Ekim'in Ardından

Kasım 20, 2017
Aylık Rapor, Estikçe, Ekim 2017,
Cahil Okur’dan herkese merhabalar…

Kasımın ortası gelmişken fark ettim ki ben halen Ekim raporunu yayınlamamışım. Durum böyle olunca da Pazar gecesinin ikinci yazısı da okumakta olduğunuz satırlar oldu. Lafı uzatmadan hemen raporumu sizlerle paylaşmak istiyorum.

NELER OKUDUM?


Metal Fırtına 4- Gizli Güç

Seri giderek saçma sapan bir hal alıyor. Nedense Burak Turna’nın kalemini bir türlü sevemedim. Sanırım sevemeyeceğim de seriyi bir an önce bitirmem lazım.
Kayıp Kentin Yakışıklısı

Şiirleri sevdiğimi daha öncede söylemiştim. Yılmaz Erdoğan’ın kalemini ise ayrıca seviyorum. Güzel vakit geçirdik Kayıp Kentin Yakışıklısı ile…

Sherlock’un Kadınları

Son zamanların en meşhur Sherlock Holmes eseri… Ben oldukça beğendim, hikayelerde hep geride kalan bayanların da gerçekten Sherlock’a yakışır insanlar olduğunu görmüş oldum.


NELER İZLEDİM?


Narcos ilk sezonunun kalan bölümlerini izledim. 2. sezonun ise sadece ilk bölümünü izleyebildim.

Bu arada Uzun’un tavsiyesi ile Black Miror’a başladım. İlk 2 bölüm ile gerçekten beni etkiledi. Bu tip önerileriniz varsa her zmaan açığım.

History kanalının Modern Mucizeler serisine takmış durumdayım bu ara. Uyurken üzerinde bulunan bölümlerini açıp sıradan izliyorum.

Bu Ay Okuduğum Kitap Sayısı: 3
En uzun eser: Sherlock’uhn Kadınları (352)
En kısa eser: Kayıp Kentin Yakışıklısı (80)
Toplam Okunan Sayfa Sayısı: 820 Sayfa
Genel Toplam Sayfa 2017: 12739 Sayfa
Günlük Ortalama Okunan Sayfa Sayısı: 27 Sayfa (Yaklaşık)
En Beğendiğim Eser: Sherlock’un Kadınları




90: KİTAP YORUMU : Son Hafriyat / Behzat Ç. - Bir Ankara Polisiyesi

Kasım 19, 2017
Son Hafriyat, Behzat Ç, Bir Ankara Polisiyesi, Emrah Serbes, İletişim Yayıncılık, Roman, Polisiye, Edebiyat
Yazar: Emrah Serbes
Baskı Tarihi: Eylül 2008
Sayfa Sayısı: 291
ISBN: 9789750505669
Yayınevi: İletişim Yayıncılık
Kitabın Türü: Roman, Polisiye, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Başına gelenlerden sonra lanet etmiş, çekip gitmişti aslında. (Dizinin ilk kitabı Her Temas İz Bırakır'ı okuyanlar bilir.) Hayır, hâlâ işinin başında! Ama ağzını bıçak açmıyor. Tek bir laf çıkmıyor ağzından. El işaretleriyle, çehresiyle, suskunluklarla anlatıyor anlatacağını - ve tabii dellenmeleriyle...
Bu bir AnKara polisiyesidir...

Behzat Ç. ve ekibi, kötü bir Renault Toros'la Sakarya Caddesi'nden Ayaş'a kadar altını üstüne getiriyor Ankara'nın.
Sadece cinayetçiler değil, belediyenin envai çeşit birimi de altını üstüne getiriyor Ankara'nın. Her yer hafriyat. Kavşak inşaatıydı, kabloydu, boruydu, tamirattı...

Sadece onlar da değil ama... Kendine "Red Kit" diyen bir adam da çukurlar kazıp duruyor. Öldürdüklerini tabuta koyup gömüyor o çukurlara - gömüp polise haber veriyor. Çok acayip, çok da zeki bir adam bu, feleğin çemberinden geçmiş, içinde intikam acısı... Belli, polisle bir meselesi var.

