlaştırmış. Bu nedenle okurken asla zorlanmayacağınız bir eser. Hikayelerin sadeleştirilmiş olması ve Mevlana’nın gönlünden akan sular olması okunmasını bir hayli kolaylaştırıyor. Ben oldukça beğendim.

  1. Yapısal Yorum

Bir önceki yazımda sizlerle paylaştığım Dede Korkut Hikayeleri eseri hakkında yaptığım yorumlar bu eser içinde geçerli. (İkisi de aynı serinin parçaları.) Yapısal beğenmediğim tek konu her hikaye başında kullanılan resimler oldu. Ne tam olarak isimlendirmek mümkün değil ama olmasaydı daha iyi olurdu sanki.

SEÇTİĞİM SÖZLER


·         Kazandığınız bilgilerin tamamı, bize kendimiz hakkında bir gerçeği öğretir. Bu gerçek ise bizim ilahi hakikat ile olan bağımızdır.  (Sayfa 8)

·         Elim ayağım bağlı benim. Yüreğim bağlı değil. Gönlüm özgür olduktan sonra tutsak olmuşum ne çıkar!  (Sayfa 27)

·         Hırs, bütün kötülüklerin kaynağıdır, kimse bulduğu ile yetinmekten ölmemiş ama hırstan ölen çoktur  (Sayfa 60)

·         Zengin; gırtlağına kadar kusura gömülmüş kişiye denir  (Sayfa 68)

·         Toprak altında bedeni ölü, gönlü diri kişi; yüreği ölmüş, vücudu diri kişiden daha hayırlıdır.  (Sayfa 74)

·         Soruda bilgiden doğar, yanıt da  (Sayfa 89)

·         Ona bal olan, sana zehir olabilir. Biz dile değil, cana bakarız. Aşıklar her solukta farklı yanarlar.  (Sayfa 122)

·         Bağışta bulunursanız kar edersiniz (Sayfa 124)

·         Aşkın temeli ölmektir  (Sayfa 129)

·         Akıl da durgun görünür, ama söz ondan depreşir. (Sayfa 141)

·         Yavaş davranmak Allah'tandır, acele iş lanetlenmiş şeytandan.  (Sayfa 162)


·         Kim başkasının eşine kötülük etmek isterse, kendi eşine kötülük etmiş olur  (Sayfa 178)


33: KİTAP YORUMU : Dede Korkut Hikayeleri

Şubat 02, 2016
Kitap Yorumları, Timaş Yayınları, Dede Korkut, Dede Korkut Hikayeleri, Sadık Yalsızuçanlar
Kitabın Adı: Dede Korkut Hikayeleri
Yazar: Sadık Yalsızuçanlar
Baskı Tarihi: 2005
Sayfa Sayısı: 224
İSBN: 9752632289
Kitabın Türü: Hikaye (Öykü), Edebiyat
Dil: Türkçe
Yayınevi: Timaş Yayınları

KİTAP HAKKINDA


Dede Korkut hikâyeleri Türklerin Orta Asya’daki yaşam tarzlarını, inançlarını, aralarındaki ilişkileri, savaşlarını, kahramanlıklarını, hayat görüşlerini ve kullandıkları dilin özelliklerini yansıtan en önemli metinlerden biridir. Dede Korkut isimli bilge tarafından anlatılan, olağanüstü varlıklar ve olaylarla süslü bu hikâyeler, içeriğinin yanı sıra renkli ve eğlenceli anlatımıyla da Prof. Fuat Köprülü’nün “Terazinin bir kefesine Türk edebiyatının tümünü, diğer kefesine de Dede Korkut’u koysanız yine de Dede Korkut ağır basar” sözünü haklı çıkarır mahiyettedir.

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan Herkese Merhabalar…

Uzun zamandır okumayı planladığım Dede Korkut Hikayeleri’ni okudum sonunda. Ne kadar memnun kaldığım tartışılsa da okunması gereken bir eser diye düşünmekteyim. Hemen yoruma geçelim.

  1. İçerik Yorumu

Dede Korkut Hikayeleri bildiğiniz gibi atalarımızın Anadolu denilen bu topraklara gelemden önceki yaşayışları ve hayatları hakkında bizlere en fazla bilgi sunan kaynaklardan bir tanesi. Bence her Türk evladının bu eserleri okuması gerekmekte.

