Zaman Çarkı 1: Dünyanın Gözü Kitap Yorumu | Robert Jordan İncelemesi

Temmuz 03, 2026

 


Cahil Okur’dan herkese selamlar…

Uzun bir aradan sonra yine yeniden buralardayım. Ya da daha doğrusu, buralarda olmaya çalışacağımı söylemek daha doğru olacaktır. Ne zaman "Artık düzenli yazacağım!" desem mutlaka bir şeyler oluyor. Odağım kitap dışındaki konulara kayıyor ve neticesinde blogu ihmal ediyorum. Neyse ki okuduklarım hakkında aldığım notlar sayesinde bugün yeniden bu satırları sizlerle paylaşabiliyorum.

Lafı daha fazla uzatmadan, Robert Jordan'ın kaleme aldığı Zaman Çarkı serisinin ilk kitabı Dünyanın Gözü hakkındaki yorumlarımla sizleri baş başa bırakıyorum.

İçerik Yorumu

Zaman Çarkı serisi uzun zamandır okumayı planladığım bir seriydi ama nedense hep erteledim. Sanırım yoğun geçen iş hayatı, okuma konusunda beni biraz tembelliğe itmeye başladı. Neyse ki bir okur olarak çoğunuz gibi kendimi şımartmak istediğim bir anda serinin ciltli ilk kitabı olan Dünyanın Gözü eserini satın aldım ve okumaya başladım.

Başlarda okurken sıkıldığımı ve ne yazık ki hikâyenin içine giremediğimi belirtmem gerekiyor. Hikâye bir türlü beklentilerimi karşılar durumda değildi. Bir de bunun üstüne okuyamama dönemim eklenince kitap elimde epey uzun süre süründü. Sanırım 200. sayfaya gelene kadar hep kesik kesik okumuştum.

Ancak kitabın, kendimce ikinci bölüm olarak adlandırdığım kısmına gelince birden kitabı elimden bırakamaz hâle geldim. Garipsediğim konu ise, yazar Robert Jordan hakkında daha önceden çok fazla bilgi sahibi olmamam nedeniyle kitaptan Yüzüklerin Efendisi tadı almaya başlamam oldu. Bu bir spoiler sayılmaz ama eserde sizi nasıl bir atmosferin beklediğini anlamanıza yardımcı olacaktır.


Kitabın sonlarına yaklaştıkça tüm karakterlere ve evrene olan ilgim oldukça arttı. Uzun zaman sonra, zevkli bir okumanın bir okurda bıraktığı o tatlı burukluğu yeniden yaşadım. Hani bir yandan kitabı bitirmeye çalışırken diğer yandan hiç bitmesin diye düşündüğümüz o paradoks var ya, işte tam olarak ondan bahsediyorum.

Serinin ikinci kitabını da kısa zaman içerisinde okumayı planlıyorum. Umarım bunu başarabilirim.

Yazım Dili Yorumu

Robert Jordan'ın kalemine ve olayları anlatış şekline hayran kaldım. Bazen tasvirler okuru yorabiliyor olsa da genel anlamda oldukça akıcı bir anlatımı var. Çevirinin de başarılı olduğunu belirtmem gerekiyor. Türkçeleştirme sürecinde olayların veya tasvirlerin akıcılığını bozacak, okuru rahatsız edecek belirgin bir sorunla karşılaşmadım.

Yapısal Yorum

İthaki'nin ciltli baskısına gerçekten hayran kaldım. Umarım serinin diğer kitaplarını da ciltli olarak bulup koleksiyonuma ekleyebilirim. Birkaç küçük yazım yanlışı dışında dikkatimi çeken önemli bir baskı hatasıyla karşılaşmadım.

Zaman Çarkı Dünyanın Gözü okunur mu?

Robert Jordan'ın bu kültleşmiş eseri için elbette aksini iddia edecek bir fantastik edebiyat okuru bulmak zordur. Benim kişisel yorumuma gelecek olursam, bu kitabı okumakta kesinlikle geç kalmışım.

Keşke daha genç yaşlarımda okuyup bugün yeniden başına dönebileceğim eserlerden biri olsaymış. Gerek kurduğu evren gerekse karakterleriyle Dünyanın Gözü, sabır gösteren okuru fazlasıyla ödüllendiriyor. Eğer uzun soluklu fantastik serileri seviyorsanız, Zaman Çarkı serisine gönül rahatlığıyla başlayabilirsiniz.

 

Atuan Mezarları Kitap Yorumu | Ursula K. Le Guin’in Yerdeniz’deki En Karanlık Hikâyesi

Eylül 06, 2025

    

Atuan Mezarları kitap yorumu, Ursula K. Le Guin kitapları, Yerdeniz Serisi ikinci kitap, Fantastik kitap önerileri, Metis Edebiyat Ursula K. Le Guin, Ursula K. Le Guin Atuan Mezarları, Kitap Yorumları

Ursula K. Le Guin’in Yerdeniz Serisi’nin ikinci kitabı Atuan Mezarları üzerine detaylı kitap yorumu, yazım dili incelemesi ve en dikkat çekici alıntılar.


Cahil Okur’dan herkese selamlar!

    Uzun bir aradan sonra yeniden kitap yorumları ile buradayım. Kalacağıma çok söz vermiyorum çünkü hayat telaşı bazen beni buradan ayrı tutabiliyor. Lafı uzatmadan hemen konuya geçelim…

    Bugün karşınıza Ursula K. Le Guin’in Yerdeniz Serisi’nin ikinci kitabı Atuan Mezarları ile geldim. Okuyalı hayli bir zaman olsa da, kitapları okurken aldığım notlar sayesinde bu yorumları sizlerle paylaşabiliyorum. Şu an sırada bekleyen ondan fazla yorum bulunmakta.


📖 İçerik Yorumu

    Öncelikli olarak şunu belirtmem gerek ki, halen Ursula K. Le Guin’in diline tam anlamıyla alışabilmiş değilim. Bu nedenle okumanın ilk bölümleri benim açımdan çok akıcı gitmedi. Bazı kısımlarda kopmalar yaşadım ve sadece “okumak için okudum” diyebilirim.

    Fantastik maceraları ve farklı evrenleri ziyaret etmeyi seven biri olmama rağmen, eserin başlangıcı bana çok verimli gelmedi. Ancak kitabın ikinci bölümünde olayların hareketlenmesiyle birlikte hikâyeye daha çok bağlandım. Bu noktada kitabı okuyacak kişilerin de benzer bir deneyim yaşayacağını düşünüyorum.

