1984 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1984 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Whatsapp çıkmazı!

Ocak 09, 2021

 

Whatsapp, 8 Şubat, Mark Zuckerberg, Facebook, Telegram, Signal, Elon Musk, İnstagram, Whatsapp sözleşme, 1984,George Orwell,

Cahil Okur’dan herkese selamlar…

 

Bu gün film, dizi ve kitap yorumlarından ziyade sizlerle faklı bir konuyu paylaşmak için buluştum. Son günlerde whatsapp’ın sizlere sunduğu bir sözleşme var. Herkesçe malum konu hakkında herkes bir şeyler söylediği içinde kafalar oldukça karışık. Peki işin aslı ne?

 

Whatsapp – Facebook Ortaklığı

 

Bildiğiniz gibi Facebook’un sahibi olan Mark Zuckerberg abimiz ciddi bir meblağ ödeyerek Whatsapp’ı geçtiğimiz yıllarda şirketi bünyesine katmıştı. Kullanıcılara ücretsiz olarak takdim edilen uygulamayı satın almada ki başlıca sebebin ise Zuckerberg’in kendisine rakip olan firmaları bu şekilde ortadan kaldırdığı olduğu iddia edilmişti. Ki ardından yine satın aldığı İnstagram ile Zuckerberg artık piyasanın tek hakimi haline gelmeye başladı. Elbette bu dediğim sosyal medya mecralarına alternatif birçok uygulama olsa da en yaygın kullanılanlara sahip olması nedeniyle Zuckerberg piyasanın hakimi haline geldi. Bu süreçler ardından ise Whatsapp ve Facebook ortaklığı resmen başlamış oldu.

 

Sözleşme Ne Diyor?

 

Bilindiği üzere uçtan uca şifreleme uyarıları ile Whatsapp geçmiş dönemlerde gönlümüze taht kuran bir uygulama olmuştu. O kadar rahata ermiştik ki artık bizi “devletin” bile kontrol edemeyeceğini düşünenler olmuştu. (Halbuki zaten devletin bizi dinlemesine gerek olmadığı kanısındayım. J ) Ancak gelinen nokta ise Whatsapp bizlere 8 Şubat’a kadar vakit tanıdığı sözleşmesinde artık mesajlarımıza, kullandığımız görsellere, telefon numaramıza ulaşabileceği ve bunları depolayabileceği, 3. taraflarla paylaşabileceği uyarısına bulunuyor. Siz bunları kabul etmezseniz de artık size Whatsapp yok diyor.  Kabul edip etmemeyi de bizlere bırakıyor.

 

Benim Anladığım Nedir?

 

Peki bu sözleşmeden benim anladığım nedir? 2 Milyar insanın kullandığı bir uygumla bizim verilerimizi alacak ve bunları kendi çıkarları doğrultusunda kullanacak. Burada kullanmanın temel sebebi ise; reklam alanı satmak olduğu bir gerçek... Ki bunu farklı kanallardan hali hazırda yapmakta uygulamalar. Akıllı telefonunuzun yanında konuştuğunuz bir marka veya eşya hakkında reklamlarla karşılaşmıyor musunuz sürekli olarak? Farkına varmadan “next, next” diyerek zaten uygulamaların telefonumuza yerleştirdiği çerezlerle, dijital ayak izimizin izinin sürülmesine müsaade etmekteyiz her gün farkında olmadan.

 

“Büyük Birader Seniz İzliyor”

 

Geroge Orwell 1984 kitabındaki anlatımında “Büyük birader seni izliyor” diyordu. Bu gün o çağı çoktan geri bıraktığımız aşikar. Büyük birader elimizdeki, evimizdeki birçok teknolojik aletle bizleri yönetiyor kıvamına bile geldik aslında. Size veri sağlayan her akıllı cihazınız aslında sizin verilerinizi de farklı yollarla sizi yöneten “Büyük birader”e iletiyor.  Ez cümle; bence Whatsapp’ın bu son sözleşmesi malumun izahından başka bir şey değil. Ki öyle çok büyük yankılarda uyandıracağı kanısına değilim. Şu da bir gerçek ki bir şey ücretsiz ise alınıp satılan ürün bizidir. Bunun aksini düşünmek yanlış olur.

 

Elon Musk Çözümü!

