Bilim-Kurgu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilim-Kurgu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ay'da 172 Saat (Uzayda, Kimse Senin Çığlığını Duyamaz)/ 5. Yorum (122)

Ocak 30, 2021

Ay'da 172 Saat, Johan Harstad, Ezgi Dikici, Uzayda, Kimse Senin Çığlığını Duyamaz, Bilim-Kurgu, Edebiyat, Fantastik, Gençlik, Korku-Gerilim, Macera-Aksiyon, Roman, DARLAH: 172 timer på månen, İthaki Yayınları,Kitap Yorumları, Kitap Özetleri

Cahil Okur’dan herkese selamlar…  Blogları Canlandırma Projesi kapsamında okuduğum

Ay’da 172 Saat kitabıyla karşınızdayım bu gün…

 

KİTAP YORUMU

 

Yeni yılın başlaması ile dahil olduğum ilk proje olan Blogları Canlandırma Projesi kapsamında bu ay okuduğum kitap Ay’da 172 saat oldu. Bence güzel bir seçim ama bakalım sizlerde beğenecek misiniz?

 

İçerik Yorumu

Johan Harstad’ın İthaki’den yayınlanan kitabı uzun süredir kitaplığımda bekliyordu. Aslına bakarsanız kitabı henüz okumayı planlamıyordum ama projenin ilk ayının teması olan “UMUT-BAŞARI” için uygun olduğunu düşünerek bu ay için bu eseri seçtim.

 

Kitabı elime aldığımda hakkında aslında fazla bir bilgim yoktu. Uzun süredir aramızda olmayan Bi Poşet Kitap’ın blogunda yorumunu okumuş ve sonrasında kitabı edinmiş ve kitaplıkta öylece duruyordu. Artık zamanı geldi diyerek okudum.

 

Hikayenin oldukça farklı olduğundan bahsetmem şart gibi. Üç farklı toplumdan ve üç farklı derdi olan gencin gözünden bakarak yeni bir dünyaya adım atıyoruz. Hepsinin kendi adına umutları var ve bu umutların onları sürüklediği bir nokta... Bizlerde Johan Harstad’ın kaleminden dökülen kelimeler ile bu maceraya ortak oluyoruz.

 

Hikayenin ilerleyişi genel anlamda oldukça güzel. Lakin zaman zaman yapılan atlamaların okuyuşu kötü yönde etkilediğini söyleyebilirim. Sonuç kısmında hikayenin tahmin edilemez olduğu da aşikar. Daha farklı bir son elbette bir okuyucu olarak dileyebilirdim, lakin bu yazarın kaleme aldığı sonun kötü olduğu anlamına gelmeyeceğinin altını çizmek isterim.

 

Bildiğim kadarıyla Johan Harstad’ın Türkçeye çevrilen tek kitabı Ay’da 172 saat ancak hikayeden aldığım hava bir devam kitabının gelmesi gerektiği yönünde. Umarım devamında olanları da okuyabileceğimiz bir devam kitabı gelir.

 

Yazım Dili Yorumu

 

Johan Harstad’ın kaleminin hoşuma gittiğini söyleyebilirim. Genel anlamda akıcı bir yazım şekli var. Ezgi Dikici’nin çevirisi de bence güzeldi.

 

Yapısal Yorum

 

İthaki’nin kalitesine uygun bir basım yapmışlar. Kapak tasarımını da oldukça beğendim. Yapısal anlamda sorunsuz bir kitap.

 

ARKA KAPAK YAZISI

 

NASA, kırk yıllık uzun aranın ardından Ay'a insanlı bir yolculuk düzenlemeye karar verir. Dünya'dan üç genç de bu yolculuğa katılmaya hak kazanır: Midori, Antoine ve Mia.

 

Ay'a yolculuk sorunsuz bir şekilde tamamlanır, ama aslında sorun Ay'ın bizzat kendisidir. Ay üssü DARLAH 2'de sıradışı olaylar baş gösterir; Ay'daki bir şey uzun uykusundan uyanmıştır. Kısa bir süre sonra DARLAH 2'nin sakinleri orada yalnız olmadıklarını fark ettiklerinde, yaşamak ve eve dönmek için mücadele etmek zorunda kalırlar.

