en çok okunan kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
en çok okunan kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14: KİTAP YORUMU: The 100

Ağustos 29, 2015
Kass Morgan, Arın Zengin, GO kitap, Kitap Yorumları

The 100

Yazar: Kass Morgan
Çevirmen: Arın Zengin
Yayınevi : GO!

Onlar Yalancı, Onlar Hırsız, Onlar Asi, Onlar Kahraman Onlar İnsanlığın Kaderini Belirleyecek 100 Genç...

Yaşanan nükleer felaket dünyanın sonunu getirmiş, bu büyük felaketten sağ kurtulan insanlar 300 yıl boyunca Dünya'nın yörüngesindeki bir uzay gemisinde varlıklarını sürdürmüştür. Tükenmeye yüz tutan kaynaklarla koloniyi ayakta tutmaya çalışan yöneticiler, nüfusu kontrol altında tutmak için en sert tedbirleri almakta, hafif suçlar için bile idam cezası uygulanmaktadır. Öyle ki çocuk suçlular on sekiz yaşına geldiklerinde idam edilmektedir. Ama ölümlerini bekleyen bu gençlerin artık çok önemli bir görevi vardır. Gözden çıkarılmış genç suçlulardan oluşan 100 kişilik bir ekip, geçen zaman içinde yerleşime hazır hale gelip gelmediğini test etmek için Dünya'ya gönderilecektir. Koloninin geleceği, onların elindedir.

100 ekibi farklılıklarını, geçmiş hesaplaşmalarını bir kenara bırakıp birleşmeli ve bilinmezlerle dolu Dünya'da hayatta kalmaya çalışmalıdır. Ama ihanetler, sırlar, henüz bitmemiş ve yeni başlayan aşklar gün yüzüne çıktıkça bir arada kalmaları gittikçe zorlaşacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 300
Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe

KİTAP YORUMU


Herkese merhaba…

Blogun 14. yorumu ile karşınızdayım. The 100 kitabı kısa bir okuma süresi sonrasında bitti. Kitabın aynı isimde bir dizi uyarlaması olduğunu hemen hemen herkes biliyor sanırım.Her ne kadar ben bunu kitabı almadan önce öğrenmiş olsam da dizinin fanatikleri olduğunu öğrenmiş bulunmaktayım.

Kass Morgan’ın yarattığı dünya ilk bakışta tanıdık olarak görünse de ilerleyen safhalarda aslında kendi içinde özelliklere sahip bir evren olduğunu görüyorsunuz. Olayı kısaca özetlemek gerekirse, nükleer kış sonrası bir grup insan bir uzay gemisi ile dünyadan ayrılır. Ve yıllarca o gemide yaşarlar. Aslında seçilmiş insanlardan oluşan bu grup nedense kendi içinde de 3 farklı toplumsal yapıya ayrılır. Bu topluluğun katı kuralları ise insanların suçlu olması durumunda kesinlikle idam etmektedir. Tek ayrıcalık 18 yaşından küçükler içindir, elbette 18 yaşına gelip tekrar yargılandıkları süreye kadar.

Kaynakların kısıtlı olduğu bir gemide elbette en büyük ütopya bir gün yeniden dünyaya geri dönmektir. Peki ama dünyanın yaşamaya elverişli olduğunu öğrenmenin imkanı var mı? The 100 bu noktada devreye giriyor. Tutuklu geçlerden oluşan 100 genç dünyaya gönderilir ve bir koloni kurma çabası içine girer. Ve macera başlar…

Aslına bakarsanız kitabın başında olayları takip etmekte oldukça zorlandım. Farklı karakterlerin geçmişini öğrenmek ile geçen süre zarfında olaylardan zaman zaman koptum. Ancak bu sizi tedirgin etmesin! Gerçekten kolay okunan ve zevk veren bir eser. Okunmaya değer olmadığını söylemek yanlış olur. Eğer bilim kurgu, aşk, entrika gibi konulardan hoşlanan bir okur iseniz The 100 tam size göre demektir.

Kitapların yapısal özelliklerine de zaman zaman kitap yorumlarında yer vermekteyim biliyorsunuz. Go Kitap’ın The 100 için yaptığı tasarım oldukça hoşuma gitti. Kitabın ön kısmının mıknatıslı bir kapak ile kapanması oldukça başarılı bir çalışma. Dikkatimi çeken bir diğer özellik ise kitabın kağıt kalitesi. Kitaplığımdaki ilk Go Kitap’a ait kitap The 100 ancak sevdiğim yayın evlerinden biri olarak kendisine güzel bir yer edinmiş durumda. Kendilerine bu güzel basım için teşekkür ederim.