 

Konuyla alakalı olarak Elon Musk bile twitter üzerinden bir açıklama yaptı. Bizlere Whatsapp’dan uzaklaşarak Telegram ya da Signal kullanabileceğimizi söyledi. Kendisi ne yapar bilmiyorum ama bence bu bahse konu uygulamalarda diğerlerinden çok farklı değil. Henüz kullanıcı açısından Whatsapp kıvamına gelemedikleri için paylaşımda bulunmuyorlardır sadece. Yoksa yukarıda da söylediğim gibi ücretsiz olan bir şey vara alınıp satılan bizizdir.

43: KİTAP YORUMU : Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984)

Mayıs 11, 2016
Kitap Yorumları, 1984, George Orwell, Can Yayınları, Celal Üster,

Kitabın Adı: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984)
Yazar: George Orwell
Baskı Tarihi: Mart 2014
Sayfa Sayısı: 350
ISBN: 9789750718533
Orijinal Adı: Nineteen Eighty-Four
Çeviri: Celal Üster
Yayınevi: Can Yayınları
Kitabın Türü :Roman, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA

Parti'nin dünya görüşü, onu hiç anlayamayan insanlara çok daha kolay dayatılıyordu. (...) Her şeyi yutuyorlar ve hiçbir zarar görmüyorlardı çünkü tıpkı bir mısır tanesinin bir kuşun bedeninden sindirilmeden geçip gitmesi gibi, yuttuklarından geriye bir şey kalmıyordu.

George Orwell'in kült kitabı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, yazarın geleceğe ilişkin bir kâbus senaryosudur. Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni, romanda inanılmaz bir hayal gücüyle, en ince ayrıntısına kadar kurgulanmıştır. Geçmişte ve günümüzde dünya sahnesinde tezgâhlanan oyunlar düşünüldüğünde, ütopik olduğu kadar gerçekçi bir romandır Bin Dokuz Yüz Seksen Dört. Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir başyapıttır; yalnızca yarına değil, bugüne de ilişkin bir uyarı çığlığıdır.

Can Yayınları, bu "bütün zamanların kitabını" Celâl Üster'in özenli çevirisiyle okura sunmaktan kıvanç duyuyor.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU 

Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Bu ara yaşadığım okuyamama hastalığı artık herkesin malumu sanırım. Ancak belirtiler azalmaya başladı açıkçası :D Bir kitabı 2 haftada bitirebilme seviyesine geldim şükür. Durum bu kadar sıkıntılı olunca bloga kitap yoruma girmek işi de bir hayli zorlaşıyor. Neyse lafı uzatmadan yoruma geçelim.

1984 tekrar okuma listemde yer alan kitaplardan bir tanesiydi. Can Yayınları’nın yeni kapak tasarımıyla basılan baskısını da satın almıştım. Bir süre sonra okumayı düşünsem de sevgili Nail Art in Wonderland ve Hayata Dair Her şey blog sahibelerinin başlattığı “Bloggerlar Okuyor” etkinliği çerçevesinde öne almıştım ve kitabı Nisan ayı içinde bitirmem gerekse de bu güne kadar gecikti. Kendilerinden gecikme için özür diliyorum. Ve artık yoruma geçiyorum : )

  1. İçerik Yorumu

Bir dünya düşünün var olma amacınız sadece “Parti” denilen hükmeden güce hizmet etmek. Yapmış olduğunuz her şeyin temelinde “Parti” var. Ama her şeyin…

Parti ise tüm dünyanın hakimi. Aynı zamanda tüm zamanlarında hakimi “Parti”. Hatta şöyle bir cümle geçiyor kitapta; “Geçmişi denetim altında tutan, geleceği de denetim altında tutar; şimdiyi denetim altında tutan, geçmişi de denetim altında tutar.” (Sayfa 59) Durum böyle olunca da Parti her türlü manipülasyon işlemini yapıyor geçmiş ile alakalı. Bunu Parti’nin üyeleri vasıtasıyla yapıp, Parti üyelerinin buna inanmasını bekliyor ve inandırıyor da. Winston Smith ise burada “aykırı çocuk” olarak karşımıza çıksa da, o da tam olarak bu duruma karşı koyabilmiş bir isim olduğuna hiç inanmadım.

Ancak Winston’ın hareketleri bile Parti için bir baş kaldırıdan farksız ve cezalandırılmalı. Nitekim öyle de olacak tahmin ettiğiniz gibi. Bu noktada fazlaca spoiler verdiğimi düşünmüyorum bunu tahmin etmeniz oldukça kolay. Lakin George Orwell’in olayları kurgulayışı sizi bazı noktalarda hayrete düşürebilir. Kim kimin tarafında bilmek bir hayli zor. Kurgunun güzel tarafı da burası.