Behzat Ç. ve ekibi, Ahlak Bürosu'na bile nasip olup da hâlâ kendilerine verilmeyen bir Megane'ın hayalini kurarak, kötü Renault'yla Ankara'da fink atıp Red Kit'i arıyor.
Bir AnKara polisiyesi...
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Bu gün sizlere geç tanıştığım ve buna pişman olduğum bir yazar olan Emrah Serbes’in Son Hafriyat kitabından bahsedeceğim. Steig Larsson ile ölümü ardından tanışan Cahil Okur kardeşiniz Emrah Serbes ile ise ne yazık ki tutuklanması ardından tanıştı. Neyse lafı uzatmadan hemen konuya girelim.

İçerik Yorumu

Behzat Ç ile tanışmayanımız az kalmıştır sanırım. Erdal Beşikçioğlu’nun hayat verdiği karakter ile bende sizler gibi (en azından büyük bir çoğunluk gibi) Star Tv’deki dizi sayesinde tanıştım. Erdal Beşeikçioğlu’nun hemen hemen canlandırdığı her karaktere hayran kalan ben Behzat Ç’ye hayran kaldım elbette.  

Kitabın benim için tanıdık tek tarafı buydu. Ekibin diğer üyeleri ve Behzat Ç dışında bildiğim herhangi bir ayrıntı olmasa da kitap bir ara beni kendine bağladı diyebilirim. Kahramanların yanı sıra anti-kahramanlar da kitapta gerçekten çok ama çok güzel işlenmiş. Kitaptaki kahramanlara ayrılan satırlar dimağınızda farklı bir tat bırakıyor.

Ciddi anlamda konunun sizi içine çektiğini belirtmek istiyorum. Kitaba bir kere başladığınızda hangi ara onca sayfayı okuduğunuzu idrak etmekte sıkıntı yaşıyorsunuz. Olayların sürükleyici oluşu ise ayrı bir güzel.

Beni zorlayan ya da daha doğrusu “bir an önce bitsin” dediğim satırlar Behzat Ç’nin ruhsal çözümlemelerinin yapıldığı satırlardı. Red Kit karakterinin anlatıldığı sayfalaraysa hayran kalmıştım oysa ki.

Sonuç olarak içerik bakımından kaliteli bir malzeme ile karşı karşıya kalacağınızı ve bu yönde açlık hisseden kitap okurlarına kesinlikle tavsiye edeceğim bir eser olduğunu belirtmek isterim.  

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,8

Yazım Dili Yorumu

Yukarda da belirttiğim gibi Emrah Serbes ile ilk kez bu kitabı ile tanıştım. İlk görüşte karşındakini çözme gibi bir yeteneğim yok lakin Son Hafriyat kitabı ile beni etkilemeyi başaran bir üsluba sahip olduğunu söyleyebilirim Serbes’in. Yalın ve net anlatım gerçekten hoşuma gitti.  

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,6

Yapısal Yorum

İletişim Yayınları’ndan bir eser okumayalı uzun zaman olmuştu. Kaliteli bir yayınevi olduğu hepimizin malumu. Yenilenen kapağı ile birlikte Son Hafriyat’da çok hoşuma gitti gerçekten. Kitabın içerisinde editoryal bir hata gözüme çarpmadı.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,7

SEÇTİĞİM SÖZLER


Herkesin bildiği ama konuşulmaması gereken gerçekler vardır. (Sayfa 95)

Bir duvar yazısında dendiği gibi, insanları tanıdıkça hayvanları daha çok seviyordu. (Sayfa 107)


Aslında bütün kent, insanların diri diri gömüldüğü tabuttu. Farklı olan ebattı, yoksa mantık üç aşağı beş yukarı aynıydı. Senin için ayrılan hava bitince ölüyordun, bir daha gömüyorlardı.  (Sayfa 167)


Adeletin olmadığı yerde hesap görmek kolay değil (Sayfa 279)

89: KİTAP YORUMU : Tozlu Rüyalar Kitapçısı

Kasım 12, 2017
Tozlu Rüyalar Kitapçısı, Cynthia Swanson, Esra Yüksel, Martı Yayınları, Roman, Edebiyat, Alla Özabat
Yazar: Cynthia Swanson
Baskı Tarihi :Kasım 2015
Sayfa Sayısı: 432
ISBN: 9786053488224
Çeviri: Esra Yüksel
Yayınevi: Martı Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