 

"İskandinav gerilimi, adeta bilimkurgu-korku sinemasıyla buluşuyor."

-VOYA

 

"Okuru kendine bağlayan, eşsiz bir bilimkurgu."

-SLJ

 

"Hem psikolojik hem de atmosferik olarak rahatsız edici."

-PUBLISHERS WEEKLY

 

"Baş döndürücü ve korkutucu."

-BOOKLIST

 

Bu kitapta okuyacaklarınız belki de neden Ay'dan arkamıza bakmadan kaçıp onu rahatsız etmemeyi seçtiğimizin ürkütücü bir cevabı.

 

KÜNYE

 

Adı: Ay'da 172 Saat

Yazar: Johan Harstad, Ezgi Dikici (Çevirmen),

Alt başlık: Uzayda, Kimse Senin Çığlığını Duyamaz

Baskı tarihi: Aralık 2015

Sayfa sayısı: 312

Format: Karton kapak

ISBN: 9786053755098

Kitabın türü: Bilim-Kurgu, Edebiyat, Fantastik, Gençlik, Korku-Gerilim, Macera-Aksiyon, Roman

Orijinal adı: DARLAH: 172 timer på månen

Dil: Türkçe

Ülke: Türkiye

Yayınevi: İthaki Yayınları

 

ALINTILAR

 

New York'a ancak spor ayakkabılarla gidilir. Sayfa 73

 

Hayat sen başka planlar yapmakla meşgulken başına gelen şeylerdir. Sayfa 91

 

Uzayda kimse senin çığlığını duyamaz. Sayfa 148 

78: KİTAP YORUMU : The 100 – İsyan

Eylül 04, 2017
Kass Morgan, The 100,  The 100 - İsyan, GO kitap, GO!, Kitap Yorumları, Roman, Bilim-Kurgu, Edebiyat

Yazar Kass Morgan
Baskı Tarihi: Şubat 2017
Sayfa Sayısı: 285
ISBN: 9786051880822
Orijinal Adı: Rebellion (The 100 #4)
Çeviri: Selen Ak
Yayınevi: Go! Kitap
Kitabın Türü: Roman, Bilim-Kurgu, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Kolonicilerin, Dünya’daki 100 ekibine katılmasının üzerinden aylar geçmiş, bir zamanların çocuk suçluları kurulan yeni düzenin liderleri arasındaki yerlerini almıştır.

Ne var ki huzur içinde geçen günler uzun sürmez ve birlikte ilk bayramlarını kutlamaya hazırlanan Koloniciler ile Dünyalılar bir anda yabancı bir grubun saldırısına uğrar. Saldırganlar çok sayıda insanı öldürüp bir o kadarını da esir alır ve kampın stoklarını yağmalarlar.

Kaçırılanların arasında Wells’in, Octavia’nın ve Glass’ın da olduğunu öğrenen Bellamy ile Clarke arkadaşlarını kurtarmak için kurdukları bir ekiple birlikte yola çıkar.

Başka yerleşimleri yakıp yıkıp yağmalayan bu fanatik topluluğun amacı saflarını büyütüp nükleer savaşın mahvettiği gezegeni “iyileştirmek” ve bunu yapmak için de kendileri dışında herkesi ortadan kaldırmaktır.

Birbirlerine olan bağlılıkları bir kez daha sınanan 100 ekibinin kurtuluş için yapacakları tek bir şey vardır: onları bu ekibin bir parçası yapan isyan ruhunu yeniden uyandırmak.

KİTAP YORUMU

Kass Morgan, The 100,  The 100 - İsyan, GO kitap, GO!, Kitap Yorumları, Roman, Bilim-Kurgu, Edebiyat
 
Cahil Okur’dan selamlar…

Geç kalmış yorumlar serimize 20 günlük bir aranın ardından devam ediyoruz. “Yarım bırakamadığım kitaplar” hadisesinden hepiniz artık haberdarsınızdır sanırım. The 100 – İsyan’da benim yarım bırakamadığım  lakin okumaktan zevk almadığım bir kitap olarak yorumlanacak.