SEÇTİĞİM SÖZLER


  • Dr. Lahiri: “Hapishaneyi bugün boşaltıyoruz. Yüz şanslı suçlu, tarih yazma fırsatı yakalıyor. Dünya’ya gidiyorsun” (Sayfa 12)

  • ANLATICI: İnsanlar Dünya’yı en karanlık zamanında terk etmişlerdi. Kaç tanesinin geri dönmeye çalışırken öldüğü Dünya’nın umurunda olmazdı. (Sayfa 56)

  • Clarke’ın Babası: Ama o bizi öldürmekle tehdit etmedi ki
Clarke: O zaman neden yapıyorsunuz?
Clarke’ın Babvası: Seni öldüreceğini söyledi. (Sayfa 98)

  • ANLATICI: Tadı neşe gibiydi ve neşenin tadı, Dünya’da daha güzeldi. (Sayfa 152)

  • ANLATICI: Kırık bir kalbi iyileştirecek kadar güçlü bir ilaç yoktu. (Sayfa 172)

  • ANLATICI: Sırların özelliği buydu, onları sonsuza dek taşımak zorundaydınız, bedeli ne olursa olsun. (Sayfa 218)

  • ANLATICI: Hepsinin gözleri yaş, ciğerleri kül doluydu. Ama Wells’in elleri kanlıydı. (Sayfa 266)

  • ANLATICI: Bazıları, Dünya’yı hiç terk etmemişti.

DİĞER YORUMLAR


Bir Kitap Delisi’nin Yorumu
Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi’nin Yorumu
Mavi Kalem’in Yorumu


08: KİTAP YORUMU: Kurucunun Kızı

Temmuz 19, 2015
kurucunun kızı kitap yorumu
Kurucunun Kızı

Yazar :Amy Engel
Çevirmen :Merve Özcan
Yayınevi :Yabancı

Dehşet verici bir nükleer savaş sonrası Amerika Birleşik Devletleri büyük ölçüde yok edilmiş, sadece küçük bir grup hayatta kalmıştı. Geriye kalanları kimin yöneteceği konusunda Lattimer'lar ve Westfall'lar arasında çıkan savaşı Westfall ailesi kaybetmişti. Ve beş yıl sonra barış ve kontrol, her yıl yapılan bir törenle, kaybeden tarafın kızları ile kazanan tarafın erkeklerinin evlendirilmesiyle sağlanmaktaydı.

Bu yıl benim sıram gelmişti. Benim adım Ivy Westfall ve görevim basitti: Başkan'ın oğlunu, müstakbel kocamı öldürmek ve Westfall ailesinin gücünü geri kazanmasını sağlamak. Ama görünen o ki, Bishop Lattimer ya çok yetenekli bir oyuncu ya da ailemin iddia ettiği gibi kalpsiz, zalim bir çocuk değil. Hatta beni bu dünyada gerçekten anlayan tek kişi bile olabilir. Ama kaderimden kaçmama imkân yok. Ben Westfall mirasını geri alacak kişiyim. Bishop ölmeli. Ve onu öldüren ben olmalıyım…

"Bir oturuşta okudum. İ-NA-NIL-MAZ-DI! O nasıl bir sondu öyle?!" - Wendy HIggIns, Tatlı Şeytan ve
-Tatlı Tehlike romanlarının yazarı-

"Etkileyici ve ince düşünülmüş bir dünya, merak uyandırıcı bir başlangıç, cesur bir kahraman." ?
- KIrkus RevIews-

"Güçlü karakterler, karmaşık ilişkiler, politik entrikalar ve ihanet, kitabı elinizden bırakmanıza engel olacak; daha fazlası için sabırsızlanacaksınız!"
-School LIbrary Journal-

"Kurucunun Kızı'nda bir distopyada arayacağınız her şey var: tüyler ürpertici bir olay örgüsü, heyecan verici karakterler ve her kelimesi özenle yazılmış bir hikâye."
-InsIghtful MInds RevIews-