Beni rüyalar âleminde bırakma. Keşkelerin yanılsamasından beni çekip al. Buna hemen bir son ver. Beni hemen gerçeğe kavuştur ki sevmeyi tekrar öğrenebileyim…

Otuz sekiz yaşındaki Kitty Miller küçük bir dairede kedisiyle yaşamaktadır. Liseden beri en yakın arkadaşı olan Frieda'yla birlikte küçük bir kitabevi işleten Kitty'nin ailesi, arkadaşı ve kitabevi arasında geçen sıradan yaşamı bir gün başka bir yerde uyandığını fark etmesiyle allak bullak olur.

Daha önce hiç görmediği bu ev, onun evidir yine de. Başka bir dünyada, başka bir aileyle ve arkadaşlarla farklı bir yaşam… Hangi dünyanın gerçek, hangisinin rüya olduğunu bir türlü anlayamaz. Genç kadının gerçek hayatıyla hayali yaşamını sorgulaması arasında geçen bir süreç başlar. Bu iki dünya arasında bocalarken de travmalarıyla, acılarıyla ve geçmişiyle yüzleşmesi gerekir. Peki ya gerçeklerle yüzleşecek cesareti yoksa?

"Muhteşem bir ilk roman… Swanson kesinlikle övgüyü hak eden bir hikâyeye imza atmış."
-USA Today-

"Swanson, Kitty'nin ve Katharyn'in dünyasını öylesine ustalıkla yansıtmış ki kitabın sonuna dek hangisinin gerçek hayatın parçası olduğunu anlayamıyorsunuz."
-Publishers Weekly-

"Hikâyenin temelini oluşturan varlık/yokluk sorgulamaları ve gerçekle rüya arasında yaşanan bocalamaları okurken kendinize 'ben olsam ne yapardım?' sorusunu sormadan edemeyeceksiniz."
-Redbook Magazine-
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Uzun zaman olduğunun farkındayım yorum girmeyeli bloga.. Sebebini şura açıklamıştım sizlere… Beni mazur gördüğünüz için tekrardan teşekkürler. Ve iyi dilekleriniz için ayrıca teşekkür ederim. Bu gün karşınıza Cynthia Swanso’ın Tozlu Rüyalar Kitapçısı ile çıkıyorum. Lafı uzatman hemen yoruma başlayalım o zaman…

İçerik Yorumu

Tozlu Rüyalar Kitapçısı benim A101 ganimetlerimden. Bu ara A101’in kitap kampanyalarını pek kaçırmıyorum. Kitapları bilmesem de alıyorum ve kenara koyuyorum ve vakitleri geldikçe okuyorum.

Tozlu Rüyalar Kitapçısı eserine başladığımda ne yazık ki konuya tam olarak ısınamadığımı belirtmiştim okuma notlarımda. 100. sayfada bu notu almıştım lakin sonrasına işler değişti ve kitap beni kendine bağladı.

Ana karakterin yaşadıkları noktasında ufak ilk sayfalarda ufak tefek açıklar yakalasanız da işin aslını çok sonları açıklıyor Cynthia Swanson ve bu da sizi şaşırtıyor. Yazar istediğini okuyucuya aktarmakta başarılı lafın özü. Konu sizi kendine aşık ediyor.

Uzun zamandır okuduğum ve okurken bu denli zevk aldığım sayılı eserlerden biri haline geldi Tozlu Rüyalar Kitapçısı. Aslını söylemek gerekirse bu kadar güzel bir eser olabileceğini hiç düşünememiştim. Ben Cynthia Swanson’ın kaleminden çok tatmin oldum, sizinde denemenizi isterim.