    Son bölümlerle birlikte sıradaki kitap için heyecanım iyice arttı. Bir an önce serinin üçüncü kitabına geçmek istiyorum.


✍️ Yazım Dili Yorumu

    Ursula K. Le Guin’in yazım dili bana biraz garip gelse de, zamanla daha çok alışabileceğimi düşünüyorum. Çiğdem Erkal İpek’in çevirisi ise oldukça başarılıydı; metin akıcı ve doğal bir şekilde aktarılmış.


📚 Yapısal Yorum

    Metis’in kitap kapak tasarımları genelde farklı oluyor. Atuan Mezarları için daha çarpıcı bir kapak tercih edebilirdim ama mevcut kapak da esere özgün bir hava katmış. Editöryel açıdan ise herhangi bir sorunla karşılaşmadım. Burada Metis Yayınları’nın kalitesini görmek mümkün.


💬 Kitap Alıntıları

“Öldükten sonra daha tanrısal olacak.” (s.47)
“Ahmakları aldatmak kolaydır.” (s.57)
“Ejderhalara kimse hükmedemez. Konu bir ejderha olursa akla gelen soru da hep aynıdır: Seninle konuşacak mı yoksa seni yiyecek mi?” (s.90)
“Bir insanın yeniden doğabilmesi için, ölmesi gerekir.” (s.118)
“Her ikimizi de özgür kıldın.” dedi adam. “Hiç kimse tek başına özgürlüğünü kazanamaz.” (s.120)
“Özgürlük ağır bir yüktür, ruhun yüklenmesi gereken büyük ve garip bir sorumluluk. Kolay değildir. Verilen bir armağan değil, yapılan bir seçimdir; bu seçim de zor bir seçim olabilir.” (s.146)


🎯 Sonuç

Atuan Mezarları, başlarda zorlayıcı olsa da ilerledikçe sizi içine çeken, derin anlamlar barındıran bir eser. Fantastik edebiyat severler için mutlaka okunması gereken kitaplardan biri. Benim için Yerdeniz Serisi’nin en önemli halkalarından biri oldu.

👉 Siz de okuduysanız yorumlarınızı paylaşın. Henüz okumadıysanız, bu kitabı listenize eklemenizi kesinlikle öneririm.

Ne İzledim? - 6888. Tabur - 1. Yorum

Nisan 27, 2025

 

Film Yorumları, Film Blogları,Kitap Uyarlaması Filmler, Netflix, 6888.Tabur, 6888.Tabur yorum, 6888.Tabur izle

Cahil Okur’dan herkese selamlar!

 

2025 için umutlar üst seviyede başlamış olsam da ne yazık ki sanırım ben bu işleri tam istediğim seviyede bir türlü tutamayacağım. Ama yine imkanlar dahilinde elim elverdikçe buralardayım ve yazmaya devam edeceğim. Lafı çok fazla uzatmadan yazının temel amacına geri dönelim ve bugün sizlerle paylaşacağım film yorumuna geçeyim hemen!

 

6888. Tabur

 

Filmin tanıtımını instagramda gezdiğim sırada gördüm ve kısacık fragman nedendir bilmem beni içine çekti. Oldum olası bu tip filmleri severim ama daha izlemeden 6888. Tabur’da daha farklı bir şeyler olduğunu anlamıştım. Nitekim hislerimde de yanılmamışım.

 

Filmiçin en basit tabirle son zamanlarda izlediğim en iyi film olduğunu söyleyebilirim. Gerçekten duygunun izleyene rahat bir şekilde geçtiği ve karakterlerin yaşadıklarıyla rahat bir şekilde empati yapabildiğiniz bir eser. Oyunculuklar ve işlenen konu bakımından izleyicinin rahatlıkla eserin bir parçası olabildiğini belirtmek gerek.

 

Genel anlamda filmin temposu düşüktü. Yavaş bir anlatım kullanılmış ve bu izleyeni rahatsız etmiyor. Lakin yine de asker postaları ile ilgili olan kısımların daha derinlemesine ve daha yavaş bir tempoda işlense daha da güzel olabilirdi diye düşünmeden de edemedim. Askeri b ir hayatın konu alındığı filmde militarist bir anlatımdan ziyade insan ilişkileri ve psikolojik betimlemelere fazlaca yer verildiğini ve bu anlatımların çok ama çok beğendiğimi belirtmem gerekiyor.

 

Film Yorumları, Film Blogları,Kitap Uyarlaması Filmler, Netflix, 6888.Tabur, 6888.Tabur yorum, 6888.Tabur izle

Filmin temelini her Amerikan askeri filminde olduğu gibi Amerikan vatanseverliğinin oluşturduğunu belirterek, “Son” yazınsını gördüğünüzde içinizde bazı milli duyguların kabarmasına sebebiyet vereceğini de belirtmekte fayda var. Dönemi yansıtması açısında da beyaz ırk ile siyah ırk arasındaki kavganın çok net bir şekilde gözler önüne serildiğini belirtmem gerek.

 

Sonuç olarak zevk alarak izlediğim güzel bir film oldu. Benim için özel eserlerden biri oldu. İzlemenizi tavsiye ederim. Film Netflix platformunda mevcut bilginize…

 

 

2025 hedefim ne?

Ocak 18, 2025

 

Estikçe, 2025 Hedefi

Cahil Okur’dan selamlar…

 

2025 yılı başı itibariyle yine yeni yeniden  blolga dönme kararı almam ile kendim için belirlediğim bazı hedefleri de sizlerle paylaşmak ve bu konuyu tarihe bir not düşmek istedim.

 

Daha önce de dediğim gibi uzun süredir buralarda yoktum ama kitap okuma, film izleme gibi konulardan da ne yazık ki biraz uzak kaldığımı belirtmiştim. Aslına bakarsanız yoğun iş temposu ve özel hayat gibi konular nedeniyle bu tip beni rahatlatan konulardan genel anlamda uzak kaldım.

 

Ne zamandır doğru düzgün kitap okumadım. Dikkatimi çekecek bir film bulmakta ise hanidir zorlanıyorum. Bir şeylere başlayıp bitireme gibi nalet bir hastalığa tutulmuştum. 2025 yılının gelişi ile ise bu durumdan kurtulmak adına kendimi biraz zorlamaya karar kıldım ve bazı hedefler belirledim.