Sayfa Sayısı: 272
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe

KİTAP YORUMU


Herkese merhaba!
Günün ikinci yazısı ile karşınızdayım. Aslına bakarsınız geç kalmış bir Muhteşem 5’li yazısı ardından kitap yorumu yazmak gibi bir niyetim yoktu. Ancak zorda olsa bitirdiğim “Kurucunun kızı” hakkındaki yorumumu bir an önce yapıp, önüme bakmak istiyorum desem yalan olmaz. Nedenini ilerleyen satırlarda göreceksiniz…
“Kurucunun Kızı” temelde aşk hikayesi olarak algıladığımı belirtmek isterim. Aksiyon oldukça az ve beklentilerimin altında kalan bir kitap olarak benim hafızamda yer edecek.
Tanıtımında da gördüğünüz gibi gelecekte bir günde geçen hikayemizde Ivy ve Bishop’un yaşadıklarını okuyoruz. Ivy’nın bir plan dahilinde Bishop ile evlenmesi ardından ikili arasındaki ilişki oldukça farklı bir boyuta geliyor ve bu boyut hiç olmaması gereken bir boyut. Ancak yinede işler bunla sınırlı kalmıyor. Ivy kendisinden beklenilenleri yerine getiriyor demek isterdim ancak buna sadece çabaladığını belirtmek gerekiyor.
Bishop aynı Ivy’nin tahlilinde de olduğu gibi ne yapacağı belirsiz bir karakter Ivy ise gerçekten okuyucunun rahatlıkla hareketlerini tahmin edebildiği bir karakter olmuş. Bir başlangıç kitabı olarak Kurucu’nun Kızı beğenilebilecek bir eser ancak ben tam anlamıyla bu eseren hoşlandığımı söyleyemeyeceğim.
Kitaptan tat almamı engelleyen başkaca bir unsur ise ele alınan evrenin tamda “Revolution” dizisindeki evren ile benzeşmesi… Bunu ilk fark eden olmadığımı biliyorum ancak diğer arkadaşların kitaba oldukça iyimser davrandıkları kanısındayım. Başkan Lattimer karakteri ise aynen Sebastian Monroe  gibi hareketler içerisinde. Revolution’a ek olarak sadece kızlar ve erkeklerin evlendirilmesi vardı diyebilirim, birde az miktarda elektrik J Ivy’nin gelgitleri de bana ne yazık ki  Charlie Matheson’u hatırlattı. Sonuç olarak ne yazık ki “Kurucunun Kızı”ndan hoşlanmadım. Umarım devam niteliğindeki eserler çok daha güzel olur.
Diğer taraftan Kurucunun Kızı’nın da benim için özel yanları var. İtaraf etmem gerekiyor ki kitaplığımdaki ilk ciltli kitap Kurucunun Kızı oldu. Buna üzülmem mi gerek yoksa bunun halen benim için bir anlam ifade etmemesi mi gerek bilemiyorum. Kitapları kapaklarından ya da ciltli olup olmamalarından daha fazlası ile değerlendirilmesi gerektiği kanısındayım. Ayrıca Kurucunun Kızı beni Yabancı Yayınları ile tanıştıran eser oldu. Bunlar bile kendisine teşekkür etmeme yeterli sanırım.

SEÇTİĞİM SÖZLER

  • Ivy: Gelin olmak için güzel bir gündü (Sayfa 13)
  • Ivy: Ben çevremdeki tüm kızlardan farklıydım çünkü Bishop Lattimer’la evlenmek benim kaderim değildi. Görevim onu mutlu etmek, çocuklarını taşımak ve karısı olmak değildi. Görevim onu öldürmekti. (Sayfa 25)
  • Ivy: Başarısız olursam gene de beni sevecek miydi? (Sayfa 29)
  • Ivy: Birinci adım güven yaratmak. “Onunla konuş sana açılmasını sağla” (Sayfa 48)
  • Bishop: O bir canavar değil
Ivy (iç ses) Belki değil ama canavarlara yakışır şeyler yaptı. (Sayfa 62)
  • Bishop: Değiştiremediğin bir şeye kızmak işe yaramıyor. (Sayfa 66)
  • Bishop: Bazen işler babalarımızın bizim inanmamızı istediği kadar basit değil diye düşünüyorum.
  • Ivy: İnsanları öldürmeye başladığımız aşamadan mı bahsediyorsun?
Callie:Evet Ivy, insanları öldürmeye başladığımız aşama… Annemi öldürdükleri gibi. Ona hiç merhamet etmedikleri gibi. (Sayfa 120)