Okumuş olduğum eserde 14 farklı hikaye anlatılmakta. Hepsinin de içeriği birbirinden farklı olsa da genel anlamda kahramanlık, savaş ve benzeri unsurların yoğun olarak geçtiğini belirtmek gerekiyor. Anlatılanlarda mübalağa oldukça fazla ancak geçmişimizin kahramanlıklarla dolu olduğunu düşününce bunların ne kadarının gerçeği ne kadarının abartıyı içerdiğini bilemiyorum.

Hikayelerin genel olarak başlangıçları ve bitişleri aynı şekillerde. Her hikayenin sonunda Dede Korkut otağa çağrılıyor ve yapılan şenlik sonrası gazilerin hikayelerini anlatıp, Allah’a dua ediyor. İslam etkisinin yoğun olarak yaşandığı bir dönemin anlatıldığının da yeri gelmişken altını çizelim.

Adını birçok hikayede duyduğumuz tek Bamsı Beyrek, Deli Dumrul ve tek gözlü dev gibi karakterler Dede Korkut hikayelerinin kahramanları olduğunu da belirterek, içerik hakkındaki yorumu burada bitireyim.

Elimdeki eserin kapsamının tam olmadığını düşünsem de bu güne kadar okumam gereken bir eseri geç okuduğum için üzgünüm açıkcası.

  1. Yazım Dili Yorumu

Günümüz Türkçesi ile karşılaştırmak oldukça yanlış bir kanı olacaktır. Bilemeyeceğiniz bazı kelimelerin çıkacağı aşikar ancak benim okuduğum basımda kelimelerin Türkçeleri de sayfa altlarında verilmekteydi. Bu nedenle anlamakta bir zorluk çekmedim.

Hikayelerin sonlarındaki bazı tekerleme vari bölümleri bazen sıksa da okuması rahat yürüyen bir eser. Ayrıca hanların, beylerin deyişlerinin aktarıldığı bölümler de bazen yorabilmekte. Karşılıklı atışma gibi yazılan konuşma bölümleri bazen ipin ucunu kaçırmanıza neden olabilir.

  1. Yapısal Yorum

Timaş Yasyınları’ndan çıkan basım, basım tekniği açısından bence oldukça güzel. Kağıt kalitesi ve yazıların boyutları beni memnun etti. Ancak kapakla ilgili olarak kafama takılan bir konu var; kapakta Dede Korkut’u tasvir eden çizim sanki biraz bizdend eğil gibi. Daha çok Çinlilere benziyor gibime geldi.

SEÇTİĞİM SÖZLER


·         Hesap gününde cuma, cuma gününde hutbe güzel.
Kulak kesilip dinleyen ümmet güzel (Sayfa 14)

·         Kese kese yemeye yahni güzeldir
Kesme gününde kumandan hızlı güzeldir
Devam eden saadet güzeldir
Bildiğini unutmayan akıl güzeldir.  (Sayfa 158)



32: KİTAP YORUMU : Metal Fırtına

Ocak 30, 2016
Metal Fırtına, Orkun Uçar, Burak Turna, Timaş Yayınları

Metal Fırtına

Yazar: Orkun Uçar, Burak Turna
Yayınevi : Timaş Yayınları

ARKA KAPAK YAZISI

Tarih, 23 Mayıs 2007… Yer, Kerkük'ün kuzeydoğusu…
Kuzey Irak'taki kargaşa devam ederken, bölgede bulunan Türk birlikleri ani bir Amerikan saldırısına uğrar. Türk birlikleri "müttefik"lerinden hiç de beklemedikleri bir darbe almıştır.
CNN International hemen haber geçmeye başlar: "Kuzey Irak'ta çatışma… 13 ABD askeri öldü, 30 yaralı var. Ordu yetkilileri, Amerikan güçlerine saldıran 35 Türk askerinin öldürüldüğünü açıkladı."
Amerikalıların niyeti Türkiye'deki zengin bor minerallerini ele geçirmektir. Bunun için her şeyi göze almışlardır. İstanbul ve Ankara dahil olmak üzere tüm Türkiye'yi savaş alanına çevirmeyi bile…. Ve Metal Fırtına Operasyonu başlar…

Sayfa Sayısı: 304
Baskı Yılı: 2004

KİTAP YORUMU


Herkese Merhabalar…

Cahil Okur’dan selamlar arkadaşlar. Bu gün karşınızda bir “tekrar okuma”  işle geldim. (Tekrar okuma diye özellikle belirttim. Bazı arkadaşlar bu durumu re-read olarak paylaşıyor ve ben bundan pek hoşlanmıyorum.) Neyse gene yoruma giremedim. İşte ilk olarak üniversite yıllarımda okuduğum Metal Fırtına’nın ikinci okuması sonrası yorumum sizlerle