İçerik Yorumu

Nedendir bilemiyorum Kass Morgan’ın The 100  serisine bir türlü kanım ısınamadı. Lakin yukarıda da belirttiğim gibi ne yazık ki bir seriyi yarım bırakmak bana göre değil. Durum bu olunca da istesem de istemesem de okumaya devam ediyorum.

Neyse lafı uzatmadan yoruma geçecek olursak durum şu ki yine beklenmedik hiçbir şeyin olmadığı bir kitap ile karşı karşıya kaldım. Bu tür kitapları çokça okuduğumdan mıdır, yoksa Morgan’ın hala beni şaşırtacak seviyede olmamasından mıdır bilmiyorum ama hiç meraklanmadım kitabı okurken.

İçerik anlamında beni sevindiren tek konu “Taş”  olarak geçen yapının Beyaz Saray olduğunu bilmek ve buraların kötü karakterlerin yuvası haline gelmesiydi. Ben Kass Morgan’ın burada günümüze gönderme yapmış olması ihtimalini sevdim açıkçası.

Kitabı okurken aldığım notlarda “1 ay oldu hala kitap elimde sürünüyor” yazmışım varın siz düşünün kitabı ne kadar sevdiğimi. Başka ne diyebilirim ki…

Kitabın içerik anlamında beni üzen bir diğer noktası ise eşcinsellik konusunu bu kadar över hala getirmesi. Hiçbir zaman homofobik olmadım lakin bu tip özendirici içerikler beni tedirgin etmiyor değil. Netice de gençlere yönelik bir kitap ve konunun bu denli açıkça işlenmiş olması yanlış geliyor bana.

İçerik Puanım 5 üzerinden 3,5

Yazım Dili Yorumu

Kass Morgan’ın sade hızlı okunan bir yazım şekli var. Keşke üslup konusundaki başarısını içerik anlamında da gösterebilse

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,4

Yapısal Yorum

Kitabın en güzel tarafı buydu işte. Go! Kitap yine kalitesi ile öne çıkıyor. Tasarımlarına hayran kaldığım bir yayınevi.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,5

SEÇTİĞİM SÖZLER


Cesaretle pervasızlık arasında çok büyük bir fark vardır. (Sayfa 69)

Kimi insanlar Düna'ya bakınca yalnızca ondan ne alabileceklerini görürler. Dünya'dan ne koparabileceklerini, neyi çalıp götürebileceklerini... Ama liderlik için bundan fazlası gerekir. Liderler çevresine bakınca, başkalarına ne sunabileceklerini düşünmelidirler. (Sayfa 141)

Güzelliğin çirkinliği yenmesi, doğanın onu hor kullanan insanların günahlarını bağışlaması gibiydi.  (Sayfa 203)


İnsanın ailesi neredeyse, evi de oradaydı. (Sayfa 274)

50: KİTAP YORUMU : FAHRENHEIT 451

Temmuz 09, 2016
Fahrenheit 451, Ray Bradbury, Korkut Kayalıoğlu, Zerrin Kayalıoğlu, İthaki Yayınları, Roman, Bilim-Kurgu, Edebiyat, Kitap Yorumları,
Kitabın Adı: Fahrenheit 451
Yazar: Ray Bradbury
Baskı Tarihi: Şubat 2012
Sayfa Sayısı: 242
ISBN: 9789756902219
Orijinal Adı: Fahrenheit 451
Çeviri: Korkut Kayalıoğlu, Zerrin Kayalıoğlu
Yayınevi: İthaki Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Bilim-Kurgu, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Guy Montag işini seven bir itfaiyeciydi. On yıldır kitap yakıyordu. Gecenin bir yarısında yola çıkışlarını, alevlerin kitapları yutuşunu hiç sorgulamamıştı... Hiç sorgulamamıştı, insanların korkusuzca yaşadıkları bir geçmişi anlatan o 17 yaşındaki genç kızla karşılaşana dek... Montag'ın hayatındaki bütün yanlışlar doğrularla yer değiştirir o andan sonra... İşini, eşini, yaşayışını yeni bir gözle değerlendirir. Önünü alamadığı duyguları onu, asla tahmin edemeyeceği şeyler yapmaya iter.