  • Callie: Elde edilmeye değer bir şey için savaşmak zordur. (Sayfa 135)
  • Ivy: Eğer kullanıldığının farkındaysan ve yine de buna izin veriyorsan gerçekten kullanılıyor olur muydun? (Sayfa 137)
  • Ivy: Babanın sana asla güzel dememesi, hatta öyle olup olmadığını bilmemekte kederli bir şey vardı. (Sayfa 190)
  • Bishop: Bir erkeği denediği için suçlayamazsın. (Sayfa 215)
  • Ivy: Kime aşık olacağımızı seçemezdik. Aşk bizi seçerdi. (Sayfa 250)
  • Ivy: Çitin dışındaydım. Ve yapayalnızdım (Sayfa 264)
KURUCUNUN KIZI İÇİN DİĞER YORUMLAR
Kitabı Sevda'nın yorumu
Tuğçe'nin Kitaplığı'nın yorumu
İlle Kitap'ın yorumu


06 KİTAP YORUMU - Hobbit

Temmuz 10, 2015
hobbit yorumu, hobbit kitabı

Hobbit

Yazar :J.R.R. Tolkien
Çevirmen :Gamze Sarı
Yayınevi :İthaki Yayınları

Tolkien'in ünlü eseri, şimdi de Alan Lee'nin Hobbit için özel olarak çizdiği illüstrasyonlarla zenginleşti.
Bir İngiliz Edebiyatı Profesörü olan J.R.R. Tolkien bundan yaklaşık yetmiş yıl kadar önce dünyaya bir kitap hediye etti. Bu kitapla birlikte insanlar ilk defa hobbit denen ahaliyle karşılaşıyordu. Cücelerden bile kısa boylu, yemeye, içmeye ve eğlenmeye düşkün, iyi yürekli, mutlu ve kendi küçük köylerinde her tür maceradan uzak yaşayan bir ahaliydi hobbitler. Ta ki büyücü Gandalf onları ziyaret edene kadar. "Hobbit", diğer hobbitlerden aslında hiç de farklı olmayan bir hobbitin, Bilbo Baggins'in fantastik maceralarından oluşuyor. Bilbo Baggins, büyücü Gandalf ve cücelerle birlikte, cücelerin hazinesini kötü ejderha Smaug'dan geri almak için aslında hiç de istemediği bir yolculuğa çıkar. Ama yine de hobbitin içinde henüz keşfedemediği maceracı bir yan vardır ve yolculuk ilerledikçe Bilbo Baggins kendi cesaretinin ve gücünün farkına varmaya başlar.
Tolkien'in aslında çocuklar için kaleme aldığı "Hobbit", çok geçmeden yetişkinlerden, özellikle de 60'ların asi gençliğinden büyük ilgi gördü. Bunun üzerine Tolkien hobbitlerin, elflerin, cücelerin ve insanların goblinler, troller, kurtlar ve her tür kötü ve çarpık yaratıkla olan mücadelesini anlatmaya devam ederek "Yüzüklerin Efendisi"ni yarattı. Bugün "Hobbit"le birlikte "Yüzüklerin Efendisi" fantastik edebiyatın kült eserleri arasında yer alıyor.