 

2025 Okuma Hedefi

            1000Kitap uygulamasının hatırlamasıyla başlayan bu bilinçlenme sürecimde ilk olarak uygulamadaki kitap hedefimi belirledim. Bu yıl için daha önceki yıllarda da olduğu gibi kendime 50 kitap hedefi koydum. Bu hedefi genel olarak tutturamama gibi bir sıkıntım olsa da bu yıl daha fazla dikkat edeceğim.  Kararlıyım…

 

            Sonrasında hedefi biraz daha detaylandırmak için kendime günlük 20 sayfa okuma hedefi koydum. Bu hedef günlük stabil 20 sayfadan ziyade ay sonunda okunan toplam sayfa sayısının ortalamasında günlük 20 sayfa hedefini tutturmak ile ilgili.

 

Yani 31 günlük Ocak ayı içerisinde toplamda 620 sayfa okuyabilirsem (Ki bunu şu anda zaten tamamladım) günlük okuma hedefini tutturmuş olacağım. Yıl sonuna kadar bu hedefin içerisinde kalırsam yaklaşık 7500 sayfaya yakın kitap okumuş olacağım. Belki biraz az gibi gözüküyor ama son 1 yıldır eline kitap almamış bir adam için şimdilik gerçekleştirilebilir bir hedef ve gerçekleştirilen hedefler konuya olan inancınızı ve iştahınızı artıracaktır.

 

2025 Blog Yazısı Hedefi

 

            2025 yılı içinde blog için hedefim ise haftalık en az 1 yazı yazmak. Bu konuda pek zorlanacağımı düşünmüyorum. Şu anda toplamda yazılmayı bekleyen 15 kitap yorumu var. Bir yıldır kitap okumazken nasıl bu kadar bekleyen yorum var diyebilirsiniz. Ben kitaplarımı okurken her zaman notlar alıyorum. Bloga yazmadığım dönemlerde bile bu şekilde olmuştur hep. Kitap hakkındaki düşüncelerim, olumlu veya olumsuz fikirlerimi hep kaydederim. Beklemekte olan 15 kitapların bazılarındaki notlarım kayıp olsa da genel anlamda yazılmayı bekleyen bolca yazım var.

 

Ayrıca izlediğim dizi ve filmlerin yorumları da bekliyor. Bu açıdan hedefi tutturmak çokta zor olamayacak gibi. Bunun yanı sıra farklı konulardaki fikirlerimi sizlerle paylaşacağım yazılarda olacak. Ve elbette blog arkadaşlarımın düzenlediği farklı etkinlik yazılarıyla da bu süreç desteklenmiş olacak.  

 

Sonuç olarak blog yazı hedefimin kat kat fazlasını gerçekleştirebilirim ama hedefi yine makul seviyede tutarak kendimi pişman etmek istemiyorum.

 

İşte Cahil Okur’un yeni yıldaki blog ve kitap okuma hedefleri bu şekilde. Sizlerin hedeflerine durumda? Bazılarınızın hedeflerini okudum ama diğer arkadaşlarda yorum olarak paylaşırsa sevinirim. Görüşürüz…

Baba Kız Zamanı!

Ocak 09, 2025

 

Estikçe, İklim, baba-kız zamanı

Cahil Okur’dan selamlar,

 

Bu dünya da insanın ulaşabileceği en güzel makam bence anne ve baba olmaktır. Oldukça zorlu bir görev olsa da arada yaşanan küçük anlar ve bir süre birlikte oyun oynamanın verdiği mutluluk hem çocuk için hem de anne ve babalar için paha biçilmez.

 

İşte böylesi bir güzel anı paylaşmak adına geçtim bugün klavye başına. Geçtiğimiz günlerde İklim’imin aklına güzel bir oyun geldi. Kendisinin cebren benden aldığı kalemlerimizle boyama yapmaya karar verdik. 12’li setin içinden ikimizde gözlerimizi kapatarak (burası önemli) 3’er kalem seçecek ve resim yapacaktık. Birlikte geçirilecek güzel bir anın başlangıcı işte bu fikir oldu.

“Yorgun baba” kozumu oynayarak biraz kolaycılığa kaçtığımı itiraf etmeliyim elbette bu noktada. Resimleri tamamen aklımızdan çizmektense seçtiğimiz renklerle boyama yapmayı teklif ettim ve melek kalpli kızım babasının yorgunluğunu geçerli mazeret sayarak teklifimi onayladı ve başladık boyamaları yapmaya…

 

Burada ilk resmimizi görüyorsunuz. Her ikimizin de seçtiği üç renk…

 

Estikçe, İklim, baba-kız zamanı


Ve sonuçlar…

 

Estikçe, İklim, baba-kız zamanı

İkinci boyamalarda ise renk sayısını dörde çıkarma kararı aldı meleğim. Başta siyah geldi diye üzülür sanmıştım ama ara kural değişikliği ile siyah ile işi bittiğinde başka bir renk ile değiştirdi.

 

Estikçe, İklim, baba-kız zamanı

İkinci boyamalarımız ise bu şekilde oldu;

 

Estikçe, İklim, baba-kız zamanı

Resim ve renklendirme konusunda hangimizin daha başarılı olduğu kişiye göre farklılıklar gösterebilir ama ben kızımla geçirdiğim 40-45 dakikalık baş başa zamandan oldukça fazla zevk aldım. Bu zamanın ondan fazla bana terapi gibi geldiğinin altını çizmem lazım.

Evlatlarımla vakit geçirmeyi seviyorum. Bazen günün yorgunluğu ve iş stresinden buna vakit bulamasam da onlarla geçirdiğim her dakika gerçekten özel. Kızıma bir kez daha buradan da bana vakit ayırdığı için teşekkürlerimi iletiyorum.

 

Peki siz miniklerle nasıl vakit geçiriyorsunuz? Paylaşıp yeni fikirler edinmemi sağlarsanız mutlu olurum.

Yeni yıla başlarken

Ocak 02, 2025


Cahil Okur’dan selamlar…

 

5 Temmuz 2023 tarihinde yazdığım son blog yazımın üzerinden tamı tamına 5 yüz 78 gün geçmiş durumda… Oldukça uzun bir süredir devam eden miskinliğimi yeni yıl sebebiyle bitirmeye karar verdim ama bunda ne kadar başarılı olurum gerçekten bilmiyorum.

Şimdilik buralarda olmaya çalışacağımı belirtmekle kalmak istiyorum. 2025 yılı için kendime belirlediğim haftada bir bloga yazma konusunu ne kadar gerçekleştirebilirim bilmiyorum ama zaman ilerledikçe bunu göreceğiz.