Sansüre, totaliter yönetimlere, kültür endüstrisine ve uzunca bir süredir sürdürdüğümüz yaşam tarzına yönelik en keskin eleştirilerden biri. Okuyun ve kendinizi yeni baştan kurun.
(Arka Kapak)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Öncelikli olarak geçmiş bayramlarınız mübarek olsun arkadaşlar. Bayram öncesi yoğun tempo nedeniyle bayramda buralarda olamadım. Bu nedenle yorum biraz gecikti lakin beni affedersiniz sanırım. Bayram ve tatil bir arada geçirdim ve gerçekten ihtiyacım olan buydu. Kafayı dinledim ve şimdi biraz daha iyi durumdayım.

  1. İçerik Yorumu

Lafı uzatmadan hemen kitap yorumuna geçelim :) Ray Bradbury deyince herkesin aklına muhakkak ki öncelikli olarak Fahrenheit 451 geliyordur. Kitabın adının neden Fahrenheit 451 olduğu ile başlamak istiyorum. Fahrenheit kavramını liseden hatırlarsınız bir sıcaklık birimidir. Ve 451 Fahrenheit kitap kağıdının yanma sıcaklığıdır. Kitaplar hakkındaki bir kitap için belki de verilebilecek en güzel isim budur. Ben bu anlamda Ray Bradbury’nin bu tercihini oldukça güzel buldum.

İsmi hakkında konuşurken söylediğim gibi kitabın konusu kitaplar ve bize hissettirdikleri olarak özetleyebiliriz.Yukarıdaki tanıtım yazısında tanıştığınız dostumuz Montag bir itfaiyeci lakin  bildiğimiz türden bir itfaiyeci değil. Onun işi yangın söndürmek değil yangın çıkarmak. Ve kitapları yakıyor…

Lakin okunması için yazılan kitaplar neden yakılır? Bu soru ile birlikte kitabın türü anlamında bazı çıkmazlara girebilirsiniz.Birçok kitap satıcısı Fahrenheit 451’i bilim-kurgu kategorisinde değerlendirse de bence tam bir hiciv niteliğinde.

Bu yorumu size Huxley’in “Cesur Yeni Dünyası” yorumunda da yapmıştım. Ancak bilim-kurgu anlayışım bu değil benim. Bradbury eserinde kitapsız bir evrenin yönetenlere getirdiği faydaları oldukça güzel bir dil ile gözleriniz önüne sürmekte.

“Kitaplar hakkındaki bir kitap” olarak özetlediğim bu eseri özellikle kitap okumayı çok seven arkadaşlarımın mutlaka okuması gerektiği kanısındayım. Kitabın roman olmasına rağmen içerisinde taşıdığı felsefi değerde bence oldukça önemli. Az sonra yaptığım alıntılardan da anlayacağınız üzere kitap okumanın değerini bu eserle bir kez daha anlamış oldum diyebilirim.

Konuya fazla girmek istemediğimi devamlı takipçilerim artık biliyorlardır. Lakin Clarisse McClellan’ın akıbeti hakkında bilgisi olan varsa ve benimle paylaşırsa çok mutlu olurum.

  1. Yazım Dili Yorumu

Ray Bradbury’nin okuduğum ilk kitabıydı Fahrenheit 451… Ben yazarın dilini oldukça güzel ve sade buldum. Derin felsefe yaptığı bazı cümleleri tekrar okumak gerekse de bence okurken sizi yormayacak bir kitap. Bu nokta da çevirmenler Korkut Kayalıoğlu, Zerrin Kayalıoğlu’nu da tebrik etmek gerekiyor.

  1. Yapısal Yorum

İthaki’nin farklı bir formda bastığı bir eser Fahrenheit 451… Kitap klasik İthaki kitaplarından daha küçük boyutlu lakin bu okuma hızını artıracak nitelikte olduğu için benim hoşuma gitti. Amacı anlamasam da güzel bir değişim olmuş.
İç sayfalarda birkaç küçük tashih olsa da sorunsuz bir basımdı bana göre. Kapak tasarımını da beğendiğimi belirtmem lazım. Birçok farklı kapak içinde en güzeli bence İthaki’nin ki olmuş.