Sayfa Sayısı: 312
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe

KİTAP YORUMU


Benim için geç kalmış bir okuma ile karşınızdayım. Maalesef “Yüzüklerin Efendisi” üçlemesinin ciddi bir taraftarı olmama rağmen Hobbit’i daha yeni okudum. Aslında uzun zamandır kitaplığımda yer almasına rağmen daha yeni fırsat buldum. Üzgün müyüm? Kesinlikle evet!
Gelelim asıl konuya; kitap hakkındaki görüşlerime. Bildiğiniz gibi Hobbit, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin öncesindeki olayları anlatan bir kitap. Kitabın yazılma amacı bir çocuk kitabı olması ve olayların anlatımı da buna uygun olarak masalsı bir şekilde gerçekleştirilmiş. Ancak bu demek değil ki kitabı büyükler okuyamaz. Eğer ki Yüzüklerin Efendisi üçlemesini sizde benim gibi çok sevmişseniz bu kitabı kesinlikle okumanız gerekmekte.
Bilbo Baggins’in gençlik yıllarında geçen bu hikayede Biblo bir hırsız olarak hizmetlerini Thorin Meşekalkan ve arkadaşlarına sunmaktadır. Bu serüvenin başlangıcını elbette ki Gandalf yapmaktadır. Kendisinin Bilbo ile tanışıklık hikayesini de Hobbit içerisinde öğreniyoruz.
Bilbo Baggins, Thorin Meşekalkan ve diğer 12 cüce ile birlikte Yalnız Dağ’ı ve içerisindeki hazineleri ele geçirmek adına çok ciddi bir serüvene atılırlar. Ejderha Smaug ise çok ciddi bir engel olarak karşılarında durur. Elbette tek sorun  Smaug değildir ve bunu kitabı okuduğunuzda göreceksiniz.
Başlarından geçenleri burada ayrıntılı olarak anlatmak istemiyorum. Filmleri izlemişseniz bu konuda birazda olsa bilginiz vardır. Ancak kitap ile filmdeki olay örgülerinin tam anlamıyla örtüşmediğini belirtmek de fayda var. Benim gibi bazı beklentiler ile kitaba başlarsanız ciddi anlamda üzüleceğinizi belirtmek isterim. Filmde yer alıp kitapta yer almayan karakterlerin başında Legolas gelmekte. Kendisinden kitapta hiç bahsedilmiyor. Thranduil ise kitapta sadece Elf Kralı olarak geçmekte. Tauriel ve Kili’nin aşkı ise hiç hesapta yok.
Diğer farklılıkları ise şu şekilde sırlayabilirim;
  • Hobbit Kavuğu (Bilbo Baggins’in evi) filmden çok çok büyük ve lüks olarak anlatılmakta kitapta.
  • Gandalf’ın mavi şapkasından bahsedilmekte kitapta. Ancak filmlerin tamamını izlemiş biri olarak Gandalf’ın hiç mavi bir kukuleta taktığını görmedim.
  • Bilbo ve cücelerin fıçılar vasıtasıyla Orman Elfleri’nden kaçışını hatırlıyorsunuzdur. Film ile kitap arasındaki ciddi bir farkta burada yatmakta. İki anlatım arasında dağlar kadar fark var.
  • Filmde geçen Azog, Thorin Meşekalkan karşılaşmasında kitapta hiç bahsedilmemektedir.
Bu ve benzeri farkları sizde kitabı okuduğunuzda göreceksiniz. Ancak şunu unutmayın ki kitabın kesinlikle daha güzel olduğunu söylemem gerekiyor.
Sadece Kayseri şivesi ile konuşan Troller garibime gitti. O kadar kusur kadı kızında da olur J

Seçtiğim Satırlar

Bu kitaptan seçtiğim sözler ise şu şekilde;
  • Bir hobbit kavuğuydu ve bu da konfor demekti. (Sayfa 7)
  • İlerledikçe ne kadar az soru sorarsan başını belaya sokma olasılığında o kadar az olur. (Sayfa 53)
  • “Bir sakıncası yoksa nereye gittiği sorabilir miyim?” dedi Thorin Gandalf’a yan yana giderlerken,
“İleriye bakmaya” dedi beriki.
“Ya seni tam zamanında geriye döndüren neydi?”
“Arkaya bakmam” dedi Gandalf. (Sayfa 67)
·         Bir şey bulmak istiyorsan, aramak gibisi yoktur. (Sayfa 85)
·         “Hırsıs, hırsıs, hırsıs! Baggins! Nefret ediyoruss ondan, nefret ediyoruss ondan, nefret edeceğiss ondan sonsusa dek!” (Sayfa 127)
·         “Bir hobbit boyunda ve gece vakti kartal yuvasındaysanız, bir kartala küstahlık etmemeniz gerekir.” (Sayfa 157)
·         “Gün gelecek can verecekler ve ben geri döneceğim” (Sayfa 166)
·         Yine de elfdiler ve hala da öyledirler, bu da İyi Kimseler demektir. (Sayfa 238)
·         “Üstelik burada iplere gerek yok” dedi. “Bir kez içeriye getirilenlerin büyülü kapılarımdan kaçmasına imkan yoktur” (Sayfa 243)
·         Ama dağın görüntüsünden zerre kadar hoşlanmamıştı. (Sayfa 266)
·         Bir cücenin intikam için veya kendisine ait olanları geri almak uğruna nelere cüret edebileceği bilinmez. (Sayfa 280)
·         Cüceler kahraman değil, paranın değerini çok önemseyen, hesapçı bir halktır. (Sayfa 297)
·         “Asla canlı ejderhalara gülme, Bilbo, seni ahmak!” (Sayfa 317)

·         Savaşları anlatan bir sürü şarkı dinlediğimde yenilginin de şanlı olabileceğini anlamıştım. (398)