Ana tema olarak yaklaştığımız da ise 1984 bugünkü ülkemizdeki hakim güç ile çokça karşılaştırıldığını gördüm. Kitabın yazım tarihi 1948 ve kitabın adı da son iki rakamın yer değiştirilmesi ile oluşturulmuş. Bu anlamda o tarihteki yöneten güce karşı bir hiciv niteliği taşımakta. Lakin elbette günümüz ile de bağlantılar kurmak bugün mümkün olduğu gibi bundan 100 sene sonrası içinde mümkün olacaktır.

İçerik olarak genel anlamda baktığınızda okuyanı tatmin edecek bir eser. Kesinlikle ve kesinlikle okunması gereken kitapların başında geliyor bence. Yayınlanan bir çok okuma listelerinde de baş sıralarda olduğunu göreceksiniz.

  1. Yazım Dili Yorumu
George Orwell’in yazım dilini seviyorum. Bu anlamda kendisine yapılabilecek fazla bir eleştiri yok. Sadece kitabın belirli bölümlerinde bazen siyasal yapı hakkındaki açıklamalar, eğer konuyla pek de alakalı değilseniz, sizi sıkabilir.
Bu noktada Celal Üster’e de teşekkür etmek lazım. Gerçekten başarılı ve içi dolu bir çeviri olmuş. Orwell’in anlatmak istediğini anlamayan bir editör tarafından bu çevirinin yapılması oldukça zor olurdu.

  1. Yapısal Yorum
Klasik Can Yayınları baskısı ve kalitesi diyerek lafı fazlaca uzatmayayım. Bence sıkıntı yoktu. Kapak tasarımına sadece bir parantez açmak istiyorum; kitabı okuyalı baya olmuştu ve bu nedenle kapaktaki sıçanlara bir türlü anlam verememiştim. Lakin okuma ilerledikçe kapağında nasılda anlamlı olduğunu kavrıyorsunuz. Sürprizi kaçmasın sizde okuyunca göreceksiniz nedenini…

EKSTRA

Bu kitap yorumunda küçük bir ekstra yazmak istedim. Bundan önce okuduğum eser az önce belirttiğim gibi Huxley’in Cesur Yeni Dünyası’ydı. Her iki yazarında kafaları hemen hemen aynı çalışıyor.

Kitaplarında birçok benzer noktası var. Mesela kitaplar noktasında fikirleri aynı. Kitaplara düşünmeye ve aydınlanmaya teşvik ettiği için yasak veya hakim gücün istediği yönde değiştiriliyor.

Kadın erkek ilişkisi ve cinsel ilişki noktasında fikirler aynı. Kesinlikle bir şehvet yaşanmamalı. Görev bilinciyle yapılmalı ve duygu katılmamalı.

Hakim güce karşı sorumluluklar benzer. Kesinlikle tartışılmasını veya değiştirilmeye çalışılmasını istemiyorlar.

Tüm bu nedenlerle iki kitabı benim gibi arka arkaya okursanız tekrara düşmüş gibi hissedebilirsiniz. Bu anlamda dikkatli olun derim :D

SEÇTİĞİM SÖZLER

Anlattığım toplumun bir gün mutlaka gerçek olacağına inandığımı söyleyemesem de, ona benzer bir toplumun gerçek olabileceğine inandığımı söyleyebilirim. (Sayfa 14)

SAVAŞ BARIŞTIR
ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR
CAHİLLİK GÜÇTÜR  (Sayfa 28)

İnsan, ardında tek bir iz bile, bir kağıt parçasına karalanmış tek bir adsız sözcük bile bırakmadıktan sonra, geleceğe nasıl seslenebilirdi?  (Sayfa 51)

Her davranışın sonuçlarını, o davranışın kendisi doğurur. (Sayfa 52)

Geçmişi denetim altında tutan, geleceği de denetim altında tutar; şimdiyi denetim altında tutan, geçmişi de denetim altında tutar. (Sayfa 59)

Peki, neydi hayatta kalmayı sağlayacak olan? Bunu bilmek kolay değildi. (Sayfa 86)

Kadınların hepsi de, Parti'nin olmalarını istediği gibi, erişilmezdi. Hakkını vererek sevişmek, isyan demekti. Arzu ise düşüncesuçu olarak görülüyordu (Sayfa 93)

NASIL'ını anlıyorum, NEDEN'ini anlamıyorum  (Sayfa 105)