SEÇTİĞİM SÖZLER


İnsanların başlarına getirip yücelttikleri bir liderleri her zaman vardır... bu, işte sadece bu, zorbaların türediği kaynaktır; ilk ortaya çıktığı zaman, o bir koruyucudur.  (Sayfa 7)

İnsanlar daha çok bir meşaleye benziyorlardı; birileri üfleyinceye kadar yanarlardı. (Sayfa 33)

Aniden her şeyin yanlış olduğunu anladığı için ağlamaya başladı, ölüm için değil, fakat ölüm karşısında ağlayamadığı düşüncesi için... (Sayfa 76)

Kitaplarda bir şeyler olmalıydı, hayal edemeyeceğimiz şeyler, kadının yanan bir evde kalmasını sağlayacak bir şeyler; orada bir şeyler olmalı. Bir hiç için kalamazsın. (Sayfa 85)

Her zaman bilinmeyenden korkarsınız. (Sayfa 95)

Hiç de, ana yasının dediği gibi; kimse eşit ve özgür doğmamıştır, herkes eşit yapılır. (Sayfa 95)

Kitaplar bir tür depo gibidir ve biz onlarda unutacağımızdan korktuğumuz şeyleri saklarız. (Sayfa 126)

Soylu düşüncelerin eşlik ettiği adamlar hiçbir zaman yalnız değildir. (Sayfa 159)

Cildine bakarak bir kitap hakkında hüküm verme. (Sayfa 224)


Büyükbabam herkes öldüğü zaman geride bir şey bırakmalı derdi. Bir çocuk, bir kitap, bir resim, bir ev, yapmış olduğu bir duvar ya da bir çift ayakkabı. Yada ekili bir bahçe… (Sayfa 226)

42: KİTAP YORUMU : Cesur Yeni Dünya

Nisan 27, 2016
Cesur Yeni Dünya, Aldous Huxley, Roman, Dünya Klasikleri, Bilim-Kurgu, Edebiyat, Brave New World, Ümit Tosun, İthaki Yayınları, Kitap Yorumları,
Kitabın Adı: Cesur Yeni Dünya
Yazar: Aldous Huxley
Baskı Tarihi: Haziran 2013
Sayfa Sayısı: 348
İSBN: 9789756902165
Kitabın Türü: Roman, Dünya Klasikleri, Bilim-Kurgu, Edebiyat
Orijinal Adı: Brave New World
Çeviri: Ümit Tosun
Dil: Türkçe
Yayınevi: İthaki Yayınları

KİTAP HAKKINDA


"Cesur Yeni Dünya" bizi "Ford'dan sonra 632 yılına" götürür. Bu dünyanın cesur insanları kapısında "Cemaat, Özdeşlik, İstikrar" yazan Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi'nde üretilirler. Kadınların döllenmesi yasak ve ayıp olduğu için, "annelik' ve 'babalık' pornografik birer kavram olarak görülür Toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırma hipnopedya uykuda eğitim ile sağlanır. Hipnopedya sayesinde herkes mutludur; herkes çalışır ve herkes eğlenir. "Herkes herkes içindir."

"Cesur Yeni Dünya"nın önemi yalnızca ardılları için bir standart oluşturması ve karamsar bir gelecek tasarımının güçlü betimlemesiyle değil, aynı zamanda 'birey yok edilse de süren macerasının' sağlam bir üslupta anlatılmasıyla da ilgili. Huxley, yapıtını ütopa geleneğinin kuru anlatımının dışına çıkarıp 'iyi edebiyat' kategorisine yükseltiyor.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan çooook uzun bir aradan sonra bir kitap yorumuyla herkese merhabalar…

Ne okuyamamam hastalığıymış bu arkadaş. Bir kitap 2 ayda biter mi? Kendimden gerçekten tiksinmiş durumdayım. Ne zaman kitabın başına otursam okumak gelmedi içimden. Hatta 42. kitap yorumu sonrası açıklayacağımı duyurduğum çekilişi bile öne aldım doğal olarak. Vakit çok ama çok uzadı çünkü. Bunda kitabın bir suçu yok lakin hemen belirteyim. Tamamen benimle alakalı bir durum. Neyse daha fazla lafı uzatmadan yoruma geçeyim ben.