HOBBİT İÇİN DİĞER YORUMLAR


03- KİTAP YORUMU: Can Dostu

Haziran 18, 2015

Can Dostu
Can Dostu Kitap Yorumu

Yazar :Yücel Sarpdere
Yayınevi :Evrensel Basım Yayın

Yücel Sarpdere, büyük ilgi gören ve bugüne dek 20 binlik bir satış rakamına ulaşan "Vatandaş Abuzer"den sonra, ikinci romanı "Can Dostu" ile okur karşısında. Can Dostu, özgün bir dostluk, bağlılık ve mücadele romanı. Zihinsel gelişmini tamamlayamamış, anasız babasız bir genç ile onu yanların alan olgun bir devrimci karı koca olan Oya ile İbo arasındaki dostluk ilişkisi bizi yoksul bir gecekondu mahallesinin yaşamının ve olaylarının içine çekiyor. Deli dolu işçi kız Serpil, fabrika düdüğü kadar dakik Kör Kamil, mahallenin iyi kalpli "entel"i Prof, içkiyle arası hoş gönül adamı Ayakkabıcı Macit, ticaret dünyasında kendine bir yer arayan, ruh hali de ticari performansına paralel olarak değişen "keskin solcu" Yaşar ve ötekiler... canlı, zaman zaman öne çıkan mizah unsurlarıyla zenginleşen bir üslupla anlatılıyor.

Sayfa Sayısı: 184
Dili: Türkçe

Kitap Yorumum

Kitap yorumumdan önce şunu söylemekte fayda var; kitabı bir tanıdıktan ödünç alarak okudum. Aslında ödünç almaktan ziyade zorla okutuldum demek daha doğru olur. 22- Britanya Yolu'nu dükkanda çalışırken bitirdiğim sırada komşumuz ile yaptığım kitap sohbeti sonrasında "Can Dostu" tavsiye edildi ve okumaya başladım. Ödünç kitap almaktan veya vermekten hiç hoşlanmadığımı belirtmekte fayda var. Ancak dostlarda kırılamaz elbette.

Gelelim kitap yorumuna; 

Yücel Sarpdere'nin diğer kitaplarında da olduğu gibi bu öyküsünde de solculuk temellerine dayalı bir yaşam gözler önüne serilmekte. Paylaşmak, direnmek, sendikal haklar vb solcuların kullandığı birçok terim ve duygu kitapta sıklıkla geçmekte. Kitabın siyasi misyonunu bir yana bıraktığınızda anlatılan mahalle ve insanlar her zaman gördüğümüz insanlardan diyebilirim. Gariptir ki solculuk ile uzaktan yakından bir ilgim olmasa da Yücel Sarpdere'nin bu öyküsünün insanı içine çeken bir tarafı var.

Kitaptaki karakterler oldukça samimi; Kör Kamil Emmi, Muza, ve Prof benim en beğendiklerim. Kör Kamil ve Muzo'nun sohbetleri daha ilk sayfalardan sizi güldürmeye yetiyor diyebilirim. Gerçi Muzo'nun bulunduğu her sohbette  muhakkak ki yüzünüzde bir gülümseme yer alıyor. Özellikle Muzo ve yumurta aşkı görülmeye değer bir durum.
Muzo'nun yer aldığı bölümlerin ne kadar mizah içerdiğini söylesem de bazen bende onun gibi çevremi tanımlamaya çalıştığımı ifade etmem gerekiyor. Kitabın sanırım 100. sayfasından sonraki bir bölümde yer alan yıldızlar hakkındaki derin bilimsel açıklamaları dikkate almalısınız. Muhakkak ki sizde benim gibi bu türden bilimsel çıkarımlar içinde bulundunuz.

Can Dostu'nda Muzo ve Prof'un aşk betimlemeleri de dikkatinizi çekecektir. Muzo'nun yumurtaya olan aşkının farkına vardığı an ise gülmemek için kendinizi tutmayın, koyverin gitsin derim. Aşk demişken Prof'un aşık olduğu zamanlarda yaşadıklarını hepimiz yaşadık. Hatta diyebilirim ki Can Dostu'ndaki Prof karakteri gibi bizlerde birçok defa şiir defterleri tuttuk. Gecede yazılan 3-5 şiir ise bizim için gündelik durumlardan başka bir şey değildi.

İbo, Oya ve Serpil gibi karakterler ise Can Dostu'nun daha çok solcu kimlikleriyle ön plana çıkan karakterleri. Tabi buna Yaşar'ı da ekleyebiliriz. Her ne kadar parayı seven bir solcu olsa da solcu solcudur. Sevdiğim bir diğer karakter ise Ayakkabıcı Macit karakteri. Can Dostu'nun gizli kahramanlarından biri bence. Kendisi her ne kadar vurdumduymaz gibi görünse de mahalle eşrafı söz konusu olduğunda taşın altına elini sokan abilerimizden.