Geri gelmek, güzel insanları yeniden görmek gerçekten çok güzel. Şimdiden güzel bir yıl geçirmeniz dileğiyle

 

Ölüm Sessiz Geldi – Agatha Christie / 1.Yorum (130)

Temmuz 05, 2023

Kitap Yorumları,Agatha Christie, Ölüm Sessiz Geldi,Altın Kitaplar,

Cahil Okur’dan herkese selamlar…

 

Uzun bir aradan sonra yeniden bir kitap yorumu ile karşınızdayım. Gerçekten çokça zaman oldu ve bu işler nasıl oluyordu unutmuş olabilirim, bu anlamda hata yaparsam şimdiden özür dilerim efendim.

 

Evet, bugün sizlerle paylaşacağım yorum Agatha Christie’nin “Ölüm Sessiz Geldi” eseri… Uzun zamandır okumayı planladığım ama bir türlü nasip olmayan bir eser. Yazarın kalemini oldukça fazla merak ediyordum ve sevgili eşimin doğum günü hediyesi olarak bana almış olduğu Agatha Christie eserleri ile bu merakı bir nebze olsun dindirmiş olduk.

 

İÇERİK YORUMU

 

Öncelikle belirtmem lazım ki kitabı okuyalı bir hayli zaman oldu. Ancak eski alışkanlık aldığım notlar sayesinde bu yorum sizlerle buluşmakta. Benim gibi Agatha Christie ile yeni tanışan bir okursanız kitabın önsözünü muhakkak okumanız gerektiğini ifade edeyim. Ben çoğu zaman kitapların bu bölümünü es geçen bir okurum ama nedense bu sefer okudum ve önsözü okumanın faydasını da gördüm. (Bu konuda biraz daha özverili olmalıyım sanırım)

 

İçerik olarak öncelikle bahsetmek istediğim Agatha Christie romanlarına göre ülkemizde daha çok popüler olan Sherlock Holmes serisi ile eseri istemsiz bir karşılaştırma içerisine girmeye başlayacağınızdır. Hele benim gibi Sherlock Holmes’un hayranı bir okur iseniz bu durumu daha yoğun olarak yaşayacağını belirtmem gerekiyor. Bu karşılaştırma yer yer sizi memnuniyetsiz bir hale sokarken, bazen de okuduğunuzdan daha fazla zevk almanızı sağlayacaktır.

 

Eserin genel olarak tadının farklı olduğunu belirtmem lazım. Farklı bir lezzet alıyorsunuz okuduğunu her sayfada. Okuyucuyu ciddi bir beklenti içine sokan bir durum söz konusu… Genel anlamda eseri okurken ilerleyiş anlamında (Katilin kim olduğu noktasında) çok fazla tahminim oldu. Netice itibari ile bu tahminlerim doğru çıkmamış olsa da “ters köşe yapayım” mantığıyla olduğuna inandığım neticeden ise pekte memnun olmadım açıkçası. Ama sonu tatmin etmese de genel işleyişin okuyucusunu memnun edeceği düşüncesindeyim ve içerik olarak bir şans verilmesi gerektiği kanısındayım.

 

Hikayenin sonu konusunu biraz daha açacak olursak eserde iki farklı sonun olduğunu belirteyim size. Ben ilk basımda editörün istekleri doğrultusunda değiştirilen sonu daha çok sevdim. Agatha Cristie tarafından yazılan orijinal son da eserde bulunmakta. Sizin tercihisiniz hangisi oldu ya da olacak merak ediyorum. Benimle paylaşırsanız sevinirim.

 

YAZIM DİLİ YORUMU

 

Okuması oldukça kolay ve akıcı bir anlatımın olduğunu belirtmem lazım. Bu tip eserlerde ağdalı dilden pek hoşlanmayan ben, Agatha Christie’nin kalemini ve Çiğdem Öztekin’in çevirisini oldukça beğendim. Bu anlamda son derece başarılı bir eser olmuş.

 

YAPISAL YORUM

 

Klasik Altın Kitaplar kalitesinde bir eser olmuş. Kapak tasarımında çizimleri daha çok sevsem de kullanılan fotoğraf güzeldi. Okurken hemen hemen hiç kelime basımı hatası görmedim. Bu anlamda temiz ve güzel bir okuma oldu.

 

ALINTILAR

 

Cinayet bir şiddet olayıdır. Onun için daha çok erkeklerden beklenir. Sayfa 28

 

Hayal gücü iyi bir yol gösterici, ama kötü bir ustadır. Sayfa 107

 

Bir insanın suçlu olduğunu bilmek başka, bunu ispat etmek başkadır. Sayfa 202

 

Yeryüzünde bir erkekle bir kadının mutluluğundan daha önemli bir şey yoktur. Sayfa 249

 

KÜNYA VE ARKA KAPAK YAZISI

 

Adı: Ölüm Sessiz Geldi

Orijinal adı: The Mysterious Affair at Styles

Yazar: Agatha Christie

Çevirmen: Çiğdem Öztekin

Basım: Türkçe · Türkiye · Altın Kitaplar · Ekim 2017 (İlk yayınlanma: 1963) · Karton kapak · 9789752110281

Tür: Roman, Polisiye, Edebiyat

 

Styles St. Mary köyündeki Styles Köşkü'nde son zamanlarda garip olaylar meydana gelmektedir. Sonunda bir gün, köşkteki yaşlı Bayan Inglethorp'un sağ kolu olan Evelyn, "Zavallı Emily... Hepsi, ama hepsi köpekbalığından farksızlar," diye mırıldanarak evden dışarı fırlar. Varlığıyla Bayan Inglethorp için bir güvence oluşturan Evelyn'in gidişi, köşkün havasını tümüyle değiştirir. Artık koca evde sonsuz bir kuşku ve ürkütücü bir kötülük havası esmeye başlar... Kırık bir kahve fincanı, bir damla mum yağı, Begonya tarhı...

 

Dedektif Poirot, efsanevi zekâsını kullanarak bu ipuçları sayesinde olayı aydınlatacaktır...

(Tanıtım Bülteninden)

2 yılda neler oldu?

Haziran 18, 2023


 Cahil Okur’dan selamlar…

 

Buralardan uzaklardayken başımdan neler geçti biraz onlardan bahsetmek istedim sizlere bugün;

 

Öncelikle İklim’den blogu takip edenlerin haberi vardır. İlk kızım, gözümün nuru ve de hayatıma anlam katanım. Daha nice güzel sözlerle tarif edebileceğim canım kızım. Zaman geçti minik yavrum 4 yaşına geldi. Bazen zorlu geçse de babalık genel anlamda bu hayatta aldığım en güzel hediyedir bana yaradandan kızım. Her gün varlığına şükrederek ona sahip olma şerefine nail olmak için kime, nasıl bir iyilik yaptığımı düşünüp duruyorum.