İçerik Puanım 5 üzerinden 4,7

Yazım Dili Yorumu

Cynthia Swanson’ın okuduğum ilk eseriydi Tozlu Rüyalar Kitapçısı. Dili benim için oldukça güzel ve akıcıydı. Yazarın yazmış olduğu diğer 9 eseri halen Türkçe’ye çevrilmiş değil. Martı bunu yapar mı bilmiyorum ama şu an konuştuğumuz eserin bir seri olduğunu da belirtmek isterim.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,6

Yapısal Yorum

Martı’dan daha farklı bir kapak tasarımı beklerdim açıkçası… Alla Özabat tarafından Türkçe baskı için düzenlenen yeni kapak nedense benim pek hoşuma gitmedi. Orijinal kapak çok çok daha güzel. Öncelikli olarak bunu belirteyim.  Kitabın içerisinde yazım yanlışları ya da imla hatalarının olmaması ise işin güzel tarafı. Martı adına kapak dışında sıkıntısız bir eser olmuş.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,5

SEÇTİĞİM SÖZLER


Her şey değişiyordu ve hiçbir şey kalıcı değildi. (Sayfa 31)

Yaşlanmak, çocukken ya da gençken sevdiğin, artık duvarlardaki fotoğraflarda, hikayelerdeki sözcüklerde ve kalbindeki anılarda yaşamasıydı. (Sayfa 64)


Bir insanın en az bir tane iyi arkadaşının olması, o insanın anormal olmadığının işaretidir. (Sayfa 257)

Güzel bir haberim var!

Kasım 09, 2017
Estikçe, Mavim,
Cahil okur’dan herkese selamlar…

Bu gün karşınıza biraz utanarak geldiğimi ifade etmem lazım. Aslında yazılacak onca yazı varken ben bir süredir buralardan uzak kaldım. Ama haklı sebeplerim var. İnanın bak! Şimdi anlatacağım.

HER ŞEY 10 AY ÖNCE BAŞLADI


Yaptığım bazı kitap yorumlarında sizlere Mavim’den bahsettiğimi hepiniz hatırlayacaktır. “Soğuk bir kış gününde…” diye başlayan hikayeler misali bizim hikayemiz de bu dünyalar tatlısı ile soğuk bir Ocak ayında başladı. Ve şükürler olsun ki başlamış diye düşünüyorum her saniye. (Peşinden koşturmadı değil hani 10 ayın öncesi de var J )

Geçen süre kimine uzun gelecektir kimine kısa lakin biz kararımızı zaten yola çıktığımızda vermiştik. 10 aylık sürecin bana bir hayli uzun geldiğini de belirtmem lazım. Hep bir an önce Mavim ile kavuşmanın hayalini kurdum ve bu konuda kendisini biraz bunalttığımın da farkındayım.

Neyse ki geçtiğimiz hafta itibariyle artık her şey kesinleşti ve evlenme kararı aldık. Bu benim şu yaşıma kadar aldığım en güzel haberdi. Ve ömrümün sonuna kadar da böyle kalacak.

DÜĞÜNÜMÜZ VAR!


Evet dediğim gibi evlenme kararı aldık ve ailelerimizin de onayı ile düğün tarihimiz şükürler olsun ki belirlendi. 24 Mart 2018 günü ömrümün sahibi ile aynı çatı altında yaşamaya başlayacağız.  An itibari ile 134 gün var… İşte bu süre bana çok uzun geliyor.

Eee tabi tarih belli olunca da bu adamın işleri yoğunlaşıyor. Günlük rutinlerin yanı sıra; evimizde yapılacak tadilatlar, çeşitli hazırlıklar vs derken buralardan uzak kaldım. Bunun içinde sizlerden özür dilerim.

Bu arada siz dostlarım, hepiniz davetlisiniz. Gün yaklaştığında tekrardan bir hatırlatma yapacağım ama şimdiden söyleyeyim istedim. O gün aramızda olmanız bizleri çok mutlu eder.

10. AYIMIZ KUTLU OLSUN


Bu arada unutmadan ömrümün sahibi, en sevdiğim, papatyam, aşkım, birtanem 10. ayımız kutlu ve mutlu olsun. Kavuşmamıza az kaldı, az daha sabretmemiz gerekiyor. Umarım senle kutlayacağımız 10 yıllarımız olacak ve mutluluğumuz hiç eksilmeyecek.


Seni çok seviyorum. 