  1. İçerik Yorumu

Dediğim gibi kitabı çok uzun bir sürede okudum. Böyle olunca da sindire sindire okudum demek mi daha doğru yoksa kopuk kopuk okudum demek mi bilemiyorum. Yinede neticelendirmek güzeldi : )

Kitapta anlatılan evren Henry Ford’un ölümünden sonraki 7. yy. Artık insanlar çiftleşerek çoğalmıyor tülerde üretiliyor. Ve her birey belli bir amaç uğruna doğuyor ve o amaç uğruna yaşayarak ölüyor. Evrende duygusallık yok, zevkler ve görev bilinciyle yaşayan bir toplum hakim. İlk bakışta aslında mevcut yaşadığımız evrenle çok farklıymış gibi geliyor ama ilerleyen sayfalarda ki hicivler size aslında nasılda bu günlerle özdeşleşen yanları olduğuna şahit oluyorsunuz.

Özellikle seks üzerine yapılan hicivler ve duygusallığın ayıp sayılması kavramları tamda günümüzü anlatır nitelikte. Ölüme bakış açımız ise aynen Huxley’in Cesur Yeni Dünya’da anlattığı şekle bürünmeye başladığının altını çizmek gerekiyor.

Her ne kadar bir distopya olarak görülse de kitap aslında tam manasıyla bir hiciv örneği. 1930’lu yıllarda yazılan eserle Huxley’in bugünleri o zamanlardan tahmin edişinin sinyallerini her satırda görüyorsunuz. Bu nedenle distopya veya bilim-kurgu beklentisi ile okursanız pek bir zevk alacağınız eser değil Cesur Yeni Dünya. Lakin günümüzün eleştirisinin yapıldığı bir hiciv anlamında bakıldığında muhteşem bir eser.

Kitabı “Uzun”un “George Orwell’in atası” demesi sonrası almıştım ve kitabın ortalarına geldiğimde kendisine “Ne alakası var, Orwell kadar değil bence” demiştim. Tamamladığımda ise işler daha netleşti. Bu anlamda kitabı sonlandırmadan karar vererek benim gibi hataya düşmeyin derim.

  1. Yazım Dili Yorumu

Huxley’in okuduğum ilk kitabıydı.bu anlamda yazarın dilini eleştirmeyi doğru bulmuyorum. Sadece bazı bölümlerde kimin konuşturulduğunu kaçırdıklarım oldu. Zaman zaman karışık bir anlatıma sahip olabiliyor kitap. Lakin bütününe bakıldığında bu anlamda benden geçer not almış durumda.  

  1. Yapısal Yorum

İthaki’nin tekrar basım ürünlerinden biri elimdeki.Kapak tasarımı sade ve güzel. Kitap sayfalarının kalitesi ve baskı da oldukça güzel. Kitap zevkinizi olumsuz etkileyecek bir durum ile karşılaşmadım. En büyük sorunlardan biri olan tashih sıkıntısı ile ise hiç karşılaşmadım.

SEÇTİĞİM SÖZLER


Her şeyin ulaşılabilir olduğu bir dünyada hiçbir şeyin anlamı yoktur. (Sayfa 15)

"Rüyaların yapıldığı maddeden yapılmayız biz" (Sayfa 17)

Temizlenmenin yolu çamurda yuvarlanmak değildir. (Sayfa 19)

Günümüzün totaliter devletlerinde köleliği sevdirmek, propaganda bakanlıkları, gazete yayıncıları ve okul öğretmenlerine verilmiş bir görevdir. (Sayfa 25)

Oturup kitap okursanız fazla bir şey tüketemezsiniz (Sayfa 71)

Sözcüklerin iyi olması yetmiyor; onların iyi bir amaç uğruna kullanmak gerekiyor. (Sayfa 88)

