Cahil Okur’dan herkese selamlar…
“Uzun zamandır yoktum” diyerek sizleri yeni bir dönüş
yazısıyla karşı karlıya bırakmayı istemezdim ancak ne yazık ki öyle olmak
zorunda. Ve ne yazık ki artık dönüşlerimde sabit kalamamak üzüyor beni. Ancak
bu sefer kararlıyım sanki… Ben yokken buralarda olan, eski veya yeni demeden
yazılarımı okuyan ve yorumlayan dostlara öncelikli olarak teşekkür etmek
istiyorum. İyi ki varsınız!
Yeni bir “İKLİM”
Neydi o ilk okulda öğrettikleri iklimler, hatırlıyor
musunuz… Ben pek hatırlamıyorum aslında ama yazları sıcak olan, kışları ılık
geçen yerler vardı mesela… Soğuk ve yağışlı geçenler, 4 mevsim sıcak olan
yerler sonrasında… Belki bu satırları okuyanlarda böylesi güzel iklimlerde, ya
da daha zorlu iklim şartları altında…
Benim için ise yeni bir iklim var artık, göz bebeğim, aşkım,
her şeyim olan; kızım İKLİM… İlk göz ağrım, canım, cennet kokulum. Hangi
cümleler ile tarif edilebilir, hangi kelimeler yeter ona olan sevgimi
bilmiyorum ama evladımı çok sevdiğimi söyleyebilirim sadece. 26 Mart günü 13:27’de ilk defa gördüm onu. Ve artık hiç
ayrılmayacağız Allahın izniyle…
Sevdiğim bazı kişilerle babalık hakkında konuşurken,
“kucağına aldığın ilk anda başlar babalık” demişti. Bense daha annesinin
karnındayken bile çok seviyordum kızımı ve “farklı ne olabilir ki?” sorusunu
soruyordum kendime. Ancak farklıymış gerçekten. İlk kucağıma alışımla başladı
babalık serüvenim. O duygu, o his gerçekten de kucağınıza aldığınız anda başlıyor.Ebenin
size puset içinde getirdiği ilk anda, ilk görüşte, kokusunu içinize ilk
çektiğiniz anda farklılaşıyor her şey.
Babalık işte tamda o anda başlıyor bence de…
Her şey güzel
olmayabiliyor
Elbette ki ailenin yeni üyesi ile tanıştığımız bu dakikalarda
farklı duyguları da beraberinde yaşadık ne yazık ki. Şükür bu günümüze ama o
anları da anlatmak içimi dökmek istiyorum sizlere.
Yavrumuzu başarılı bir operasyon neticesinde kucağımıza
aldık ama canımın canı yanımızdaydı lakin annesini görememiştim ne yazık ki.
Kendimizi o denli normal doğuma hazırlamıştık ki doktorumuz Özgecan hanımın “İkinizin
sağılığı için sezaryene alacağız” teklifi ile yaşadık ilk şoku. Neyse ki eşim
de bende bu noktada kararı doktora bırakmamız gerektiğini önceden konuşmuştuk. Netice de operasyon başlamış, belirli bir süre
ardından kızımızı görmüştüm. Annesiyse hala yoktu.
Yaklaşık olarak iki saat kadar ameliyathane önünde
bekledikten sonra doğumhane başhemşiresinin yanında aldım soluğu. Sağ olsunlar
hepsi güler yüzlü insanlardı, karımın çıkmadığını belirtmem ardından hem beni
sakinleştirmek hem de latife yaparcasına “Rahat ol sen bir şey olsa önce benim
haberim olurdu.” dedi. Dedi ama bende ki tedirginliği de sezecek olacak ki “
Sen git, ben geliyorum bakarız bakalım ne yapıyormuş hanım efendi” dedi.
Ardımdan ameliyathaneye girerek eşime baktı ve beni de
bilgilendirdi. Eşime yapılan epidural anestezi sanırım çabuk etkisini kaybetmiş
ve tamamen uyutmak zorunda kalmışlar. Böyle olunca da uyanma süreci biraz
uzamış. Bunu duymaksa beni rahatlattı. Aklım başıma geldi ve kızıma bakmak için
doğum servisine yöneldim.
Ömrümün en uzun
koridoru
Eşimi beklemeye ara verdikten sonra soluğu kızımın yanında
aldım. İlk kontrolleri ardından kızımda odaya yeni gelmişti. Annem vardı sadece
yanına ve bir ebe… Ebe bir şeyler anlatıyordu lakin ben anlamamıştım. Benim
gelmememin ardından ebe odadan ayrıldı. Bense annemin yüzüne bakıyordum. Normal
değildi, bir şey vardı hissediyordum. Annem
lafı uzatmadan olanları anlattı. Ne yazık ki kızımın ayağında bir sorun vardı, kendimi
odadan nasıl dışarı attım bilmiyorum. Doğum hane servisinden çıktığım gibi
yığıldım yere, ağlamaya başladım. Annem başımdaydı, ben yavruma üzülüyordum o
da yavrusuna… Yaklaşık 30-35 metrelik koridorun sonundaki çocuk doktorunun
odasına gidene kadar ömrümden ömürler gitti. Durumu sordum ve çok şükür ki
korkulacak bir şey olmadığını söyledi. Karşılaşılan bir durum olduğunu ifade
eti ve uzmana göstermemizi söyledi. Söylenenleri yaptık ve sadece periyodik
masajlar ile derdimiz geride kaldı çok şükür. Ama halen o koridorda attığım
adımları hatırladıkça bir farklı oluyor her şey. Ağır geliyor nefes almak,
görülmeyen yüklerin altında eziliyorum.
Sarılık ve kısa süren
ayrılık
Artık üç kişiyiz
İki kişi olarak elimizde çantalarla ayrılmıştık evimizden. Karımın
karnı burnundaydı, bense heyecandan ölüyordum. Üç kişi olarak döndük sonrasında
evimize. Ben, güzel eşim ve hayattaki en büyük şansımız kızımız, İklim. Artık
daha farklı bir havası var evin, her şeye daha farklı gözlerle bakıyoruz. Eşim
daha bir olgunlaştı anne olduktan sonra, narin yapısının yerini daha korumacı
daha cesaretli bir hal aldı. Bense hala duygusalım, baba olduktan sonra bu
durum biraz daha arttı.
Anlayacağınız iki güzelle paylaşıyorum artık bu hayatı,
değmeyin keyfime…







