Siyaset-Politika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Siyaset-Politika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

95: KİTAP YORUMU : Metal Fırtına 4 - Gizli Güç

Perşembe, Şubat 15, 2018

Kitap Yorumları, Metal Fırtına 4, Gizli Güç, Burak Turna, Profil Yayıncılık, Roman, Siyaset-Politika, Edebiyat,
Yazar: Burak Turna
Baskı Tarihi: Aralık 2009
Sayfa Sayısı: 200
ISBN: 9789759962005
Yayınevi: Profil Yayıncılık
Kitabın Türü: Roman, Siyaset-Politika, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Son kitapta tuzağa düşürülen Gri Takım'ın hangi üyeleri kurtuldu?

Dünyayı diz çöktürmeye yeminli Elan Rahu Gri Takım'ı ortadan kaldırabilecek mi?

Gizli Silahlar kınlarından çıkıyor mu?

Türkiye'nin Gizli Gücü harekete geçecek mi?

"Metal Fırtına" kahramanları Gökhan ve Mert ne yapacak?

Tüm bu soruların ve daha pek çoklarının sevapları kitabın içinde...

Okuyucuların ellerinden bırakamayacakları yepyeni bir macera sizleri bekliyor.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Yorumları geciken kitapları serisini bir yandan bitirmeye bir yandan da yeni kitapları bitirmeye çalışırken, yorumları sizlerle buluşturmak biraz gecikiyor ki bu durumdan oldukça hoşnutsuzum.bunun için bir kere daha özür dileyerek hemen Burak Turna’nın Metal Fırtına 4 – Gizli Güç kitabının yorumuna geçiyorum.

İçerik Yorumu

Genel anlamda politik-kurgu adı altında toplanacak bir türün örnekleri olan Metal Fırtına serisinde benim oyumun Burak Turna’dan yana olmadığını artık biliyorsunuz. Ben Orkun Uçar’ın kalemini daha çok seven bir okurum. 4. Kitapta da bu değişmedi açıkçası.

Kitabı okurken aldığım notlardan size direkt aktaracağım şu cümle sanırım genel anlamda kitap hakkındaki fikrimi açıklayacaktır sizlere; “Şimdiye kadar okuduğum en kötü Metal Fırtına kitabı!” Maalesef ki içerik anlamında eserin bana düşündürdüğü buydu.

Genel anlamda 3. kitabın devamı niteliğinde olsa da, hiçbir şey anlatmamak üzerine kitabın yazarının bir mottosu varmışçasına, konuların herhangi bir neticeye bağlanmamış olması beni oldukça şaşırttı. Kitap bittiğinde ne yazık ki; “E sonra ne oldu?” diyor lakin cevabını alamıyorsunuz.

Çabuk okunması dışında içerik anlamında beni etkileyen ya da hakkında olumlama yapacağım bir durum ne yazık ki yok. Zaman kaybı olarak nitelendirmek istemesem de seride Metal Fırtına 4 – Gizli Güç’ün pek de yeri doldurulamayacak bir eser olmadığını belirtmem lazım.

İçerik Puanım 5 üzerinden 3,9

Yazım Dili Yorumu

Burak Turna’nın dili sade ve anlaşılır lakin olay örgülerini okuyucuyu kilitleyecek kalitede oluşturamaması nedeniyle benden geçer not alabilmiş değil. Politik kurgu seven br adam olarak daha iyi bir yazar okumayı isterdim.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 3,6

Yapısal Yorum

Kitap adına konuşabileceğim tek artı belki de bu başlık artında. En hoşuma giden tarafı kitabın kapağıydı. Daha iyisi elbette vardır ama bu kadar olumsuzluk içindeki en güzel tarafıydı.
Yapısal olarak olumsuz taraf ise kitabın içindeki yoğum yazım hatalarıydı. Türk edebiyatındaki bir çok eserde bu hatalarla karşılaşmak mümkün. Bunda suç kimin? Orasını bilemiyorum

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,1

SEÇTİĞİM SÖZLER


Korku iyi bir şeydi, insanları çalışmaya zorlardı. Hata yapmak konusunda daha çekingen olurdu. (Sayfa 32)

Doğruluk demek, daha güçlü olanın iradesinin doğrultusunda gitmek demektir. (Sayfa 126)

40: KİTAP YORUMU : Mehmedin Kitabı

Salı, Mart 08, 2016
Mehmedin Kitabı, Güneydoğu`da Savaşmış Askerler Anlatıyor,  Nadire Mater, Siyaset-Politika, Metis Yayınları
Kitabın Adı: Mehmedin Kitabı
Alt Başlık: Güneydoğu`da Savaşmış Askerler Anlatıyor
Yazar: Nadire Mater
Baskı Tarihi: Ocak 2012
Sayfa Sayısı: 336
İSBN: 9789753422291
Kitabın Türü: Siyaset-Politika
Dil: Türkçe
Yayınevi: Metis Yayınları

KİTAP HAKKINDA


Dünyadaki hiçbir savaş haberlerdeki, TV görüntülerindeki gibi olmamıştır. Mermiler parçalar, yaralar, sakatlar ve öldürür. Orada olmak, asker olarak çatışmanın tam ortasında olmak başkalarına nasıl aktarılabilir ki?