  1. İçerik Yorumu

Metal Fırtına’nın konusunu büyük bir çoğunluğun bildiği kanısındayım. Bilmeyenler için kısaca özetlemek gerekirse; Amerika Türkiye’yi işgal ediyor. Amaç bor rezervlerini elde etmek. Ani ve beklenmedik olan bir baskınla önce Ankara ardından da İstanbul işgal altında kalıyor. Elbette Türkiye halkı buna sessiz kalmıyor. Direniş her yerde mevcut hatta Gri Takım üyesi olan Gökhan sayesinde Washington’da bile bir direniş var…

Konu hakkında daha fazla bilgi vermeden genel anlamda içerik ile ilgili olan yorumu paylaşayım sizlerle. Bu tip komplo teorileri her zaman yapıla gelmiştir. Halende ABD’nin yapmış olduğu politikalar nedeniyle sıranın bir gün Türkiye’ye de geleceği konuşula gelmekte.

Altının ne kadar sağlam bir zemine oturduğu belli olmasa da kitap bu konuyu ele alması nedeniyle gerçekten ilgi çekici. Özellikle bu tip siyasi olaylar sizin dikkatinizi çekiyorsa bu kitabı kesinlikle okumalısınız. Kitapta geçen birçok ismin gerçek olması nedeniyle farklı fikirlere kapılabilirsiniz. Bu nedenle okumayı gerçekleştirirken lütfen bunların tamamen bir hayal ürünü olduğunu unutmayın.

Kitabın içeriği ile ilgili olarak eleştirilebilecek tek konu belki de Gökhan’ın yaptığı kahramanlıklar. İşlerin bu kadar basit bir şekilde gerçekleşmesini beklemek sanırım biraz hayalcilik olurdu. Diğer taraftan finaldeki olaylar zinciri de beni ilk okumama göre fazla tatmin etmedi. Bir anda Amerika’nın o kararı (Spoiler vermemek için ne olduğunu belirtmiyorum) vermesi çok basit oldu sanki.  Ancak yinede güzel bir siyasi kurgu romanı okuduğum kanısındayım.

  1. Yazım Dili Yorumu

Türk Edebiyatı’na eşine az rastlanır bir durum var bu kitapta. Kitabın yazarı iki kişi; Orkun Uçar, Burak Turna. Ortak bir dil oluşturmayı nasıl başardılar bilmiyorum. Çünkü bu gerçekten zor bir iş. Ancak siz okurken iki farklı beyinden çıkan şeyleri okuyor gibi değilsiniz. Tek bir beyinin ürünü olan güzel bir yazım dili var. Oldukça akıcı ve sürükleyici.

Az önce de dediğim gibi iki yazarlı bir kitap edebiyatımız da oldukça azdır. Metal Fırtına serisinde de durum aslında ilerleyen kitaplarda aynı, yazarlar ikinci kitapta ayrılıyor ve seriye öle devam ediyorlar.

  1. Yapısal Yorum

Timaş Yayınları’ndan çıkan bir kitap okumayalı uzun zaman oldu. Bir zamanlar ciddi bir Timaş takipçisiydim. Kitabın içerisinde yazım hataları oldukça az. En azından şu an basılan bir çok kitaptan bu nokta da iyi. Ancak iş dış kapak kalitesine geldiğinde o zamanların kitaplarının pek başarılı olduğunu söyleyemem.

Kapak tasarımı ise hiçbir zaman hoşuma gitmedi Metal Fırtına’nın. Kapakta Türkiye’ye özgü olan sadece Ayasofya Camii’nin resmi… Geri kalan tüm görseller Amerikan tabanlı. Daha güzel bir kapak ile okuyucuya sunulabilecek bir kitap olabilirdi belki de…

SEÇTİĞİM SÖZLER


  • Ölüm, gerçekleşmeden önce bir korku aracı olabilirdi sadece, oysa onun kapısı açıldığında artık sonsuz bir huzur vardı (Sayfa 12)

  • Unutma biz bu toprakları istiyoruz, üzerindeki insanları değil. (Sayfa 27)

  • Savaşı ABD'nin evine taşımayan hiçbir gücün galip gelme imkanı yoktur

  • Savaşın tek karakteri, tek ırkı, tek kişiliği ve tek bir yüzü olduğu gibi tek bir rengi vardı (Sayfa 168)


  • Ruh dünyası yıkılmış insanlar her şeye inanma eğiliminde oluyordu (Sayfa 225)

Blogger tarafından desteklenmektedir.