Piyango, proleterlerin büyük bir ciddiyetle izledikleri tek toplumsal olaydı. Büyük olasılıkla milyonlarca proleterin biricik olmasa da başlıca varlık nedeniydi. Piyango'dan başka bir eğlenceleri, çılgınlıkları, afyonları, zihinsel uyarıcıları yoktu. İş Piyango'ya geldi mi, kör cahiller bile en karışık hesapları yapabiliyorlar, bir gördükleri numarayı bir daha unutmuyorlardı.  (Sayfa 111)

Winston bir zamanlar kağıt ağırlığı olarak kullanılmış olduğu kestirebiliyordu, ama artık hiçbir işe yaramaması onu bir kat daha çekici kılıyordu. (Sayfa 121)

Eskiden bir erkek bir kızın bedenine bakınca, safça baştan çıkardı diye geçirdi aklından.Oysa artık katıksız aşk ya da katıksız şehvet diye bir şey kalmamıştı. Her şeye korku ve nefret karıştığı için, artık hiçbir duygu katıksız değildi.  (Sayfa 155)

İnsan bir kadınla yaşadığında bu düş kırıklığı çok olağan, sık sık yinelenen bir şey  (Sayfa 168)

"Proleterler insan" dedi sesini yükselterek, "Biz insan değiliz" (Sayfa 195)

Köle halkların emeği, yalnızca sürekli savaşın temposunun hızlandırılmasını sağlar.  (Sayfa 218)

Savaş görüleceği gibi, artık tümüyle bir iç sorundur. Eskiden, bütün ülkelerin egemen kesimleri, ortak çıkarlarını bilerek savaşın yıkıcı gücünü sınırlandırabilmelerine karşın, birbirleriyle gerçekten savaşırlar ve savaştan zaferle çıkan her zaman yenik düşeni yağmalardı. Günümüzde ise asla birbirlerine karşı savaşmamaktadırlar. Savaş her egemen kesim tarafından kendi uyruklarına karşı verilmektedir ve savaşın amacı toprak ele geçirmek ya da toprak yitirmeyi önlemek değil, toplum yapısının değişmeden sürmesini sağlamaktır. (Sayfa 230)

En iyi kitaplar insana zaten bildiklerini söyleyen kitaplardır. (Sayfa 231)

Bir doğru vardı, bir de doğru olmayan; doğruya sarıldığın zaman, tün dünyayı karşına bile alsan, deli olmuyordun.  (Sayfa 249)

İnsan, sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de. (Sayfa 286)

Kimse devrimi korumak için diktatörlük kurmaz, diktatörlük kurmak için devrim yapar. (Sayfa 298)

Sonunda kendin karşı zafere ulaşmıştı. Büyük Birader'i çok seviyordu (Sayfa 334)

...çünkü insanlar sözcüklerle düşünüyordu.  (Sayfa 336)
1984, Can Yayınları, Celal Üster, George Orwell, Kitap Yorumları,


Etkinlik hakkında detaylı bilgi için tık tık

30: KİTAP YORUMU : Hayvan Çiftliği

Ocak 21, 2016

Hayvan Çiftliği


Yazar: George Orwell
Çevirmen: Celal Üster
Yayınevi : Can Yayınları

ARKA KAPAK YAZISI


İngiliz yazar George Orwell, ülkemizde daha çok Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı kitabıyla tanınır. Hayvan Çiftliği, onun çağdaş klasikler arasına girmiş bir diğer çok ünlü eseridir. 1940'lardaki "reel sos­yalizm"in eleştirisi olan bu roman, dünya edebiyatında yergi türünün başyapıtlarından biri olarak kabul edilir.

Hayvan Çiftliği'nin başkişileri hayvanlardır. Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirir. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmaktır. Aralarında en akıllı olan domuzlar, kısa sürede önder bir takım oluşturur; ama devrimi de yine onlar yolundan saptırır. Ne yazık ki insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük kurulmuştur artık. George Orwell, bu romanında tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir. Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalin'i simgelediği açıktır. Diğer kahramanlar gerçek kişileri çağrıştırmasalar da, bir diktatörlük ortamında olabilecek kişilerdir.

Altbaşlığı Bir Peri Masalı olan Hayvan Çiftliği, bir masal anlatımıyla yazılmıştır; ama küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değil, çarpıcı bir politik taşlamadır.
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 160
Baskı Yılı: 2016

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Uzun zamandır okumayı planladığım ancak bir türlü başlama fırsatı bulamadığım George Orwell’ın Hayvan Çiftliği okumam sonunda bitti. Kitap yorumuna geçmeden hemen önce şunu belirtmem lazım sanırım; George Orwell okuyabiliyor olmak gerçekten büyük bir şans. Kendisinden önce yaşayanların bu zevkten mahrum kalmaları gerçekten çok kötü…

Öte yandan George 21 Ocak 1950 de aramızdan ayrılan George Orwell’in ölüm yıldönümünde bu incelemeyi sizlerle paylaşmak ise ayrıca güzel.