Geçmiş ve gelecek, beni hasta edecek. (Sayfa 118)

Evet uygar olmak steril olmak demektir. Ama bu insanların Ford'umuzdan hiç haberi olmadı, üstelik de uygar değiller. Onun içinde hiç anlamı yok. (Sayfa 122)

İnsan annesiz olmakla bir şeyleri kaçırmış olabilir. (Sayfa 124)

Bir adam durmadan gülümseyebilir, ama yinede yılanın biri olabilir. (Sayfa 141)

Eğer farklıysan, yalnızlığa mahkum oluyorsun. Yalnız olana acımasız davranıyorlar. (Sayfa 146)

Mutluluğun yüce bir yanı yoktur.  (Sayfa 221)

Mutluluğun bedelinin ödenmesi gerekir. (Sayfa 227)

Amaçsız çocuklar için sinekler neyse, bizde tanrılar için oyuz; eğlenmek için bizi öldürüyorlar.  (Sayfa 250)


Düzenin her türlüsü kaostan yeğdir. (Sayfa 263)

Cesur Yeni Dünya, Aldous Huxley, Roman, Dünya Klasikleri, Bilim-Kurgu, Edebiyat, Brave New World, Ümit Tosun, İthaki Yayınları, Kitap Yorumları,

39: KİTAP YORUMU : The 100 - Eve Dönüş

Şubat 22, 2016
The 100 - Eve Dönüş, Kass Morgan, Bilim-Kurgu, Selen Ak, GO!, Kitap Yorumları,
Kitabın Adı: The 100 - Eve Dönüş
Yazar: Kass Morgan
Baskı Tarihi: Eylül 2015
Sayfa Sayısı: 328
İSBN: 9789759998288
Kitabın Türü: Bilim-Kurgu
Çeviri: Selen Ak
Dil: Türkçe
Yayınevi: GO!

KİTAP HAKKINDA


İnsanoğlu Eve Dönüyor

100 ekibi Dünya'ya inişlerinden haftalar sonra nihayet bir düzen kurmayı başarmıştır ama Kolonicileri taşıyan yeni iniş gemilerinin Dünya'ya gelmesiyle birlikte, hassas dengeler yavaş yavaş bozulmaya başlayacaktır.

Dünya'ya acil iniş yapan Koloniciler arasındaki GLASS yeni bir başlangıç umuduyla geldiği bu gezegende, hayallerindekinden çok farklı gerçeklerle karşı karşıya kalacaktır. Yaralı Koloniciler için canla başla çalışan CLARKE'ın aklında tek bir şey vardır: Dünya'da bir yerde yaşama ihtimali olan anne ve babasını bulmak. Wells, Yardımcı Şansölye ve muhafızlarının gelişiyle sarsılan otoritesini korumaya çalışırken Bellamy geride bıraktığını sandığı suçuyla yüzleşmekle kaçıp gitmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır. 100 ekibi ya Dünya'da buldukları özgürlükleri için mücadele edecek ya da sahip oldukları her şeyi ve sevdikleri herkesi kaybedecektir.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan Herkese Merhabalar…

Thee 100 serisinin son kitabı olan Eve Dönüş yaklaşık bir saat önce bitti. Hemen sizlerle yorumu paylaşmak için klavyenin başına geçtim. Ancakne diyeceğimi gerçekten bilemiyorum. Umarım saçmalamalarıma katlanacak kadar ayıksınızdır : )

  1. İçerik Yorumu

Bildiğiniz gibi ve de beklediğimiz gibi Koloni’deki hayatın biteceğini biliyorduk. Nitekimde öyle oldu ve kurtulabilenler yeryüzüne indi. Ancak işlerin yolunda gideceğini elbette beklemiyorduk.

Dünya’da beklenen savaş yaşandı ve Dünyalılar, Koloniciler ve Ötekiler karşı karşıya geldi. Beklenileni veren bir savaş olmasa da yinede olması beklenen savaş gerçekleşti diyebilirim.  Aslında bu savaştaki tatminsizliğim kitabın geneline yayılmış olan tatminsizliğin bir doruk noktası oldu.