Uzun zamandır Türk Yazar okumamıştım bu nedenle keyif verici bir macera olarak adlandırabilirim bu romanı. Okumaya değer bir eser, bir göz atmanızda fayda var. 

Diğer Yorumlar:


  • Yücel Sarpdere'nin birazkitap.blogspot.com.tr tarafından yayınlanan Vatandaş Abuzer yorumu iste tam burada...

GÜNCELLENDİ: 13 Temmuz 2015

İlk Kitabım

Haziran 16, 2015
İlk Kitabım, Hidayet Karakuş, Bilgisayara Giren Tırtıl
Aslında ilk kitabım lafı biraz iddialı oldu sanırım. Hatırladığım ilk kitabım daha iyi bir başlık olabilirdi. Her neyse, bu yazımda size ilk kitabımdan bahsetmek istiyorum. Sanırım 5. sınıfa gidiyordum. O zamana kadar okuduğumu hatırladığım tek kitap Cin Ali serileri... (Evet bir hayli yaşlandığımı bende çok iyi biliyorum.)
Bir gün öncesinde okula gittiğimde öğretmenimizin bize ertesi gün bir kitap etkinliği olacağını söylediğini hayal meyal hatırlıyorum. Kulakları çınlasın Oya Öğretmenimiz kitap okumamız için bizi bir hayli teşvik ederdi.Akşam eve geldiğimde babamdan para istediğimi ve uyumadan çantama parayı koyduğumu biliyorum. Ertesi gün ilk dersten itibaren herkesin dilinde öğlen okulu ziyaret edecek yazar vardı. 12 yaşında bir çocuk için bir yazar ile tanışmak oldukça büyük bir olay olduğunu söylememe gerek yok sanırım.
Öğlen olduğunda herkes okulun önünde toplandı.Öğlenci diye tabir ettiğimiz ve sabah uykularını iyice almış olarak okula gelen şanslı arkadaşlarımızla beraber yazarı bekledik. Küçük bir konuşma ardından kitap satışları (ki şu an temel amacın bu olduğunu biliyorum) ve kitap imzalama işlemi başladı.
Sıra sıra kitapların başına geldiğimde gözüme direk takılan kitap "Bilgisayara giren tırtıl" olmuştu. Kitabı ilk aldığımda canlı bir hayvanın nasıl olur da bilgisayara girebildiğini düşündüğümü itiraf edeyim. Kitabımın imzalı olması ise ayrı bir sevinç kaynağı olduğunu ifade etmeliyim.
Akşam eve geldiğimde ödevleri nasıl yapıp da kitabın başına geçtim bilmiyorum. Evde amcamlar olmasına rağmen yatak odasına geçip kitabı okumuştum. Kısacık bir öyküden meydana gelen kitapta ne duygular yaşadığımı anlatamam size. Meğer bizim tırtıl bir uzaylıymış ve mahalleden  bazı çocukları kaçırıyor. Ancak öyle kötü niyet yok tabi. Hikayeden etkilenen bendeniz içeriden gelen seslerin en küçük kesilmesinde yaşadığı korkuyu anlatmaya yürek dayanmaz.
Velhasıl kelam ben bu kitap ile başladım serüvenime, sonrasında da Al yanaklı mavi balonu okumuştum aynı yazardan. Güzel günlerdi...

Sizde benimle ilk okuduğunuz kitapları paylaşırsanız sevinirim

02- KİTAP YORUMU: -22- Britanya Yolu

Haziran 14, 2015
22 britanya yolu kitap yorumu, britanya yolu özeti

22 - Britanya Yolu

Yazar :Amanda Hodgkinson
Çevirmen :Buse Barış
Yayınevi :Arkadya Yayınları

Her savaş bir kaybediştir.
Kimi sevdiğini, kimiyse benliğini kaybeder.