  1. İçerik Yorumu

George Orwell’in okuduğum ikinci eseri olan Hayvan Çiftliği beni oldukça etkiledi. Gerçekten zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım. Oldukça kısa bir hikaye olsa da içinde anlattıkları gerçekten etkileyiciydi.

Bir hiciv ürünü olan Hayvan Çiftliği’nde İngiltere’nin kırsal bir kesimindeki Beylik Çiftlik’teki hayvanların baş kaldırışını okuyacaksınız. Koca Reis (Domuz) ile başlayan ayaklanma fikri Snowball ve Napolyonadlı iki domuzun kendilerini öne atmaları ile hayat bulur.  İnsanlar tarafından çalıştırılıp, sütleri ve yavruları elinden alınan hayvanlar bu duruma bir dur deme ihtiyacı hissederler. Ve bu ihtiyaç zamanla gerçekleşir ve Beylik Çiftliği’nin sahibi konuma hayvanlar geçer.

Derler ya “Her devrim ilk önce kendi çocuğunu yer” diye, bir fabl olan Hayvan Çiftliği’nde de durum aynen böyle olur. Devrimin liderliğini birlikte yapan Snowball bir süre sonra Napolyon tarafından çiftlikten kovulur ve olaylar oldukça karışır.

Daha fazla konu hakkında detay vermeden şu kadarını söylemeliyim içerikle alakalı olarak; çiftlikte yer alan her hayvanın belirli bir düşünce tarzını ya da meslek grubunu maddeselleştirdiğini okudukça anlayacaksınız. 

Kimin söylediğinin ne söylediğinden daha önemli olduğunu düşünenler, koşulsuz şartsız itaat edenler, tek amaçları çalışmak ve sorgulamamak olanlar, kraldan çok kralcı olanlar, bana neciler… Hepsinin Hayvan Çiftliği’nde bulabilirsiniz. Her ne kadar kitabın alt başlığı “Bir Peri Masalı” olsa da Hayvan Çiftliği bana göre bir gerçek yaşam kesitidir…

Benim için kitabın en güzel karakteri Eşek Benjamin olmuştur. Geçekten bazen onun gibi davranmayı çok istiyorum ama maalesef olmuyor, yapamıyorum.  

  1. Yazım Dili Yorumu

Konu George Orwell olunca yazımla alakalı olarak sadece şunu söylemek kafi sanrım; sade ve net… Başkaca bir kelimeye gerek olduğu kanısında değilim.  Celal Üster tarafından yapılan çeviri de oldukça başarılı bana göre. Sadece bazı özel isimlerin çevrilmesini anlayamadım o kadar…

  1. Yapısal Yorum

Uzun zamandır Can Yayınları’ndan çıkmış bir kitap okumamıştım. George Orwell’in kitapları için yapılan yeni tasarımlar ve kapak resimleri oldukça güzel. Klasik Beyaz zeminli Can Yayınları kalıbından çıkılmış ve de çok hoş olmuş. Kitabın üzerindeki pembe renk dışarıda yaptığınız okumalarda azıcık sorun olsa da ona da zamanla alışılıyor :D

SEÇTİĞİM SÖZLER


  • "Tanrı bana sinekleri kovayım diye bir kuyruk vermiş; ama keşke sineklerde olmasaydı, kuyruğum da." (Sayfa 20)

  • İnsan'ı ortadan kaldırın, açlığın ve köle gibi çalışmanın temelindeki neden de sonsuza dek silinecektir yeryüzünden (Sayfa 24)

  • "Dört ayak iyi, iki ayak kötü" (Sayfa 50)

  • Onca umudun, onca emeğin karşılığı bu olmamalıydı (Sayfa 101)

  • Atlar'da yorulur... (Sayfa 123)

  • Sizler aşağı kesimlerden hayvanlarla uğraşmak zorundaysanız, bizlerde bizim aşağı sınıflardan insanlarla uğraşmak zorundayız! (Sayfa 148)


  • Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine, bir insanların yüzlerine bakıyor; ama onları birbirlerinden ayırt edemiyorlardı. (Sayfa 152)

Blogger tarafından desteklenmektedir.