Adları ne olursa olsun askeri "Mehmet" diye biliriz. Oysa askerler de hepimiz gibi birilerinin çocukları, kardeşi, eşi, sevgilisi ya da babası olan adı sanı belli insanlardır. Mehmedin Kitabı`nı böyle 42 genç insan yazdı. Onlar askerliklerini 1984-98 arasında Güneydoğu`da, Olağanüstü Hal Bölgesi`nde yaptılar. Başlarından geçenlerin muhasebesini sizlerle paylaşma cesaretini göstererek bu kitabı yarattılar.

Mehmedin Kitabı sosyolojik ya da politik değerlendirmeler yapmayı amaçlamıyor. İsteyerek ya da istemeyerek kendilerini çatışmanın ortasında bulan kanlı canlı insanların sesini topluma duyurmak, yaşananlara onların baktığı yerden de bakılmasını sağlamak, bu kitabın amacı.

Elbet her şey bu kitaptakinden de ibaret değil. Dinlemek ve okumak da, sonuçta orada olmak değildir çünkü..."

Mehmedin Kitabı`nı arka kapağında bunları söyleyerek yayımlamıştık. Kitap hem tiraj olarak hem tartışma olarak geniş ilgi uyandırdı. Yayımlandığı 1999 yılında, ama dördüncü baskısında Genel Kurmay Başkanlığı`nın ihbarıyla Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından toplatıldı ve yazar Nadire Mater ve Metis Yayınları`na Türk Ceza Kanunu`nun 159. maddesinden dava açıldı. Nisan 2001`de dava beraatle sonuçlandı.

YAZAR HAKKINDA: 1949`da Söke`de doğdu. Yerel, yaygın ve uluslararası dergi, gazete ve radyolarda muhabirlik yaptı. 1999`da yayımlanan Mehmedin Kitabı`ndan dolayı açılan davadan 2001`de beraat etti. Mater 2000`den bu yana IPS İletişim Vakfı`nın yürüttüğü Bağımsız İletişim Ağı (BİA) projeleri ve Bianet haber sitesinde çalışıyor.

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Evet arkadaşlar 16 günlük uzun bir aranın ardından yeniden bir kitap yorumu ile karşınızdayım. Oldukça uzun bir zaman olduğunun farkındayım, bunda az sonra okuyacağım kitabın ağırlığının büyük payı var.  Neyse lafı fazla uzatmadan hemen yoruma geçeyim.

  1. İçerik Yorumu

“Mehmedin Kitabı” Nadire Mater’in ilk kitabı. Güneydoğu’da görev yapan er, erbaş ve subayların anılarından oluşan bir kitap. Ancak bu anılar sizlerin ve benim bildiğim gibi şeyler değil.

Doğuda PKK’nın yeni yeni türemeye  başladığı ve köylü üzerinde hakimiyetini sağlamak adına aşırı baskılar yaptığı dönemleri anlatan bir kitap.  Anılar içerisinde PKK’nın yapmış olduğu zulümlerin yanı sıra askerin yaptığı “hata”ları da bulabilirsiniz. Askerlerin dağa çıkarken neler yaşadığı, çatışma anında aklına neler geldiği, köylü ile asker arasındaki ilişkilere dair birçok kritik noktaya bu kitapta parmak basılmış durumda.

Kitabın tamamı anılardan meydana gelmekte. Askerlerin tamamı da belirli bir gruba ait değil. Anılarını anlatan askerlerin söylediklerinden içlerinde Türk, Kürt, gayrimüslim, Ermeni, sosyalist, ülkücü,  anti militaristler olduğu anlaşılmakta.  Bu da yaşanan olaylara çok farklı yorumların getirildiği anlamına gelmekte.

Anıların kağıda dökülmesi esnasında yazarın bunlara herhangi bir katkısı olup olmadığı noktasında ise net bir durum yok. Kendisinin yazdığı ön sözde sadece cümle düzenlemeleri ve kronolojik sıralama noktasında yazılanlara müdahale yaptığı belirtmektedir. Anlamsal olarak bir katkı veya çıkarım yapmadığının altını çiziyor.