88: KİTAP YORUMU : Papatya Kokulu Hikayeler

Ekim 29, 2017
Kitap Yorumları, Papatya Kokulu Hikayeler, Ender Haluk Derince, Yakamoz Yayınları, Hikaye (Öykü), Edebiyat
Yazar: Ender Haluk Derince
Baskı Tarihi: Mayıs 2014
Sayfa Sayısı: 352
ISBN: 9786053847212
Yayınevi: Yakamoz Yayınları
Kitabın Türü: Hikaye (Öykü), Edebiyat

KİTAP HAKKINDA


"Papatya Kokulu Kitap!"

Hayata Bir Bardak Çay Molası

Hiç kimsenin yanınızdan mutsuz ve kötü ayrılmasına izin vermeyin. Bulunduğunuz konumda mutlu olmaya bakın. Çiçek büyütün, kitap okuyun. Hayatı yarım bırakmayın!

Okurken içinizi huzurla dolduracak, yüreğinizi ısıtacak, iyilik, sevgi, dostluk ve mutluluğu dile getiren birbirinden güzel 53 adet hikâyeden derlenen bu kitapla hayata keyifli bir mola verip kargaşadan sıkıntılardan uzaklaşacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Bir haftadır yoğun gündem nedeniyle buralarda olamayan bendeniz geri döndüm. Döner dönemezde yorumlarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Sıradaki eserimiz yukarıda da gördüğünüz gibi Papatya Kokulu Hikayeler

İçerik Yorumu

Ender Haluk Derince tarafından derleme olarak yazılmış olan Papatya Kokulu Hikayeler kitabı benim A101 ganimetlerimden. Aslında 6 kitaplık seri aynı anda satışa sunulmuş ve bunları ne yazık ki öyle uzun hikayeler okuyamayan Mavim’e almıştım. Tabi her şeyi olduğu gibi kitapları da paylaşıyoruz ve benim için ilk seçtiği kitap olan Papatya Kokulu Hikayeler ile başladım okumaya seriyi.

Kitabın başındaki önsöz de şöyle diyor; “Yakın zaman önce yapılan bir araştırmaya göre öykülerin okundukları zaman insan zağlığına yararlı ve çok olumlu ruhsal tepkiler uyandırdığı ortaya çıkmıştır.” Bu sav ne kadar doğrudur bilmiyorum ama eserdeki bazı hikayelerin gerçekten insanın içinde bir yerlere dokunduğunu ifade edebilirim sizlere.

Papatya Kokulu Hikayeler’de geçen öykülerin bir kısmına internet ortamında rastlamış olmanız mümkün lakin yinede hikayeleri bir kitaptan okumanın verdiği hasın başka olduğunu ifade etmek gerekiyor. Uygun fiyatlı olmaları nedeniyle bu zevke hiç de büyük zahmetlere girmeden sahip olabilmekte cabası.

Eserdeki 53 hikayenin tamamı sizi derinden etkileyecek gibi bir söz edemem lakin arasındaki bazı hikayelerin gerçekten size farklı bir görüş açısı kazandıracağını ve hayatınıza anlam kazandıracağını iddia edebilirim

İçerik Puanım 5 üzerinden 3,1

Yazım Dili Yorumu

Ender Haluk Derince tarafından hazırlanan eser bir derleme olduğu için dili anlamında fazla bir yorum yapmanın yersiz olduğu kanısındayım. Ama yine de akıcı bir anlatım olduğunu belirtmem lazım. Bunda eserin kısa hikayelerden oluşmasının önemli bir payı var.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,5

Yapısal Yorum

Yakamoz Yayınları’nın kitaplarını çok fazla süslü buluyorum. İçerik olarak erkeklerinde dikkatini çekecek konular olsa da kitap tasarımları genel olarak kadın okuyuculara yönelik. Birkaç yazım yanlışı ile karşılaşmış olsam da okuyucuyu çok fazla rahatsız edecek bir durum olduğunu sanmıyorum.