 

İklim büyüdü ve bir gün bir kardeşe sahip olmak istediğini ilan etmesi ardından ise İnci Güneş’imiz girdi hayatımıza buralardan uzak kaldığım sürede. Annesi ve bende aynı çocuğu ikinci kez büyütürcesine bir duygu yaratan miniğimizin ablasından tek farkı göz rengi sanırım. Kalan her şeyleri birebir aynı. Artık evde beni bekleyen melek sayısı üç oldu. Hayatımdaki en güzel ve en önemli değişiklik buydu buradan uzak kaldığım sürede. Üçüncü ayını dolduran meleğimizin ablasıyla olan ilişkileri ile her günümüzü mutlu ve mesut geçirmeye devam ediyoruz.

 

Blog yazmaktan uzaklaştığım dönemin temel sebebi ise kitaplardan da uzak kalmış olmamdı sanırım. Hayatımın belli dönemlerinde ne yazık ki kitaplardan kopuyorum. Belki okuduğum son kitabın bana hitap etmemesi, beklide hiç olmasını istemesem de bıkkınlaşmam… Yaklaşık 2 senedir okuduğum kitap sayısı bir ya da ikidir. Ne yazık ki bu konuda kendime çok kızsam da şu son bir haftaya kadar kitapçıma bile gitmek gelmedi içimden nedense. 

 

Kitap okumuyorum dediysem elbette bu sadece kendim için okumamamdı. Bunu da belirtmek gerekiyor ki her akşam hiç aksatmadan İklim’e kitap okuyoruz. Ya ben, ya annesi muhakkak yatmadan önceki on beş dakikayı kitapla geçirmesi için elimizden geleni yapmaktayız. Kitaplığındaki sayının giderek artması ve artık kendi kitaplarını seçebiliyor olması bizleri gerçekten mutlu ediyor. Belki ilerleyen günlerde İklim’in kitaplığında da kısa bir tur atarız hep birlikte.

 

            Bunların dışında kısa bir süre, yaklaşık 7 ay kadar, tekrardan siyaset denen illete bulaştım. Her seferinde ülkem ve gelecek için güzel şeyler yapmak için yola çıksam da bir yerlerde şahsi menfaatini önceleyen insanlarla karşılaşmam ardından naletler ederek tekrar tövbe ediyorum siyasete. Bazen mutlak monarşi sistemiyle yönetilmenin toplum adına daha yararlı olabileceğini düşünmüyor değilim. Demokrasi ne yazık ki toplumumuz adına çok da faydalı olmuyor gibime geliyor. Yeterli içselleştirmeyi halen başarabilmiş değiliz.

 

            Son olarak işim noktasında da bazı atılımlar yaptım ve bu da benim yoğunlaşmam gereken konuların sayısını artırınca her yere yetemez oldum açıkçası. Zaman zaman buralarda gizliden yazılanları okumuş olsam da pasif bir süreci geride bıraktım artık. Bundan sonra  daha aktif olarak buralarda yer almayı planlıyorum. Blogu açtığım dönemdeki ilk hedefim halen geçerli. Bir gün burayı kızlarıma bırakmanın peşindeyim. Kim bilir belki bunu başarabilirim, belki başaramam… Ama denemeden bunu yapmak çok zor.

 

            Umarım sizlerde iyisinizdir. Bazı eski dostların tekrardan merhaba dediğim yazıma yaptıkları yorumları görmek beni memnun etti. Benim gibi yoğunluk nedeniyle uzaklaşan dostlarda bir an önce dönerler umarım. Burada sizlerle olmak çok güzel.

 

            Şimdilik hoşçakalın…

2 yıl aradan sonra

Haziran 13, 2023

Estikçe, Cahil Okur,



Herkese selamlar…

 

Uzun zamandır buralarda yoktum. Eskilerden kimler kaldı, bu Cahil Okur’u kimler tanır bilmiyorum. 2 yıldır bilgisayar başına geçip bir şeyler karalamadığımı fark ettim geçenlerde… Buraları uzun zamandır boş bıraktığım ve hayatta kendime ait olan birçok konuyu atladığım bir gerçek.

 

Blogumu açarken çok farklı hedeflerim vardı ama bugün gelinen noktada hayat telaşı ve iki kız babası olmanın verdiği sorumlulukla kendime ayırdığım zamanlardan ve alanlardan oldukça uzak kaldım. En çok üzüldüğüm ise buradan uzak kalmaktı. Şimdi 2 yıl sonra size bu yazı ile merhaba diyorum ama ne kadar buralarda kalırım, ne kadar yazabilirim bilmiyorum.

 

Buradan uzak kaldığım zamanda yaptıklarımı belki ilerleyen günlerde uzun bir yazı ile anlatırım. Şimdilik sadece kısa bir merhaba yazısı olarak kalsın bu… Yazmanın ve içini dökmenin bu tadımlık versiyonundan aldığım güzel lezzet ile sizlere şimdilik veda ediyorum. İlerleyen günlerde daha uzun yazılarda görüşmek dileğiyle.



Kitap Alış-Verişi #5 Agatha Christie

Eylül 12, 2021

Agatha Christie, Hercule Poirot, Altın Kitaplar,Kitap alış-verişi,Estikçe,

Cahil Okur’dan herkese selamlar…

 

Dayanamayıp ilk kitabı okusam da geçtiğimiz günlerde Agahta Christie kitaplarını edindim. Başlıkta her ne kadar “Alış-Veriş” yazısı gibi lanse etsem de kitaplar bana hediye olarak geldi.

 

Ağustos aynın 5. günü bu faninin dünyaya gelişi… Evli bir adam olarak en büyük destekçim olan sevgili eşim bana bu doğum günümde hediye istemediğimi belirtmem üzerine gene duramadı ve “En azından kitap alayım” diyerek bana konuyu açınca elbette geri çevirmedim.

 

Okuma zevkimi az çok bilse de okumak istediğim bir kitap olmasını istediğinden yazarın ismi noktasında aldığı küçük bir yardım neticesinde benim için seçtiği bu dört güzeli hazinemi zenginleştirmiş oldum.  Hercule Poirot ve Agahta Christie ile bu kitaplar sayesinde tanışarak serinin ilk kitabını geçtiğimiz ay okudum. Kısa zaman içerisinde sizlerle yorumumu paylaşacağım.