Silvana ve Janusz, yeni evli bir çifttir ve bu mutlu evliliklerini bir bebekle taçlandırmışlardır. Ancak II. Dünya Savaşı'nın başlayıp Varşova sınırlarına kadar ulaşmasıyla, o huzurlu günler de geride kalır. Janusz, ülkesini savunmak için Polonya birliklerine katılırken, Silvanaya da küçük oğlunu korumak adına tüm zorluklarla mücadele etmek düşer.
Aradan geçen kâbus dolu altı yılın ardından Silvana, sekiz yaşındaki oğlu Aurek ile birlikte bir deniz yolculuğuna çıkar. Janusz, onların Polonyadan İngiltereye gelmelerini istemiştir. Artık barışın hüküm sürdüğü topraklarda yeniden bir arada olacaklardır. Bir aile hayali ise Silvana'nın biricik oğlu Aurek için gerçekleştirmek istediği tek şeydir.
Fakat ne Silvana ne de Janusz, eskiden oldukları kişilerdir artık. Mutlu bir aile tablosu çizmeye çalıştıkları her an, beraberinde getirdikleri sırların ağına takıldıklarının farkındadırlar. Ya umuda yelken açıp bu sır ağından birlikte kurtulacaklardır ya da onun kendilerini dibe çekmesine göz yumacaklardır.
İhanetin, sevginin, şefkatin ve annelik duygusunun birlikte harmanlandığı yürek burkan bir roman -22- Britanya Yolu, savaş sancısıyla dağılan bir ailenin toparlanış öyküsünü etkileyici bir dille anlatıyor.
Anne ve çocuk arasındaki o kopmaz bağı konu alan bu romanı kolay kolay unutamayacaksınız.
The New York Times Book Review

Sayfa Sayısı: 456
Baskı Yılı: 2013
Dili: Türkçe

KİTAP YORUMU


Öncelikle belirtmem gerekiyor ki aşk kitaplarını aslında sevmem. Konusu itibari ile beni kendine çeken bir eser olduğunu söyleyemeyeceğim. Ancak esere haksızlık yapmak gibi de bir hadsizlik yapamam. Oldukça rahat okunabilen ve insanı etkileyen bir roman. Ana olay etrafında geçtiği zamanla ilgili olarak da ciddi bir fikir vermekte…
Janusz 2. Dünya Savaşı sırasında Polonyo Ordusu’na katılmış bir Polonyalı’dır. Ancak savaşmaktan hoşlanmayan Janusz, ordudan kaçarak farklı maceralara atılır. Yolu Fransa’ya oradan da İngiltere’ye kadar uzanır. Bir süre sonra geride bıraktığı eşi Silvana oğlu Aurek’in hasretini çeker ve onları aramaya başlar. Bu uzun ve acılı bir arama sürecidir.
Silvana ise Januzs’un gidişi sonrası oğlu Aurek ile baş başa kalır. Polonya’nın Alman istilasında olduğu günlerdir ve Silvana hayatta kalmak adına hiç istemediği durumlara düşer. Sonunda evini terk eder ve hayatını ormanlarda geçirmeye başlar. Öyle insanlarla tanışır ki bu onun asla anlatamayacağı bir geçmiştir.
Sonunda bir gün Silvana İngiliz askerlerince bulunur ve ana karadan ayrılarak adaya gider. Januzs ile buluşurlar ve üç kişilik küçük bir aile olurlar ancak bu her şeyin düzelmesi anlamına gelmez. Hem Januzs’un hem de Silvana’nın anlatamadığı birçok şey vardır. Tüm bunların yanında İngiltere’de onlara yeni facialar sunar. Elbette bir aile olmak her zaman çok zordur. Ancak aile olmak aile olmayı gerektirir.
Kitapta beni en etkileyen karakter tartışmasız küçük Aurek'tir. Kendime benzettim desem yeri var. Kafasında sürekli bazı sorular, etrafı algılama şekli diğer tüm çocuklardan farklı. Doğa onun için bir araçtan ziyade amaç gibi. O ağaçların altında özgür bir çocuk. 


Diğer Yorumlar

kitapsayfalarii.blogspot.com.tr'nin yorumu için buraya
kitapasigi.blogspot.com.tr'nin yorumu için buraya
kordugumhayaller.blogspot.com'un yorumu için buraya tıklayabilirsiniz




GÜNCELLENDİ: 13 Temmuz 2015

Merhaba

Mayıs 29, 2015
Herkese benden merhaba. Okuduğum kitapları paylaşmak adına açtığım bu blogda sizlere zevk aldığım kitapları dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım. Öyle çokça kitap bilgini bir halim yoktur baştan söyleyeyim.. Beklentileri yükseltmemek adına şimdiden uyarmış olayım.. Annemin deyimiyle bir kitap canavarı sayılabilirim aslında..  Yine de cahil bir okurum ve alınacak çokça yol var :-) Umarım yazdıklarım az da olsa okuyacaklara fikir verir...
Blogger tarafından desteklenmektedir.