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 4,5

SEÇTİĞİM SÖZLER


İnsan aşkı bırakınca yaşlanır. (Sayfa 10)

Sustuğun hiçbir cümleden, konuştuğun kadar pişman olmazsın. (Sayfa 25)

Bir çocuk doğduğu anda bir anne doğmuş olur. (Sayfa 51)

Yaşama ne verirsen, sana onu yansıtır. Yaşam senin davranışlarının aynasıdır.  (Sayfa 62)

İlişkideki küçük şeylerdir önemli olan. Villalar, arabalar çok paralar değil. Bunlar hayatı kolaylaştırır ama asla mutluluğun temeli olamazlar. (Sayfa 98)

Yapamayacağınızı düşündüğünüz işleri yapmalısınız (Sayfa 109)

Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya yine de güzeldir. (Sayfa 153)

Ateş karşısında bozulmayan altın, altın karşısında bozulmayan kadın, kadın karşısında bozulmayan erkek kalitelidir. (Sayfa 207)

Tek bir hayatımız var ve bir gün sona eriyor. (Sayfa 230)

Tek önemli vardır, içinde bulunduğumuz an. O an, en önemli vakittir. Çünkü sadece o zaman elimizden bir şey gelebilir. En önemli kişi, kiminle beraberseniz odur. Zira hiç kimse bir başkasıyla bir daha görüşüp, görüşemeyeceğini bilemez ve en önemli iş, iyilik yapmaktır. Çünkü insanın bu dünyaya gelmesinin tek sebebi budur.  (Sayfa 241)

Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz. (Sayfa 252)

Geçmişin, geçmiş olması için; zamanın geçmesi yetmez. (Sayfa 279)

Karar; aklın durması halidir. (Sayfa 301)

Bir insanın yaşamının en önemli kısmı, iyilik ve sevgi adına yaptığı küçük, adsız ve anımsanmayan eylemleridir. (Sayfa 339)


87: KİTAP YORUMU : Kutsal Savaş - Bir Savaşçının En Büyük Savaşı

Ekim 10, 2017
jack hight, Selahaddin Eyyubi, optimum kitap, Roman, gönül kayol, Kutsal Savaş, Bir Savaşçının En Büyük Savaşı, Kitap Yorumları,

Yazar: Jack Hight
Baskı Tarihi: 2016
Sayfa Sayısı: 408
ISBN: 9786054688623
Çeviri: Gönül Kayol
Yayınevi: Optimum Kitap
Kitabın Türü: Roman

KİTAP HAKKINDA


"Ben küçük bir çocukken babam bana Kudüs'ün düşüşü ile ilgili bir hikâye anlatmıştı. Frenkler surları aştıktan sonra şehrin savunucuları kaçmış. Arkalarında bıraktıkları insanlar perişan olmuş. Frenkler kimseye acımamış. Ne kadınlara, ne çocuklara ne de yaşlılara. Sokaklar kan içinde kalmış. Her yer tecavüz ettikleri kadınların çığlıklarıyla yankılanıyormuş. Onların intikamını almaya, Kudüs'ü geri almaya yemin ettim. Bu yeminimi de yerine getirdim. Şehir yeniden bizim oldu. Ama Frenkler yine kapımıza dayandı. Siz İslam'ın savunucularısınız. Bu şehri sadece siz kurtarabilirsiniz. Bu insanları sadece siz koruyabilirsiniz. Başarısız olursanız sokaklar yine kan gölüne dönecek. Bu sefer sadece Kudüs değil Şam, Halep, Kahire hatta Bağdat da düşecek. Düşmanlar topraklarımızı yerle bir edecek."

Arabistan'ı birleştiren efsanevi savaş komutanın hikâyesini anlatan Selahaddin üçlemesinin son kitabı Kutsal Savaş'ta Selahaddin, Kudüs'ü yeniden Haçlıların elinden alıyor ve Aslan Yürek Richard'a karşı son savaşına hazırlanıyor. Bu kanla dolu tarihi romanı bir solukta okuyacaksınız. Selahaddin kendi komutası altında Arabistan'ı birleştirmeye çalışırken Kudüs Krallığı ihanet ve entrika ile parçalanmaktadır. Kanlı şövalye Chatillonlu Reynald, Şam'dan Mekke'ye giden bir kervanı istila edip Selahaddin'in kız kardeşine tecavüz etmesiyle savaş kaçınılmaz olur.