 

Bir kez daha sevgili eşime teşekkür ediyorum bu güzel hediyeleri ve her zaman yanımda olduğu için... İyi ki varsın en büyük destekçim J           

 

             

Simyacı - Paulo Coelho / 12. Yorum (129)

Eylül 08, 2021

Simyacı, Paulo Coelho, Türkçe, Türkiye, Can Yayınları, O Alquimista, Roman, Edebiyat,Kitap Yorumları,

Cahil Okur’dan herkese selamlar… Kitap yorumları bir hayli birikmişken bu adam yazmaktan iyice korkar oldu. Ama bir yerden başlamak lazım diye düşünüyorum… O zaman lafı uzatmadan yeni yolculuğumuza başlayalım…

 

KİTAP YORUMU

           

            Evet… Gerçekten yazılmayı bekleyen kitap yorumu sayısı beşi geçti. Ayrıca yazılacak birkaç yazı daha var…  İşlerin yoğunluğu bendeki yazma isteğini azaltıyor ama inatçı olmakta kararlıyım. Bu gün karşınıza Pualo Coelho’ya ait Simyacı ile gelmekteyim. Hemen yoruma geçmek istiyorum…

 

İçerik Yorumu

           

            Oldukça bilinen ve herkesin okuyup bir eserdir diye düşünüyorum Simyacı’yı… Ben kitabı ikinci el olarak aldım lakin oldukça temizdi ve bu beni mutlu etti.   Uzun zamandır da okunmayı bekliyordu. Bu güne kısmetmiş…

           

            Yukarıda da belirttiğim gibi gerçekten harika bir eser. Ve kesinlikle okunmasını tavsiye ediyorum ayrıntılara girmeden bunu belirtmek isterim. İçerik anlamında hafif olsa da anlamsal olarak ciddi bir derinliğe sahip bir eser. Hatta belirli aralıklarla okunması gereken eser kategorisinde bile değerlendirilebilecek bir yapıt.

 

            Genel anlamda bildiklerimizi anlattığını ve bu nedenle de hafif geldiğini belirtmekte fayda var. Lakin yazarın anlatımıyla nedense daha farklı bir tat, daha farklı ve bilinmeyen bir lezzet katmış olaylara. Kitapta bahse konu yolculuğa kendinizi kaptırmaya başladığınız anda okuyucunun kendini ve hayatını sorgulamaması işten bile değil.

 

            Kişisel menkıbe olayı gerçekten önemli bir ayrıntı… Eser genel anlamda içerik bu konu üzerinden ilerlemekte ve her bireyin bu menkıbesini belirlemek ve yerine getirmek adına bir azme sürüklemekte.

 

            Çokça ayrıntıya girersem kitabın içeriğine anlatmaktan korktuğumdan burada kesiyorum lakin yine belirtirim ki kesinlikle listenize almanız gereken bir kitap. Belki de bu yılın benim adıma en verimli ve en unutulmaz eseri oldu diyebilirim.

 

Yazım Dili Yorumu

 

            Yazar Paulo Coelho’dan okuduğum ilk eser Simyacı… Ben dilini oldukça sade ve akıcı buldum. Okuduysanız ya da ilerde bir gün okursanız sizinde aynı fikirde olacağınız kanısındayım. Gerçekten su gibi ilerleyen bir anlatımı var.

 

Yapısal Yorum

           

            Can Yayınları’nın kalitesini tartışmaya bence gerek yok. Klasikleşen bir yapıda oldukça başarılı bir yapıt oluşturmuşlar.

 

ARKA KAPAK YAZISI

 

Simyacı, dünyaca ünlü Brezilyalı yazar Paulo Coelho'nun üçüncü romanı. 1996 yılından bu yana Türkiye'de de çok okundu, çok sevildi, çok övüldü bu kitap. Bir büyük Doğu klasiği olan Mevlâ­nâ'nın ünlü Mesnevî'sinde yer alan bir küçük öyküden yola çıkarak yazılan bu roman, yüreğinde çocukluğunun çırpınışlarını taşıyan okurlar için bir "klasik" yapıt haline geldi.

 

Simyacı, İspanya'dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago'nun masalsı yaşamının öyküsü. Ama aynı zamanda bir "nasihatnâ­me"; "Yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğunu nasıl kuracaksın?" gibi sorulara yanıt arayan bir yaşam ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen bu romanın, dünyanın dört bir yanında bunca sevilmesinin gizi, kuşkusuz bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor.

 

Simyacı'yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp, güneşin doğuşunu izlemeye benziyor.

 

KÜNYE

 

Simyacı - Paulo Coelho

 

Basım: Türkçe · Türkiye · Can Yayınları · Haziran 2021 · Karton kapak · 9789750726439

Orijinal adı: O Alquimista

Tür: Roman, Edebiyat

 

ALINTILAR

 

 

Çobanların da, tıpkı denizciler ve gezgin satıcılar gibi, kendilerini yeryüzünde başıboş dolaşmaktan vazgeçirtecek birinin yaşadığı bir kente uğrayabileceklerini biliyordu. Sayfa 21

 

Bir düşü gerçekleştirme olasılığı yaşamı ilginçleştiriyor. Sayfa 27

 

Hayatımızın belli bir anında, yaşamımızın denetimini elimizden kaçırırız ve bunun sonucu olarak hayatımızın denetimini yazgının eline geçer. Dünyanın en büyük yalanı budur... Sayfa 35

 

Bütün günler birbirinin aynıydı ve bütün günler birbirine benzediği zaman da insanlar, güneş gökyüzünde hareket ettikçe, hayatlarında karşılarına çıkan iyi şeylerin farkına varamaz olurlar. Sayfa 44

 

Mutluluğun Gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan. Sayfa 48

 

Parası olan adam hiçbir zaman tamamen yalnız değildir. Sayfa 52

 

Büyük bir hayal kırıklığına uğramaktan korkuyorum, bu yüzden hayal kurmakla yetinmeye çalışıyorum. Sayfa 73

 

Bir şeye karar vermek, başlangıçtan başka bir şey değildir. İnsan bir şeye karar verdiği zaman, karar verdiği sırada hiç önemsemediği, düşünde bile aklına gelmeyen bir yöne doğru, şiddetli bir akıntıya kapılıp gidiyordu. Sayfa 88

 

Her zaman şimdide yaşamayı başarabilirsen mutlu bir insan olursun. Sayfa 106

 

İnsanlar resimlerin ve sözcüklerin büyüsüne kapılıp sonunda Evrenin Dili'ni unuttular. Sayfa 110

 

Aşk, sevilen nesnenin yanında bulunmayı zorunlu kılıyordu. Sayfa 120

 

İnsan sevince, nesneler daha çok anlam kazanıyor. Sayfa 122

 

Kötülük insanın ağzına giren şeyde değildir. Kötülük oradan çıkandadır. Sayfa 138

 

İnsanlar gitmekten çok geri dönüşü hayal ediyorlar. Sayfa 147

 

Genellikle ölüm, insanı hayata karşı daha dikkatli olmaya zorlar. Sayfa 163

 

Bir kere olan bir daha tekrarlanmaz. Amma ve lakin iki kere olan mutlaka üçüncü defa da olacaktır. Sayfa 178 

Ağustos 2021'in ardından...