Kitabın içeriği bu konularda herhangi bir bilgisi olmayan veya daha önce bu tür bir kitap okumayan kişiler için yanıltıcı nitelikler barındırabileceğinin altını çizmek gerekiyor. Bu anlamda dikkatli okumakta fayda var. Ben buna dikkat ettim ve konular hakkında az çok internette de araştırma yaptığım için kitabı biraz geç bitirdim.

Kitabın bence okunmasında oldukça fayda var. Ancak daha önce de dediğim gibi biraz daha nötr yaklaşarak okursanız daha faydalı olacaktır. Eğer bu kitabı okuyacaksanız bu dediğime dikkat edin.

  1. Yazım Dili Yorumu

Nadire Mater’in yazım dili noktasında bu kitaptan yola çıkarak bir yorum yapmak aslında oldukça zor. Çünkü az öncede dediğim gibi kitap anılardan meydana geliyor ve sözler tamamen askerlere ait olduğunun altı çiziliyor. Bu anlama bu seferlik Mehmedin Kitabı’na bir ayrıcalık yaparak kitabı dil bakımından yorumlamayacağım. Bunun başlıca nedeni ise Nadire Mater’e herhangi bir haksızlık yapmak istememem.

  1. Yapısal Yorum

Kitabın kapağını çok beğendim açıkçası. Kapaktaki fotoğraf Stanley Kubrick’in Full Metal Jacket filmindeki 3 ayrı görüntünün kolajı ile yapıldığını belirtmek gerekiyor. Tasarım oldukça güzel. Kitabın iç kısımlarında ise herhangi bir kelime hatasına rastlamadım. Bu anlamda beni çok mutlu etti.

SEÇTİĞİM SÖZLER


Biz bir savaş bilir, oysa o savaşa ne kadar insan katıldıysa en az o kadar savaş yaşanmış orada. (Sayfa 14)

Orada halk askeriyeye düşman, neden bilmiyorum. Şimdi, o insanlara bir şeyler götürülseydi, bütün bunlar olmazdı diye düşünüyorum (Sayfa 22)

Emir gelmeyince ağır silahlar kullanamıyorsun. Neden kullandırmıyorlar bilmiyorum, aklım ermiyor. Ağır silahları daha önce kullanabilseydik, mesela Çorumlu arkadaşı kesinlikle şehit vermezdik.  (Sayfa 25)

İnsan değer miydi diye illa ki düşünüyor tabii. Yirmi yaşında bir çiğdem gidiyor ya. Umutsuzum ben, devam eder, bu Doğu bitmez. Gençler ölmeye devam edecek. (Sayfa 26)

Askerlik yapılması gerekiyor diye düşünüyorum, ama niye yapılması gerektiğini pek bilmiyorum.  (Sayfa 30)

Zenginin çocuğunu görmedim oralarda, hep fakir fukara çocuğunu yoluyorlar. Bizim dönemimizde çokları isyan etti, niye zengin adamın çocuğunu görmüyorum diye, hak veriyorum adama.  (Sayfa 41)

Kürt değiller, bunlar aslında bizim gibi Türk'tür diye şeyler anlatılıyordu. Acıma hissini ortadan kaldıracak, bir sürü insanın tüylerini diken diken edecek şekilde devamlı propaganda vardı tabi...  (Sayfa 43)

Ölürsek şehit, kalırsak gazi hesabı, ya sakat kalırsam... (Sayfa 47)

Acemiden ayrılırken çavuşlar, "sağ kalırsanız, arayın" diyorlar... (Sayfa 48)

Üçüncü kalkışında tek mermiyle Gaziantepli çocuğu öldürüyorlar. Minyon tipli sevimli bir çocuktu. Üzüntü ve öfke. PKK'ya karşı, o insanlara karşı gaddarca şeyler düşünüyorsun. Hatta köylüye, ora halkına bile cephe almaya başlıyorsun. Onu Gaziantep'e götürdük. Cenaze ilk mektubundan önce gitti.  (Sayfa 50)

Biz eğitimsizler çatışmalardan tesadüf eseri kurtuluyorduk. (Sayfa 54)

Savaşta önce kendinle savaşıyorsun, niye orada olduğunu, niye ateş ettiğini düşünüyorsun. Sonra karşındaki insanın savaşını yaşamaya başlıyorsun. Sonra bulunduğun ortamın savaşını...  (Sayfa 57)

Şehitler genelde ilk atışa maruz kaldığınız anda verilir, sonrasında ölmek çok zor. (Sayfa 60)