Nasıl oldu ne oldu bilmiyorum ama son zamanlardaki en beğenmediğim kitabı sorsanız kesinlikle The 100 “Eve Dönüş” derim. Gerçekten bu kadar anlamsız bir sonuç kitabı ile karşılaşmadım uzun zamandır. Ne yazık ki beğendiğimi söyleyemeyeceğim.

Kitabın içinde yer alan 3 çift var; Clarke- Bellamy, Wells – Sahsa, Glass- Luke. Genelde bu üçlünün aşk ilişkilerini ve birbirlerine olan aşklarını okumakla geçti son kitap. Zaman zaman bu çiftlerin yanı sıra Clarke – Bellamy – Wells üçlü ilişkisine de şahit olur gibi olduk. (bunu deme sebebim sanki bazı bölümlerde Clarke, Wells’i her an öpebilecekmiş konumuna getirilmesi.)  Beni takip edenleriniz bilir maalesef aşk hikayelerini sevmiyorum. Durum böyle olunca da zevk alamadım kitapta.

Kitap son bulduğunda ise yine aynı hisse kapıldım; “Bu kadar mıydı?” “Daha başka bir şey olmayacak mı?” Ne yazık ki şu an için olmayacak. Serinin başka bir kitabı çıkar mı, çıkarsa alır mıyım bilmiyorum. Vakit kaybıydı demek istemiyorum ama bu kadar kısa bir kitabı 7 günde tamamlamama neden olacak kadar “iyiydi” demekle yetineceğim.

  1. Yazım Dili Yorumu

Kass Morgan’ın daha önceki kitaplarında da belirttiğim gibi gerçekten basit okunur bir kitap olarak hafızamda yer edecek bir eser The 100 “Eve Dönüş”.  Çevirinin de hatasız olması ve doğru şekilde yazılmasının da bunda katkısı mevcut. Bu nedenle Kass Morgan’ın yanı sıra Selen Ak’a da teşekkür etmek gerekiyor.

  1. Yapısal Yorum

Evet geldik beni hem memnun eden hemde beni çileden çıkartan kısma. GO! Kitap’ın kullandığı kağıt kalitesini seviyorum. Hele kitap kapağındaki şu mıknatıslı tasarıma gerçekten hayranım. Ancak bunun adına bedbahtlık mı dersiniz, şanssızlık mı dersiniz bilmiyorum ama kitabımda 239 ve 240. sayfalarda baskı hataları var. Kitapçıma güvenmesem acaba korsan mı aldım diyeceğim ama bu konuda şüphem yok. Bu nedenle kitabın benden eksi not aldığını belirtmem lazım. Ne yazık ki içerikteki tatminsizlik bu olayla katlanarak devam etti.


SEÇTİĞİM SÖZLER


Dünyayı böyle düşünmemişti. Uğrunda ölmeye değecek bir şey değildi burası. (Sayfa 13)

Yaşamlarımız yalnızca içme suyu ve temiz havaya bağlı değil. Yaşamlarımız birbirimize bağlı. (Sayfa 87)

Üzücü anıların yerine mutlu anıları koyamazdınız. (Sayfa 171)

Peki, "normal" bize tam olarak ne ifade ediyor? (Sayfa 218)

Bende çok insan kaybettim. Sözcüklerin bir şeyi değiştirmeyeceğini biliyorum. (Sayfa 247)

Bende çok insan kaybettim. Sözcüklerin bir şeyi değiştirmeyeceğini biliyorum. (Sayfa 247)


Gerçekten yaşamak için zekadan fazlası gerek. İstek gerek. (Sayfa 310)

The 100 - Eve Dönüş, Kass Morgan, Bilim-Kurgu, Selen Ak, GO!, Kitap Yorumları,

SERİNİN DİĞER KİTAPLARI

The 100 - Eve Dönüş, Kass Morgan, Bilim-Kurgu, Selen Ak, GO!, Kitap Yorumları,

The 100 - Eve Dönüş, Kass Morgan, Bilim-Kurgu, Selen Ak, GO!, Kitap Yorumları,

Blogger tarafından desteklenmektedir.