1187 yılının Haziran ayında Selahaddin yirmi dört binden fazla kişiden oluşan ordusuyla krallığın üzerine yürür ve Hittin Dağları'nda Haçlı kuvvetlerinin üzerinde ezici bir galibiyet kazanır. Paniklemiş, dehşete uğramış Kudüs'ün üzerine yürümesiyse an meselesidir.Kudüs işgal altındayken gözüme uyku girmez diyen, bütün Müslümanları tek bir orduda birleştiren büyük komutan Selahaddin Eyyubi, adaletiyle de düşmanlarının büyük saygısını kazanmıştır. Her kuşağın bu destansı mücadeleyi okuyup ilham alması gerekmektedir.
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMU


Cahil Okur’dan selamlar…

Geride kalan yalarda okuduğum lakin yorumları şimdiye nasip olan kitap yorumlarına devam ediyoruz. Geç kalmış yorumlar olarak adlandırdığım yorumlarımda artık 10 kitaptan az kaldı ve daha kısa sürede biteceği kanısındayım. Neyse lafı uzatmadan hemen yoruma geçelim.

İçerik Yorumu

Konu başlığında da gördüğünüz gibi bu günkü kitabımız Jack Hight’ın Selahaddin Eyyubi üçlemesinin son kitabı olan Kutsal Savaş  - Bir savaşçının en büyük savaşı kitabı… Bu kitap hakkında size ne anlatmam gerekiyor cidden bilmiyorum.

Seriyi okumaya başladığım da henüz son kitabı yayımlanmamıştı Türkiye’de. Kitapta Müslümanlara karşı aşırı bir önyargı olduğunu daha önce de belirtmiştim ama son Kutsal Savaş’ta bu bariz bir şekilde ön planda. Müslümanlığın yanı sıra yazarın Yahudilik ile de ciddi sıkıntıları da var gibi. Alıntılarda bunu daha rahat görebilirsiniz.  Konu Selahhadin Eyyubi iken nedense Kudüs’ün fethini çok işlememişler. Bunun yerine Selahhadin’in yenilgilerine çokça yer verilmiş. Alın size bir taraflı bakış daha…

Genel anlamda içerikten beklediğimi alamadığım bir kitap oldu. Çok büyük umutlarım vardı kitapla ilgili ama çok ama çok yanılmışım.

İçerik Puanım 5 üzerinden 3,1

Yazım Dili Yorumu

Kitabın doğru dürüst tek tarafı diyebilirim. Jack Hight’ın dilini sevdim lakin anlattıklarını değil… Çeviri sahibi Gönül Kayol’u da tebrik etmek lazım.

Yazım Dili Puanım: 5 üzerinden 4,5

Yapısal Yorum

İçerikteki saçmalıklarla bitseydi keşke… Kitabın kapağı tam bir facia! Optimum kitabın bu hataya nasıl düştüğünü hangi mantık ile orkların olduğu bir görseli Selahhaddin Eyyubi hakkındaki bir kitapta kullandıklarını anlamadım. Keşke orijinal kapak kullanılsaydı.

Kitabı okurken aldığım notlarda çok fazla kelime hatası olduğunu belirtmişim. Bunlardan biri var ki beni benden aldı diyebilirim. Selahaddin’in doktoru Yahudi İbn-i Jumay’dan 237. sayfada bahsedilirken IBM Jumay diye yazılmış ve bunu da kimse görmemiş.

Bu kadar yeter, sustum!

Yapısal Durum Puanım 5 üzerinden 2,5

SEÇTİĞİM SÖZLER


Savaş Tanrı'nın işi değildir.  (Sayfa 105)

Tarihçiler bunu bir zafer olarak yazacak. Zaferin maliyetini unutma.  (Sayfa 172)

Tanrı'nın adı ile yapılan kötülük sonuçta kötülüktür. (Sayfa 178)

Gemiler çok pahalı. Daha çok Yahudi öldürmeliyiz.  (Sayfa 242)


Savaşlar kılıç yerine kağıt ve mürekkep ile kazanılmış olsaydı, mürekkep hokkaları kral olmuştu.  (Sayfa 257)
Blogger tarafından desteklenmektedir.