Eylül 03, 2021


Cahil Okur’dan herkese selamlar

 

Ağustos ayı geride kaldı. Benim adıma dönüşüm ardından oldukça iyi geçen bir ay oldu. Beklediğimden daha fazla okudum ve izledim gerçekten.

 

Öncelikli olarak okuduklarımdan bahsetmek istiyorum. Bu ay toplamda 7 kitap okumuşum. Ağustos ayına J.K. Rowling’in Boş Koltuk eseri ile başlarken ardından ilk Agahta Christie eseri  olan Ölüm Sessiz Geldi’yi okudum.

 

            Ağustos ayının üçüncü kitabı ise Simyacı romanı oldu. Kitabın özetini de çıkardığım için biraz uzun bir okuma oldu böylesine kısa bir kitap adına. Sonrasında bence önemli bir eser olan Çizgili Pijamalı Çocuk okumasını yaptım, ardından da Ursula K. Le Gulin’in Yerdeniz Serisi’nin ikinci kitabı olan Atuan Mezarları’nı okudum.

           

Ayın son haftasına ise İskender Pala’dan Kitab-ı Aşk okumasını ve Arsen Lupen okumalarını yaparak ayı tamamlamış oldum.

 


Bu ay daha önceden instagram hesabımdan da belirttiğim gibi Netflix’de S.W.A.T dizisini izliyorum. İlerleyen günlerde yorumunu sizlerle paylaşmayı düşünüyorum zaman bulup yazabilirsem. Dizi de ilk sezon sona erdi. Sezon sezon değerlendirme yapmayı planlıyorum.

 

Bu arada Ağustos ayı adına benim için önemli bir diğer nokta ise diyette üçüncü ayımı tamamlamış oldum. Gerçekten kendi adıma güzel ilerlemeler kaydettim. Ayrıntılar yine uzun bir yazı ile karşınıza gelecek inşallah.

 

Sizler neler yaptınız Ağustos ayında? Yorumlarda benimle paylaşırsanız sevinirim.

Kitap Alış-Verişi #4 Arsen Lupen

Ağustos 31, 2021

 

Kitap alış-verişi, Arsen Lupen,Dokuz Yayınları, Maurice Leblanc

Cahil Okur’dan herkese selamlar…

 

            Bu gün karşınıza bir alışveriş yazısıyla gelmiş bulunmaktayım. Uzun süredir Maurice Leblanc'ın Arsen Lupen serisine başlamak istiyordum. Polisiye olan merakım nedeniyle gerçekten merak ettiğim bir seriydi. BKM’de yazın son indirimini görünce de dayanamadım ve hemen aldım.

 

            8 kitaptan oluşan seri yanlış hatırlamıyorsam 192 TL’den 96 TL gibi bir rakama inmişti. Aslına bakarsanız bu tip indirimlere pek inanmam ama görmüşken değerlendireyim istedim ve BKM’den kapıda ödemeli olarak kitabı sipariş verdim. Kapıda ödeme ücreti ile birlikte alışverişin toplam bedeli 103 TL’ye gelmiş oldu.

 

            Yukarıda belirttiğim gibi bu tip indirimlere inanmam ve haklı olduğumu daha sonra siparişimin durumunu öğrenmek için siteye girdiğimde anlamış oldum. Serideki 8 kitap tek tek sipariş verildiğinde toplamda 79,2 TL’ye geliyordu. Kapıda ödemeyle beraber bu rakam 86 TL olur ki arada bir kitap ücreti kadar fark oluşmuş oluyor. Ama ne yazık ki artık geçti ve kitaplarım yola çıkmıştı. Kazıklanmış olmayı kabul edip Arsen Lupen ile tanışacak olduğum için sevinmekle yetinmek zorunda kaldım.

 

Kitap alış-verişi, Arsen Lupen,Dokuz Yayınları, Maurice Leblanc

            Kargom geldiğimde evde değildim. Dıştan bakıldığında kargo iyi paketlenmişti. Lakin paketi açtığımda ise ikinci şok ile karşılaştım ve kitaplarımdan bir tanesinin hasar aldığını gördüm. Büyük ihtimal kargo şirketinin özensiz taşıması nedeniyle gerçekleşen bir durumdu. Kargo şirketleri ne yazık ki bunu sürekli yapıyorlar. Bu nedenle de internetten alışverişi sevmiyorum.

 

Kitap alış-verişi, Arsen Lupen,Dokuz Yayınları, Maurice Leblanc

Kitap alış-verişi, Arsen Lupen,Dokuz Yayınları, Maurice Leblanc

            Neticede 8 kitap daha kütüphaneme katılmış oldu. Şimdiden birini okudum bile… Yorumu ilerleyen günlerde sizlerle olacak. Sizler internet alışverişlerinizde hangi siteyi kullanıyorsunuz? Hangi kitap alınabilecek sitenin kargo kutuları daha güvenli? Benimle paylaşırsanız sevinirim. En azından ilerleyen günlerde yeni bir hezimete uğramamış olurum bu sayede…

 

            Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere…

Boş Koltuk - J. K. Rowling / 11. Yorum (128)

Ağustos 26, 2021

Boş Koltuk, J. K. Rowling, Türkçe,Doğan Kitap, Casual Vacancy, Edebiyat, Roman,Kitap Yorumları,

Cahil Okur’dan herkese selamlar…   

 

            Yazılacak kitap yorumları oldukça arttı. Yıllık okuma planıma bir hayli sadık kalamadığım için, yorum yazmak ile zaman kaybına uğramaktan bile korkar hale geldim. Aslına bakarsanız yazmaktan çok fotoğraf çekmek beni yoruyor ve zorluyor…

 

KİTAP YORUMU

           

            Sıra bekleyen yazılar varken bu gün karşınıza J. K. Rowling’in Boş Koltuk isimli romanıyla gelmiş bulunmaktayım. Harry Potter’dan tanıdığımız yazarın büyücüler evreninden çıkıp sakin bir İngiliz kasabasında geçen romanı konuşmaya başlayalım yavaş yavaş…