Bence siyasetle, politikayla aç insanlar uğraşır, bir insanın karnı toksa, parası pulu varsa, haklarla uğraşmaz.  (Sayfa 61)

Babam milletvekili ya da fabrikatör olsaydı, arkam olsaydı Şırnak'tas askerlik yapmazdım. (Sayfa 67)

Devletin hastanesine gittim, ilacı ille bizim almamız lazım. İki saat ilacı aradık bulamadık. Orada kıvranıyorum, bağırıyorum. Doktor hastanedeki ilacı kullanmıyor. Vatana elimizi ayağımızı veriyoruz, şehit oluyoruz, o ilacı vermiyor. (Sayfa 83)

Mustafa'nın annesinin bir sözü vardı, geldiğimde en çok kahreden o olmuştu; "Oğlumu niye getirmedin?"  (Sayfa 85)

Savaştıklarımızın arasında PKK, doğa, komutanlar var.  (Sayfa 89)

Bütün insanları seviyorum, teslim aldığımız teröristi bile. Çünkü acıyorum onlara, onlarda bizim kardeşimiz. (Sayfa 105)

Her yerde savaşı siviller başlatır, askerler ölür. (Sayfa 106)

Birbirimizi sevmemiz gerekirken savaşıyoruz. (Sayfa 109)

Gün ağarması zaferdir. O geceyi atlatmışsındır.  (Sayfa 113)

İzi mutlaka kalıyor, yani hala oradasınız. (Sayfa 122)

İlkokul mezunu milletvekili oluyor da bir gariban köylü çocuğunu ilkokul mezunu diye Özel Harekat'ta devleti için savaşmaya almıyorlar. (Sayfa 124)

Toplum savaşanları kahraman gibi görüyor, ama ben kendimi öyle görmüyorum (Sayfa 134)

Ölen gerillaların, teröristlerin, her ne deniyorsa, cesetlerini Özel Timciler Iğdır'ın içinde arabanın arkasına takıp geziyorlar. Ölen insan üzerinde işlem yapılmaz bir defa yasalara aykırı. İnsanca ailesine teslim edersen, bir başsağlığı dilersen, "yanlış yoldaydı" dersen bunu engellersin.  (Sayfa 142)

Kendimi rahatlatmak için, "halen hayattayım ve buradayım" der, mutluluk oyunu oynardım. (Sayfa 145)

Askerlikte arkadaşına sırtını dayıyorsun, onunla yatıp, onunla kalkıyorsun. Kürt, Sünni, Alevi, diye bakmıyorsun.  (Sayfa 149)

Askerlik insanı intikamcı yapıyor, öç almak gibi. Yaptıklarına karşılık vermek gibi, terazinin kefelerini eşitlemek gibi.  (Sayfa 159)

Yaşanan anlatmaktan çekinir, uyduranda uydurur. (Sayfa 175)

Ölmekten korkmadım. Ölmemekten korktum. Sakat kalma meselesi... (Sayfa 189)

"MGK olan bir ülkede demokrasiden söz etmek mümkün mü" diyen subayda var.  (Sayfa 195)

Savaş insanı hayvanlaştıran bir şey, yani medenilik aramayın askerde, rütbelisinde...  (Sayfa 199)

Kurşun girince ne sosyalizm kalıyor, ne Kürdistan, ne Ülkücülük... İlk düşündüğün, kan nasıl durur...  (Sayfa 200)

İlk gözüme çarpan postane kartları oldu, burada kart dikey girer telefonu, orada yan. Misak-ı Milli sınırlarında yaşıyorsak, neden Şırnak'ta kartlar yan, buradakiler düz giriyor? (Sayfa 208)

Duyuyor musunuz, "Dağlara gel, dağlara" çalıyor şimdi. Dağlarda hiçbir şey yok, dağlara çıkarak şehirleri kurtaramayız.  (Sayfa 219)

Burada insanlar çok soruyorlar, daha doğrusu "şu kadar öldürdüm, bunu yaptım" demeni bekliyorlar ama öle bir şey söylemedim, onları heyecanlandırmadım. Bu kadar öldürdüm diyerek onları kinlendirmenin, ne şeyi var ki, barış varken. (Sayfa 237)


Savaş bitse... Kimsenin canı yanmayacak, bitmiyor işte, Ahmet ölüyor, Mehmet ölüyor... İnanır mısınız, neden bitmiyor benim de aklım ermiyor... (Sayfa 247)

Mehmedin Kitabı, Güneydoğu`da Savaşmış Askerler Anlatıyor,  Nadire Mater, Siyaset-Politika, Metis Yayınları

Blogger tarafından desteklenmektedir.