 

İçerik Yorumu

           

            Yukarıda da belirttiğim gibi J. K. Rowling dediğimizde hepimizin aklına gelecek ilk eser ebetteki Harry Potter evreni ve onun büyüleyici dünyasıdır. Bende kendisini bu eserlerden tanıdım dünyanın geri kalanı gibi. Uzun zamandır okumak istediğim Boş Koltuk isimli eseri ise aslına kitaplığımda toz tutmaya başlamıştı beklemekten. Lafı uzatmayayım okuyamama hastalığından kurtulmaya gayret ettiğim bir vakitte bana ilaç gibi geleceğini düşünerek ay başında okumaya başladım eseri…

 

            Aldığım  notlarda ilk 60 sayfanın ardından halen konuya bir türlü giremediğimi yazmışım. Aslında başı oldukça karışık ilerliyor eserin, Boş Koltuk’ta ki kahraman sayımızın da bir hayli fazla olduğunu belirtmek lazım. Her karakterin kendi içinde sorunları ve farklı dünyaları var. Böylesi bir durumda bazen okumakta güçlük yaşamanıza neden olabilecek bir yapıya bürünüyor giderek. İlerleyen sayfalarda kimin kim olduğuna aşikar hale gelene kadar durum bu şekilde iki arada bir derede devam etmekte.

 

            Kitabın zoraki ilerleyişi beni Boş Koltuk eserini beğenip beğenmeme noktasında çok ikileme düşürdü. Kahramanlarımızdan Kristal isimli kızın hikayesi beni en çok etkileyen konu oldu. Andrew ve Stuart’da diğer etkili ve önemli karakterlerdi benim açımdan. Bu noktada ana konunun belediye meclisinde boşalan bir koltukken, bu koltuğun doldurulması için yapılan meclis toplantısından üstün körü geçilmesi gerçekten okur olarak beni rahatsız etti.

 

            Sonuç olarak J. K. Rowling’in Boş Koltuk eseri benim okuyamama hastalığı ardından okuduğum ilk kitap olmasına rağmen oldukça sıkıntılı ve sorunlu geçti diyebilirim içerik anlamında. Lakin son vuruşun “aştın vuruş” niteliğinde olduğunu belirtmem gerekiyor. Mutsuz sonla biten kitapları pek sevmem ama bunun bende bıraktığı tat gerçekten tatmin edici oldu. J. K. Rowling’in büyücüler evreni dışında da güzel bir işe imza attığını ve içeriğin zorlasa da okuyucu açısından tatmin edici olduğunu belirtmem lazım.

 

 

Yazım Dili Yorumu

 

J. K. Rowling’in diyaloglarla ilerleyen diğer eserlerine göre daha durağan ve daha içsel yolculukların anlatıldığı bir eser olmuş. Bu yazım dilinin türlerinden pek hoşlanmadığım aşikar lakin bunun tam tadında bir ayara sahip olduğunu belirtmek istiyorum. 

 

Yapısal Yorum

           

            Kitabı ikinci el olarak almıştım. Biraz hırpalanmıştı lakin genel olarak Doğan Kitap’ın kalitesine uygun bir eserdi. Kapak tasarımlarına olan tutkumu takip edenler bilir, bu kapakta sevdiğim tasarımlardan bir tanesi konumunda…

 

ARKA KAPAK YAZISI

 Yüzyılın en büyük hikâye anlatıcısı J.K. Rowlingden...

Küçük bir kasaba hakkında büyük bir roman.

 

Barry Fairbrother kırklı yaşlarının başında beklenmedik bir şekilde hayata gözlerini yumar. Bu ani ölüm yaşadığı kasabanın halkı için büyük bir şok olacaktır.

 

Arnavutkaldırımlı meydanı ve eski kilisesiyle Pagford, sıradan bir İngiliz kırsalı gibi görünse de bu tatlı görüntüsünün ardında bir savaş sürmektedir. Zenginler fakirlerle, gençler ebeveynleriyle, kadınlar kocalarıyla, öğretmenler öğrencileriyle sürekli bir çatışma halindedir. Pagford kesinlikle göründüğü gibi bir yer değildir.

 

Belediye Meclisinde Barryden boşalan koltuk, kasabanın görüp göreceği en büyük savaşın tetikleyicisi olacaktır.

 

Türlü düzenbazlıklar ve hırsla süren, herkesin birbirinin foyasını ortaya çıkaracağı seçim savaşında zafer kimin olacaktır?

 

KÜNYE

 

Boş Koltuk

 

J. K. Rowling

 

Basım: Türkçe · Türkiye · Doğan Kitap · Mart 2013 · Karton kapak · 9786050913866

Orijinal adı: Casual Vacancy

Tür: Edebiyat, Roman

 

ALINTILAR

 

 

Güzellik geometridir. Sayfa 31

 

Çoğu insan günbegün eriyerek, yavaş yavaş ölmekten korksa da Parminder bunu rahatlatıcı bulurdu; işlerini düzene koyacak, vedalaşacak kadar zamanının olmasını istiyordu. Sayfa 52

 

Köprünün altından çok sular akmıştı artık, Shirley geçmişin hiç bahsedilmezse  silindiğine inanmayı yeğliyordu. Hatırlamayı reddediyordu. Sayfa 139

 

Çocuklar büyümelerinin sürekli bir matem hissi yarattığını asla bilemezlerdi, bilseler de bundan nefret ederlerdi. Sayfa 151

 

İntihar sadece düşünmekle başarılabilseydi, hiç tereddütsüz intihar ederdi. Sayfa 175

 

O eşsiz vücuda can veren ruhun kendisi de sıra dışıydı mutlaka. Doğa neden öyle bir kap yaratsındı ki , içine daha da değerli bir şey koymayacaksa? Sayfa 203

 

"Sağduyu dediğin şey, insanların genellikle kendi ön yargılarına verdikleri isimdir" Sayfa 271

 

"Sevginin kalbinde tarifsiz bir merhamet gizlidir" Sayfa 351

 

Bütün ruhlar tanrının ışığını saçıyor. Sayfa 408

 

İnsanın kalbinin kabullenmeyi reddettiği şeyleri beyninin bilebilmesi tuhaftı. Sayfa 468

 

Seçim yapmak tehlikeliydi; Seçim yapınca diğer bütün seçeneklerden vazgeçmek zorunda kalıyordu insan. Sayfa 516

Blogger tarafından desteklenmektedir.